Ana Sayfa » Genel Konular

Ses kirliliği ve hoparlörlü camiler

7 Şubat 2007 100 Görüş Eleştİrmen: Hulki Can

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının 20 Aralık 2005 tarih 711 sayılı kararı gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetim ve denetiminde olan cami, mescit gibi tapınaklara hoparlör konulamayacağı karara bağlanmıştır. 31.12.2005 tarih 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren  bu karara göre:

“Minarelere ve kubbe çevrelerine özellikle yapıyı tahrip eden elektronik malzeme (hoparlör  ve  modern  aydınlatma armatürleri gibi) elemanların konulamayacağına, ancak paratoner, kandillik ve mahya gibi özgün biçim ve malzemeye uygun tesisin yapılabileceğine, Minarelerde fiziksel tahribata neden olan ses düzeni yapılmamasına, eskiden var olanların yeni onarımlar sırasında kaldırılarak yapının orijinal durumuna getirilmesine”

Karar verilmiştir.

Ancak, bu karar sadece Vakıflar denetimindeki tarihi camileri kapsamaktadır.  Yeni inşa edilmiş ve inşa edilmekte olan cami ve mescitler bu karar dışındadır. Halbuki tüm camilerin bu karar kapsamına alınması gerekirdi. Çünkü yaşam kalitesinin düşmesine ve işgücü kaybına yol açan ses kirliliği ile mücadele kapsamında hoparlörlü camilerin çevreye fevkalade gürültü saçan ve rahatsızlık veren bir konuma geldikleri görülmektedir.  

Bir minareye en az 100-200Wlık dört hoparlör takılmakta ve  bazı camilerin kubbelerin üstüne de dört hoparlör konduğu görülmüştür. Bu durumda iki minareli bir caminin etrafa yaydığı toplam ses gücü 2000 W aşabilmektedir.

Ses kalitesinde bozukluk ve parazitler bir yana, aynı anda bir sürü camiden karmakarışık yayılan ve birbirine karışan sesler berbat bir uğultu halinde kentin üzerine çökmektedir. Bir çok yerde yeni cami yapımına karşı gösterilen tepkilerin bir nedeni de hoparlörlü camilerin etrafa gürültü saçan merkezler haline dönüşmüş olmasıdır. Camilerin altının market, işyeri, bakkal, kasap, manav, otopark vs yapılması da bu yapıların gerçek işlevlerine aykırıdır.

DESİBEL TABLOSU

Yapılan ses ölçümlerinde cami hoparlörlerinden çıkan ses düzeyinin bazı durumlarda 110  ve hatta 150 dB (desibel) aşabileceği saptanmıştır. İnsan kulağı için 35-65 dB sesler normaldir. Ancak, bu sınır aşıldığında ve sürekli işitildiğinde, yüksek ses işitme organlarına, beyne ve insan psikolojisine ciddi zarar verebilmektedir.

90 dB üzerindeki sesler çok tehlikelidir. Kulak dayanma sınırı 140 dB aşıldığında, kulak ağrısı, kulak akıntısı veya kanama, sinir hücrelerinin bozulması görülebilir. Aşağıdaki desibel tablosunda  hoparlörlü cami en üst risk kategorisi içinde görülmektedir:

uçaklar                        170                   kulak ağrısı, sinir hücrelerinin bozulması
cankurtaran düdüğü      150                  kulak ağrısı, sinir hücrelerinin bozulması
iş makineleri                 120                   psikolojik bozukluklar

hoparlörlü cami            110-150          psikolojik bozukluk, kulak ağrısı,  hücre bozulması
motosiklet                    110                  psikolojik bozukluk
disko müziği                 100                  psikolojik bozukluk

metro                           90                   psikolojik belirtiler
çalar saat                     80                    psikolojik belirtiler
telefon zili                     70                    psikolojik belirtiler
insan sesi                     60                    psikolojik belirtiler
horlama                       30                    psikolojik belirtiler

SES KİRLİLİĞİNİN  OLUMSUZ ETKİLERİ

1.  Ses kirliliğinin geçici etkisi, duyma yorgunluğu, ya da, işitmedeki geçici kayıplardır. Kalıcı etki sağırlıktır.

2. Ani olarak oluşan gürültü kalp atışlarında, kan basıncında solunum hızında, metabolizmasında bozulmalar yaratır. Bunların sonucunda uykusuzluk, migren, ülser, damar sertliği, kalp krizi gibi olumsuz durumlar ortaya çıkabilir.

3.   Özellikle 65 dB den sonra ses insanı yerinden sıçratan ve irkilten rahatsız edici bir gürültüye dönüşür. Aşırı gürültünün etkisinde kalan kişi strese girerek sinirli, rahatsız ve tedirgin olmaktadır. Bu olumsuzluklar, gürültünün etkisi ortadan kalktıktan sonra da sürebilmektedir.

4.    Özellikle beklenmeyen zamanlarda aniden ortaya çıkan gürültü ve yüksek ses, iş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu,  performansı düşürücü etki yapar, öğrenme ve sağlıklı düşünmeyi engeller.

Eğer bir insanın –hangi gerekçeyle olursa- eline bir mikrofon alıp patates soğan satmak için sokak aralarında bangır bangır böğürmesi nasıl ki kentin sessizliğini, huzurunu, çevre sağlığını ve insanların psikolojisini bozuyorsa, aynı şekilde, cami hoparlörlerinden günden beş vakit yayılan bu muazzam gürültü ve ses kirliliği, kentlerin zaten çok gürültü olan ortamını daha da çoğaltarak sessizlik ve huzuru bozucu bir etken oluşturmaktadır.

Hoparlörlü camiler diğer inanç ve dinlere de uygar bir örnek oluşturmamaktadır. Hoparlörlü cami örneğinden esinlenen bazı vatandaşlarımızın hoparlörlü kilise, hoparlörlü sinagog, hoparlörlü transandantal meditasyon merkezi gibi uygulamalara gitme hakkı doğabileceği de göz ardı edilmemelidir.

Ülkemizde, insanları gürültünün zararlı etkilerinden korumak için hazırlanmış olan “Gürültü Kontrol Yönetmeliği” vardır. Ancak, insanların bu konuda eğitilmeleri ve bilinçlendirilmeleri gerekir. Burada en büyük sorumluluk ilgili kurumlara ve hoparlörlü cami konusunda Diyanet İşlerine düşmektedir.

Sadece Vakıflara bağlı cami ve mescitlerdeki hoparlörlerin sökülmesi yeterli değildir. Bu uygulamaya başlandı mı onu da bilmiyoruz ama, Vakıflara bağlı olsun olmasın, estetik, tarihi ve akustik güzelliği bozan, çirkinleştiren tüm camilerdeki  hoparlörlerin sökülmesine bir an önce başlanması gereklidir. Ezan okunacaksa bunun çağdaş medeniyet ve şehircilik anlayışına göre, kentsel etik ve görgü kurallarına uygun bir şekilde yapılması herhalde dinen de daha doğru olacaktır.

100 Görüş »

  • mumutum dedi ki:

    Sanırım camilerde hoparlör bulunmasını istemiyorsunuz.Belki ses kirliliği bazı kişilerde rahatsızlık uyandırabilir, ama unutmamanız gerekir ki İslam inancına göre ezan vakti geldiğinde bunun camiler ve mescitler tarafından müminlere iletilmesi gerekmektedir.
    Üstelik unuttuğunuz bir nokta ise insan psikolojisini etkileyen şey çıkan ses mikatrı değil çıkan sesin niteliğidir.Bu bakımdan ezan sesinin insan psikolojisini bozduğu iddaa edilemez.Tanıdığım birçok kişi ezan sesini duyunca içinde bir huzur hissettiğini söyler.Şahsen ben ezan sesinden rahatsız olduğunu söyleyen hiçkimseye rastlamadım.Ses kalitesinin iyileştirilmesi en iyisi olur ama günümüz modern toplumunda ipodundan son ses müzik dinleyen, sinemada duyduğu yüksek sesten,müzik setini sonuna kadar açarak dinleyen ama rahatsız olmayan hiçkimse ezan sesinden de rahatsızlık duymamalıdır.Üstelik kiliselerdeki uygulamayı da yakından bildiğimden onların da özel dini günlerinde en az camiler kadar etrafa ses yaydıklarını rahatlıkla söyleyebilirim.
    Ama bir konuda size hak vermek gerekir ki bu da birbirine yakın camilerin farklı farklı ezan okumalarından doğan karmaşıklıktır.İstanbulda yaşıyorum ama Edirne de okuyorum.Edirne Merkezde zaman zaman(özellikle ramazanda) merkezi sistem uygulanır.O zaman ezan sesi kulağa çok daha hoş geliyor.Ama yine de hiç okunmamasındansa karmaşık ta olsa ezan sesini duymayı tercih ederim.Ve bence bu istek toplumun genelinde görülebilir.40 yıldır ezan duyan birisi 1 vakit ezan okunmasa hemen bir farklılık sezer ve bence asıl o zaman psikolojisi bozulur bence.

  • Cem Sünbül dedi ki:

    Mumutum adlı okuyucu görüşüne katılmamak işten bile değil. Kentlerdeki ses ve gürültü oranı yükselmeseydi Ezan sesleri de hoparlöre bağlanmazdı. Yazıdaki seyyar satıcı benzetmesi ile Ezan yakıştırması ise bence çirkin bir yaklaşım. Beni rahatsız etti doğrusu. Sesin niteliğini göz ardı edip “gürültü” diye nitelemek pek yanlış. Ezan ile ilgili yapılan düzenleme sonrası artık gürültü demek mümkün değil.Cami hoparlörlerinden günden beş vakit yayılan bu ezan-ı muazzama yı iyi algılamak gerekir. Yüzde 98′i müslüman olan bir ülkede hatırlamak gerekir ki Müslüman iki Ezan arasında yaşar hayatı. Ezan çirkin sesle ve bozuk ses sistemi ile cazır cuzur okunmadıktan sonra gürültü olması namümkündür.Hulki bey’in gürültü konusunda değil Ezan konusunda detaylı bir bilgi alması ve buna göre konuyu değerlendirmesi umuduyla.

  • microcip dedi ki:

    sayın mumutum yazınızı okudum sanırım camılerdekı ezan sesının ses kırlılıgınen yol actıgını dusunuyorsunuz sımdı burda kım hangı dınde bunu tartısmaya gerek yok ozgur bır ulke ama sız musluman bır ulkede yasadıgınız ıcın ve bu ezan sesının ıslamda yerı oldugu ıcın buna 5 dakıka olsada katlanmanız gerek cunku ezanın bır anlamı vardır ben sahsen sızı bu konuda elestırıyorum boyle bır seyın olması ımkansız

  • salih dedi ki:

    milletlerin ortak unsurlarından manevi özelliği olan ezannınses gürültüsü yaptığı düşüncesi yanlış.5 dak.sürdüğü ve Medeniyet..beşiği olan avrupada kilise çanlrı var onlarda kusal olduğundan ses ve gürültüsü ypmıyor .Milli ve örfi ve dini olayları hoşgörülü olmalıyız teşekkürler

  • Murat Baskazgan dedi ki:

    Camilerde hoparlor bulunmasına cok karşı değilim ama sabahları yatağımdan zıplatacak kadar cami minarelerinin 8 hoparlörlü gürültü kaynağına dönüşmesine karşıyım.İstanbul Çekmeköy de oyuruyorum ve evimden sadece bir cami den gelen ahenkli ezan sesi duymak istiyorum.Şu anda her cami muezzininin uyanabildiği zaman camiye yetiştiği izlenimi uyandıran neredeyse birbirlerinden yarım saat farkla okunan ahenksiz ezan seslerine ne kadar iyimser yaklaşabilirim.Sabahları ayrı okunan ezanlardan anladığım kadarıyla sesi evime ulaşan yaklaşık 12 camii ile çevriliyim. Sabah ezanları en az yarım saat sürüyor ve hepsinin sesi birbiriyle yarış halinde olduğu için sadece yüksek sesli bir uğultu duyuyorum.Bu duruma dine saygı çerçevesinde istediğiniz kadar katlanmaya çalışın bir süre sonra sinir sisteminiz erimeye başlıyor.Buna neden olan da camilerin denetimsizliği ve vurdumduymaz anlayıştır bence.Eleştirmeye kalkınca hemen din düşmanı ilan ediliyorsunuz.Bu kargaşayı denetliyebilecek bir irade varmıdır.Belediye kanunlarına göre belli desibelin üzerinde gürültü yapmak resmen yasak.Peki sözkonusu camiler olunca bu yasayı yürütmekle görevli merciiler ne yapıyor.Hiçbirşey.Camilerin giderek seslerini yükseltmeleri adeta birbirleriyle yarış halinde olduklarını düşündürüyor.Ne olur sanki ses düzeyleri her evden bir adet camiinin duyulacağı kadar kısılsa..Bir de giderek ahenkten uzak okunan ezanlara ne demeli.Hele haftasonları tahminimce stajyer imamlara ya da cemaatten çıkan gönüllülere okutulan ezanlar ise evlere şenlik.Ezan demeye bin şahit ister.Yokmu bu camiileri denetleyen bir kuruluş bu kargaşanın önüne nasıl geçilecek çok merak ediyorum.

