<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Hoşgörü, Özgürlük ve Medya yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/</link>
	<description>yaşama dair eleştiriler...</description>
	<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 18:43:28 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.3</generator>
		<item>
		<title>Erman tarafından</title>
		<link>http://www.elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-2385</link>
		<dc:creator>Erman</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 19:10:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-2385</guid>
		<description>adım erman beşinci boyut dizisinde jandarma arabası kaza yapıyor ve bir ast subay olay yerine geliyor mübarek asker değil manken saçlar uzun leonardo di caprio aynı.birde hastanede yaralılara tedavi yapıyorlar allah aşkına bir doktor hemşire yahu elinize eldiven giyin hiç steril bir ortam yok.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>adım erman beşinci boyut dizisinde jandarma arabası kaza yapıyor ve bir ast subay olay yerine geliyor mübarek asker değil manken saçlar uzun leonardo di caprio aynı.birde hastanede yaralılara tedavi yapıyorlar allah aşkına bir doktor hemşire yahu elinize eldiven giyin hiç steril bir ortam yok.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>davudi ses tarafından</title>
		<link>http://www.elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1033</link>
		<dc:creator>davudi ses</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 13:38:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1033</guid>
		<description>Muhakkak ki Hamd Allah’adır. Ona hamd eder Ondan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden Ona sığınız. Allahın hidayet verdiğini saptıracak yoktur saptırdığına da hidayet edecek yoktur..
 
 Müslümanların yaşadığı her yerde iğrenç emellere yönelik savaş var. bu savaş belki bombalarla ve mermilerle değil ama Müslümanların yaşadığı hemen her yerde onların hedef alındığı bir savaş tarzının sürdüğünü görüyoruz. şer odaklar ve onların ahmak yardakçıları,müslümanları tamamen yıldırmak için aralarında ittifak sağlamış gibiler.Müslümanları yıpratma ve yıldırma amacına yönelik savaş sadece fiili saldırılardan ibaret değil. Bir yandan da yoğun medya savaşı sürdürülüyor. Bu medya savaşının başarılı olması için de bazen yeşilçam sahnelerine benzer kurgu sahneler oluşturuluyor.
Müslümanları karalama kampanyalarına günümüzde yoğun bir şekilde şahit olmaktayız...
gerek dizileriyle, gerekse haber,sunumlarıyla,ötekileştirme ve çamur atma siyaseti yaparak,İslam'ı ve müslüman kesimlerini terörle, kan emicilikle, şiddetle pırovakatörlükle özdeşleştirme çabası içine girmekten böylelikle kendisine bir takım hedefler icat etmekte sonra da bu düşmanlarla sözde mücadele ederek kendisini meşrulaştırmaya çalışmak ne insani nede ahlakidir. Bu yüzdendir ki, sonuçta gelinen noktada, hem mazlum müslüman kürt halkı sıkıntıya girmekte hemde,irtica bahaneleriyle yasal olan dernek sivil toplum kuruluşları,baskın ve gözaltılarla, yıldırmaya çalışılmakta.medya gücü sayesinde,müslümanlar açık hedef haline getirilmekte. bir yandanda ötekileştirme sayesinde müslüman kürt halkına reva görülen,zulum ve baskıları,tekrar alevlendirmekte.
 
 gerek darbeler le ve  siyasi cinayetlerde parmağı olan şahıslar göz önünde iken haklarında binlerce delil varken kazılan ölüm kuyularını ve bulunan silahları failleri ortada iken kalkıp bunlara ramen müslümanları, hedef gösterip, hedef tahtası, haline getirmek  aslında “malum medya”nın gerçek yüzünü ortaya koyması bakımından son derece manidardır.itirafçı yer gösteriyor kimler ile yaptıklarını bile açıklıyor ama buna rağmen ,iftirafçı yer göstersin biz kime mal edecegimizi biliriz derseniz. bu olmaz işte.
Haberi kaynağından almak ve gelişmeleri asıl muhatabından öğrenmek yerine, sözüm ona birtakım  yanlış ve saptırıcı haberlerine ram olmakta neyin nesi bir vicdan muhasebesi yapar mısınız?oysaki hizbullah tarihinde  ayrıntılı açıklama ve bilgilendirme çalışması içine giderek yayın organları vasıtasıyla gelişmelerin bütün boyutları ve perde arkası ile kamoyuna paylaşmıştır.
 
Bunu sadece türkiyedeki, müslümanlara degil fesatlığınız ülkeyi aşmış olmalıki filistindeki, mücedele eden hamas a da yapıyorsunuz. örnek verelim hemen....
 
