Ana Sayfa » Bilim ve Teknik, Dinler ve Inanç, Featured

Evrim Teorisi

16 Haziran 2007 92 Görüş Eleştİrmen: Volkan Çınar

EvrimEvrim Teorisi, sanırım özellikle Türkiye’de insanların en fazla görüş bildirdiği bilimsel teori. Hayatında ortaokul biyoloji kitabı dahi okumamış insanlar bile bu konu hakkında bir görüşe sahip. Genel kanı Evrim Teorisi’nin “çürütülmüş” ve geçerliliğini yitirmiş bir teori olduğu yönünde. Gerçek ise bu görüşün tam aksine Evrim Teorisi’nin ilk ortaya atıldığı günden beri gitgide daha da güçlendiği ve hayatımızın birçok yerinde karşımıza çıktığıdır.

Evrim Teorisi hakkındaki bu yanlış düşüncelerin temeli ise sokaklarda bedava dağıtılan kitaplar veya kasti olarak açılan onlarca site. Anti-evrim propagandası yapan bu kaynakların asıl sorunu ise dini, bilimsel bir teori ile bağdaştırmaktır. Yani çoğu insana evrim denince ilk olarak yaratılış ve Allah’ın varlığının inkarı geliyor. Bu yüzden hiçbir şekilde araştırma yapmadan Evrim Teorisi yoktur deniliyor. Sığ düşüncenin biraz daha üzerinde olanlar ise araştırma yapıyor ama bu araştırmayı malum kaynaklardan yaptığı için sonuç aynı oluyor.

Öncelikle ek$i Sözlük‘te ki evrim teorisi çürütüldü ateistler büyük panikte başlığını okumanızı tavsiye ediyorum. Evrim Teorisi denince hemen “çürütüldü o” gibi tepkilere ve Evrim Teorisi’ni tamamen ateistlik ile bağdaştıranlara karşı ince bir eleştiri içeriyor.

Bilimsel teoriler inanç veya inançsızlıkla bağdaştırılamaz çünkü bilim doğmalara bağlı değildir. Bu yüzden bir bilimsel teori ortaya atılırken onun herhangi bir dine karşı savlarının olup olmadığına bakılmaz. Bir agnostik olan Charles Darwin ise The Origin of Species (Türlerin Kökeni) kitabını yayımlarken “ben bu yaratılışa inanmıyorum dur şuna karşı bir teori atayım ortaya” dememiştir. Tamamen insanlığın yararı için yıllarca süren araştırmalarının sonucunda böyle bir bilimsel kuram oluşturmuştur.

Evrim Teorisi hakkındaki tartışmalarda genellikle “çürütülme” kısmı bazı sorular ile olmakta bunlardan ilki Evrim Teorisi geçerliliğini sürdürüyorsa neden hala bir teori olarak kalmaktadır sorusu. Oysa ki Evrim Teorisi, Görelelik veya Büyük Patlama teorileri gibi kanıtlanması neredeyse mümkün olmayan bir teoridir. Ayrıca modern bilimde amaç değişmez kanunlar oluşturmak değildir. Evrim gibi teorilerin sağlam bir temele oturtulmuş olması bilimsel yöntem açısından yeterlidir. Büyük Patlama demişken Evrim Teorisi’ne karşı çıkan çoğu insanın buna göre daha soyut bir teori olan Büyük Patlama Teorisi’ni şartsız kabul etmeleri de ilginçtir. Tekrar Evrim’e dönersek, bir başka çürütücü soru ise “madem evrim var neden hala maymunlar ormanda yaşıyor” veya “neden bizim kuyruğumuz yok” gibi sorulardır. Bunlar genellikle Evrim Teorisi hakkında tek satır okumamış insanlardan gelir. Evrimi bir günlük süreç zanneden ya da evrimin amacının en iyiye ulaşmak olarak düşünen insanlar malesef yanılırlar, evrim milyonlarca yıl süren bir süreçtir ve amacı yaşam şartlarına en iyi şekilde adapte olmaktır. Bu bazen çok büyük olmakla, bazen çok küçük olmakla, bazen çok zeki olmakla, bazen de çok iyi gizlenmekle olur bunlar daha da çoğaltılabilir.

Değinmek istediğim son birkaç husus ise; evrim teorisi bir din değildir bu yüzden evrime inanmak ya da inanmamak diye birşey yoktur, evrim teorisi ilk ortaya atıldığından beri aynı kalmamıştır sürekli gelişmiştir, evrim teorisi bugün hayatımızda farkında olmasakta birçok şeyi değiştirmektedir özellikle biyolojik çalışmalarda ve ziraatte önemli işler yapmaktadır.

