Ana Sayfa » Bireyler ve Toplum, Headline

Tüketim Toplumu Olmak

31 Temmuz 2009 11 Görüş Eleştİrmen: Volkan Çınar

Sanayi devrimi ile birlikte dünya endüstrisi hızla gelişti. Tüm insanlık tarihinden fazla üretim yapıldı son 100 yılda. Bir şeyler üretilince doğal olarak tüketilmesi de gerekiyordu ve aynı hızda tüketim çılgınlığı baş gösterdi. Bunun yanına teknolojik gelişmelerde eklenince özellikle son 20 yıl dünya koca bir alışveriş merkezine dönüştü. Bu gelişmeler doğal olarak Türkiye’yi de etkiledi ama bir farkla; Türkiye tüketiyor fakat üretmiyordu! Sonuç olarak Türkiye bir tüketim toplumu haline dönüştü.

Bunun için kısa bir araştırma yaptım ilk olarak avrupayı baz alarak işsizlik oranlarını inceledim, tahmin edebileceğiniz üzere avrupanın en yüksek işsizlik oranına sahip ülkelerinden biriyiz. Bu kadar çok nüfusa sahip olup işsizlik oranının yüksek olması ilk başta normal gelebilir ama derinlere indikçe bunun böyle olmaması gerektiğini anlarız. Daha sonra çalışan kesimin üretkenliği ile alakalı veriler buldum bu konuda da malesef avrupa ortalamasının altındayız. Bir işçi saat başına ortalama olarak 28.5 dolarlık üretim yapıyor, bir çok avrupa ülkesinde ki bu ülkeler içerisinde İrlanda, Hollanda, Yunanistan, Slovenya, Belçika gibi ülkelerde var, bu sayı 35 ile 50 dolar arasında değişmekte. Yani nihayetinde üretim potansiyelimiz (işçi ve hammadde) yüksek iken bunu kullanamayışımız bir yana mevcut üretimimiz de verimsiz.

İşin asıl acı tarafı ise madalyonun öteki tarafı olan tüketimde. Üretim durumumuz potansiyelimize göre bu kadar düşükken tüketimde hemen hemen her kriter göz önüne alındığında yukarılarda yer alıyoruz. Örnek verecek olursam Türkiye’de her ay ortalama 1 milyon cep telefonu alınmakta. Muhtemelen bu yazıyı okuyanların bir çoğunun telefonu da en fazla bir kaç aylıktır. Sonuç itibariyle cep telefonlarının asıl görevi arama yapmak, bunun yanı sıra 3-4 yılda bir radikal yenilik getirilmekte cep telefonlarına. Peki neden insanlar her ay yeni model bir cep telefonu alır? İşte bu sorunun cevabı yukarıda yazdığım tüketim çılgınlığıyla alakalı. Bu tüketim çılgınlığının ülke ekonomisine yaptığı zarar ise malesef korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Bu verdiğim örneğin yanı sıra tüketim toplumumuzu gözler önüne seren bir çok güzel örnek bulmak mevcut misal kredi kartları, alışveriş merkezlerinin yoğunluğu, borçlanmalar, evimizdeki her şeyin ithal ürün olması… gibi.

Sonuç itibariyle tüketim toplumu haline dönüştük ya da dönüştürüldük. Bana göre bu ülkenin en büyük bir kaç sorunundan biri, mevcut düzenin buna çanak tutması da cabası. Çözüm olarak öncelikle insanlar bilinçlendirilmeli ve devlet tarafından çeşitli yaptırımlar uygulanmalı aksi takdirde bu çılgınlık hiç bitmeyecek.

11 Görüş »

  • fizikci dedi ki:

    Çözüm olarak öncelikle insanlar bilinçlendirilmeli ve devlet tarafından çeşitli yaptırımlar uygulanmalı aksi takdirde bu çılgınlık hiç bitmeyecek.

    Bir vatandaşın devletten kendisine yaptırımlar uygulamasını beklemesi çok tuhafıma gitti. Nedir bu devletçilik anlamıyorum… Bunun yerine konuyla ilgili STKlar kurmalıyız falan deseniz ne kadar hoş ne kadar “sivil” olacak. Devletçiliğin bir adım ötesinde militarizm vardır. Asker darbe yapsa şu tüketim çılgınlığına bir el koysa demekle devlet yaptırım uygulasa demek arasında çok büyük bir fark yok.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Mevcut otoriter yapı kapitalizm ve dolaysı ile serbest piyasa ekonomisi üzerine kuruluysa ve devlet bunu destekliyorsa yukarıda yazdığım şeylerin değişmesi için yine devletin bir şeyler yapması gerekli. Sivil toplum kuruluşlarının tüketim toplumuyla nasıl başa çıkacağını yazarsanız memnun olurum nitekim Türkiye’de malesef sivil toplum kuruluşları sahip olmaları gereken basit vasıflara bile çoğu zaman sahip olamıyor.

    Sorun doğrudan sistemde bu yüzden bir şeylerin değişmesi için sistemde bir şeylerin değişmesi gerekli bunu da ancak devlet yapar. Devletin bir şeyleri değiştirmesi sizi korkutmamalı bence.

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey, devlet zaten tüketim çılgınlığımızı frenleyici işler yapıyor. Ama ben bundan hiç memnun değilim. Mesela ota-boka ÖTV vergisi alınıyor, cep telefonuna ÖİV alınıyor. Tabi bu devlet paşanın niyeti tüketim çılgınlığına ilaç olmak değil, hazineyi doldurmak.. ayrı mevzu.. Öyle ya da böyle devletin hayatımıza fazla karışmasından son derece rahatsızım. Hal böyleyken bir vatandaş kardeşimin hala devletten yaptırımlar beklemesini vatandaş kardeşliğimize ihanet gibi algıladım.