"İsrail'i ve Amerika'yı o roketlerle tedirgin edip hizaya getirmeye çalışmak, bunu yaparken de büyük sivil kayıplarını göze alıp insanî duyarlılıkların muhtemel tepkilerine güvenmek; mantıklı, isabetli, verimli, meşru bir yol mudur?"  Hamas Filistinlilerin ölümü üzerine hesap yapıyor. Ahmet Selim / Zaman
 
bu ve buna benzer yüzlerce fesatlıklar var.Oysa Hamas'ın şanlı direnişiyle siyonist işgalciyi nasıl çaresiz bıraktığı, siyonistlerin Hamas'ın direnişi sayesinde meşruiyet krizini bir türlü aşamamanın sıkıntısını yaşadıkları herkes tarafından bilinen bir gerçek.ŞEYH AHMET YASİN'in şu sözünü hatırlatmak istiyorum:ALLAH AŞKINA, BARİ ALEYHİMİZE OLMAYIN!!!
 
müteddeyin insanları hedef göstererek,neyi amaçlıyorsunuz.bölme, kışkırtma haberciligi ve tek lik senaryolarla  ile halkın çeşitli kesimleri arasında düşmanlık tohumları ekme hakkını, gücünü, cesaretini nereden alıyorsunuz siz? sadece engizisyonculuk yapmaktan başka bir şey yapmıyormusunuz, SEYDA,SARIK,ŞEYH,TARİKAT gibi dini değerleri yıpratıcı rollerde oynatıp hangi mesajı vermek istiyorsunuz.Amerikan filmlerinde Müslümanlar, sarıklı-cübbeli terörist olarak lanse ediliyor ve bu bilinçli olarak yapılıyor.sizinkide bilinçlimi?
 
 İçeride derin devlet ve gayri meşru oluşumlarla dışarıda ise uluslararası müstekbir güçlerle var olan karanlık ilişkilerin ortaya çıkmasından en çok korkanlar gerçeklerin ortaya çıkmasından korksunlar. ALLAH'a hamd olsun bizim böyle bir derdimiz yok.....
Yapılan karalamalar ve atılan iftiralar harekete zarar veremez. Cemaatsiz İslami mücadelenin verilemeyeceğini kavrayan ve bu yola baş koyanlar da bunun farkında ve bilincindedirler. 
İslam davasını omuzlamanın bir bedelinin olduğunu biliyor ve farkındayız. Karşılaşılan zorluklar, zahmetler bu davanın bedelidir. Bu aynı zamanda sünnetullahtır. Allah’ın davası için mücadele eden Nebiler ve Resullerin karşılaştıkları sıkıntılar ile onların yolunda gidenlerin de karşılaşması kaçınılmazdır. İslam için mücadele ederken bu kutsal davaya layık bir bedel ödemek gerekir. Davaların oluşumunda elbette ki sıkıntılar olacak. Ancak ondan sonra Allah yapılan yatırımı, gösterilen çabanın karşılığını hem dünyada hem de ahirette verir.
 
 "Allah'ın taraftarları" ile "Şeytanın taraftarları" arasında tarafsız kalmak gibi utanç dolu bir zillet, gaflet ve cehalet bataklığına düşmek, "ben müslümanım" diyen kişiye asla yakışmaz...Rabbimiz "hakkı ve adaleti ayakta tutan şahitler olun" buyurmaktadır. Tek kaygımız, tek hesabımız ve tek tasamız bu olmalı... 
 
 şunu çok iyi biliyoruz ki.

İnsanların basiret gözü açıldı. hakka koşuyor.
Hepsi birer Mus'ab olmuş şahadete koyulmuş.
Firavunlar Önümüze Çıkmış Ne Önemi var.
Belam bin Bauralar önümüzde Ne Önemi var.
Gündüz Ortasında gözü Kapamakla Karanlık mı olur.
Koca Denize Bir taş atmakla Deniz Bulanık mı olur.
Elhamdülillah Eyyubi Sabırla Geliyoruz.
Elhamdülillah İbrahim’i Cesaretle geliyoruz.
Elhamdülillah Bilal’i Direnişle Geliyoruz.
Kur’an-ı Kerim de Tarif Edilen Müminlere Karşı Şefkatli, Kâfirlere ve Münafıklara Karşı İzzetli Nasıyla geliyoruz.
 
İslamı  İçin Yürüyenlerin Başına Hz. Nuh gibi İftirada gelecek,Hz. Hubeyb gibi İşkencede Görecek, Hz. Musa Gibi Hicret Edecek, Hz. Yusuf Gibi Zindanlarda Merhabası Olacaktır..
 