Bu yazının amacı Evrim Teorisi’ni desteklemek değildi, çünkü kabul gören bilimsel bir teori destek görmeye ihtiyaç duymaz. Sadece forumlarda, bloglarda, evrim ile ilgili haberlerin yorum kısımlarında ve de gerçek hayatta karşılaştığım evrim ile ilgili yorumlara karşı bir eleştiriydi. Bunların hepsi malesef ülkemizde bilimin aslında nerede olduğuna bir ayna tutmakta.

Konu hakkında birkaç kaynak:

http://en.wikipedia.org/wiki/Evolution

http://evolution.berkeley.edu/

http://www.talkorigins.org/

92 Görüş »

  • Sinan İŞLER dedi ki:

    Şimdi yanıldığınız bazı noktalar var amacım bişeyleri savunmak değil fakat yalnışlarıda göstermeliyiz tarafsızca;

    “Bir agnostik olan Charles Darwin ise The Origin of Species (Türlerin Kökeni) kitabını yayımlarken “ben bu yaratılışa inanmıyorum dur şuna karşı bir teori atayım ortaya” dememiştir.” yamışsınız.

    şöyle söyleyim bir müslüman, bir yahudi, bir hristiyan nasıl yaratıldığını bilebilir, fakat bir darwin teorisini savunan kişi tesadüfler üzeri kendisinin meydana geldiği bilir, darvincilere göre biz hep değişim içerisindeydik ve değişim içerisindeyiz peki biz bu ömrümüze kadar, şu anmda yaşadığımız ana kadar nasıl geldik ? tesadüflerle mi? yaşamımızı tesadüfler açıklayamıyor, darvin teorisi bir tesadüfler yumağından ibarettir, teori evrimi sadece mutasyonlar ile meydana gelmiş insanı anlatıyor, insanın nasıl geliştiğini :D gülünecek bir durum teori bilimsel fakat çok hataları hatta bir karadelik büyüklüğünde açıklara sahip bu yüzden Türkiyede yaradılışını bilen insanlar tarafından yaradılışını tesadüflerle açıklayan bir teoriye bu kadar tepki doğuyor.

    yukarıda yer alan resim dahi el ile, kişinin hayalgücüyle çizilmiştir. Eğer ki gerçekse bulunan kemiklerin ve yukarıdaki resimde yer alan görüntünün aynısı oluşturacak şekilde bizlere sunum yapılsın.

    darvin teorisi 4 kitabın 4 dinin ve bunların 100 lerce mezheplerinin inandığı yaradılışı inkar etmektedir, sadece Türkiye değil tüm dünyada bu teoriye bizim ülkemizdeki gibi tepkiler doğuyor ne mutluki bizim ülkemizde bu tepkiler daha fazla :D

    “Bilimsel teoriler inanç veya inançsızlıkla bağdaştırılamaz çünkü bilim doğmalara bağlı değildir.”
    demişsiniz fakat şunuda gözardı etmeyiniz darvin teorisi salt inanan veya inanmayanlarla alakalı bir durumdur. Bir düşünün; insan inançlarıyla yaşamaz mı? inanmayan bir insanın sığınacak ne kapısı olur, bilim mi? bilimin ne yaptığını görüyoruz; atom bombasını yaptı milyonları öldürmek için, silah yaptı şu anda IRAQ ta kullanılıyor o son modeel silahlar, yakıt yaptı bilim dünyanın sonunu getirecek ölçüde meydana gelen atıklar ortaya çıktı…. bilimin çok zararlı olduğu ve yalnışlar yaptığı bir çok şey mevcut :D

    bilim değişkendir fakat inanç birdir.

    saygılar.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sinan Bey,

    Ben bu yazıda “darvin teorisi” diye birşeyden bahsetmedim. Sanırım bundan kastınız Evrim Teorisi’ydi. Bunu düzelttikten sonra görüşünüze cevap verebilirim.