    “Mevcut otoriter yapı kapitalizm.. serbest piyasa..” falan demişsiniz. Bizim serbest piyasa pek o kadar serbest değil. (Allah mekanını cennet etsin) Özal sayesinde biraz serbest oldu sadece. Eskiden çok daha kötüydü. (dolar, yabancı sigara taşıyamazdın, devlet çoğu sektörde tekel idi, bugün çoğu özelleştirildi çok şükür) Bugün halen devletin piyasalar üzerinde ciddi bir etkisi var.

  • abdul samet bozyel dedi ki:

    ne yani millet gülmesinmi

  • mirkutt dedi ki:

    Öncelikle Neden ülkemizde olup bitenleri avrupa ile kıyaslıyoruz anlamış değilim… Avrupa ülkesimiyiz? Para değerimiz Avrupa’da kullanılan paranın değeriyle aynı mı? Bunlar gözden kaçan fakat herzaman üzerine giden kavramlar.. bu konudaki eleştirileri hiç bir zaman gerçekçi bulmuyorum. eğer avrupayla kıyaslanacaksak ilk önce onların mevcut sağlık-ekonomik ve sosyal yaşantılarına ortak olmamız lazım.

    Ülkemizde Devlet ve Devleti kontrol eden KÜRESEL SERMAYE denilen iki güç var… Küresel sermayeyi yaratan devlet değil. anacak destekleyen herzaman devlet olmuştur. zira desteklemeyen hükümet başkanlarının hepsi şuanda aramızda değil. en büyük örneği ÖZALdır.

    küresel sermayenin olduğu bi yerde, sistemin nasıl olduğu açıktır. insanlar alışverişe yani, tüketimi zorlanır… reklamlar, promosyonlar ve yaşam stili gibi gösterimler bunu insanımıza mecbur kılar.

    aynı zamanda bu küresel sermaye dediğimiz düzen, kaynaklarını aldığı ülkleri karlı kılmak adına ülkemizde üretimi düşürmek için çabalar. devletimiz bu konuda çaresiz kalır. sebebi ise küresel sermaye dediğimiz gücün her şeyi yapma gücüne sahip oluşudur.

    Avrupa dediğiniz ve işsizliğinin düşük olduğunu söylediğiniz yerde Küresel Sermaye Devletle ortak çalışır. Devlet işsizleri belirler, geçici süre onları maaşa bağlar ve ardından Küresel Sermayeye bu işsizler için iş istihdamı olacak ticarethaneler açması için emir verir.

    ülkemizdeki sistemin bu şekilde ilerlememiş olmasındandır ki, işsizlik her ülkeden daha yüksektir. tüketim bir çılgınlık gibi görünmektedir.

  • aozkan dedi ki:

    volkan gerçekten hak veriyorum sana… üretmeden tüketiyoruz… geçenlerde bir vesile ile ankara ostim sanayi bölgesini gezme fırsatı buldum… orada bir firma F35 savaş uçağının bir parçasını üretiyor. parçayı bizzat gördüm, elime aldım… düşünebiliyor musun F35 i üreten firma dünyada o parçayı ankara ostim de bir firmaya ürettiriyor… inanmakta zorlanabiliriz ama ben de gözümle görmesem inanmazdım belki… demek istediğim şu; biz de üretim yapacak kapasite var, beyin var teknoloji de var ve geliştirilebilir. fakat desteklenmediği kanaatindeyim… yine haberlerde okudum ostim sanayi bölgesi başkanı şu mayınlı araziyi temizleme işine talip olduklarını açıkladı… bakalım ihaleyi kim alacak?
    dünyaca ünlü türk bilim adamları hep yurt dışında hizmet veriyorlar… eğitime ve üretime harcıyacağımız parayı yıllarca teröre ve iç kavgalara harcadık kanaatindeyim… umarım önümüzdeki yıllarda kendi kendimizle kavga etmek yerine, üretime ve eğitime yatırım yaparız…

  • tenkit dedi ki:

    Evet, gerçekten de öncelikle devlet birşeyler yapmalı.

    En büyük sanatçıları malum, en çok satan kitabının satış rakamlarının ortada olduğu bir toplumda, STK gibi iyi niyetli girişimlerin ancak kişisel debelenmelerden öteye gidemeyeceği açıktır. Çünkü ya gomonist olursunuz, ya bilmemneci.

    Yensin içilsin kültürü, malum büyük ekonomilerin varlıklarını idame ettirebilme yönünde can suyudur.

    Eh kendi üreticine, sanayicine de mazotun, elektriğin en pahallısını, en yüksek bilmemne vergilerini reva görürsen, bol bol yensin içilsin; İsviçrelinin kahvesi, bilmemnerelinin bilmemnesi.

    Evet, gerçekten de öncelikle devlet birşeyler yapmalı.

  • vps dedi ki:

    daima üretici bir toplum değil tüketici olduk sürekli hazıra alıştığımızdan kendimiz üretemez olduk ama unutmamak lazım hazıra dağ bile dayanmaz :)

  • fatma dedi ki:

    bana daha kısa şeyler lazım bu çok uzun ama yinede teşekkürler:)

  • derya dedi ki:

    :D banu millet kendini yüketiyor derken???evet ben volkana katılıyorum :)

  • Dilara dedi ki:

    Çok güzel olmuş elinize sağlık :)

Görüş belirtin!

Aşağıdaki form ile bu eleştiri hakkındaki görüşlerinizi belirtebilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Ayrıca yorumlara RSS ile abone olabilirsiniz.

Yaptığınız görüşün sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Görüş bildirirken şu etiketlerden faydalanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>