Postal Sesleri
12 mart 1971′de Türk Silahlı Kuvvetleri, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’e muhtıra vermişti. O dönemlerde ülke ekonomik olarak bir istikrar içinde olsada insanlar rahatsız ve bazı ideolojik oyunlar oynanmaktaydı. Ordu da bunu görüp hükümeti uyarmıştı, bunun sonucunda hükümet istifa etmişti. 27 nisan 2007′ye yani düne gelirsek bazılarına göre yeni bir muhtıra bazılarına göre çok sert bir açıklama Genelkurmay tarafından yapıldı.
Aslında bu uyarıyı Genelkurmay Başkanı Büyükanıt daha önceden bizzat yapmıştı fakat hükümet liderleri bunu ciddiye almayınca böyle bir açıklama geldi. Dün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi 1. tur oylamasında meclis başkanı ve AKP’li milletvekillerinin tutumuda bu açıklamada bence rol oynadı. Öyle ki 360 kişinin bulunduğu meclisten 367 sayısını çıkarmaya çalıştılar bunun için meclise kafasını sokan bazı milletvekillerini “oooo sayın milletvekili hoş geldiniz” diyerek yoklamaya dahil ettiler. Sonuçta muhalefet ana partisi oylamayı anayasa mahkemesine götürdü. Cumhurbaşkanının tarafsızlığı tartışılmaz tıpkı Meclis Başkanının tarafsız olmak zorunda olduğu gibi. Fakat dün gördük ki hiçte böyle değil bu nedenle de Cumhurbaşkanının mevcut hükümetten çıkması bu ülke için bazı şeylerin değişmesi demek. Peki bundan sonra ne olacak?
Öncelikle Genelkurmay’ın yaptığı bu açıklama bazı dengeleri değiştirecektir bunun ülkeye zararlarıda olabilir fakat bu kaçınılmaz. Açıklamada belirtildiği gibi asıl sorun ülkenin laik bütünlüğüne çeşitli yollarla müdahale edilmek istenmesidir. Son günlerde yaşanan olaylar ise bunun gerçekliğini göstermektedir.
Burada önemli olan hükümetin sergileyeceği tutumdur. Genelkurmay’ın bu sert mesajından sonra hükümet hala kendi bildiğini yaparsa postal sesleri duymamız muhtemel. Gene de bugünki şartlar altında bu tip bir olayın gerçekleşeceğini zannetmiyorum. Anayasa mahkemesinden çıkacak bir yürütmeyi durdurma kararıyla erken seçime gitmemiz en büyük olasılık olarak görünüyor. Bir ihtimal ise hükümetin referanduma giderek halktan destek almasıdır. Erken seçim veya referandum sonucunda ne olacağını kestirmek çok zor çünkü bu hükümet tamamen önceki hükümete tepki olarak buraya getirilmişti. Bu olaylardan sonra gene tepki olarak daha da güçlenebilir ya da çok zayıflayabilir.
Hava yastıkları insanların hayatını kurtarır ama zararı engelleyemez. Keşke arabayı kullananlar kaza yapmasa ve hava yastıklarına gerek kalmasaydı…









İlk olarak bu konuya değindiğiniz için teşekkür etmek istirum.
Gündemimizi meşgul eden Cumhurbaşkanlığı Seçim’i ve bunun sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ülkemiz için,geleceğimiz için çok çok önemli bir husustur.Lakin ben görmekteyimki iktidarın elinde bulunan güç(zamanında halkın verdiği) bugün bir bireysel istek,düşünce,plan uğruna kullanılmakta.Yukarıda da belirtildiği gibi meclise adımını atan her milletvekilinin kaydı tutuldu ve oylamalar 367 gibi gösterilmeye çalışıldı.Bunu gerek basın bültenlerinden gereksede birçok milletvekilinin verdiği ropörtajlarda görmek mümkün.Peki nedendir bu hırs nedendir bu dayatma!Düşünemiyorum.
TSK’nın tavrı belli.Basından edindiğim bilgilere göre “Siz o silahınızı kullanırsanız,biz de aynı silahla karşılık veririz ama Türk Silahlı Kuvvetleri olarak silah kullanmayı sizden daha iyi biliriz” gibi bir düşünce.Tabi ülkenin yararı ve geleceği için.
Sonrasını bekleyip göreceğiz.Ne olacak çok merak ediyorum.
Saygılarımla
Gönül ve demokrasi isterdiki şu postal seslerini memleketin siyasetinde duymamak, fakat gel görki ne zaman bir iktidarsızlık politası uygulanmaya çalışılsa buna (demokratik bir yönetim adına) tepki gösterecek olan halk yerine Ordu’nun sesi çıkıyor, Demokrasi açısından tehlikeli halk açısından umutsuz vaka şu postal sesleri.
bir gün dönüpte arkamıza baktığımızda gülebileceğimiz, tebessümle karşılayabileceğimiz bir tarih olacaktır inşallah, çünkü “gidişat” denen şey hiçte iyi değil… Her ne kadar bir felaket tellalı gibi bir cümle kurmuş olsamda hiç böyle bir cümleyi kurmak istemezdim.