ebuzer çetin
 
zillet bizden uzaktır..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Muhakkak ki Hamd Allah’adır. Ona hamd eder Ondan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden Ona sığınız. Allahın hidayet verdiğini saptıracak yoktur saptırdığına da hidayet edecek yoktur..</p>
<p> Müslümanların yaşadığı her yerde iğrenç emellere yönelik savaş var. bu savaş belki bombalarla ve mermilerle değil ama Müslümanların yaşadığı hemen her yerde onların hedef alındığı bir savaş tarzının sürdüğünü görüyoruz. şer odaklar ve onların ahmak yardakçıları,müslümanları tamamen yıldırmak için aralarında ittifak sağlamış gibiler.Müslümanları yıpratma ve yıldırma amacına yönelik savaş sadece fiili saldırılardan ibaret değil. Bir yandan da yoğun medya savaşı sürdürülüyor. Bu medya savaşının başarılı olması için de bazen yeşilçam sahnelerine benzer kurgu sahneler oluşturuluyor.<br />
Müslümanları karalama kampanyalarına günümüzde yoğun bir şekilde şahit olmaktayız&#8230;<br />
gerek dizileriyle, gerekse haber,sunumlarıyla,ötekileştirme ve çamur atma siyaseti yaparak,İslam&#8217;ı ve müslüman kesimlerini terörle, kan emicilikle, şiddetle pırovakatörlükle özdeşleştirme çabası içine girmekten böylelikle kendisine bir takım hedefler icat etmekte sonra da bu düşmanlarla sözde mücadele ederek kendisini meşrulaştırmaya çalışmak ne insani nede ahlakidir. Bu yüzdendir ki, sonuçta gelinen noktada, hem mazlum müslüman kürt halkı sıkıntıya girmekte hemde,irtica bahaneleriyle yasal olan dernek sivil toplum kuruluşları,baskın ve gözaltılarla, yıldırmaya çalışılmakta.medya gücü sayesinde,müslümanlar açık hedef haline getirilmekte. bir yandanda ötekileştirme sayesinde müslüman kürt halkına reva görülen,zulum ve baskıları,tekrar alevlendirmekte.</p>
<p> gerek darbeler le ve  siyasi cinayetlerde parmağı olan şahıslar göz önünde iken haklarında binlerce delil varken kazılan ölüm kuyularını ve bulunan silahları failleri ortada iken kalkıp bunlara ramen müslümanları, hedef gösterip, hedef tahtası, haline getirmek  aslında “malum medya”nın gerçek yüzünü ortaya koyması bakımından son derece manidardır.itirafçı yer gösteriyor kimler ile yaptıklarını bile açıklıyor ama buna rağmen ,iftirafçı yer göstersin biz kime mal edecegimizi biliriz derseniz. bu olmaz işte.<br />
Haberi kaynağından almak ve gelişmeleri asıl muhatabından öğrenmek yerine, sözüm ona birtakım  yanlış ve saptırıcı haberlerine ram olmakta neyin nesi bir vicdan muhasebesi yapar mısınız?oysaki hizbullah tarihinde  ayrıntılı açıklama ve bilgilendirme çalışması içine giderek yayın organları vasıtasıyla gelişmelerin bütün boyutları ve perde arkası ile kamoyuna paylaşmıştır.</p>
<p>Bunu sadece türkiyedeki, müslümanlara degil fesatlığınız ülkeyi aşmış olmalıki filistindeki, mücedele eden hamas a da yapıyorsunuz. örnek verelim hemen&#8230;.</p>
<p>&#8220;İsrail&#8217;i ve Amerika&#8217;yı o roketlerle tedirgin edip hizaya getirmeye çalışmak, bunu yaparken de büyük sivil kayıplarını göze alıp insanî duyarlılıkların muhtemel tepkilerine güvenmek; mantıklı, isabetli, verimli, meşru bir yol mudur?&#8221;  Hamas Filistinlilerin ölümü üzerine hesap yapıyor. Ahmet Selim / Zaman</p>
<p>bu ve buna benzer yüzlerce fesatlıklar var.Oysa Hamas&#8217;ın şanlı direnişiyle siyonist işgalciyi nasıl çaresiz bıraktığı, siyonistlerin Hamas&#8217;ın direnişi sayesinde meşruiyet krizini bir türlü aşamamanın sıkıntısını yaşadıkları herkes tarafından bilinen bir gerçek.ŞEYH AHMET YASİN&#8217;in şu sözünü hatırlatmak istiyorum:ALLAH AŞKINA, BARİ ALEYHİMİZE OLMAYIN!!!</p>
