Ana Sayfa » Arşiv

Bireyler ve Toplum kategorisindeki eleştiri yazıları

Bireyler ve Toplum, Genel Konular »

[8 Mar 2010 | 1 Görüş | Eleştiren: Anıl Arpat ]

İNANDIĞIM DÜNYA
2009 Haziranı, Güneyin doğusundaydım; Mardin-Midyat
Türklerin, Kürtlerin, Süryanilerin, Arapların komşu yaşadıkları; taş evlerin birlikteliği gösterircesine sokakları daralttığı bu yer beni öylesine etkilemişi ki…

Bu coğrafyada din, dil, ırk farklılıklarının devlet sınırlarını da beraberinde getirmediği, vatanın yeryüzü, milletin insan soyu olduğu bir dünyanın tadına vardım. Süryani şarabından da içtim Kürtlerle halay da çektim.
 
Beni en çok etkileyen ise çocuklar oldu. Onların arasında dil ayrımı bile yoktu. Tanık olduğum konuşmada biri diğerine Türkçe “Fıratlarla top oynayalım mı?” diye soruyor, tam anlayamadığım Kürtçe ya da Süryanice bir cevap geliyor karşıdan ve hiç duraksamadan devam ediyor: …

Bireyler ve Toplum »

[15 Kas 2009 | 8 Görüş | Eleştiren: Aybike Umay ]

Sene; 2006
Ülke; Almanya
Mekan; Mannheim Metrosu
5 yaşındaki Yeğenim Aybike’nin benden daha iyi olan Almanca’sına güvenerek Neckrau’dan Mannheim merkeze gitmek üzere metroya biniyoruz. Sistemin farklılığı ve dilimin eksikliğinden dolayı biraz panik biraz korku zor bela biniyoruz metroya. Çok kalabalık değil, biraz olsun rahatlıyorum her nedense. Aybike’yi cam kenarına oturtuyorum, yanına da kendim oturuyorum. Karşımızda da genç bir çift var. Siyahlara bürünmüş iki tane gotik. Çocuğun elinde bir hamburger var, arada bir ısırıyor. Bir yandan da sürekli bir ritm tutturmuş dizine vuruyor. Kız ise daha sakin. Yüzünde malımsı bir ifade ile sürekli yola bakıyor. …

Bireyler ve Toplum »

[24 Eki 2009 | 2 Görüş | Eleştiren: Aybike Umay ]

İlkokul çağlarımda, yazları belediyenin ücretsiz olarak açmış olduğu kuran kursuna giderdim. Yine bir kurs sonrası başörtümü çıkarmış elimde sallayarak, altımdaki iki beden büyük eteğimi çeke çeke, salkım saçak bir şekilde eve doğru yürüyordum. Evimizin üç mahalle aşağısında bir kalabalık dikkatimi çekmişti. Eteğimi elimle iyice toplayıp büyük merakla koşmaya başladım kalabalığa doğru. Polis arabaları, ambulans ve bol miktarda insan sureti. Boyum o zamanlar henüz kısa olduğundan pek bir şey göremiyordum, her ne kadar zıplamaya çalışsam da sonunda eteğime basıp asfalt zeminle haşır neşir olmuştum. Her kafadan bir ses çıkıyor deyimi tam …

Bireyler ve Toplum, Politika, Tarihsel »

[4 Eyl 2009 | Görüş Yapılmamış | Eleştiren: aozkan ]

18. yüzyıla gelinceye kadar afyonun öldürücü etkileri biliniyor, tiryakiliği de görülüyor, fakat bağımlılığından hiç söz edilmiyor ya da edilse bile bu, maddenin hoş etkilerine bağlanıyordu. (BABAOĞLU, 1997, S.32) Buna rağmen, devlet yöneticileri özellikle de sömürgeci devletlerin yöneticileri bu maddeyi kendi menfaatleri doğrultusunda çok iyi kullanıyorlardı. Bu madde onlara hem ticari kazanç elde etmede hem de sömürgelerini kontrol etmede kolaylık sağlıyordu.
Bu yazıda sömürgeci zihniyetin afyondan sağladığı ticari menfaati ve sömürgelerini kontrol etmede ne gibi faydalar sağladığını anlatmaya çalışacağız. Fakat bundan önce savaşın kısa bir tarihçesinden bahsetmek gerekirse;
Öncelikle şunu bilmek gerekir ki …

Bireyler ve Toplum, Kitap ve Yazın, Müzik »

[1 Eyl 2009 | 7 Görüş | Eleştiren: aozkan ]

1 Eylül sabahı saat 07:12… Uyku girmedi bir türlü gözüme. Düşünmeye başladım. Bir yandan da telefonumda “mp3” çalıyor. Önce Onur ŞAN dan “Anladım”, sonra Yılmaz ERDOĞAN dan “Ankara” şiiri ve Sezen AKSU dan “Dansöz Dünya” devam edip gidiyor… Ne dinliyorum peki ben? Türkü mü, şiir mi, pop mu? Ne dinlediğim belli değil. Aklıma ortaokul da Barış Manço vefat ettiğinde çıkardıkları Mançoloji albümü geliyor. İki kaset, 25 parçadan oluşan mavi kaplı albüm… Para biriktirip almıştım ve albümü elime alınca ne kadar mutlu olmuştum. Hissedebilmiştim çünkü emeği ve bütün duyguları. Tekrar tekrar …