Yönetimin ve Üretimin halkın olması dileğiyle; hani derler ya ” Üreten biziz, Tüketen de biz olacağız” işte öyle bişey.
Şahsen şuanki hükümetin şuana kadar çeşitli konularda verdikleri ciddiyetsiz açıklamarı, dolayısıyla kapalı kutu tabiriyle adlandırabileceğimiz bir tavır takınmaları, son olarakta TSK’nın bir önceki uyarısını ciddiye almamaları karşısında verilmiş güzel bir cevap olmakla birlikte, keşke olmasaydı dediğimiz bir cevapla karşı karşıyayız.
Halkın aklı karışık, tahminler zor, sonuç olarak herşeyin Laik Cumhuriyetimizin bir adım daha ileri atması (büyük bir adım) dileğiyle…
Sn Volkan Çınar’a katılıyorum. Ancak, şunları da eklemek istiyorum:
Özgürlük ve hoşgörünün birincil ilkesi özgürlük ve hoşgörüsü olmayan inançları, düşünceleri, adetleri, gelenekleri, öğretileri hoş görmemektir. Bu paradoks gibi görünse de böyledir. Hoş görülmemesi gereken nedir?
Bunlar şeriatçı ve dinci öğretilerdir. Türkiye asla şeriat veya din ile kurtulamaz. Şeriat ve din ile özgürlük ve hoşgörü ortamı sağlamaz. Şeriatçılık ülkeyi felakete götürür.Şeriatı ve gericiliği savunan düşüncelere özgürlük veya hoşgörü adına yer vermek, onlara prim vermek, onları desteklemek, onlara arka çıkmak, onların önünü açmak en büyük yanlışlıktır.
Tarlanın bereketli ürünler vermesi için ayrık otlarının, haşaratın nasıl gelişmesi engelleniyorsa, aynı şekilde, bunlar da engellenmelidir. Aksi takdirde hasat zamanı iyi ürün alamazsınız.
İnternet ortamı zaten dinci, şeriatçı ve gerici sitelerden geçilmiyor. Bu ortamlardan beslenen genç katillerin Trabzon, İstanbul ve Malatya’da neler yaptıklarını gördük. Bunların arkasının gelip gelmeyeceğini göreceğiz.
Türkler İslamiyet öncesi de çok büyük devletler, medeniyetler kurmuşlar (Hun, Göktürk vs) ve büyük başarılar kazanmışlardır. Eski dinlerini sürdürselerdi sanırım çok daha büyük başarılara imza atarlardı.
Ankara ve İstanbul mitingleri Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Sanırım artık karşı devrim süreci sona ermekte ve yeniden Atatürk devrimlerini canlandırma, geliştirme dönemine girmekteyiz. TSK’nin tepkisini ve Anayasa Mahkemesinin kararını bu bağlamda değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.
Ne şeriat, ne darbe, ne ABD, ne AB sloganlarını da çok haklı buluyorum.
Büyükanıt Paşa Ak Parti’nin ekmeğine yağ sürüyormuş o dönem haberimiz yok. : ) O açıklamadan (ve tabi bu yazıdan) üç ay sonra genel seçim yapıldı ve Ak Parti bir oy patlaması yaşadı.
Bu yazıyı yazan ve yorumlarıyla destekleyen arkadaşlarım, lütfen şimdi bir kere daha değerlendirin, muhtıradan/darbeden bu memlekete hayır gelebilir mi? Yoksa önümüzü açacak, ilerlememizi sağlayacak olan tek şey daha fazla DEMOKRASİ, daha fazla ÖZGÜRLÜK müdür?
“Darbe istemiyoruz ama…” demeyin, “demokrasi iyi ama…” demeyin. Bu “ama…”lardan vazgeçin. Sonuna kadar özgürlük ve demokrasinin arkasında durun. Türbanın özgürlüğüne de, diğer tüm özgürlüklere de SİZ sahip çıkın. Böylece hem tutarlı olursunuz, hem de merak etmeyin özgürlük ve demokrasiden hiç kimse zarar görmez.
Görüş belirtin!
Eleştiri Nedir?
Dahası...
Sponsor
Sayfalar
Son Görüşler
Meta
Dilimiz
Yazım Kuralları
Türk Dil Kurumu
Bağlantılar
Volkan.me
Kategoriler
Arşiv
Son Yazılar
Çok Yorumlananlar
Rastgele yazılar