Ana Sayfa » Bireyler ve Toplum, Dinler ve Inanç, Tarihsel

Sivas Katliamının 15. Yılı

2 Temmuz 2008 9 Görüş Eleştİrmen: Volkan Çınar

Sivas Katliamı veya Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.”

2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000′e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000′e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakildi otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin’i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Gene olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.”

Alıntı: Wikipedia

Sivas Katliamı

Aradan 15 yıl geçmesine rağmen hala bazı yanlı basın ve insanlar tarafından bu katliamı; “tatsızlık”, “provakasyon” gibi kelimelerle nitelendiriliyor. Bu da ülkemizde bu denli büyük katliamların sonucunda bile bazı kalıplaşmış düşüncelerin asla değişmeyeceğini gösteriyor.

Sivas’ta yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anıyoruz…

9 Görüş »

  • Uğur dedi ki:

    “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!” sloganı grubun amacını zaten belli etmektedir.
    Bazı yanlı medyalar halkın dinini korumak için savaş açtı şeklinde yazmışlar. Ne diyelim vay hallerine!
    Müslümanlık anlayışları öldürmek, yakmak, yıkmaktan ibaret…

  • dilencikahin dedi ki:

    “Yiğitlik midir emanet cana kıymak?
    Söyle hangi kitapta vardır
    Elleri kolları bağlıyı yakmak…”

    Bu tür vahşete ülkenin şahit olması kadar üzüü bir durum olamaz bunu yapan yaşam formları benliklerini kaybetmiş, köleleşmiş yobazlardan bazılarının 15 yıl sonra dahi yakalanamamasını anlayamıyorum doğrusu.Katliam sırasında bir yaratıgın oteli göstererek “bakın işte cehennem ateşi, cehennem ateşinde yanıyorlar” şeklinde bir cümlesi bulunuyor.Bir insan buna nasıl inanır ki bunu nasıl söyler.Umuyorum bu ülke bir gün tüm gerçekleri görecek tüm gerçekleri anlayacak.

  • fizikci dedi ki:

    Sivas Katliamını tezgahlayanları da, o tezgaha gelenleri de nefretle kınıyorum.

    Müslüman olduğunu zanneden bu cahil ve vahşilerle, tek derdi dinini özgürce yaşamak olan temiz müslümanları aynı “irtica” kefesine koyanları da nefretle kınıyorum.

    Bu cahillikten ve yobazlıktan kurtuluşumuzun yegane yolunun doğru din eğitimi vermek olduğunu göremeyen ve hala din eğitimini yasaklamaya çalışanları da nefretle kınıyorum.

    Son olarak, bu ve benzeri olayların tezgahlayıcısı derin bir oluşumun varlığı büyük bir çoğunluk tarafından kabul edilmesine rağmen, tam da Ergenekon operasyonu ile bir şeyler gün yüzüne çıkmaya başlamışken, bu operasyonu önce görmezden gelip sonra da küçümsemeye, “sulandırmaya” çalışanları şiddetle ve nefretle kınıyorum.

  • dilencikahin dedi ki:

    Bu ve benzeri olaylardan kurtuluş doğru din eğitimiyle değil hümanizmi aşılamakla olur.Yaratılanı yaratandan dolayı çıkar ve korkuyla severek değil sadece insan oldugu için sadece bir birey oldugu için sevmesekte haklarına saygı duymayı öğrenmekle olur.

  • fizikci dedi ki:

    Evet dilencikahin, Yunus Emre ne güzel demiş değil mi:
    “Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü”

    Mevlana da ne güzel demişti:
    “Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz”

    Yunus Emre ve Mevlana’nın müslümanlığıdır asıl müslümanlık.

    Mevlana bir keresinde de şöyle demişti:
    “Canım tenimde oldukça Kur’ân’ın kölesiyim. Ben Hakk’ın seçkin peygamberi Muhammed’in yolunun toprağıyım. Her kim bundan başka benden bir söz naklederse, ona çok üzülür ve o sözden de çok üzüntü duyarım.”

    Bir dakka ya.. Mevlana da mı yobazmış yoksa.. Şu sözlere bak! Hümanizm dururken Kuran’dan Peygamber’den söz etmiş…

    Neyse..