  • etigrel dedi ki:

    Benim beykozdaki evimede her sabah 6 degisik caminin farkli zamanlarda baslamis karisik Ezan sesi geliyor. Bu kaostan dogan sese Ezan demek gercekten cok zor.

  • gökhan özkan dedi ki:

    Vallaha ne diyeyim Ezan sesinden rahatsız olan insanlarla bu ülkeyi paylaşmaktan kendime acıyorum.Nasıl bir ülkeki bu geçmişine bak bide geleceğine.Sabahtan akşama kadar çan çalsa kimse gıkını bile çıkarmaz bundan eminim. Murat Baskazgan siz zorunlu olarak katlandığnız şeyi nasıl saygı olarak adlandıra biliyorsunuz bunu anlamlandırabilmiş değilim doğrusuz.

  • sibel dedi ki:

    öyle bir millet olmuşuz ki allahım yardımcımız olsun.okuyuınca tüylarım ürperdi.ne mutlu bize ki ezan sesiyle uyanıyoruz ve allahın varlığana inanıyoruz ezan sesiyle yatağından zıplayarak uyanan din kardeşim çok yanlış düşünüyorsun allahım cümlemizi affetsin :((

  • kenan dedi ki:

    İnsanların inancının herşeyden önce içinde olması gerektiğini düşünüyorum.Ezan ve çan sesi kişilere bilindiği üzere ibadet vaktini haber vermek için geliştirilen bir yöntemdi. Bu gün insanlara ibadet vakitlerini haber verecek o kadar çok şey gelişti ki. Ezansesine veya çan sesine gürültü kirliliği yapıyor demek belki ters gelebilir ama öyle. Benim çocuğum değil ama çok kötü ve yüksek seste okunan ezan sesi yüzünden yatağımdan zıpladığım ,çocuğumunda korkmaması için çoğu kez yanınagitmişimdir. Yaklaşık 20-30 yıl önce böyle şikayetlerinde olmadığını belirtmek isterim.

  • ebru dedi ki:

    mrb. çok yanlış düşünüyosun kardeşim rabbim hepimizi kurtarsın bu yanlış düşüncelerden. hiç öyle olurmu ezan sesiyle uyanmak ne kadar tüyler ürperten bi durum insanın hayatı göz önünde film şeridi gibi geliyo insana şahsen ezandan hiç rahatsız değilim olmamda isterimki daha uzun olsun ezanlar ve seslerii

  • Hulki Can (author) dedi ki:

    HOPARLÖRLÜ KİLİSE PROJESİ GÜNDEMDE

    Geçen hafta içinde Heybeliada Ruhban Okulu konferans salonunda özel izinle gerçekleştirilen Türkiye Kiliseler Birliğinin ilkbahar toplantısına çok sayıda delege, yerli ve yabancı gazeteci katıldı. Çok sıkı güvenlik önlemleri altında yapılan toplantının açılışında İstiklal Marşı okundu ve Türk bayrağı çekildi. Daha sonra ilahiler okundu. Birlik Murahhas Azası Rev. Erol İrdelmen’in konuşması sırasında dinleyiciler arasında bağış için para filesi dolaştırıldı. İrdelmen kağıt para atılmasını teşvik etmek için torba yerine bundan böyle kiliselerde pazar filesi dolaştırılacağını ifade etti. Dolaştıran para filesine kağıt para, çek ve kredi kartı atan dinleyiciler olduğu gözlemlendi.

    TV kameralarının alınmadığı toplantıda konuşan Türkiye Kiliseler Birliği Başkanı Prof. Dr. Fenasi Kerimlen de kentler büyüdükçe, kalabalıklaştıkça, bina ve zina çoğaldıkça, gürültü arttıkça kilise çanlarını duyamadıklarından yakınan dindar hristiyan türkler için bundan böyle çan kulelerine hoparlör takılacağını, bu konuda gerekli iznin Diyanet İşleri Başkanlığından, T.C. Turizm Bakanlığından ve AB komisyonundan alındığını belirtti.

    Çan kulelerine takılacak ankastre hoparlör, amfi sistemi ve ses düzeni için de Youh Inc., Ocha ve Türk Inga Holding grubunun ihale için hazırlandığı öğrenildi. Inga Holding hem apartman kiliseler, hem yeni inşa edilecek kiliseler, hem de tarihi kiliseler için varoş, modern ve gotik tarzı olmak üzere üç hoparlör sistemi geliştirdiklerini ve arzuya göre mono, stereofonik veya kakafonik yayın yapılabileceğini bildirildi. Üretici firmalar Türkiye’yi dünyanın en büyük cami ve kilise hoparlörü alıcısı olarak görüyorlar.

    Bu arada kiliselerin altlarının oyularak süpermarket, bakkal, börekçi, kunduracı, terzi, lahmacuncu ve kapalı otopark haline getirilmesi için ayrıca ihale açılacağını vurgulayan Prof. Kerimlen konunun ruhani kurulda görüşüldüğünü, kararın oybirliğiyle alındığını ve Vatikan Bankasından gerekli kredinin temin edildiğini söyledi.

    Kerimlen devamen Türk Ruhban Okullarını kurmak için arsa aradıklarını, ücretsiz İncil Karma Yaz kurslarının 7-15 yaş arasındaki gençlerle dolup taştığını ve karma kurs uygulamasına kışın da devam edileceğini ekledi. Yetişkin gençler, travestiler, eşcinseller ve genelev kadınları için de kurs ve seminer çalışmalarının büyük bir hızla sürdüğünü belirten Kerimlen bu konuda kendilerine yol gösteren ve örnek olan Diyanet İşlerine şükranlarını sundu.

    Başkan yardımcısı Bayan Dr. Emya Rakam da camilerde başlanan galoş giyme uygulamasını çok hijyenik bulduklarını bu uygulamaya yakında tüm kiliselerde geçileceğini söyledi. Cemaatten söz alan bir hanım delegede kilisenin tanrının evi olduğunu bu nedenle terlik giyilmesinin daha uygun olacağını belirtti. Ancak daha sonra bu hanımefendinin bir terlik fabrikatörü olduğu anlaşıldı. Yakında seri üretimine geçilecek Pazar ayini, Noel, Paskalya, Şükran Günü Yortusu ve Azizler Günlerini otomatik ve sesli olarak bildiren dijital kol, duvar ve masa saatleri ile cep telefonlarının tanıtımlar cemaat gençlerince yapıldı.. Dr Rakam toplantıya katılan gazetecilere pazar ayinleri için çan çalan birer kol saati hediye etti ve 1 Nisan’daki Paskalya’ya herkesi davet etti.

    Toplantı sonrası düzenlenen kokteyl partide davetlilere çay, limonata, şarap, jambon ve paskalya çöreği ikram edilirken, Müslüman misafirler için haremlik selamlık olarak ayrılan özel bölümde gülsuyu, hurma, kadayıf ve börek verildi. Bir çok müslümanların okulun içinde mescit olarak hazırlanan bir salonda namazların eda ettikleri görüldü. Aptes almaları için gerekli ibrik, takunya ve havluların Dior’dan olduğu şaşkınlıkla ayırt edildi.

    Kokteylden sonra bir açıklama yapan AB delegasyonu sözcüsü doğu taklitçiliği ile suçlanmalarına rağmen bu hoparlörlü kilise ve üstü kilise altı market sistemini çok akılcı bulduklarını ve yakında tüm Avrupa’nın bu uygulamaya geçebileceğini ifade ettiler. Bu arada dışarıda gösteri yapan yeşil elbiseli bir iki çevreci genç de kilise fedaileri tarafından kıyasıya dövülerek hastanelik edildi. Çevrecilerin El Kaide militanı sanılarak yanlışlıkla dövüldüğü sonradan anlaşıldı…

    (Bu yazılanların hepsi kara mizah olup hiçbiri gerçek değildir.)

  • sadullah dedi ki:

    güzel ama cami hapörleri hakkında yazdıklarrını beğenmedim

  • emre dedi ki:

    arkadaşlar öncelikle şunu unutmayalım biz müslüman bir ülkeyiz…ve kendim için konuyorum müslüman bir insanız. her ne koşulda olursa olsun bu devlette günde 5 kez minarelerin inlemesi lazım….. yankılana yankılana …. sırf bize düşmanlık besleyen bizim arkamızdan kuyumuzu kazmaya çalışan diğer devletlerin inadına yankılana yankılana ezan sesinin bu ülkede duyulması lazım… Düşünün biraz çok değil daha 100 yıl öncesine kadar atalarımız Çanakkale’de ne için şehit oldular…Neyin uğrunda şehit oldu bu insanlar…Acaba gelecekte torunları Ezan sesinden rahatsız olsun diyemi şehit oldu bu insanlar…yada elin namerdi gelip uğrunda canını verdiği bu ülkede istediği edepsizliği yapsın diyemi….. biraz mantıklı düşünelim elimizi vicdanımıza koyalım bu ülkede 5 vakit ezan sesi bağıra bağıra duyulmadıkça ve bu zihniyet böyle devam ettikçe Amerikan kafirinin peşinde daha çookk dolaşırız….

  • M. Ömer Gölgeli dedi ki:

    Hulki bey,
    İsterseniz toptan yıkalım camileri?

    Ezan, çok büyük bir yüzdesi müslüman olan halkımızı namaza çağırmak için gerekli olan araçtır. Nasıl kiliseler çan çalıyorsa, camilerimizde ezanla bütünleşmiştir. Bu ülkede eğer bir müslüman kalkıp kiliselerden çan’ları kaldıralım dese idi eğer, ortalık ayağa kalkar, ayrımcılık, hoş görüsüzlük suçlamaları yükselirdi. Lakin ne bir müslüman çanların sökülmesi, ne bir hristiyan ezanların susturulmasını istemiştir.
    Siz hangi kesime mensupsunuz?

    Günde sayılı kez kullanılan, insanları dini vacibelerini yapmanın zamanı geldiğini hatırlatan bu unsurlar, açıkçası beni rahatsız etmiyor. En azından içlerinden birisi, benim inancımı temsil ediyor nede olsa.

    Haklısınız, bazı camilerin gerek ses düzenleri gerek müezzinlerin bet sesleri dolayısıyla çevreye yaydıkları ses nahoş olabiliyor. Lakin bu ses düzeninin iyileştirilmesi yada müezzinin değiştirilmesi gibi bir yöntemle çözülebilir, ama ezanın susturulması! Hiç olması, tüm şehir genelinde merkezi bir ezan okunur, belki bu sayede kulaklarınız farklı ezanlardan dolayı doğan karmaşadan rahatsız olmaz!


    Ayrıca merak ediyorum, bu yazınızda kullanığınız bilgilerin kaynakları nedir. Bırakın URL’yi, isim dahi belirtmeye lüzum görmemişsiniz.