    Öncelikle bir müslüman, bir yahudi, bir hristiyan nasıl yaratıldığını bilemez buna inanır. Bu yüzden bunun adı inançtır. İnançlarda doğmatiktir. Agnostik’i özellikle vurgulamıştım, anlamı Tanrı’nın varlığının bilinemez olduğudur. Yani C.Darwin’in inancıyla evrim teorisinin bir ilgisi yok. Ayrıca evrim teorisinin amacı ilk canlı metabolizmanın nasıl oluştuğunu açıklamak değil. İlk canlıdan sonra yaşamın şuana kadar gelme sürecini incelemektir. Sizin dediğinizi daha çok biyogenez ve abiyogenez inceler. Tesadüf olayına gelirsek, birçok kişi gene yukarıdaki örneklere benzer olarak evrim teorisine karşı şöyle savlar öne sürer; “evrim teorisinin gerçek olma ihtimali bir maymunun daktilo başında insanlık tarihini yazmasıyla eşdeğerdir”. Aslında doğru bir önerme diyebiliriz fakat bilinmesi gereken o maymunun bunu bir kerede değil milyonlarca yılda yaptığıdır. Yani ilk önce daktiloya anlamsız bir şekilde basmaya başlar milyon yıl geçtikten sonra kelimeler oluşur. Bunlardan işe yarayanları milyonlarca yılda seçip gene milyonlarca yılda bunlarla cümleler kurmaya başlar ve tekrar milyonlarca yıl geçtikten sonra bu cümlelerle insanlık tarihini yazabilir. Ayrıca teori sadece mutasyonlardan oluşmuyor, doğal seçilim ve adaptasyonuda kapsıyor. Her teoride olduğu gibi evrim teorisinde de bazı açıklar var ama bu dediğiniz gibi karadelik boyutunda değil en fazla toplu iğne başı kadardır. Bu nedenle tüm dünyada evrim teorisi kabul görmüş ve gelişmiş bir teoridir.

    Yukarıdaki resim sadece temsili bir resim elbette ki evrim 5 kademeden oluşmaz. Kemikler ve fosilleri görmek isterseniz yukarıdaki linklere ya da başka üniversite sitelerini gezebilirsiniz. (Google için site:.edu kullanırsanız daha hızlı bulursunuz)

    Evrim Teorisi ya da başka bir bilimsel teori yazıda da belirttiğim gibi dinlerle ilgilenmez. Evrim Teorisi’ne karşı en büyük tepki Amerika ve Türkiye’de var bunun amacı ise bu ülkelerdeki akıllı tasarımcıların kendi amaçları uğruna birşeyler yapmasıdır. Herhangi bir avrupa ülkesinde Evrim Teorisi’nin ne safhada olduğunu görebilirsiniz. Ya da bunu bırakıp sadece biyoloji ve ziraatte kullanım alanlarına bakabilirsiniz. Şuanda geldiğimiz noktada genetiğin babası Mendel’dir. Bu konu hakkında da araştırma yaparsanız aradaki bağlantıyı bulursunuz.

    Dinler insanların iç dünyasını zenginleştiren felsefelerdir. Bilim ise evrenseldir ve somuttur. Sadece sorgular ve doğruyu bulmaya çalışır. Bahsettiğiniz atom bombasını kullanan insanlardı bilim değil. Ayrıca bana göre değişken olan bilim değil.

    Sonuç olarak yazınızdan anladığım kadarıyla Evrim Teorisi hakkında pek fazla bilgiye sahip değilsiniz en azından bir kitap alıp okuduktan sonra görüş bildirirseniz daha sağlıklı olacaktır.

  • Hulki Can dedi ki:

    Evrim kuramı ülkemizde özellikle dinci çevrelerin bir numaralı hedefi haline geldi. Batılı yazarların evrim kuramını eleştiren dinsel ve bilimsel eserlerini Türkçeye çevirerek, yada, kopyalayarak kendi kafalarındaki “Allah” inancını, Kuran ve İslam’ın doğru bir din olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Bu şekide dinci ideolojiye malzeme çıkmış oluyor.

    Oysa Darwin’in görüşlerine bazı ateist ve agnostik düşünür de karşı çıkmışlardır. Bunlardan biri de Bertrand Russell’dir. Russell “eğer insan maymundan geldiyse evrimin hangi aşamasında insanın ruh edindiğini” sorgular. Bazı bilim adamları da “neo-darvinizm” denilen sadece aynı türlerin içinde bir evrim olduğunu savunan görüşü benimsemişlerdir.

    Şu hususun ayırtına varmak gerekir: Yaratılış ve Tanrı’nın varlığı kanıtlansa bile bu İslam dininin veya Kuran’ın evreni yaratan Tanrı’dan geldiğine bir kanıt oluşturmaz. Çünkü her şeyden önce evrensel Tanrı “kadınları dövün” diye ahlak dışı bir emir vermiş olamaz, harem selam diye cinsiyet ayrımı yapmaz. Bir çok çağdışı görüşü içeren Kuran ve İslam’ın algıladığı “Allah” inancı ile evreni ve insanı yaratmış “Tanrı” arasında muazzam farklılıklar vardır.