<p>müteddeyin insanları hedef göstererek,neyi amaçlıyorsunuz.bölme, kışkırtma haberciligi ve tek lik senaryolarla  ile halkın çeşitli kesimleri arasında düşmanlık tohumları ekme hakkını, gücünü, cesaretini nereden alıyorsunuz siz? sadece engizisyonculuk yapmaktan başka bir şey yapmıyormusunuz, SEYDA,SARIK,ŞEYH,TARİKAT gibi dini değerleri yıpratıcı rollerde oynatıp hangi mesajı vermek istiyorsunuz.Amerikan filmlerinde Müslümanlar, sarıklı-cübbeli terörist olarak lanse ediliyor ve bu bilinçli olarak yapılıyor.sizinkide bilinçlimi?</p>
<p> İçeride derin devlet ve gayri meşru oluşumlarla dışarıda ise uluslararası müstekbir güçlerle var olan karanlık ilişkilerin ortaya çıkmasından en çok korkanlar gerçeklerin ortaya çıkmasından korksunlar. ALLAH&#8217;a hamd olsun bizim böyle bir derdimiz yok&#8230;..<br />
Yapılan karalamalar ve atılan iftiralar harekete zarar veremez. Cemaatsiz İslami mücadelenin verilemeyeceğini kavrayan ve bu yola baş koyanlar da bunun farkında ve bilincindedirler.<br />
İslam davasını omuzlamanın bir bedelinin olduğunu biliyor ve farkındayız. Karşılaşılan zorluklar, zahmetler bu davanın bedelidir. Bu aynı zamanda sünnetullahtır. Allah’ın davası için mücadele eden Nebiler ve Resullerin karşılaştıkları sıkıntılar ile onların yolunda gidenlerin de karşılaşması kaçınılmazdır. İslam için mücadele ederken bu kutsal davaya layık bir bedel ödemek gerekir. Davaların oluşumunda elbette ki sıkıntılar olacak. Ancak ondan sonra Allah yapılan yatırımı, gösterilen çabanın karşılığını hem dünyada hem de ahirette verir.</p>
<p> &#8220;Allah&#8217;ın taraftarları&#8221; ile &#8220;Şeytanın taraftarları&#8221; arasında tarafsız kalmak gibi utanç dolu bir zillet, gaflet ve cehalet bataklığına düşmek, &#8220;ben müslümanım&#8221; diyen kişiye asla yakışmaz&#8230;Rabbimiz &#8220;hakkı ve adaleti ayakta tutan şahitler olun&#8221; buyurmaktadır. Tek kaygımız, tek hesabımız ve tek tasamız bu olmalı&#8230; </p>
<p> şunu çok iyi biliyoruz ki.</p>
<p>İnsanların basiret gözü açıldı. hakka koşuyor.<br />
Hepsi birer Mus&#8217;ab olmuş şahadete koyulmuş.<br />
Firavunlar Önümüze Çıkmış Ne Önemi var.<br />
Belam bin Bauralar önümüzde Ne Önemi var.<br />
Gündüz Ortasında gözü Kapamakla Karanlık mı olur.<br />
Koca Denize Bir taş atmakla Deniz Bulanık mı olur.<br />
Elhamdülillah Eyyubi Sabırla Geliyoruz.<br />
Elhamdülillah İbrahim’i Cesaretle geliyoruz.<br />
Elhamdülillah Bilal’i Direnişle Geliyoruz.<br />
Kur’an-ı Kerim de Tarif Edilen Müminlere Karşı Şefkatli, Kâfirlere ve Münafıklara Karşı İzzetli Nasıyla geliyoruz.</p>
<p>İslamı  İçin Yürüyenlerin Başına Hz. Nuh gibi İftirada gelecek,Hz. Hubeyb gibi İşkencede Görecek, Hz. Musa Gibi Hicret Edecek, Hz. Yusuf Gibi Zindanlarda Merhabası Olacaktır..</p>
<p>ebuzer çetin</p>
<p>zillet bizden uzaktır..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>davudi ses tarafından</title>
		<link>http://www.elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1032</link>
		<dc:creator>davudi ses</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 13:23:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1032</guid>
		<description>Tarih boyunca, Müslüman insanların maruz kaldığı uygulamalardan biri de iftiraya uğrayıp haklarında yalan haber yapılması olmuştur. Geçmiş zamanın hangi dilimine bakılırsa bakılsın, mutlaka iftiraya uğrayan, haklarında olmadık şeyler söylenen Müminler-Müslümanlar olagelmiştir.