    Hümanizm, doğaüstü düşünceleri reddeden, bilime ve akla öykünen daha çok ateizm ve agnostisizm ile bütünleşen bir düşünce şeklidir. Oysa insanlık tarihi insanların ne kadar da akılsız olduklarının, bilim ve tekniği ne kadar fena şekillerde kullandığının örnekleriyle dolu. Örnek olarak siz Hitler deyin, ben Lenin-Stalin diyeyim, öbürü Einstein’in Amerika başkanını atom bombasına ikna etmek için yazdığı mektubu göstersin.. sonra bu çağdaş, akıllı ve bilimli “human”lardan dehşete düşelim ve hep beraber Mevlana’nın ve İslam’ın hayat bahşeden iklimine sığınalım ve tekrar Yunus Emre’yi dinleyelim:

    “Bir kez gönül yıktın ise,
    Bu kıldığın namaz değil!”

  • Guardian dedi ki:

    @fizikci;

    neyi ispat etmeye çalışıyorsun, ne yapmaya çalışıyorsun anlamış değilim. Fakat anladığım tek şey senin “humanizm” denince aklına gelen sadece fiziksel bir insan.

    Yoksa “insanlık” değil senin aklına gelen ve neden değil onuda merak etmiyor değilim.

    Mevlana alıntı yaptığın sözlerin sahibimi bilmiyorum, sahibide olabilir. Benim gözümde Mevlana en bilge düşünürlerden biridir. Ayrıca sana “bilinmeyen mevlana” adlı eseride tavsiye ederim.

    “Hümanizm” ile yollarını direk keskin bir kılıç ile ayırdığın “İslam’ın hayat bahşeden iklimi” olgularını tekrar gözden geçirmeni tavsiye ederim.

    İslam sence humanist bir özelliğe sahip değil midir? Bence olmalıdır. Eğer hoşgörü dini diyorsak olmalıdır.

    Şimdi soruyorum, gerçekten abartmadın mı?

  • fizikci dedi ki:

    Biz dilencikahin’le tartışıyorduk ama bir hışımla Guardian dalmış ortama. Problem yok Guardian, hoşgeldin, ben sana “kan kusuyorsun” falan demem merak etme. :)

    Mevlana memleketimizde ulusalcı düşünür(!)lerin ikilemidir. Nasıl olur da bütün dünyanın tanıdığı, saydığı bir süper Türk aynı zamanda dinci-yobaz fikirlere sahip olur? Çünkü onların siyah-beyaz dünyalarında bir kişi dindar olduğu ölçüde cahil, dinsiz olduğu ölçüde aydın olmalıdır. Hem dindar hem aydın bir insan olamaz.

    Hatta arzu ederler ki; “keşke bütün müslümanlar Sivas katliamını yapanlar gibi olsa, hatta yamyam falan gibi olsalar, mağaralarda yaşasalar” Ama ne yazık ki bu arzuları gerçekleşmez. Bir bakarlar müslümanlar en başarılı holdinglerin patronu olmuş, en başarılı okulları kurmuş, en başarılı öğrencileri yetiştirmişler, siyasette bir numara olmuşlar, halkın desteğinin %47’sine sahipler.

    Üzüntülere garkolur hatta kahrolurlar. Partiyi kapatmaya, öğrencilerin zorla başını açmaya, Türk okullarına iftiralar atmaya, Anadolu sermayesine “yeşil sermaye” gibi isimler takarak küçümsemeye çalışırlar. Kaybettikçe hırçınlaşır, hırçınlaştıkça daha çok kaybederler. (Somut örnek isterseniz bkz: Tuncay Özkan)

    Sivas Katliamını sırf müslümanlar tarafından yapılmış bir katliam olarak göstermek işlerine gelir. Böylece müslümanların ne kadar cahil ve yobaz olduğunu ispatlama umuduna kapılırlar. Halbuki katliamı tezgahlayanın, insanları haftalar öncesinden tahrik edip o gün oraya toplayanın, sonra oteli yakıp suçunu bütün müslümanların üzerine atanın “derin” bir yapı olduğu ortaya çıkmıştır. “Ergenekon” kadar derin olan bu yapı aslında “Ergenekon”un kendisinden başka bir şey değildir. Hani şu ulusalcıların elele, kolkola yürüdüğü Ergenekon’dan bahsediyoruz.