  • Hulki Can (author) dedi ki:

    Ömer Bey

    Düşlediğiniz gibi tüm camilerin yıkılması veya ezanın susturulması bilinçaltınızın marazi bir çıkartısı olmalı dersem herhalde abartmış olmam. Ben böyle bir şey yazmadım. İkincisi eğer benim yazımdan böyle bir esinlenme çıkartabiliyorsanız bu sadece arabesk ve panik atak bir yaklaşım olur.

    Tam tersi özellikle tarihi camiler BM koruması altına alınmalıdır. Özellikle İsrail’in yıkmayı planladığı Haremi Şerif’teki Mescidi Aksa ile Kubbetüs Sahra camileri… Süleyman Tapınağını yeniden inşa etmeyi planlayan birçok vakıf ve örgüt olduğundan herhalde haberiniz vardır. Bizimkiler oraya bir heyet gönderdi ama sonuç nedir, henüz net bir açıklama yapılmadı.

    Camilerden hoparlörlerin sökülmesi fikrini ortaya atan ve kararlaştıran Turizm ve Kültür Bakanlığı. Çok isabetli, ama çok gecikmiş bir karar. Bakanlık bunu tarihi dokuyu koruma gerekçesiyle planlıyor. Ben sadece yeni bir boyut ekliyorum: Çevre kirliliği, ışık kirliliği gibi ses kirliliğinin de önlenmesi. Sadece tarihi camiler değil, tüm camilerdeki hoparlörler sökülmeli diyorum. Tabi buna sizden sonra en başta hoparlör üreticileri itiraz edecektir !!

    Kiliseden çan sökmekle minareden hoparlör sökmek aynı şey olur mu hiç? Çan kilisenin ayrılmaz bir parçası, simgesidir. Peki hoparlör neyin simgesi oluyor? Bu karşılaştırmanız yanlış. Çan sesi ile müezzin sesi mukayese edilebilir. Müezzinin hoparlörsüz, eline mikrofon almadan, as solistliğe özenmeden, doğal olarak ezanı okuması dinen daha doğru olmaz mı?

    Son olarak “müezzinlerin bet sesleri”ne gelince: Müezzinlerin sesi size “bet” gelebilir. Ama, bet, cırlak, tiz ve ince sesler uzaktan daha kolay duyulur. Kalın ve bas sesleri duymak daha zordur ve yüksek desibel ister. Bu toplumların müzik kulağıyla da ilgilidir. Arabesk müziğe yatkın kimseler müezzin sesini bet bulmaz. Bayılırlar. Bu bet ses asla engellenemez !

    Müezzinlerin sesini bet buluyorsanız İbrahim Tatlıses’in ince yanık erkek sesini de beğenmezsiniz. Arap müziğinde bas sesler yoktur. Arap müziği baygın, yanık, kaygan ve kıvraktır. Çöl sıcağının ve dümdüz arazinin etkisi görülür. Bas ses üreten kontrbas, viyolonsel gibi çalgıları yoktur. Oysa, Avrupa müziğinin görkemli ve armonik olmasındaki önemli etkenlerden biri yüksek dağlar, vadiler ve buralarda yankılanan seslerdir. Amfiteatr yapımında vadilerin akustik özelliği esas alınmıştır. Amfiteatr yapay bir vadiye benzer.

    Japon, Uzakdoğu ve Çin müzikleri de böyledir. Bu müzikler bizim kulağımıza çangıl/çıngıl gelir. Pioneer, Technics gibi Japon kökenli hi-fi ürünler ilk piyasaya çıktığında Amerika ve batılı tüketiciden gelen ilk tepki hoparlörlerin bas frekansının yetersiz oluşuydu. Çünkü kulağı bas seslere alışık olmayan Japonların hoparlörleri de bas sesleri vermekte zayıf kalıyordu. Bu eksiklik daha sonra giderildi !

    Camiler rant kapısı oldu. Cami görevlilerine devletten bol kese maaş. Altlarında lüks arabalar. İnsanın imam olası geliyor. Cami her türlü inşaat harcı, resim ve emlak vergisinden muaf. Maliyet çok düşük. Finans kaynağı halkın bağışları. Su bedava, elektrik bedava… Camilerin altları bakkal, market, işyeri olarak kiraya veriliyor ve otopark yapılıyor. Toplanan vergiden muaf paralar dergaha, müritlere gidiyor.

    Camiler tarikatların propaganda yeri oldu. Her yeni inşa edilen cami çevresinde dinsel bir koloni, site oluşturuluyor. Tarikatlar, dergahlar, tekkeler, zaviyeler hepsi tam gaz gidiyor artık. Hoparlörlü cami uygulaması sanırım 1960lı yıllarda başladı ve bu konuda Nurcu Tarikatı ön ayak oldu. Türbanı da onlar başlattı. Şimdi hoparlörlü kilise, hoparlörlü havra gibi talepler olursa ne yapacağız? İzin verecek miyiz?

  • rana dedi ki:

    ses kirliliği nedir?ben bimiyorum siz açıklarmısınız sitede

  • Guardian dedi ki:

    Yorumların çoğunu es geçtim. Neden diye sorarsanız, birçok kişi soruna çözüm bulmak yerine burada din dersi vermeye çalışmış.

    Yazıyı bizimle paylaşan kişi sizin veya benim gibi olmak zorunda değil, bunu tartışmıyoruz sanırım.

    Hemen dinsiz damgası vurmakta ayrıca çok yanlış, birbirine girmiş ne olduğu belli olmayan bir ezan sesinden hangi müslüman haz duyabilir ki? Burada ses kirliliğinden kasıt, ezanın tam anlaşılmadığını da içermekte.

    Herhangi bir “din” konusunu içeriğinde barındıran her makaleye, “huraaa dinsiz!” şeklinde yakıştırmalar gerçekten aslında dinimizin ne kadar bilincinde olduğumuzu açıklıyor malesef. Çünkü dinimiz hoşgörü ve araştırma dinidir. Burada kimseye ders vermek adına bir şeyler zırvalamak niyetinde değilim. Çünkü zaten anlayan anladı ne demek istediğimi.

    İnternet ortamında karşısındaki kişinin hangi din mensubu ya da herhangi bir inancı olup olmadığını bilmeden hareket eden biri bence kendi dininin tam olarak farkında değildir. Dinimizde de tavsiye edildiği gibi daha çok araştırması gereken şey vardır.

    Bunca detaydan sonra asıl konuşulması gereken konuya dönersek, şahsen ben bulunduğum mekan itibariyle sabahları ezan sesiyle sıçrayarak uyanmıyorum. Fakat İstanbul gibi sıkışık bir kentte bu tür sorunlar yaşanabileceğinden eminim.

    Dünyada herşey insanlar için, konu ne olursa olsun araştırmalı, mantığımıza göre değerlendirmeliyiz. Düşünmeden yargısız infaz gerek insanlık gerekse din adına bizi yanlışa götürecektir.

    Saygılarımla..

  • deniz su dedi ki:

    ya neden hiç bi yerde ses kirliliğinin insan sağlığına zararları yazmıyo???????????????

  • ali dedi ki:

    neden ses kirliliğini azaltmak için alınabilecek önlemler yazmıyooooooooo

  • emre sabaz dedi ki:

    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    Mehmet Akif’e kulak verelim…

  • samet ÇALIŞ dedi ki:

    Başka birşeymi bulamadınız ses kirliliği ile ilgilide camilerde okunan ezan sesinden rahatsız olunuyor. elhamdülüllah müslümanız diyoruz ama bir ezan sesi bile milletimizi rahattsız ediyor ve ses kirliliğine yol açıyor yani öylemi?
    vallah diyecek bi sözüm yok ALLAH hepimizin sonunun ıslah etsin.

  • Guardian dedi ki:

    sevgili @samet ÇALIŞ;

    hoşgörülü bir ülkeyiz diyoruz fakat konuşmalarımızda ülkemizde yaşayan farklı dinden insanları hiç düşünmüyoruz. Hemen genelleme yaparak müslümanız diyoruz. Fakat olmayanlarda olabilir ki varda. Bu tür bir tartışma neden yapılamıyor bu ülkede anlamıyorum, gayet açık ve net bir konu.

    Anlayışı dilimizden ve elimizden eksik etmemek gerek…

  • etigrel dedi ki:

    Eminim burda herkez istemedigi bir saatte uyandirlimaktan mutsuzluk duyar.

    Bunun Ezan olmasi, kilise cani olmasi, motor sesi olmasi onemli degil. Sabah namaza kalkmamayi secmek kisisel bir secimdir ve bu secimi yargilamak bize dusmez.

    Belli bolgelerde bulunan bu problemin cozumude camilerin seslerini sabah ezanlari icin kisarak kolayca cozulebilir.

  • emre dedi ki:

    Guardian ne yani şimdi ezanımı okurken başka dindeki insanımı düşüneceğim…. Siz rahatsız oluyorsunuz ben inancımı yerine getiemeyeyim …e iyiymiş bu bu yolda devam edelim

  • Sezgin dedi ki:

    Selamlar,
    Yurtdisinda yasiyorum, ezana hasretim, ahenkli olmasi kosuluyla günde 10 kez ezan dinlemeye raziyim.
    Teknik sorunlar ve ses siddetine bir standart getirilmesine de karsi degilim.
    Saygilar

  • Guardian dedi ki:

    Sevgili emrecim, iletini biraz geç gördüğüm için ancak cevap yazmaya vakit bulabildim, kusura bakma.

    Kendi ve imamların açısından dediğin doğru fakat burada imamın ezanını okuyamamasından değil, bir bakıma yerleşke probleminden bahsediyoruz. Birbirine çok az aralıkları olan birkaç caminin ezan vakti hoparlörlerinden çıkan sesin birbirine girmesiyle ezandan başka herşeye benzer bir hal almasından bahsediyoruz.

    Yanlış anladığın yada yanlış aktırdığım gibi ezan okunmasın diye bir fikir öne sürmedim. Herkes kendi dinini özgürce yaşayabilecek kadar iradeye sahiptir. Fakat toplum bazında gürültü olayını ele alırsak ortaya anlattığım sonuçlar çıkmakta.

    Ben kilisenin çanına da, caminin ezanına da karşı değilim, fakat bu işinde bütün toplumun hoşgörebileceği bir yordamı olmalı.

    Hangi din inancında olursa olsun, gerçekten dinine bağımlı kimse zaten hoşgörü sahibidir. Bu konu başka konuya atlayacağından dolayı burada kesiyorum.

  • Nurr dedi ki:

    Ezan ses kirliliği mi? keske bütün sesler onun kadar gsl olsa… İnsanların unuttuğu birşey var biz MÜSLÜMAN bir ülkede yaşıyoruzz bn 16 yaşımda olmama ramen bunun farkındaysan siz yetişkinler nasıl böle bir şey yazıyorsunuz hayret ettim doğrusuu Allah sonumuzu hayr etsin

  • muhammet dedi ki:

    ya abiler ses kirliliğine karşı alına bilecek önlemleri bilen varsa siteye versin

  • deniz dedi ki:

    nur sana katılıyorum.müslüman bi ülkede yaşıyoruz.hem bütün ses kirliliğine neden olan etkenler bittide ezan sesi mi kaldı.eğer hristiyan olsaydım- ki elhamdülillah müslümanın-o zamn da çan sesinin olamamasını düşünen insanlara karşı olurdum.tamam türkiye din konusunda hoşgörülü bi ülke ama bunu böle görüpte ezan sesi gürültü kirliliği yapıyo faln diyemeyiz.

    sabah ezanından rahatsız olduğunuzu söylüyosunuz.uyuma zevkinizden daha hayırlı bişey ezan.bir kere de böle dinleyin ezanı.ses kirliliği olarak bakmayın huzur verici bi ses olarak bakın.

  • serhan dedi ki:

    aslına bakarsanız kimse yok ezan okunmasın demiyor ,inanın buna ezan okunurken camiilerin yanından geçmek bile istemiyorum o yüksek volum insan kulağına yapılabilecek en zararlı şey niçin bunlar denetimden geçmiyor .şuna çok eminimki bütün camilerin hoparlörüde 150db in üzerindedir birileri birşey yapmalı yoksa yeni nesil tümdem sağır olacak..