Konumuz,"Fesat Medya Spikeri"
 Avukat, koordinatör, yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak Samanyolu TV’nin her kademesinde çalışan, Samanyolu TV'nin ana haber bülteni sunucusu Fethullah Gülen'in yeğeni (en büyük özelliği dayısına yamanmak), iftiracı fesat medya spikeri Kemal Gülen.
Seviyeli, yapıcı, müspet, ıslah edici, asla yağcılık, yalakalık, dalkavukluk, şakşakçılık yapmayacaktır. Hem savcılık, hem hâkimlik, hem cellâtlık taslamayacaktır. Mukaddes bir hak olan savunma hakkını, tenkit ettiği, çattığı kimselere tanımalı, onların savunmaya dair cevaplarına açık olmalıdır. İhtilâflı bir konuda yayın yaparken, bütün tarafların fikirlerine, savunmalarına açık olmalıdır.
Meselâ başörtüsüne  teferruat derken, bunun kaldırılmasını isterken, bu yasağı savunanlara, kalması gerektiğini iddia edenlere de programında yer vermelidir...

İnsanların en bilgesi olan Resul-i Kibriya Efendimiz “Ümmetimin ihtilâfı (çeşitliliği) geniş bir rahmettir” buyurmuşlardır. Konu mademki ihtilaflıdır, mademki derin görüş ayrılıkları vardır, o zaman asılsız iftira ve iddia ettiklerinizin açığa çıkmasını sağlamak için, karşı tarafın reddiyesine de yer verilmeli ki tekil ve tek taraflı habercilik kavramı ortadan, kalksın.

Hem hoşgörüden bahs edeceksin, hem de böylesine bir hoşgörüsüzlük, iftira, iddia ve karalama üslubu sergileyeceksin. Böyle insafsızlık olur mu? Ha derseniz ki “ya kardeşim biz Müslümanları medyamızda övemeyiz, ancak karalayabiliriz. Översek, bizdeki bazı siyasîleri ve diyalogcuları üzmüş  ve dayım Fethullah Gülen’i tedirgin etmiş oluruz” derseniz belki kamuoyunu biraz aydınlatmış olursunuz. Hoşgörü ve centilmenlik gösterileri, yanlış sabır anlayışı, ince politika oyunları, yalakalık ve çok yüzlülükten vazgeçmeyecek misiniz Kemal bey?

