Statüko ve Yenilik…
Birbirine zıt bu kavramlar tarihin her döneminde, her toplumda kendini gösterir. Çeşitli siyasi veya fikri akımlardan biri statükodan yana iken, diğeri yenilikten yanadır. Biri yenilikçilere karşı baskıdan yana iken diğeri özgürlükten yanadır.
Aslında sadece “mevcut durum” demek olan statüko bu bağlamda olumsuz bir kavramdır. Kimse bu kavramı sahiplenmek istemez. Ama eğer güce sahiplerse ve bu gücü “şimdi yeni şeyler söylemek lazım” diyenlere devretmeye yanaşmıyorlarsa ister istemez statükocu olmuş olurlar.
Mesela Hz. Muhammed bir yenilikle gelerek putları kırıp, insanları tevhid dinine davet etmek isterken, dönemin gücü elinde bulunduran kişileri buna karşı çıkmış, statükoyu savunmuşlar, baskıyla …
İşlerimden dolayı sitenin alt yapı betiğini uzun süredir güncelleyemiyordum. Vakit bulmuşken daha fonksiyonel olan son versiyona yükseltme yaptım. Hazır yükseltme yapmışken de sitenin görünümüne de el atayım dedim. Bu haliyle eski görünümüne göre daha sade fakat daha işlevsel ve okunulabilirlik açısından daha iyi bir şekle büründüğünü düşünüyorum. Bu işler çok uzun sürdüğünden hala ufak tefek eksikler mevcut bunları da 1 hafta içerisinde tamamlamayı düşünüyorum.
Yazarlarımız da Elestiri.org’un yeni özelliklerini kullanıcı girişi yapıp keşfedebilir. Üst kısımdaki “manşet” ve “seçtiklerimiz” kısmı için bu yazı üzerinden detaylı açıklamayı daha sonra yapacağım.
Kınamakla kalmıyor eleştiriyorum.
Bu ülke demokrasi ile yönetiliyor sa ki demokrasi; Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. **
Suudi Arabistan da mı yaşıyoruz yoska Türkiye de mi?
İran da mı yaşyıoruz yoksa Türkiye de mi ?
Mısır da mı yaşıyoruz yoksa Türkiye de mi?
Madem demokrasiyle yönetiliyoruz nerede bizim söz hakkımız, bu kadar eleştiren, düşünen, fikrini beyan eden, yapılanın yanlış olduğu söylenen halkın çoğunluluğunun bu yasaklara karşı olduğunu belirtmesine rağmen hâlâ neden bu yasaklamalar devam ettiriliyor ?
Yoksa Türkiyenin yönetim biçimini değiştirmek mi istiyorlar …
Türkiye’de hepimizin bildiği fakat çoğumuzun konuşmaya dahi çekindiği bir gerçek var: Bu ülkede fotoğrafı duvarlarda, paraların üzerinde yer alan, heykelleri heryerde olan, ismi bütün büyük caddelere, okullara verilmiş, tüm resmi konuşmalarda kendisinden bahsedilen, çoktan ölmüş olmasına rağmen bizi izlediğine (!) inanılan, ilkokul çocuklarına her sabah “ey bugünümüzü sağlayan” diye methiyeler söyletilen, ilkokul çocuklarının “açtığı yolda, kurduğu ülküde, gösterdiği amaçta hiç durmadan yürüyeceğine” antlar içirildiği bir lider kültü var:
Atatürk.
Biz Türkiye’de buna çok alıştık. Bize hiç garip gelmiyor. Ama yurtdışından gelen turistlere en ilginç gelen şeylerden biri bu lider kültüdür. Çünkü onların …
Birkaç hafta önce sağlam bir gribe yakalanıp evde birkaç gün geçirmek zorunda kaldım. İşin gücüm olmadığı bu dönemde televizyonun gündüz kuşağında ne kadar korkunç olabildiğini bir defa daha gördüm. İnternet nispeten daha az sıkıcıydı, sonuçta seçme özgürlüğüm vardı. Ama asıl olan her zamanki gibi kitaplarımdı… İlk iki günde Orhan Pamuk’u bitirdim, ağzımda keyifli bir edebiyat tadı kaldı.
Fakat sonra 14 yaşındaki oğlumun salonda bıraktığı kitabına gözüm takıldı ve hem sıkıntıdan hem de “bizim oğlan neler okuyor bakalım” diye kitabı aldım elime. Kitap, Tolga Gümüşay’ın yazdığı bir gençlik romanıydı: 6 yıl tam …