  • miray dedi ki:

    bence harika . tşkr. ödevimde yardımcı oldu

  • uluberk dedi ki:

    camilerden bassetmeseniz daaha güzel bir olay olabilirdi camileri biraz abartmışsınız
    BU gereksiz bir tavır olduğunu düşünüyor camilerden başka bir şey bulamadığınız için bunu orya koydunuz sanıyoarum…

  • uluberk dedi ki:

    ama ödevime yardımcı oldu desibel tablosu süper ötesi tşkler
    .

  • yaren dedi ki:

    ödevimi yapmamda yadımcı oldğunuz için teşekkürler

  • MEHMET dedi ki:

    bu ezanlarki şahadetleri dinin temeli ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

    M.akif ersoy

  • SENA dedi ki:

    çok güzel aradığımı buldumbide bu si
    teler nasul yapliğir lütfen yezun:D

  • ÇAĞLA dedi ki:

    gerçekten tam aradığım konu bunu yapanlara teşekkür edirim 25.04.2008 cuma

  • çağla dikmeşe dedi ki:

    bu site çok güzel bir site çünkü bazı sitelerde çok ayıp şeyler oluyor bence bu sitelerin yasaklanması gerekiyor ve yasaklanması içinde bu site gibilerinin bir şuçlamada bulunması gerekiyor iyişallah uyarımı göz önünde tutup değerlendirirsiniz eğer ayıp siteler kaldırırmazsa internet kaldırılacak ve bu siteden kimse yaralanamıyacak BU BİR ARKADAŞ (DOST) TAVSİYESİ !!!!!!

  • Ali Toktar dedi ki:

    Kimse ezana karşı değil konuyu saptırmayın. Karşı olunan, Yüksek ve kalitesiz ses. Burada yüksek sesten rahatsız olanlardan rahatsız olanların kaçı camiye 50- 100 m mesafede oturuyor merak ettim. Ne kadar yakın oturduğunu belirsin lütfen. Ezan resmen odamızın içinde okunuyor ve küçük çocuğum sürekli korkuyor günde beş kere. O ezan sevginizi 1.5 yaşındaki çocuğuma anlatın bakalım. Kimse kurtuluş savasında ezan için savaşmadı. Yunanlılar ne için avusturalyalılar ne için kendi ezanları için mi savaştı. Konuyu saptırmakta bazı yorumcuların üzerine yok maaşallah. Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş lafı aynen ezan içinde geçerlidir.

  • Cenk dedi ki:

    Hoparlör ile ezan okumanın dinle islamla alakası yoktur. Geri kalmışlıktır, saygısızlıktır, terbiyesizliktir. Hoparlörle ezanı savunmak ise yobazlıktır, ahmaklıktır. İnsanları uykusundan eden, yataktan sıçratan şiddetli gürültülü ve çatlak sesli ezanın savunulacak yeri yoktur. Maalesed halkımızın büyük çoğunluğu ezan konusunda fanatik bir refleks halinde dinin koruyucusu kesiliyor. Şekilci, özden uzak ve geri kalmaya mahkum Türk halkının kötü özellikleri bunlar. Araba alırken motoruna, özelliklerine değil de görünüşüne önem veren yurdum insanından da başka bir şey beklenemez. Hoparlörle ezan medeniyetsizliktir, doğal sesle ezan islam aleyhtarlığı değildir dedinmi islamın koruyucusu kesilen kafasızlar ne sadaka verir ne zekat ama kurban keser görüntü olsun diye. Zina yapar şerefsizler, onun bunun karısına sarkar, haram yer, faiz alır / verir, kafire mümini ezmesi için dolaylı olarak destek verir farkında bile olmadan, çünkü farkına varacak muhakeme bulunmaz çoğunda. Şu forumlara yazanların kaçı sabah namazı kılıyor? Allah sizi bildiği gibi yapsın

  • Eleştiri dedi ki:

    Ezan gürültüsü insanların ne kadarını uykusundan uyaracak güçte onu da düşünmek lazım ayrıca geri kalmışlıkla ne alakası var ben onu anlamadım .

    Kaç insan resmi başvuru yapmış camilerde hoparlörler kaldırılsın diye ? Onu bırakın kaç kişi istiyor ?

    Benim kişisel düşüncem ezanın kaldırılmasını değil Türkçeleştirilmesini destekler. Günde 5 vakit ülkemde Arapça okunacağına ezan Türkçe okunsun.

  • sabır dedi ki:

    Kesinlikle yazıya katılıyorum.

    Konuyu dinle özdeşleştirip yapılan sıg yorumları cidden garipsemekteyim.

  • fizikci dedi ki:

    Şehir gürültüsünün olmadığı yerlerde insan sesi ezanın duyulması için yeterli oluyor. Şimdi düşünüyorum da onca haporlöre rağmen çalıştığım yere ezan sesi ulaşmıyor. Şehrin gürültüsünde kaybolup gidiyor.

    Ezanı duymuyoruz ama 24 saat yanıbaşımızdan geçen otobanın gürültüsü uğultu şeklinde sürekli kulaklarımızda. Hiç bitmeyen bir gürültü. İnsan zamanla alışıyor, gürültülü bilgisayar fanı gibi birşey. Bilgisayarı kapattığında “ohh” diyorsun, “neymiş o gürültü be”. İnsan beyni bu tarz süreklilik arzeden gürültüleri ignore ediyor. Ama bu ignore’un da bir bedeli var. Hiç farkına varmadan yorulduğunuzu hissediyorsunuz. Beyin yorgunluğu..

    Ezana gelinceye kadar daha başka bir sürü gürültü kaynağı var. Onlardan başlamak lazım. Tabi yine de “bet sesli, yüksek volümlü” ezana hayır diyoruz. Güzel bir ses olsun, makam olsun, ses şiddeti rahatsız eder derecede olmasın. Herkes kardeş olsun. Çocuklar hiç ağlamasın. Carettaların nesli tükenmesin. diye düşünüyorum kanımca. :(

  • ayşenur dedi ki:

    Şehir gürültüsünün olmadığı yerlerde insan sesi ezanın duyulması için yeterli oluyor yani ben böyle düşünüyorum kanımca:(

  • Ümit dedi ki:

    Hulki beye katılıyorum ezan sesi artık fazla yüksek, camiye yakın oturuyorum ama artık ezandan nefret eder hale geldim gerçekten insanı aşırı derecede rahatsız ediyor. Aslında buraya taşınmadan önce camiye yakın diye taşınmıştım. Ama artık bizim burda ezan sesine ezan demeye bin şahit gerek 15 dk sürüyo müezzinin aksırması nefes alışı hatta daha da fazlası sanki odamda kaldı ki teknoloji çağında yaşıyoruz yani illa adamın aksırmasını dinlemek zorunda değilim. Sonuç olarak artık camiye gitmiyorum çünkü soğdum ve en kısa zamanda başka bir ev bulup camilerden en uzak noktaya taşınacam. Yüksek seste ezanın sonucu burda hiç kimse okunmasın veya sökülsün de değpil olay sesin rahatsız etmesi bizim müezzin okuyo mu aksırıyomu naaptı belli değil ve bunu külliyede yapıyo yani sıran bir cami de değil.

  • esqi dedi ki:

    bncede katılmıorum camilerle alakası yok olmasın diende yok zatenn nereden uyduruon sen onları

  • Emrah dedi ki:

    Sanırım ben yanlış anlamadıysam çoğunluk yanlış anlamış gibi görünüyor. Arkadaş camilere karşıyım falan demiyor ki, sadece günümüz koşullarında bu kadar yüksek sese gerek yok diyor ki insanlara ibadet saatinin geldiğini duyurmanın daha birçok yolu mutlaka vardır. Herşeyi ilk haliyle uygulayacaksak akla ne gerek vardı ki? Allah akıl denen bir şey de verdi insana:)
    Şekil değil hissedilen önemlidir diye düşünüyorum, belki katılmazsınız ama Allah kimsenin inancını ya da inançsızlığını yargılama hakkını da bir başkasına devretmedi diye düşünüyorum.

  • Caner dedi ki:

    Çok güzel bir yazı ve %100 hak veriyorum.

    Ben de birkaç satır karalayayım.

    Ben inançlı bir insanım. Evimize yakın bir cami var. Ezanın sesi gayet güzel ayarlanmıştı ve insana huzur veriyordu. Birkaç ay önce caminin imamı değişti. Gelen imamın yaptığı ilk iş, caminin hoperlörlerini değiştirmek ve sesi sonuna kadar açmak oldu. Ezan okunmaya başlandığında, artık sesi kulaklarımızla değil, tüm bedenimizle işitmeye başladık. O yüksek ses mutlaka geçicidir dedik, ancak yanıldık. Bir süre sonra mahalleden şikayetler başladı yüksek sese karşı. İmam ile konuşuldu, fakat kendisi kimseye kulak vermedi ve istediğiniz yere şikayet edin dedi. Yüksek sesin gerekçesi, mahallemizin uzak noktalarında bazı insanların ezanı duyamaması imiş. Mahalleli bu durumu yetkililere şikayet etti, fakat sonuç alınamadı. Ezanımız aylardır çok yüksek seste ve artık psikolojimiz bozulmaya başladı ailece. İbadetimi aksatmayan ben, artık uzaklaştım ibadetimden. İçimden gelmiyor namazımı kılmak. Ezanın okunmaya başlanmasıyla önce irkiliyorum, ardından cam açıksa camı kapatıyorum, ezan bitse de kurtulsam diyorum. Bu durum artık bende değişik bir ruh hali oluşturmaya başladı. Annem ibadetini yerine getiriyor halen, fakat ezanın yüksek sesi onun da ruh durumu bozmaya başladı. Söyleniyor sürekli ve huzursuz. Soruyorum: İbadetini aksatmadan yerine getiren bir insanı, ibadetinden soğutacak hale getiren kişiler, Allah’dan korkmaz mı? Ezanın huzur vermesi gerekir, insan seve seve dinlemek ister. Ne yapacağımızı bilemez haldeyiz. Var mı önerisi olan?

  • Hulki Can (author) dedi ki:

    Ses kirliliği ve ezan gürültüsü hakkındaki şikayetlerinizi

    bilgi@istanbulcevor.gov.tr

    İstanbul Bölge Çevre Müdürlüğü adresine iletebilirsiniz.

    Çevre Müdürlüğü bu konuda Müftülükleri uyarmakta, Müftülük de ilgili camiyi uyarmaktadır.

    Ya da, doğrudan doğruya Müftülüklere eposta gönderebilirsiniz. Adresleri aşağıdaki linkten bulabilirsiniz

    http://www.devletana.com/muftulukler.htm

  • elstirici dedi ki:

    Ezan sesleri yüzünden görüyoruz ki ses kirliliğinden bazı insanlar yakınıyor. fakat ilerde bu durum daha da çoğalacak insanlar daha çok yakınmaza başlıyacak, yurt dışında merkez yerlerde ezan sesleri çok kısık çıkar ülkemizde de birbirine yakın camii’lerde ezan sesleri kayıt olarak verilebilir ana yönetime baglı makineler tarafından. bunu da diyanet işleri kontrol altına alabilir ama dini müslüman bir ülkede yaşıyoruz ve bizler müslümanız aramızda tabiki diger dinlere mensup arkadaşlarımız da var fakat yurt dışında kiliselerin çan sesleri insanları rahatsız etsede çalınıyorsa burda da ezan sesleri insanlar rahatsız olsada gene okunur diye düşünüyoruz..

  • deniz mermerci dedi ki:

    Gürültü yapmak bir kabahattir, ezan veya muzik, ayni mueyyideye tãbidir. Bir yanlis bashka bir yanlishi dogrulamaz.