    Evet yanlış duymuyorsunuz, Sivas katliamının asıl katilleri ulusalcıların yanyana durduğu Ergenekon çetesidir. Ulusalcılar Ergenekon’la yollarını ayırmadığı sürece o katliamın kanından onların üzerine de sıçrayacaktır.

    Sivas Katliamının tezgahlayıcısı da, oteli ateşe veren de Ergenekondur ama oraya toplanan cahil müslümanların ayıbı da ortadadır. Akıllarını kullanıp tezgahı anlamaları ve orada toplanmamaları gerekirdi. Bu ayıbın ise asıl nedeni “din eğitimini” engelleme, yasaklama yoluna giderek cahil müslümanların sayısının artmasına neden olan laik ve çağdaş ilkelerdir.

  • Guardian dedi ki:

    Mevlana memleketimizde ulusalcı düşünür(!)lerin ikilemidir. Nasıl olur da bütün dünyanın tanıdığı, saydığı bir süper Türk aynı zamanda dinci-yobaz fikirlere sahip olur? Çünkü onların siyah-beyaz dünyalarında bir kişi dindar olduğu ölçüde cahil, dinsiz olduğu ölçüde aydın olmalıdır. Hem dindar hem aydın bir insan olamaz.

    Sanırım bu düşünceyi sadece siz ve sözde aydınlar paylaşıyorlar. Evet, her kesimde kendini beğenmiş vardır. Sözde aydınlarımız da var. Sözde müslüman kesimimizin ya da örnekteki sözde milliyetçilerimizin olduğu gibi. Kişinin dindarlığı kendi bireysel özgürlüklerinden başka birşey değildir ve buna hiçbirsey engel olamaz. Bunun dışında kişi insanlık adına ortaya birşeyler koymuş ise benim düşünceme göre aydın kesim tarafından benimsenmektedir. Burada etken olan din faktörü değildir. Sanırım anlatmak istediğim püf noktasını anladınız.

    Sivas Katliamının tezgahlayıcısı da, oteli ateşe veren de Ergenekondur ama oraya toplanan cahil müslümanların ayıbı da ortadadır. Akıllarını kullanıp tezgahı anlamaları ve orada toplanmamaları gerekirdi. Bu ayıbın ise asıl nedeni “din eğitimini” engelleme, yasaklama yoluna giderek cahil müslümanların sayısının artmasına neden olan laik ve çağdaş ilkelerdir.

    Ortak noktamız ortada bir ayıbın olduğunu kabul etmemiz. Fakat bu ayıbın nedeni hakkında ortaya atmış olduğunuz fikire saygı duymakla birlikte çok ağır buldum.

    Çözümün yine demokraside ve karşılıklı hoşgörüde olduğunu savunuyorum.

    Cahil müslüman kesimin artması konusunda haklı olabilirsiniz, fakat biliyorsunuz ki bu Türkiye’nin çıkmazıdır. Evet, çare bulunmalıdır fakat bu ancak karşılıklı hoşgörü ortamında sağlanabilmektedir. Hoşgörü ortamı hakkında cahilliğini savunduğunuz kesimin en ufak bir düşünceye sahip olduğunuda düşünmemekteyim.

    Bunların dışında benimde şahsi fikrimi söylemem gerekirse, söylediğinizin aksine Ergenekon’dan çok daha büyük bir teşkilatlanmanın şuan için ülkemizi ve dünyayı yönettiğini düşünmekteyim. Ergenekon ise sadece emellerine ulaşmaktaki mazeretleridir. Üzerine basa basa tekrar söylüyorum, bu düşüncelerimin garantisi yoktur, kesin yargı taşımamakla birlikte, sadece nacizane fikirlerimdir.

  • mumutum dedi ki:

    evet, bu olay eğer onu tam olarak anlayıp yapmamız gerekenleri yapmazsak alnımızda(Türk milletinin alnında) bir kara leke olarak kalmaya devam edecek,,,

    Sivas’ta yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anıyoruz…

Görüş belirtin!

Aşağıdaki form ile bu eleştiri hakkındaki görüşlerinizi belirtebilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Ayrıca yorumlara RSS ile abone olabilirsiniz.

Yaptığınız görüşün sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Görüş bildirirken şu etiketlerden faydalanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>