Dayına sorar mısın Kemal Bey “Filistin topraklarında, Irak'ta, Afganistan'da, emperyalist amaçlar ve şeytani duygularla milyonlarca Müslüman’ı haksız yere katleden ABD, İsrail ve AB güçleri yetkililerini (devlet başkanlarını, Hahamlarını, Papazlarını) hoş gören ve onların himayesine giren dayın mı haklıdır? Bunları dayınıza sorun bakalım, hangi hikmetleri söyleyecektir. Yine  Atatürk Deccal’dır, ordu ise Deccal’ın askeridir. Öyle ise, Deccal’ın ve silahlı kuvvetlerin gölgesinde yaşamaktansa, Avrupa ve Amerika'nın güdümüne girmek daha iyidir ve ehveni şerdir. Diyecek mi, diyebilecek mi? Bence diyemez öyle ya sizin bir dizinizin adıda ÖLÜMSÜZ KAHRAMANLAR’dır.”
Kemal bey sayenizde, gerek Kürdistan halkı, gerekse bölgedeki Müslümanlara atılan iftiralarla bölge halkının her geçen gün senin yönetimindeki STV’ye ve grubuna olan nefretleri daha da arttırdığını görüyoruz. STV ve camiasına şüphe gözü ile bakılmaktadır. Mesajları da şudur; Allahtan korkup tövbe etmeleri ve başkalarını kötülemek niyeti ile kendilerini iyi gösterme sevdasından vazgeçmelidirler...

İslam’a gönül vermiş vicdan sahibi her fert, bu satırları ön yargısız olarak okuyup değerlendirince ne düşünür acaba? Hiç düşündünüz mü Kemal Bey? Halen birbirleriyle alakasız, yüzlerce Müslüman’ı mağdur eden olayları tersyüz ederek, iftira ve karalamalarda bulunmakta mısın. “çamur at tutmazsa izi kalır” mantığıyla gerçekleri çarpıtmakta ve saptırma yoluna gitmekte misin halen? Neyse malikânesinde oturup, sırtını ABD’ye dayayan dayına bakma sen. Sen dürüst ol.
Vuku bulmuş olaylarla ilgili haberler söz konusu olduğunda, bu haberlerin sosyal hayatın doğasına uyup uymadığı, böyle bir şeyin gerçekleşme imkânı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini bir gün sende öğreneceksin Kemal Bey…

Ebuzer çetin /</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih boyunca, Müslüman insanların maruz kaldığı uygulamalardan biri de iftiraya uğrayıp haklarında yalan haber yapılması olmuştur. Geçmiş zamanın hangi dilimine bakılırsa bakılsın, mutlaka iftiraya uğrayan, haklarında olmadık şeyler söylenen Müminler-Müslümanlar olagelmiştir.</p>
<p>Konumuz,&#8221;Fesat Medya Spikeri&#8221;<br />
 Avukat, koordinatör, yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak Samanyolu TV’nin her kademesinde çalışan, Samanyolu TV&#8217;nin ana haber bülteni sunucusu Fethullah Gülen&#8217;in yeğeni (en büyük özelliği dayısına yamanmak), iftiracı fesat medya spikeri Kemal Gülen.<br />
Seviyeli, yapıcı, müspet, ıslah edici, asla yağcılık, yalakalık, dalkavukluk, şakşakçılık yapmayacaktır. Hem savcılık, hem hâkimlik, hem cellâtlık taslamayacaktır. Mukaddes bir hak olan savunma hakkını, tenkit ettiği, çattığı kimselere tanımalı, onların savunmaya dair cevaplarına açık olmalıdır. İhtilâflı bir konuda yayın yaparken, bütün tarafların fikirlerine, savunmalarına açık olmalıdır.<br />
Meselâ başörtüsüne  teferruat derken, bunun kaldırılmasını isterken, bu yasağı savunanlara, kalması gerektiğini iddia edenlere de programında yer vermelidir&#8230;</p>
<p>İnsanların en bilgesi olan Resul-i Kibriya Efendimiz “Ümmetimin ihtilâfı (çeşitliliği) geniş bir rahmettir” buyurmuşlardır. Konu mademki ihtilaflıdır, mademki derin görüş ayrılıkları vardır, o zaman asılsız iftira ve iddia ettiklerinizin açığa çıkmasını sağlamak için, karşı tarafın reddiyesine de yer verilmeli ki tekil ve tek taraflı habercilik kavramı ortadan, kalksın.</p>
<p>Hem hoşgörüden bahs edeceksin, hem de böylesine bir hoşgörüsüzlük, iftira, iddia ve karalama üslubu sergileyeceksin. Böyle insafsızlık olur mu? Ha derseniz ki “ya kardeşim biz Müslümanları medyamızda övemeyiz, ancak karalayabiliriz. Översek, bizdeki bazı siyasîleri ve diyalogcuları üzmüş  ve dayım Fethullah Gülen’i tedirgin etmiş oluruz” derseniz belki kamuoyunu biraz aydınlatmış olursunuz. Hoşgörü ve centilmenlik gösterileri, yanlış sabır anlayışı, ince politika oyunları, yalakalık ve çok yüzlülükten vazgeçmeyecek misiniz Kemal bey?</p>
<p>Dayına sorar mısın Kemal Bey “Filistin topraklarında, Irak&#8217;ta, Afganistan&#8217;da, emperyalist amaçlar ve şeytani duygularla milyonlarca Müslüman’ı haksız yere katleden ABD, İsrail ve AB güçleri yetkililerini (devlet başkanlarını, Hahamlarını, Papazlarını) hoş gören ve onların himayesine giren dayın mı haklıdır? Bunları dayınıza sorun bakalım, hangi hikmetleri söyleyecektir. Yine  Atatürk Deccal’dır, ordu ise Deccal’ın askeridir. Öyle ise, Deccal’ın ve silahlı kuvvetlerin gölgesinde yaşamaktansa, Avrupa ve Amerika&#8217;nın güdümüne girmek daha iyidir ve ehveni şerdir. Diyecek mi, diyebilecek mi? Bence diyemez öyle ya sizin bir dizinizin adıda ÖLÜMSÜZ KAHRAMANLAR’dır.”<br />
Kemal bey sayenizde, gerek Kürdistan halkı, gerekse bölgedeki Müslümanlara atılan iftiralarla bölge halkının her geçen gün senin yönetimindeki STV’ye ve grubuna olan nefretleri daha da arttırdığını görüyoruz. STV ve camiasına şüphe gözü ile bakılmaktadır. Mesajları da şudur; Allahtan korkup tövbe etmeleri ve başkalarını kötülemek niyeti ile kendilerini iyi gösterme sevdasından vazgeçmelidirler&#8230;</p>
<p>İslam’a gönül vermiş vicdan sahibi her fert, bu satırları ön yargısız olarak okuyup değerlendirince ne düşünür acaba? Hiç düşündünüz mü Kemal Bey? Halen birbirleriyle alakasız, yüzlerce Müslüman’ı mağdur eden olayları tersyüz ederek, iftira ve karalamalarda bulunmakta mısın. “çamur at tutmazsa izi kalır” mantığıyla gerçekleri çarpıtmakta ve saptırma yoluna gitmekte misin halen? Neyse malikânesinde oturup, sırtını ABD’ye dayayan dayına bakma sen. Sen dürüst ol.<br />
Vuku bulmuş olaylarla ilgili haberler söz konusu olduğunda, bu haberlerin sosyal hayatın doğasına uyup uymadığı, böyle bir şeyin gerçekleşme imkânı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini bir gün sende öğreneceksin Kemal Bey…</p>
<p>Ebuzer çetin /</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hulki Can tarafından</title>
		<link>http://www.elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1029</link>
		<dc:creator>Hulki Can</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 08:26:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1029</guid>
		<description>"İşin Beşinci boyutunun sır kapılarında görüldüğü üzere cenneti dolduran bütün bayanlar modern ve başları açık örtüsüzlerdir. Aynı şekilde, cennete giden bütün erkekler de modern giyimli, tıraşlı ve kravatlıdır."