  • Hulki Can (author) dedi ki:

    23 Haziran 2009 medya haberlerine göre Çevre Bakanı disko ve gece kulüplerinin ürettiği “Gürültü Terörüne Sonunda El Koymuş” ve şöyle demiş: “Ölçtük. Çok fazla ses şiddeti var. Boğaz gürültüden cehenneme dönüyor. Ceza uygulayacağız. Kapatma vereceğiz”

    Bonjur. Bugüne kadar neredeydiniz? Yerinde ama çok gecikmiş bir karar. Bu sadece Boğaz’ı değil tüm kenti ve kentleri kapsamalı. Aynı yaptırımların hoparlörlü camilere de uygulanmasını bekliyor ve disko teröründen sonra cami terörüne de son verilmesini bekliyoruz. Ezan gürültüsünden iller, ilçeler günde beş vakit cehenneme dönüyor. Onlara da ceza uygulayın, gerekirse kapatma verin.

  • Ahmet Nuri dedi ki:

    Ezan sesine mutlaka bir sınır getirilmeli. Ozellikle sabah ve yatsı ezanlarında insanlar dinleniyor durumda iken, cocuklar yaşlılar uyuyor iken, herkesi namaz kılıyor farzedip sonuna kadar açılmış bir megafondan ezan okumak tam bir saygısızlık ve anti-demokratik bir davranış, 1500 yıl onceki islamı yayma ve asimilasyon muhabbetinin aynısı..

    Herseyin 1500 sene once peygamber zamanındaki gibi olmasını isteyenler ezanın hoparlorden okunmasına neden karşı değiller? O zaman megafon mu vardı?

    Ben namaz kılmıyorsam benim bu ses ile uyandırılmam mı gerekiyor? Islam boyle bir din midir?

    Namaz kılan saatini kursa istediği zaman kalksa namazını kılsa ve bu sadece kılan kişi ile allah arasında kalsa daha iyi olmaz mı?

    Sabah 4te evimin balkonundan aynı şiddette muzik calsam ya da sevdigim bir siiri okusam bu şikayet sebebi olurken, bilmediğim bir dilde, dinin ayin çağrısı benim için şikayet sebebi olamaz mı?

    Herkesin nufus cuzdanını sorgusuz sualsiz Islam yazıp sonra ulkenin %98i islam diyerek, bu cogunluk gücünü kullanan kişilerin azınlıkların herkesin hakkını koruma talebini ciddiye almaları çok mu zordur?

  • Erol İrdelmen dedi ki:

    Türklerin en büyük tarihsel yanlışı kendi öz dinlerini bırakıp bir Arap aşiretinin dinini kabul etmeleri olmuştur.

    Kendi dinlerinde (Göktürk dini veya Şamanlık) kalsalardı bugün kuşkusuz bambaşka bir Türkiye olurdu.

    Eski komşularımız Japonların, Çinlilerin ve Korelilerin kendi dinlerine bağlı kalarak uygarlık yarışında bu kadar ileri gitmelerinin temel nedenlerinden biri Müslümanlık gibi bir dine sahip olmayışlarıdır.

    Umarız artık faydadan başka fevkalede zararlı olduğu iyice açığa çıkmış olan bu dinden milletimiz bir an önce kurtulur.

  • freeman dedi ki:

    Evimin yanındaki camiden gelen ezan ssi inanılmaz derecede rahatsız edici. Uykumun ağır olmadığı gecelerde sabaha karşı ezan sesi yüzünden uyandığımı bilirim.
    Bir taraftan özgürlükten bahsediliyor diğer taraftan namaz kılmayanlar, başka din mensuplar vb insanlar rahatsız ediliyor.
    İnsanlar namaz saatlerini çalar saat vb ile ayarlamalı bence.
    Şehirlerde araçlar vb dolayısıyla gürültü arttı diye ezanı hoparlörden okutmanın demiyim ama hoparlöre yüksek ses vermenin anlamı yok. Hele hele kulağa iğrenç gelebilecek ses tonuna sahip müezzinleri de hesaba katarsak olmuyor.
    Bazen düşünüyorumda diğer dinlerde de günde 5 vakit ezan vb birşey okunsa ne olurdu diye. Okutmak zorunda kalırdık, çünkü insanlar; ibadet hürriyeti var, senin dinine çağrı hoparlörle okunuyor da benimki neden okunmuyor diye sorardı adama.
    Gerçi bunları nenden yazdım ki. Sözde demokratik bir hükümetin olduğu bir ülkede çözüm mü olur böyle durumlara.
    Sadece diyeceğim şu ki; rakamlar ortada, ezan sesi hoparlörden insanı rahatsız ediyor.

    Bilime inanan kişiler bişeyler anlar ama yok inancım daha önemli diyenlere ağzınızla kuş tutsanız (caminin yakınındaki bir evde oturun, ne demek istediğimi anlarsınız)gene de ‘yok be olurmu ezan sesi bu, tabiki olacak o kadar’ der.

  • lou dedi ki:

    freeman’e katılıyorum. ezan sesi duyup mutlu olan bünyeler bence bu mutluluğu, dışarıdan gelen bir lütuf olarak algılamak yerine, evlerindeki ses sisteminden yayın yapacakları bir ezan kaydı edinsinler.
    benim de evimin dibinde cami var, hoparlör yatak odasına bakıyo ve her sabah balgam ata ata yezan okumaya çalışan detone bir müezzini duyarak uyanıyorum.
    bu saygısızlıktır. sen günde 5 vakit namaz kılıyorsan eğer, ki burda müslümanım diyen çoğunluğun %10u belki kılıyordur, o zaman ezan saatlerini de biliyorsun demektir. bilmiyorsan öğrenirsin. bu ülkede nasıl müslümanlar varsa, dinsizler de var, diğer din mensupları da, müslümanım deyip ibadet etmeyen de. dininize gösterilmesini istediğiniz saygıyı, diğer inançlara da gösterirseniz samimiyetinize inanılır.

  • bes dedi ki:

    Arkadaşlar,

    Şu işi global krize haline getirmeyelim :)

    Ezanı asimilasyon olarak değil bu toprakların bir ananesi olarak kabul etmek gerek. Bu uyumlu olmaktır asimilasyon ise farklı bir kavramdır.

    Görünüşe göre iki taraf da görüş bildirmeye yapıcı bir biçimde başlamış fakat sonlara doğru provake olmuş, adeta bir çatışma ortamı başlamış.

    İşin aslı şudur ki:
    -Ezan güzel okunduğunda; kulağa hitap eder ve inançlı-inançsız herkese kendini dinletir, huzur verir, mutlu eder, tüyler ürpertir hele hele ki sabah ezanı..
    -Fakat kötü okunduğunda; (yüksek sesle ya da yanlış ton veya makamla) ise en inançlı insana bile zaman içinde gürültü gibi gelmeye ve rahatsız edici bir boyuta geçmeye başlar, yine özellikle sabah ezanları ki ezanın inanan inanmayan insanlar üzerindeki amacı kesinlikle bu değildir.

    Bu sebeple zıt yönlerde de olsa talep ve şikayetler sözkonusu gördüğüm kadarıyla, bu durumda iki ya da daha fazla grubu memnun edecek ve ezanımızın (tabir-i caizse) karizmasını arttıracak sistem şudur:

    Merkezi ezan uygulaması: Ezan ilçedeki en başarılı müezzine canlı olarak okutulur, aynı anda ilgili bölgeye yayılmış hoparlor sistemiyle hoş bi volumden dağıtılır, böylece
    -ses öbekleşmez,
    -homojenıze dağılır,
    -herkesin duyabileceği ama rahatsız olmayacağı düzeyde dağılım gerçekleşir,
    -bu sıstem ıcın o kadar cıddı butcelere gerek yoktur,
    -ezanı dinlemek herkes için keyif ve huzur verici bir faaliyet haline gelir,
    -hem dinden uzaklaştırmamak hem de dine yaklaştırmak adına da herkesin faydasına bir uygulama olur.

    Bu ülkemizde belli bölgelerde uygulanmakta ve çok güzel sonuçlar vermektedir. Eğer müftülüklere mesaj atma gibi bir gaile içine girecekseniz; tavsiyem bundan da bahsetmenizdir.

    Saldırı, savunma, empoze, had bildirme ya da ders verme gibi bir amaç doğrultusunda değil, naçizane görüş bildirmek doğrultusunda yazılmış bir metindir.

    Saygılar

  • Metin dedi ki:

    Kesinlikle ezan sesini duymak istemiyorum, kiliselerin can sesini de… Bazi tipler ibadet edecek diye bu sacmaliklara katlanmak istemiyorum. Ezansiz Hava Sahasi lütfen…

  • kadir KUREŞ dedi ki:

    okulun olmadığı mahallerde CAMİLER hemen dikiliyor, dikebildikleri minarelere üçer beşer hoperlör takılıyor ( bizim mahalledeki caminin minarelerinde ON İKİ ADET hopörler var ve hepsi faal)
    elli metre yakınımda olan caminin benim eve yaptığı ses basıncını düşünün.
    arkadaşlar AŞIRI SES VEREN BU HOPERLÖRLERE KARAR VEREN MEKANİZMA KİMLERDİR,NE AMAÇLA BU DENLİ YÜKSEK SESE MARUZ BIRAKILIYOR İNSANLAR.NEDEN..? VE BUNA KİM MÜDAHALE EDECEK ?

  • Muhammed MK dedi ki:

    Yazı ve yorumlarınıza kendimi cevaben yazı yazma zaruriyetinde hissettim..

    Buyrun ..

    Editör notu: Lütfen yorumlarınızı yorum bölümüne yazarak dile getirin başka sitelere verilen bağlantılar yayınlanmayacaktır.

  • svcn dedi ki:

    Sanırım konu din olunca kimse yapılan eleştirilerin niyetini ve maksadını anlamıyor-anlamak istemiyor- Birden fazla caminin aynı anda farklı seslerle seslendirdikleri ezanın bi karmaşaya yol açması gürültü kirliliği olabilir tabiki de fakat MERKEZİ EZAN UYGULAMASI yla hem ruhumuza hem de kulağımıza hitap edecektir ve sorun da kalmayacaktır.

  • abdullah dedi ki:

    yukarıdaki okuduklarım bana sapla samanın karıştığı kanaatını uyandırdı.ama şunu unutmamalıyız ki diskotekte veya düğünde gürültü arttıkça insanlar birbiriyle anlaşmak için daha yüksek sesle hitap etmek zorunda kalıyorlar. öyle bir toplumuz ki egzostlarımızın susturucularını devre dışı bırakarak ‘varlığımızı’ arabamızın motor sesi veya kornasının çıkardığı ses ile orantılı olarak düşünüyoruz. başlangıçta gürültü kirliliğinin kaynağı olan medeni dünya daha sonra bunun zararlarını anladıktan sonra çözüm aramaya çalıştı. diskolardaki ses, düğün salonlarındaki ses cami minarelerdekinden daha fazla hastalık ve kirliliğe yol açıyor. çünkü buralardaki ses cihazları insan kulağına minarelerden çok daha yakın. ama minarelerden gelen ezan sesi bazen rahatsız edici oluyor. bunu anlamamız gerekir. yukarıdaki dostlarımızdan birinin yazdıkları haklı. ezan aslında insan sesi ile yayılmalı….. ama insanların ve diğer teknolojik araçların gürültüsü ezan sesinin duyulmasını engellediği için cihazlar kullanılıyor. bu defa minareler gürültü kaynağına dönüşüyor. yani insanın elini ısırdıkça canının daha çok yanması gibi… çözüm hakkında teklifler getirmek ve kendimizin gürültüye katkımızın en az olması yönünde davranış sergilememizin daha doğru olacağını düşünüyorum. bazen sınıfta gürültü artınca bir öğrencinin “susun” diye bağırması gibi….. bence her kuruluşunhatta evin gürültüye katkısı tesbit edilip bu kirliliğin azaltılması yönünde belediyelerin önlem almasın gerekir. ama önce biz kendimizi frenlemeliyiz. sağlıcakla kalın…

  • ilhan dedi ki:

    ….Medeni toplumlarda insanların birbirlerine saygı duyması temeldir..ancak bir takım kendini bilmezlerin topluma bazı şeyleri zorla ,daha doğrusu bağıra bağıra dikte etmesi hiç bir dinle bağdaşmaz … sabahları o yüselen aşırı sesin neden daha makulunu ortaya koyamıyoruz .. neden herşeyi bağırarak halledeceğimizi sanıyoruz .. bir küçük çocuğun sabahın o saatinde yatağından korkuyla fırlamasının ve onda yarattığı psikolojik trawmanın hesabını kim vericek .. o nedenle bir şey yapılacaksa insana değer vermek gerek . unutmayalımki insan olmasa din de olmazdı..demekki o halde her inanç özünde insana saygıyı gerektirir …ben istediğim gibi okurum demekle . insanları sevmek mümkün değildir … eğer bir mümin içinde insan sevgisi taşımıyorsa inancıda şüphelidir … bunu asla unutmayalım

  • dondurma2000 dedi ki:

    ne demekmiş cami hoporler kaldırılsın ya belki sen sevmiorsun camiyi ama bu senin sevmeyince kimsenin sevmiyceni ne bicim insanlarsınız inana mıyorum ama bunlardageçiçek hayatta

  • benay dedi ki:

    1)ülkenin dini olmaz bireylerin dini olur
    2)avrupa ülkelerinde ezan okunsun diyoruz ama bizim ülkemizde kilise çanı çalmıyor
    3)bu eleştiri yazısına aynen katılıyorum
    4)adım başı cami var ve hepsinin hoparlörleri yüksek derecede açılıyor, başka dinleri düşünmüyoruz onu geçiyorum zaten ama sabah ezanında falan uyanmakta kötü oluo:S hele burdaki imam önce boğazını temizlemek için garip sesler çıkarınca berbt bi hal oluyor

  • benay dedi ki:

    aaa birde adım başı cami yerine okul olsa çok daha güzel olur, her şeyin başı eğitim ama aynı sokakta 2 cami bir iki sokak arayla cami yapmanın anlamı ne anlamıyorum insanlar evindede namaz kılabiliyor ama evinde okuyamazsın

  • Erol İrdelmen dedi ki:

    Minare hoparlöründen şikayetçi büyük bir kitle var. Ama kimsenin korkudan sesi çıkmıyor. Millet sustukça cami yapımları ve hoparlör bağırtısı da tam gaz devam ediyor. Son biri iki senedir yeni bir dahiyane (!) uygulama başlatıldı. Cami olmayan yerlere ya da cami inşa edilemeyen yerlere kabloyla hoparlör çekerek ezan sesinin her köşe bucaktan duyulmasına çalışılıyor. Hoparlörler elektrik direklerine veya telefon direklerine bağlanıyor. Ama bence ezan hoparlörü için ayrıcana özel yeşil direkler dikilmeli.

    Beni önerim şu: Her sokağa (çıkmaz sokaklar dahil) ve her caddeye, bulvara, duble yola ve otoyola kablo çekerek hoparlör bağlayalım. Gürül gürül ezan okunsun. Olmaz diyorsanız o zaman her cami birer ikişer üçer dörder yeşil renkli dizel minibüs alsın. Bunlara yeşil plastik bidonlardan minare yapılsın ve hoparlör takılsın ve bu araçlar sabah akşam sürekli mahalle aralarında ezan okuyarak dolaşsınlar. Milleti de evden toplayıp camiye taşısınlar. Böylece kimse namazı kaçırmaz. Ekonomi de canlanır, minibüs, hoparlör ve kablo satışlarında patlama yaşanır. Buna rağmen kaçıran olursa onun artık nereye gideceği bellidir.

  • eciş dedi ki:

    Eğlence yerlerinin yasak olmasına rağmen belli saatler dışında yüksek sesle müziğe devam etmelerinin(sabahlara kadar sürüyor yazlık yerlerde),insanların kendi evlerinin içi haricinde ortak kullanım alanlarında temizlik kurallarını hiçe sayıldığı bir ortamda hoparlörlerden gelen ezan sesinin de rahatsız edecek derecede olmasını normal karşılamk gerekir.Çünkü herkes sadece kendini düşünüyor.Herkesin sabah ezan sesiyle uyandırılması gibi bir kural mı var?Hastalar,bebekler de uyandırılmak zorunda mı?Başka türlü müslümanlık olmuyor mu?Ezana karşı olduğumu söylemeye kalkmasın birileri lütfen ezan tabii ki okunacak ama belli ses düzeyinin üzerinde olmasın.

  • Fevzi dedi ki:

    oturduğum eve 50 metyre mesafede cami var sokağın içinde camilere karşıyım gürültüsü yüzünden hoparlör çevresindeki insanların evlerini sattığını görüyorum tamam ezan okunmalı ama şu çok bilen kişiler varya bilip bilmeden herşeyi savunanlar onlarında inşallah evlerinin metrelerce dibine cami yapılırda görürler ezan gürültüsünün ne kadar güzel olduğunu

  • özgür dedi ki:

    Kabahatda ibadette gizli yapılır.

    yapılan ses ölçümlerinde cami hoparlörlerinden çıkan ses düzeyinin bazı durumlarda 110 ve hatta 150 dB (desibel) aşabileceği saptanmıştır. İnsan kulağı için 35-65 dB sesler normaldir. Ancak, bu sınır aşıldığında ve sürekli işitildiğinde, yüksek ses işitme organlarına, beyne ve insan psikolojisine ciddi zarar verebilmektedir.

    90 dB üzerindeki sesler çok tehlikelidir. Kulak dayanma sınırı 140 dB aşıldığında, kulak ağrısı, kulak akıntısı veya kanama, sinir hücrelerinin bozulması görülebilir. Aşağıdaki desibel tablosunda hoparlörlü cami en üst risk kategorisi içinde görülmektedir:

    uçaklar 170 kulak ağrısı, sinir hücrelerinin bozulması
    cankurtaran düdüğü 150 kulak ağrısı, sinir hücrelerinin bozulması
    iş makineleri 120 psikolojik bozukluklar

    hoparlörlü cami 110-150 psikolojik bozukluk, kulak ağrısı, hücre bozulması
    motosiklet 110 psikolojik bozukluk
    disko müziği 100 psikolojik bozukluk

    metro 90 psikolojik belirtiler
    çalar saat 80 psikolojik belirtiler
    telefon zili 70 psikolojik belirtiler
    insan sesi 60 psikolojik belirtiler
    horlama 30 psikolojik belirtiler

  • roll dedi ki:

    Bu ülkede dinle ilgili hiç bir şey eleştirilemez ve hakkında tartışılamaz. Örneğin şuan sesi sonuna kadar acılmıs koca bir mahalleyi etkileyen ilahi duyuyorum, yaklaşık 4 saattir. Ben bunları belediye ye şikayet etsem ben suçlu olurum. Birde artık beyinlerimiz tam anlamıyla yıkanmış. Açıklayıcı bir karşı yorum yapmadan mehmet akif ersoy un dizesinden örnek verenler, allah sonumuzu hayır etsin diyenler. Daha ezan sesinin ne amaçla kullanıldıpını bilmeyen insanlar şuraya yorum yazmasın. ORta çagda böyleydi, güneşin ve ayın konumunu insanlar bilemezdi, şu an evde ezan sesi açalan alarmlı saatler bile var. herneyse sizi kuru gürültününzle baş başa bırakayım. bol stereo ezanlar size

  • YORGUNKURT dedi ki:

    SABAH EZANI VE YATSI EZANI ÇOK RAHATSIZ EDİYOR…SABAHIN KÖRÜNDE SAAT 5 DE İNSANLAR TAM UYUYACAKKEN, İNSANLARI ÇILDIRTMAK İÇİN BAGIRA BAGIRA VE DURA DURA EZAN OKUNUYOR..EZAN EN FAZLA 30 SANİYEDE BİTMELİ..AMA BİZİM İZMİRDEKİ TÜM EZANLAR EN AZ 4 DAKİKA SÜRÜYOR..NAMAZ KILMAYANLARA SAYGISIZLIK BU…DEFALARCA MÜFTÜLÜGE MESAJ ATTIM AMA İNADINA MİKROFONUN SESİNİ EN SONUNA AÇIP HALKI KİN NEFRET TAHRİK ETMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYORLAR…MÜSLÜMANLIKTAN SOGUTUYORLAR…ALLAH KİMSEYE EZANI BAGIRARAK OKUYACAKSINIZ DİYE EMİR VERMEMİŞTİR…EZANI BAGIRARAK OKUYANLAR BENCE ASLA CENNETE GİDEMEZLER..ÇÜNKİ İNSANLARI RAHATSIZ EDİP HALKI MÜSLÜMANLIKTAN SOGUTUYORLAR…..EN AZINDAN YATSI EZANI VE SABAH EZANI ÇOK DÜŞÜK SESLE VE HIZLI OKUNUP KAPATILMALI..EZANA KARŞI DEYİLİZ AMA İNSANLAR ÇILDIRTMAK İÇİN EZAN OKUNUYOR…EVİNDE ÇOLUK ÇOCUGU OLANLAR YAŞLILAR VAR..SABAHIN BEŞİNDE BAS BAS BAGIRILMAZ..SAYGILI OLUN BİRAZ…her mahallede her sokakda cami var….ÖZELLİKLE İZMİRDEKİ EZANLAR HALKI TAM KIŞKIRTMAK İÇİN ÇOK YÜKSEK SESLE YAPILIYOR…İZMİRDEKİ HOCALAR İZMİRE CEZA KESİYOR..AMA İZMİRDEN BİR ALLAHIN KULU BU YÜKSEK SESLE EZAN OKUYANLARA KARŞI ÇIKAMIYOR..YAZIKLARE OLSUN…..

  • esma dedi ki:

    ezan sesi güzeldir ama 2 sokak ötemde olmasına rağmen evde okunuyormuşcasına yüksek bir ses.Hele gece okunan sıçrayarak yataktan kalkıp bir daha uyuyamayan biri olarak.4 saat boyunca vaaz ve ilahi dinleyince ama bangır bangır.İnanın soğuyorum.Bir insanın gözüne soka sokada yapılmazki.ama kime şikayet edeceksinki istanbul müftümüz ezandan rahatsız olunurmu diyor.Kısacası boşuna şikayet edersiniz kon7şursunuz.devran bizim diyor.

  • Mehmet Ekşi dedi ki:

    Ben her sabah namazı vaktinde isteğim dışında zorla uyandırılmaktan dolayı şikayetçiyim.Namaza kalkmak benim seçimim olmalı.Ezan sesini duyurmak ile zorla uyandırılmak arasında fark var.Hoparlörle okunacak bile olsa en en azından sabahları daha kısık ve tatlı bir sesle okunsa insanları namaza davet açısından daha çekici olmaz mı?Neden insanları zorla uyandırıp, uykusuzluk nedeniyle oluşacak rahatsızlıklara sebep olmakta ısrarcısınız?Kimse ezan okunmasın demiyor çarpıtmayın lütfen.

  • mürüvvet dedi ki:

    asıl konu şuki,peygamber efendimiz hopörlörle ezan okumayı yasak kılmış,hocanın direk kendi sesiyle ezanı bizzat okuması emir olunmuş,günümüzde artık malesef buna riayet edilmiyor,doğrusu bu denildiğinde itiraz ediyorlar aman efendim sünnet değişirmi diye,halbuki sünnet nedir…peygamberimizin yapın dediklerini yapmak ,yapmayın dediklerini yapmamak hopörlörle ezan okumak sünneti çiğnemek yani. Peygamberimiz yıllar önce bilemiyormuydu yankı yapan aletlerle ezan okunsun demeyi,günümüzdekilerin savunması heryer bina uzak nasıl duyulacakmış,müslüman zaten namaz vakti girdiğinde namazını eda eder,bu şekilde yankılı şekilde ezan okumak bidat.Ve bu konuda ağır hadisler var,bidat sahipleri cehennemin köpekleridir diye…Ozaman biraz daha hassasiyet gösterilmesi gerekiyor.Kitapları islam kitaplarını okumak gerekiyor,Allah bizlere akıl vermiş,yokkk efendim öyle olmaz böyle olur diyenler diyorki,resmen,ALLAHU TEALA VE PEYGAMBER İYİ BİLEMEZ BİZİM DEDİĞİMİZ DOĞRU BÖYLE OKUNACAK ALLAHA VE RESULUNE KAFA TUTUYORLAR YANİ…..din akıl dini değil nakil dinidir…

  • el islam dedi ki:

    ezan bir çağrı bir davettir .kendimiz uyalım diyen arkadaş eğer trafik polisleri olmasa yollar kan gölüne döner

  • eee dedi ki:

    Hiç cami minaresinden de değil tam camınızın karşısındaki binadan 3adet megafon ile ciftcamdan bile geçip kulağınızı acıtacak şekilde ezan sesi dinledinizmi? hele imam kendisini muaazez abacı zannedip en uzun makamda başlayıp nefesi yetmeyince 55 saniye soluklanıp tekrar allah neverdiyse başlayıp yine tıkanıp tekrar başlamalı şeklini

  • Remo dedi ki:

    bizim burda ezan SESİ o kadar fazlaki evde birbirimizi duyamıyoruz ne zaman ezan okunsa birbirimizi duymak için evde bağıra bağıra konuşuyoruz camide dibizimizde değil aksine uzakta.