Bireyler ve Toplum, Headline »

[31 Tem 2009 | 7 Görüş | Eleştiren: Volkan Çınar ]
Tüketim Toplumu Olmak

Sanayi devrimi ile birlikte dünya endüstrisi hızla gelişti. Tüm insanlık tarihinden fazla üretim yapıldı son 100 yılda. Bir şeyler üretilince doğal olarak tüketilmesi de gerekiyordu ve aynı hızda tüketim çılgınlığı baş gösterdi. Bunun yanına teknolojik gelişmelerde eklenince özellikle son 20 yıl dünya koca bir alışveriş merkezine dönüştü. Bu gelişmeler doğal olarak Türkiye’yi de etkiledi ama bir farkla; Türkiye tüketiyor fakat üretmiyordu! Sonuç olarak Türkiye bir tüketim toplumu haline dönüştü.
Bunun için kısa bir araştırma yaptım ilk olarak avrupayı baz alarak işsizlik oranlarını inceledim, tahmin edebileceğiniz üzere avrupanın en yüksek işsizlik oranına …

Bireyler ve Toplum, Genel Konular »

[13 May 2009 | 1 Görüş | Eleştiren: Hulki Can ]

Ünlü bir dilbilimci “sözcükler insanı ele verir” demiş. Koşut bir söylemle, Freud, dilbilgisi hatası, algı yanılsaması ve dil sürçmelerinin de, boşu boşuna ve tesadüfen olmadığını, bunların bilinçaltının bastırılmış içtepilerinin bir dışavurumu olduğu ortaya koymuştur. Bu bağlamda, son günlerde kamuoyunda bir “Akil Adamlar” muhabbetti yeniden başladı. “Akil Adamlar” tüm sorunlara çözüm bulacak, herşey güllük gülistanlık olacakmış.

“Akil adamlar” olarak ilk lanse edilen sanırım resmi sıfatlarıyla “Bağımsız Türkiye Komisyonu” denilen ve bir çok emekli Avrupalı diplomattan oluşan grup olmuştu. Medyada çıkan en son haberlere göre ise terör örgütü kendisiyle röportaj yapan bir gazeteciye

“Diyalog …

Bireyler ve Toplum, Genel Konular »

[27 Şub 2009 | 17 Görüş | Eleştiren: Hulki Can ]

Ansiklopedik kaynaklara bakacak olursak, ünlü Encyclopedia Americana “Kürtçe, Kürtler, Kürt” gibi başlıklar, ya da, açılımlar yapmaya bile gerek görmemiş.  Ansiklopedide bir tek “Kürdistan” başlığı var ki bu terim de siyasal değil, ancak, coğrafi anlamda kullanılıyor. Başlık altında Kürtler hakkında şunlar yazıyor:
“They are freedom-loving, proud and brave people, about whom a reputation for violence has been engendered”  (Onlar özgürlüğü seven, gururlu ve cesur insanlar olup şiddete olan eğilimleriyle ünlenmişlerdir.)
Kürtlerden bir “millet” ya da “ulus” olarak değil de, şiddete eğilimi olan “insanlar” olarak söz edilmesi tuhaf değil mi ? Yoksa “şiddet eğilimi” …

Bireyler ve Toplum, Dinler ve Inanç, Politika »

[29 Eki 2008 | 7 Görüş | Eleştiren: fizikci ]

Statüko ve Yenilik…
Birbirine zıt bu kavramlar tarihin her döneminde, her toplumda kendini gösterir. Çeşitli siyasi veya fikri akımlardan biri statükodan yana iken, diğeri yenilikten yanadır. Biri yenilikçilere karşı baskıdan yana iken diğeri özgürlükten yanadır.
Aslında sadece “mevcut durum” demek olan statüko bu bağlamda olumsuz bir kavramdır. Kimse bu kavramı sahiplenmek istemez. Ama eğer güce sahiplerse ve bu gücü “şimdi yeni şeyler söylemek lazım” diyenlere devretmeye yanaşmıyorlarsa ister istemez statükocu olmuş olurlar.
Mesela Hz. Muhammed bir yenilikle gelerek putları kırıp, insanları tevhid dinine davet etmek isterken, dönemin gücü elinde bulunduran kişileri buna karşı çıkmış, statükoyu savunmuşlar, baskıyla …

Bireyler ve Toplum, Genel Konular, Tarihsel »

[22 Eki 2008 | 6 Görüş | Eleştiren: fizikci ]

Türkiye’de hepimizin bildiği fakat çoğumuzun konuşmaya dahi çekindiği bir gerçek var: Bu ülkede fotoğrafı duvarlarda, paraların üzerinde yer alan, heykelleri heryerde olan, ismi bütün büyük caddelere, okullara verilmiş, tüm resmi konuşmalarda kendisinden bahsedilen, çoktan ölmüş olmasına rağmen bizi izlediğine (!) inanılan, ilkokul çocuklarına her sabah “ey bugünümüzü sağlayan” diye methiyeler söyletilen, ilkokul çocuklarının “açtığı yolda, kurduğu ülküde, gösterdiği amaçta hiç durmadan yürüyeceğine” antlar içirildiği bir lider kültü var:
Atatürk.
Biz Türkiye’de buna çok alıştık. Bize hiç garip gelmiyor. Ama yurtdışından gelen turistlere en ilginç gelen şeylerden biri bu lider kültüdür. Çünkü onların …