Bu yukarıdaki savınız hakkında biraz daha bilgi rica edelim. Cehennemliklerin de giyimi hakkında bilgi verirseniz seviniriz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;İşin Beşinci boyutunun sır kapılarında görüldüğü üzere cenneti dolduran bütün bayanlar modern ve başları açık örtüsüzlerdir. Aynı şekilde, cennete giden bütün erkekler de modern giyimli, tıraşlı ve kravatlıdır.&#8221;</p>
<p>Bu yukarıdaki savınız hakkında biraz daha bilgi rica edelim. Cehennemliklerin de giyimi hakkında bilgi verirseniz seviniriz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ebuzer tarafından</title>
		<link>http://www.elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1028</link>
		<dc:creator>ebuzer</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 12:58:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://elestiri.org/hosgoru-ozgurluk-ve-medya/#comment-1028</guid>
		<description>Âlemlerin Rabbi olan Allaha gereğince hamdolsun... Kulu, elçisi, müminlere rehber olan Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselama, pak ailesine, ashabına ve kıyamete dek bu yolun takipçilerine salât ve selam olsun!
Tarih boyunca, Müslüman insanların maruz kaldığı uygulamalardan biri de iftiraya uğrayıp haklarında yalan haber yapılması olmuştur. Geçmiş zamanın hangi dilimine bakılırsa bakılsın, mutlaka iftiraya uğrayan, haklarında olmadık şeyler söylenen Müminler-Müslümanlar olagelmiştir. Hakk-batıl mücadelesiyle paralellik arz eden bu husus, bir hakikati de ortaya koymuştur ki o da bu muamelenin, batıl tarafının en büyük silahı olduğu gerçeğidir. Ve öyle anlaşılıyor ki bu durum kıyamete kadar da böyle sürüp gidecektir. Bir anlamda imtihan merdiveninde yol alırken, bunlar adeta atlanılması mümkün olmayan basamaklar gibi olmuştur. Vuku bulmuş olaylarla ilgili haberler söz konusu olduğunda, bu haberlerin sosyal hayatın doğasına uyup uymadığı, böyle bir şeyin gerçekleşme imkânı bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Hatta bu haberi nakledenin, güvenilir olup olmadığını araştırmaktan çok daha önemlidir.
İslami medya hem savcılık, hem hâkimlik, hem cellâtlık, taslama yetkisine sahip olmasa gerek. İslami medya, mukaddes bir hak olan savunma hakkını, tenkit edip çattığı kimseleri tanımalı, onların savunmaya dair cevaplarına açık olmalıdır. Bazı gazetelerin yüksek tirajı olabilir (bununla bir dereceye kadar övünüp seviniyorlardır), ancak medya başarısındaki tek unsur tiraj değildir. Öncelikle tesir ve samimiyet gelir. Tirajlar zorlamayla da olsa bu böyledir. Bizim gibi düşünen, bizim gibi düşünmeyen gibi ayrımlar yapmamalarıdır. Ama ne yazık ki İslam düşmanı medyalardan daha çok Muvahhit Müslümanlara tavır takınan sözde hoşgörü medyası Stv, Zaman, Aksiyon vs gibi sözde İslami medyanın  yaptığı, 28 Şubat sürecinde başörtüsünü "teferruat" olarak niteleyip, medya organları o dönemde zorbaların değil yüce Allahın emrine tabi olup, başörtüsü için direnişe geçen Müslümanlara provokatör damgası vurdukları günleri nede çabuk unuttular. Örtünmek basit bir teferruattır. İşin Beşinci boyutunun sır kapılarında görüldüğü üzere cenneti dolduran bütün bayanlar modern ve başları açık örtüsüzlerdir. Aynı şekilde, cennete giden bütün erkekler de modern giyimli, tıraşlı ve kravatlıdır.
Şimdi de  Tv ve medyalarında, Müslüman’ı karalama ve linç kampanyasına katılmış bulunuyor STV ve diğer  sözde hoşgörü medyası. Zalimler karşısında, kendileri gibi eğilip bükülmeyen Müslümanlara iftira ve çamur atmaktan geri durmuyorlar, hep iddia ve nitelemeyi alışkanlık haline getirmiş olan bu zihniyetin durumu, alışmış kudurmuştan beterdir dedirtiyor insana.
Sırlı, Hızır’lı dizlerle hayalci, rüyacı, hurafeci, çarpık bir din anlayışının misyonunu yüklenen STV sözde hoşgörü medyası  zihinleri bulandırmaya devam ediyor.
“Tek Türkiye”, “ya sev ya terk et” senaryolu dizisinde ise   Kürtlerin yaratılıştan sahip oldukları hakları savunmak, PKK’lı olmakla özdeşleştiriliyor. Diziye göre, Kürt meselesinde rejimin, derin devletinin, jitemin  hiç kusuru yok... Ortada bir sorun yokken, dış mihrakların kışkırtmalarıyla, durduk yerde bir sorun çıkıyor ve bu sorunu gülen’in ferdi olan bir doktor, her telde oynayarak, Kürt meselesini bir köyde hallediyor. İnce bıyıklılar kahraman oluyor, diğerleri ise cahil, oyuna gelmişler oluyor... Diziyi daha atmasyon hale getirmek içinde, şimdide sözde Müslüman bir gurup kuruyor. Hizbul Kıyam diye bir gurup. Kimi kastettikleri malumdur... Medyada, attıkları iftiralar tutmayınca, onlarda tutmadı en iyisi tamamen hayal ürünü bir film olur diye diziye katmışlar. Zaten dizi başlayınca tamamen hayal ürünüdür diye de yazıyorlar. Hem bunu yazacaksın, hem de bu saçma senaryoyla mesaj vereceksin olur mu?
Bir millet ancak bu kadar aşağılanabilir. Bir millete ancak bu kadar hakaret edilebilir. Bir Kürt’ün veya Türk’ün makbul biri olabilmesi için rejimin askerine ve polisine itaatkâr olması biricik şarttır... Bu dizilerde rejimin askeri ve polisi, kendisine benzenilecek, örnek alınacak en mükemmel insan ve hatta en mükemmel Müslüman olarak sunulmaktadır. Bu çizgide olmayan bütün herkes ihanet içindedir, haindir ve provokatördür. Hele İslam adına faaliyet gösterenler ön planda olanlar, kışkırtıcılık yaparak, toplumun çeşitli kesimleri arasında düşmanlık tohumları ekmekten başka neye yarayabilir ki! Ve tüm dünyada, gelirinin bir bölümünü Siyonist işgal şebekesine bağışladığını gizlemeyen Coca Cola’yı boykot çağrıları yapılırken,  Zaman gazetesi gibi, sözde İslami gazetede  bu markanın tam sayfa reklâmını yayınlamakla hangi İslam’i anlayışa hizmet ettiğinizi zannediyorsunuz? Bu gazetenin okuyucularını duyarlılığa davet ediyorum. Rabbimizden dileğimiz, bize hakkı hak, batılı batıl olarak göstermesidir... 