  • güven dedi ki:

    Şu hoparlörü savunan koçyiğitlerden hala hiçbiri yılda kaç gün kalkıp sabah namazı kıldığını söylemedi. En azından yalan söylemenin günah olduğunu bildiklerini ve bu yüzden utanıp sustuklarını düşünüyorum.

  • ateist dedi ki:

    Evimizin cevresinde 6 tane cami var. Bunlarin kotu hoparlor sistemleri ve bet sesli, ayni anda ezana baslamayi beceremeyen müezzinleri var. Bir ezan birbiri ardina baslayan müezzinler sayesinde 5 dakika degil tam 15 dakika suruyor. Ezan sesinin kontrolu olmali ve hic bir cami belli ses esiklerini asmamali. Aksi takdirde gurultu kirliliginden baska sekilde isimlendirmek mumkun olmuyor.

    Ben is sebebi ile bir cok orta dogu arap ulkesini dolastim fakat hic bir yerde bu sekilde bangir bangir ezan duymadim. O ulkelerde bile herkesin dini kendine ve bunu gosteris haline getirmiyorlar.

  • orhan dedi ki:

    Cami evime 30 metre mesafede camiyi yaparken sorsalardı sokakta kimse iztemezdi hiç kimse kulağının dibinde 3 tane hoparlör istemez ezan yüksek sesle okunsun diyenlere şunu söylüyorum inşallah evinizin dibine cami yaparlar kocaman hoparlörlerle sabahın köründe yatağınızdan hoplatırlar o zaman görüşelim
    ALLAHIM beni affetsin camiden aşırı derecede soğudum olmaz olsun böyle hoparlörler olmaz olsun inadına yırtına yırtına okuyan hocalar olmaz olsun….

  • murat dedi ki:

    artık ciyak ciyak uzatılıp okunan ezanların bi anlamı kalmadı..sadece şekil olsun diye her 30 metreye bir cami yapmakla islama hizmet edilmez daha cok uzaklaştırır…allah akıl fikir versin diyorum…

  • cenk izci dedi ki:

    nedense konu din ile özellikle bizim dinimizle ilgili olunca onunla ilgili olan herşey, herkesi rahatsız ediyor! Şehrin göbeğinde aptal aptal konserler yapılır ve yapılan şey ses kirliliğinden de ötedir kimsenin bir şey dediği yok ama konu ezan olunca ses kirliliği… futbol maçlarında evinin altında yanında yöresinde kahve veya benzeri zıkkkım yerlerden çıkan berbat sesler ( küfür ve benzeri gereksiz zırvalıklar)kimseyi rahatsız etmez. hele bide sezon sonunda malum takımlardan birine şampiyonluk sırası gelmişse vay halimize. artık bilmem kaç desibel kornalar kulamığızın en derin noktalarına işlerde bir ömür bize yetecek kadar ses kirliliği sağlamış olur.. ve sayamayacağım kadar nefsimiz, eğlencelerimiz ve gereksiz bir sürü isteklerimiz için yaptığımız ses ve görüntü kirlilikleri göze batmazken Allah için yapılan şeyler nedense çok göze çok batıyor…

  • burcu dedi ki:

    evet ezan sesinden rahatsız oluyorum, olmak suç mu?

    sakin sakin adam gibi okunan ezanlardan rahatsız olmuyorum ama…

    söylenmek istenileni doğru anlayamamış bir çok kişi olduğunu gördüm yorumlarda, ne kadar yazık. oysa kimse ezanlar susturulsun dememiş.
    evimizin çevresinde sayısını bilemediğim kadar çok cami var ama okul yok. ve bu camilerin hepsinin de minaresi var. zaten 10 metre arayla yapılmış olna bu camilerin ses sistemine ihtiyaçları olduğunu düşünümüyorum. o kadar dipdibbe ki camiler hocalar çıkıp minareye okusalar ezanı herkese ulaşırlar resmen. kimse de rahatsız olmamış olur.
    gereğinden fazla yüksek sesle okunan ezana da, her gün yenisi yapılan camilere de karşıyım. ayrıca bazı arkadaşlar memleketin %98′i müslüman yazmışlar. bunu kim ve nasıl belirliyor anlamıyorum. nüfus cüzdanlarımızda “dini: islam” yazıyor diye mi müslümanız?
    islam hoşgörü dini deniliyor ama inanananların inanmayanlara pek tahammülünün olmadığını görüyoruz ne yazık ki…

  • betoncivisi dedi ki:

    Ben ateistim. Tesadüf, cami de evimle bitişik. Yakınında cami olmayan ev var mıdır bilemiyorum..

    Evde bulunduğum sürede iki üç vakit istemeden dinliyorum. Dinlediğim müziği sonuna kadar açıyorum, pencereleri kapatıyorum ama nafile.
    Uzata uzata okuyor sayın hocamız. Hiç mi hiç hoş olmayan sesiyle.

    Asıl muhabbet sonrasında başlıyor. Camiye gelen cemaat başlıyor abdest almaya… Şarıl şarıl açılan sular, burnunu sümkürenler, balgam çıkaranlar ve midemi daha fazla bulandıran bir sürü insan..
    Bu işler hiç mi gelişmez.. Onlarca ihtiyarın önünüzde koro halinde burnundan pislik çıkarmaya çalıştığını bi düşünsenize hem de günde beş defa……

    Camilerde hoparlör olsun diyen insanlarla tartışmaya girecek değilim… Şu an her şeyin çaresi yok. Ama gelecekten umutluyum.

    İlk insanlar ateşe taparlardı.. Artık kimse tapmıyor.
    Bir gün gelecek ki……..

  • Dresden dedi ki:

    aşırı yüksek ezan sesi avrupa’da da çan var diye savunulamaz. bunu yazanların kaçı avrupa gördü bilmem. ama en dindar ülkelerden sayılabilecek italya ya da Polonya’daki çan sesleri bile son derece makul düzeydedir, kimseyi yatağından fırlatmaz. Özellikle ara sokaklardaki kiliselerdeki çan sesi sadece kilisenin 40-50 metre kadar civarında duyulur, gösteriş yapmazlar (ne de olsa hoparlörle yaymıyorlar). Halbuki ben evime 1,5 kilometre mesafedeki caminin bangır bangır ezanını o kadar net duyuyorum ki yanında oturanların çektiği zulmü hayal bile edemiyorum. Çoğunluğuz diye istediğinizi dayatamazsınız. on kişiden biri rahatsız oluyorsa bile ona göre düzenleyeceksiniz. Müşterek hayatı öğreneceksiniz. Yoksa ağzınıza sakız ettiğiniz ileri demokrasi boş bir laf olarak kalır.

  • Cemal dedi ki:

    Kimse ezan yasaklansın demiyor ki, konudan saptırmayın. Ezan 1300 seneden beri olduğu gibi çıplak sesle okunsun. İstismar ediyorlar, son ses açıyorlar sesini sayısız hoparlör koyuyorlar. Ne kadar gürültülü olursa, insanlar o kadar dindar olur sanıyorlar. Gereksiz gürültü kirliliğidir, bir Müslüman olarak İran’da olduğu gibi hoparlörsüz okunması taraftarıyım.

  • sampdoria dedi ki:

    yorumların çoğunu okudum. şimdi bir müslüman olarak şunu belirtmek isterim ki bu ülkede sadece müslümanlar yaşamıyor.herkes diğerine saygı göstermek zorunda.ayrıca bu konuyu dramatize edipte allah herkesi ezan sesiyle uyandırsın falan demekte çok saçma.adam zaten allaha inanmıyor ki! nasıl ezan sesinden duygulanmasını bekleyebilirsin. ha birde zaten halkın yüzde kaçı arapça biliyorki okunanı anlasın duygulansın.yani bu şehrin ortasında rock konseri verilmesinden rahatsız olmakla aynı. rahatsız olanın bunu dile getirmeye elbette hakkı var.

  • ecmain dedi ki:

    Arkadaşlar Allah kuranda munafiklarin yani görünüşte müslüman gibi görünüpte Allah ın müslüman kabul etmediği insanların özelliklerini tarif ederken “onlar Allah ın adını duymaktan rahatsız olurlar” diyor. Eğer ezan sesinden rahatsız olanınız varsa ve hala müslüman olarak hayatını sürdürmek istiyorsa kendisine çeki düzen versin bence. Tabi bu söylediğim ezana toptan karşı çıkanlar için yoksa ezanın düzgün makamında ve sesi güzel biri tarafından okunması islamiyetinde bir gereğidir. Ama günümüzde her eline mikrofon alan çıkıp ezan okuduğu için insanlarda normal olarak böyle tartışmalara giriyorlar. Hatırlıyorum bi ara ramazanda müslüm gürsese bile ezan okutmuşlardi.

  • yeniceri dedi ki:

    Küçükken, 2-3 yaşlarındayken, babamın işi dolayısıyla geçici olarak yaşadığımız Gemlik’te odamın penceresine 3 metre mesafede bir cami minaresi vardı. Geceleri ezan sesinden o kadar korkardım ki istisnasız her gece altıma kaçırırdım. Ayrıca minarenin ışıkları uyumama engel olurdu.

    Şimdi sizce bu normal bir şey mi? Küçücük çocuğa böyle bir travma yaşatmak iyi bir şey mi? Bu çocuk büyüyünce camiden, ezandan nefret etmez mi? O yaşlardaki deneyimler bilinçaltına itinayla işlenir ve yetişkinlikteki karakter yapısını etkiler. Neyse ki içimde nefret gibi hisleri uzun süre barındırmayı sevmeyen bir bünyem var.

    Ezanın okunmasına da karşı değilim. Ama minare zaten ses yayılsın diye eklenmiş bir şey, eski camilerde minare bulunmazdı. O yüzden hoparlörlerin kesinlikle kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Öte yandan yaşlılar için saatli maarif takvimi, gençler için envai çeşit ezan/namaz app’leri mevcut. Meraklısı zaten müezzine gerek kalmadan takip ediyor. Zaten ezan okunduğunda çıkıp camiye gitseniz, abdest filan derken namazın başlangıcını kaçırma ihtimali oluyor. Bu yüzden namazını huşu ile eda etmek isteyen daha ezan okunmadan camiye yollanır, bilen bilir.

    Gerçi laik devletlerde bir dinin halkın geneli üzerinde bu kadar baskısı olması doğru değil ama biz eşsiz bir ülke olduğumuz için bazı kavramları eğip kendimize göre büküyoruz. Ezan kaldırılsın diyen infial yaratır da, spagetti canavarına tapanların kendilerince ibadet etmesi yaratmaz mı? Bütün dinlere eşit uzaklıkta olan bir devlet yapısı olmasını arzuluyorum. Bu bağlamda Can Dündar’ın eski bir yazısını paylaşmak istiyorum, saygılarımla.


    Türkiye’de kaç okul var?
    67 bin…
    Kaç hastane var?
    1220…
    Kaç sağlık ocağı var:
    6 bin 300…
    Peki kaç cami var?
    85 bin…
    Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
    Peki kaç kilise var?
    270…
    Kaç cemevi var?
    100.
    * * *
    Türkiye’de kaç doktor var?
    77 bin…
    Peki kaç din görevlisi var?
    90 bin…
    Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
    Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.
    * * *
    Türkiye’de kaç kütüphane var?
    1435…
    Almanya’da kaç kütüphane var?
    11 bin…
    Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
    13…
    Kaç kentte kuran kursu var?
    81…
    Bu kursların toplam sayısı kaç?
    3852…
    * * *
    Türkiye’de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
    Peki kaç tane “cami yaptırma derneği” var?
    35 bin…
    * * *
    İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar?
    783 trilyon…
    Ulaştırma Bakanlığı’nın?
    678 trilyon…
    Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın?
    677 trilyon…
    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın?
    632 trilyon…
    Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın?
    280 trilyon…
    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın?
    249 trilyon…
    Çevre ve Orman Bakanlığı’nın?
    404 trilyon…
    Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar?
    1.3 katrilyon…
    8 bakanlığın bütçesi kadar…
    22 üniversitenin toplam bütçesine denk…
    * * *
    Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
    1997′de 66 trilyon.
    1998′de 119…
    1999′da 180…
    2000′de 270…
    2001′de 302…
    2002′de 553…
    2003′te 771…
    2004′te 1 katrilyon…
    2005′te 1 katrilyon…
    2006′da 1,3 katrilyon…
    2007′de 2.7 katrilyon…
    * * *
    Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

    Can Dündar

  • mesut dedi ki:

    cami hoparlörü evime o kadar yakınki sanırım 30 metre var yok inanın çıkardığı gürültüden yerimden fırlıyorum bumudur müslümanlık ezanı okuyan hocanın sesine ne diyeyim uzattıkça uzatıyor o kadar kötü sesi varki ne ezan ne ibadet dinden soğudum resmen böğürüyor sanki insanları dinden soğutmak için maaş alıyor
    yahu hafif seste okusana şunu zaten artık her sokakta cami var neredeyse
    ne diye yırtınıyorsun hastası var yaşlısı var bebeği var
    ama yok yarış yapıyorlar diğer camilerle ses bastırma yarışı
    yobazlıktan başka bişey değil bu
    adam aldığı maaşın hakkını verecek ya!
    yobazstar alaturka
    vardiyalı çalışanı var zaten insanlar kırk kanaat geçiniyor uykuyu uyuyamayan var yapmayın yahu şu hoparlörler nedir 200 desibel ses insan kulağının bir ayarı var kulaklarım uğulduyor o hoparlörden ALLAH rızası için ayar getirin şu hoparlörlere
    DİYANET ne iş yapar hiçmi insana saygısı yok bu insanların insanın evinin camının dibine hoparlör koy 200 desibel bağır o hoparlörden o ses nasıl çıkıyor yakın mesafede hiçmi aklı selim birisi test etmez
    müslümansak hayvan değiliz çok şükür sağlığımızı bozmaya hakkınız yok psikolim gitti yeter artık dinden soğudum kardeşim yapmayın şunu
    yahu allahu ekber diyor adam 1 dakika sürüyor ses desen uykulu uykulu adam resmen böğürüyor bıktım bu arap develerinden biraz sanat katın güzel okuyun şunu günde 5 kez beynimi yediniz akıl hastanesine yatacam sayenizde yeter ulan yeter be

  • Savaş dedi ki:

    İlk yazılan yorumu okudum ve ne demek istediğini anladım. Önyargılı bir şekilde okunursa, yazanı anlayamamak gayet normal. İsteyen istediğini, saygı çerçevesinde dile getirebilmelidir. Bu kişi nasıl rahatsızlığını dile getirebiliyorsa, diğerleri de aksi fikirlerini paylaşabilirler ancak; “sizi kınıyorum, anlamıyorum, Allah akıl fikir versin, Allah ıslah etsin” vs. yorumları yazan kişilerin taraftarlık psikolojisi ile hareket ettiklerini, kendilerinden başka ve kendileri gibi olanlardan başka kimsenin görüşüne saygı göstermeyeceklerini anlıyorum ki bu da kendilerinden başka ve kendileri gibi olanlardan başka kimsenin “hak”larını da tanımadıkları anlamına gelir. Bu bir.
    İkinci olarak ise kendi görüşümü paylaşmak isterim; yüksek sesin insanlar üzerinde stres yarattığı kanıtlanmıştır, bana Tarkan’ın sesi güzel geliyor, bana Milli Marşımız güzel geliyor gibi görüşler rasyonel değildir. Ses desibelle ölçülür ve belirli bir desibelden sonrası Sertab Erener de söylese, Kahtalı Mıçı da söylese insan sağlığına ve psikolojisine olumsuz etki eder. Bu bilimsel olandır, bir de ruhani olan vardır ki bu da anlaşılabilir bir durumdur, ezan sesini duymak insan psikolojisine olumlu etki edebilir, bu da rasyoneldir ancak gece insan uyurken kulağına çalınan yüksek sesin nasıl bir etkisi olduğunu anlamak için bilim adamı olmaya gerek yoktur, yüksek ses yüksek sestir, ezan da olsa, uçak sesi de olsa. Bence ezan sesi günün saatlerine göre artıp azalmalıdır, bu şekilde kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum, gece hiç ses kirliliği yokken, saf gelen ve gündüz vaktine kıyasla daha kısık gelen bir ezan sesinin kimseyi rahatsız edeceğini sanmıyorum. Bir diğer fikrim de; camilerin de, diğer toplu paylaşılan binalarda olduğu gibi alana ihtiyacı olduğu ile ilgili. Emniyet müdürlüğü, cami, park, okul, Belediye binası vs. tümünün en yakın bina ile arasında bir mesafe bir alan olması gerekmektedir. Şehircilik açısından da doğru olan budur, yoksa cami duvarına bitişik bir ev, atölye üzerinde bir minare göze de kulağa da hoş gelmeyecektir. Saygılarımla (Umarım yazıma yorum yapanlar bana ve yazıma saygı gösterirler).

  • orçun güçlü dedi ki:

    camide yüksek sesli hoparlör artık rahatsızlık vermeye başladı makamında okunmuyor hükümet birde 4 4 4 çıkardı artık eline mikrofon alan eşek gibi anırmıya başlar evet eşek gibi çünkü aynen öyle ben türküm arapça bilmiyorum birde uzata uzata anıra anıra uykulu uykulu okuyan müezzim adındaki maaşlı şytanlar yokmu resmen diyorlarki seni ne yapıp ne edip bu dinden soğutacağım ey hükümet ey akp her sokağa cami yapıp diyaneti en zengin kurum yaptında cebine ne kadar para girdi alah ile aldatmak çok kolay değilmi nasıla koyun bu millet birgün umuyorum bunların hesabını verirsiniz benden çıkan 1 kuruş bile size helal değil haram ediyorum şehidime ağlamayıp gidipte asyalarda afrikalarda ağlayan siz değilmisiniz aile boyu. sizler benim gözümde vatan hainisiniz ALLAH belanızı versin.!

  • Utku dedi ki:

    Çalar saat denen bir şey var. Onu kullanın çok mu zor?

    Müslümanların etrafındaki kişilere hiç saygısı yok. Lütfen sizde bizi anlamaya çalışın. Sizin doğrunuz İslam dini ama bize göre değil. Bunu kabul edin. Farklı görüşleri önemseyin.

  • wert away dedi ki:

    Arkadaşlar hepimiz müslümanız,ezan dinlemeyi ben seviyorum ancak bazı camilerde öyle birşey varki kalitesiz hoparlormü desem yoksa yanlış ayarmı desem bilemiyorum..Haşa ezan sesine kötü demek aklımdan bile geçmez diyememde ancak bilinçsiz şekilde hoparlor ayarlarıyla oynanması veya bozuk hoparlorlerin sesinin açılması bu güzel ezanımıza yakışmayan kalitede ses çıkartıyor.Eski zamanlarda bile ezanı sesi güzel olana okuturlarmış.buna dayanarak camilerin daha bilinçli davranması gerektiğini düşünüyorum.

  • Furksn dedi ki:

    Burada caminin gürültüsünü savunanların çoğunun namaz kalmadığında adım kadar eminim. Ben namaz kılıyorum camiye de gidiyorum. Ama evim iki caminin tam ortasında aralarında 100 metre ya var ya yok. Ezanı ikisi okudu tamam ona bisi demedik yahu imam sabah namazında hutbe veriyor her ezandan sonra namazın okunan bütün ayetleri duaları hoparlörden bağırarak okuyor. Din adına insanları rahtsız etmek dini devdir kez. Vallahi de billahi de ben bu durumdan rahatsizim hakkımı helal etmiyorum.

  • işimiz zor dedi ki:

    provokasyon yapana sözüm yok,o ne yaptığını zaten iyi biliyor !! ama ona uyana iki çift kul kelamım var.şuraya yorum yazanlar varya ! onların hiçbiri ezanımızdan kuran- ı kerimimizden ve ettigimiz dulardan zerre kadar rahatsız olmuyorlar,dertleri sıkıntıları gürültü,rahatsız olmak(yataktan zıplamak,herhangi bir şeye konsantre olamamak,müzik dinleyememek vs vs) ve ses kirliliğidir.ayrıca şunu hocaya iletirseniz sevinirim,bundan 3 – 5 yıl önce şu an dışarıda olan ses içeride bile yoktu,sesi az kıssın gerçi kısarsa işindende olabilir..hadi selamün aleyküm.

  • ahmet dedi ki:

    Tekirdağ’da yaşanan sorun da kendi genelgeleri ile yasak olmasına rağmen saat 11:30 dan başlayıp ezan vaktine kadar mevlid, vaaz vb yayınların 1 saat boyunca çok yüksek bir desibelde (100den aşağı değil )yayınlanması . Hatta ezan başladığında bile bu ses kesilmiyor. Pencereyi kapatsak dahi hala ses geliyor her günümüz işkenceye döndü. Müftülüğe diyanet işlerine yazmama rağmen sorun çözülmedi. Sorumluları Allah’a havale ediyorum dini temsil edenler buysa diyecek bir şey yok.

    Ayrıca mevlidi camiiye sokmak da resmen şirktir. Allah’ın emretmediğini sen nasıl kul olarak dine dahil edersin.

  • Umut dedi ki:

    Ezanı böyle rahatsız edecek şekilde okuyan herkesin Allah belasını versin. Evimin 30 metre yanında camii. Her gece sesine uyanıp bin kez sövüp uyuyamıyorum geri. Eşşek gibi anıran bir ses sabahın 5′inde.. Şuandada o sese uyandım yine çıldırdım kendimi burda buldum.

  • Hüseyin Göksel dedi ki:

    Evet hepimiz müslümanız diyelim. Ama eviniz camiya 100-200 metre ise ve evinizin bir penceresi minareye dönük ve sonuna kadar açılmış bir ezan camlarınızı titretiyor ise bunu islamiyet olarak açıklayamazsınız. Bu uygulama sabah namazına katılan 5-10 kişilik cemaatı olan bir yerde Mahalledeki yaşlı ihtiyar çoluk çocuk hele camiye gitmeyen tüm kadınları uyandırmak islamiyetmidir. Uygun bir sesle, okunan güzel bir ezana kimsenin itirazı yok, fakat csmiye gelmeyen gelemeyen kadınlar çocuklar la beraber herkesten intikam almaya çalışan bir imamın insanlığa ve islamiyete ne yararı olabilir. Müslümanlığına söz konduramayacak sayın devlet büyüklerinin camiye yakın bir yerde bir öğlen uykusuna yatmalarını önereceğim. Görsünler camiye yakın evlerde nasıl bir gürültü kirliliği var . Ayarı bozuk minare haparlörlerinin acımasız ses yüksekliği bir görsünler.

Görüş belirtin!

Aşağıdaki form ile bu eleştiri hakkındaki görüşlerinizi belirtebilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Ayrıca yorumlara RSS ile abone olabilirsiniz.

Yaptığınız görüşün sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Görüş bildirirken şu etiketlerden faydalanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>