Ebuzer ÇETİN</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Âlemlerin Rabbi olan Allaha gereğince hamdolsun&#8230; Kulu, elçisi, müminlere rehber olan Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselama, pak ailesine, ashabına ve kıyamete dek bu yolun takipçilerine salât ve selam olsun!<br />
Tarih boyunca, Müslüman insanların maruz kaldığı uygulamalardan biri de iftiraya uğrayıp haklarında yalan haber yapılması olmuştur. Geçmiş zamanın hangi dilimine bakılırsa bakılsın, mutlaka iftiraya uğrayan, haklarında olmadık şeyler söylenen Müminler-Müslümanlar olagelmiştir. Hakk-batıl mücadelesiyle paralellik arz eden bu husus, bir hakikati de ortaya koymuştur ki o da bu muamelenin, batıl tarafının en büyük silahı olduğu gerçeğidir. Ve öyle anlaşılıyor ki bu durum kıyamete kadar da böyle sürüp gidecektir. Bir anlamda imtihan merdiveninde yol alırken, bunlar adeta atlanılması mümkün olmayan basamaklar gibi olmuştur. Vuku bulmuş olaylarla ilgili haberler söz konusu olduğunda, bu haberlerin sosyal hayatın doğasına uyup uymadığı, böyle bir şeyin gerçekleşme imkânı bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Hatta bu haberi nakledenin, güvenilir olup olmadığını araştırmaktan çok daha önemlidir.<br />
İslami medya hem savcılık, hem hâkimlik, hem cellâtlık, taslama yetkisine sahip olmasa gerek. İslami medya, mukaddes bir hak olan savunma hakkını, tenkit edip çattığı kimseleri tanımalı, onların savunmaya dair cevaplarına açık olmalıdır. Bazı gazetelerin yüksek tirajı olabilir (bununla bir dereceye kadar övünüp seviniyorlardır), ancak medya başarısındaki tek unsur tiraj değildir. Öncelikle tesir ve samimiyet gelir. Tirajlar zorlamayla da olsa bu böyledir. Bizim gibi düşünen, bizim gibi düşünmeyen gibi ayrımlar yapmamalarıdır. Ama ne yazık ki İslam düşmanı medyalardan daha çok Muvahhit Müslümanlara tavır takınan sözde hoşgörü medyası Stv, Zaman, Aksiyon vs gibi sözde İslami medyanın  yaptığı, 28 Şubat sürecinde başörtüsünü &#8220;teferruat&#8221; olarak niteleyip, medya organları o dönemde zorbaların değil yüce Allahın emrine tabi olup, başörtüsü için direnişe geçen Müslümanlara provokatör damgası vurdukları günleri nede çabuk unuttular. Örtünmek basit bir teferruattır. İşin Beşinci boyutunun sır kapılarında görüldüğü üzere cenneti dolduran bütün bayanlar modern ve başları açık örtüsüzlerdir. Aynı şekilde, cennete giden bütün erkekler de modern giyimli, tıraşlı ve kravatlıdır.<br />
Şimdi de  Tv ve medyalarında, Müslüman’ı karalama ve linç kampanyasına katılmış bulunuyor STV ve diğer  sözde hoşgörü medyası. Zalimler karşısında, kendileri gibi eğilip bükülmeyen Müslümanlara iftira ve çamur atmaktan geri durmuyorlar, hep iddia ve nitelemeyi alışkanlık haline getirmiş olan bu zihniyetin durumu, alışmış kudurmuştan beterdir dedirtiyor insana.<br />
Sırlı, Hızır’lı dizlerle hayalci, rüyacı, hurafeci, çarpık bir din anlayışının misyonunu yüklenen STV sözde hoşgörü medyası  zihinleri bulandırmaya devam ediyor.<br />
“Tek Türkiye”, “ya sev ya terk et” senaryolu dizisinde ise   Kürtlerin yaratılıştan sahip oldukları hakları savunmak, PKK’lı olmakla özdeşleştiriliyor. Diziye göre, Kürt meselesinde rejimin, derin devletinin, jitemin  hiç kusuru yok&#8230; Ortada bir sorun yokken, dış mihrakların kışkırtmalarıyla, durduk yerde bir sorun çıkıyor ve bu sorunu gülen’in ferdi olan bir doktor, her telde oynayarak, Kürt meselesini bir köyde hallediyor. İnce bıyıklılar kahraman oluyor, diğerleri ise cahil, oyuna gelmişler oluyor&#8230; Diziyi daha atmasyon hale getirmek içinde, şimdide sözde Müslüman bir gurup kuruyor. Hizbul Kıyam diye bir gurup. Kimi kastettikleri malumdur&#8230; Medyada, attıkları iftiralar tutmayınca, onlarda tutmadı en iyisi tamamen hayal ürünü bir film olur diye diziye katmışlar. Zaten dizi başlayınca tamamen hayal ürünüdür diye de yazıyorlar. Hem bunu yazacaksın, hem de bu saçma senaryoyla mesaj vereceksin olur mu?<br />
Bir millet ancak bu kadar aşağılanabilir. Bir millete ancak bu kadar hakaret edilebilir. Bir Kürt’ün veya Türk’ün makbul biri olabilmesi için rejimin askerine ve polisine itaatkâr olması biricik şarttır&#8230; Bu dizilerde rejimin askeri ve polisi, kendisine benzenilecek, örnek alınacak en mükemmel insan ve hatta en mükemmel Müslüman olarak sunulmaktadır. Bu çizgide olmayan bütün herkes ihanet içindedir, haindir ve provokatördür. Hele İslam adına faaliyet gösterenler ön planda olanlar, kışkırtıcılık yaparak, toplumun çeşitli kesimleri arasında düşmanlık tohumları ekmekten başka neye yarayabilir ki! Ve tüm dünyada, gelirinin bir bölümünü Siyonist işgal şebekesine bağışladığını gizlemeyen Coca Cola’yı boykot çağrıları yapılırken,  Zaman gazetesi gibi, sözde İslami gazetede  bu markanın tam sayfa reklâmını yayınlamakla hangi İslam’i anlayışa hizmet ettiğinizi zannediyorsunuz? Bu gazetenin okuyucularını duyarlılığa davet ediyorum. Rabbimizden dileğimiz, bize hakkı hak, batılı batıl olarak göstermesidir&#8230;<br />
Ebuzer ÇETİN</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