    Yoksa “Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.” diyen Hicr Suresi: 26 ya mı inanalım? Bir kere öncelikle Tanrı “andolsun” diyerek yemin etmez, ant içmez. İkincisi “biz” diyerek çoğul konuşmaz, üçüncüsü “kuru çamur” başkadır “balçık” başkadır. Balçık “sulu çamurdur”, balçığa şekil verilemez ! Zaten bu mitolojik ifade bütün putperest dinlerde aynen var: Tanrılar kilden bir insan heykeli yapıp ona hayat verirler !

    Yaratıcının çiğ köfte yapar gibi kollarını sıvayıp hadi çamura şekil verelim diyerek cümbür cemaat insanı yaratmış olduğunu sanmıyorum. Bu güldürü ötesi bir durum!

    Son olarak, evrim kuramına karşı çıkıp “ateistler büyük panikte” diye tepişenler öncelikle Yahudilik ve Hristiyan inancında bile olmayan İslam cennetindeki “ceylan gözlü huriler, kolları bilezikli gılmanlar, şarap ırmakları, bal ırmakları, köşkler, tahtlar, yeşil yastıkları vs” i açıklamak durumundadırlar.

  • Da Vinci dedi ki:

    Merhaba Volkan bey,

    Sizleri Evrim Teorisiyle ilgili en geniş Türkçe site olan http://www.evrim-teorisi.org‘a davet etmek istiyorum. Türk halkının bu konudaki bilgisizliğine bir son verme amacıyla bu isteyi kurduk. Yanlış bilgilendirmelere bir son vereceğiz. Bu konuda katkı sağlamak isteyen herkese kapımız açıktır.

  • bisgen dedi ki:

    sevgiLi voLkan bey!
    ben biLmediĞim biR konu hakkında yoRum yapmayacağım. yapanLaRı şu sınıfa sokmakta fayda vaR saNıRım :
    ” biLGi sahibi oLmadan fiKiR sahibi oLanLar!”
    ya bu ataLaRımız bazen ne güZeL şeyLeR söyLemişLeR…
    ( bu arada müzik eLeştiRisi diye biRşeyLeR aRıyoRken buLdum sayfanızı)
    çaLışmaLaRınızda başaRıLaR diLeRim !

  • Guardian dedi ki:

    Sevgili Sinan İşler;

    “şöyle söyleyim bir müslüman, bir yahudi, bir hristiyan nasıl yaratıldığını bilebilir, fakat bir darwin teorisini savunan kişi tesadüfler üzeri kendisinin meydana geldiği bilir, darvincilere göre biz hep değişim içerisindeydik ve değişim içerisindeyiz peki biz bu ömrümüze kadar, şu anmda yaşadığımız ana kadar nasıl geldik ? tesadüflerle mi? yaşamımızı tesadüfler açıklayamıyor, darvin teorisi bir tesadüfler yumağından ibarettir, teori evrimi sadece mutasyonlar ile meydana gelmiş insanı anlatıyor, insanın nasıl geliştiğini :D gülünecek bir durum teori bilimsel fakat çok hataları hatta bir karadelik büyüklüğünde açıklara sahip bu yüzden Türkiyede yaradılışını bilen insanlar tarafından yaradılışını tesadüflerle açıklayan bir teoriye bu kadar tepki doğuyor.”

    demişsiniz, fakat benim bildiğim evrim teorisi hangi gücün neyi yarattığını ya da yaratmadığını değil, sürecin nasıl işlediğini belirten bir teoridir. Bir bakıma inanan kesime göre yaratılıştan daha sonrasını inceler diyebiliriz..

  • damla özgü dedi ki:

    benceevrim teorisi doğru olabilir de olmayabilir de ama maymun insana en yakın hatvandır bu yüzden benzetilme yapılmış olabilirama o zaman ilk cağlardaki insanlar nie maymuna benziodu derseniz o zamanın şartlarına göre bu gayetnormal o zamanlar bakım setleri yokmus ama özet olarak bana doğru gibi gelmio

  • Ceren KAMAR dedi ki:

    Evrim teorisi yıllar önce islamiyeti karıştırmak için ortaya atılmıştır.Ben 13 yaşında bir kızım;

    Ey insanlar görüneni,görünmeyeni Allah yaratmıştır

  • Guardian dedi ki:

    13 yaşındaki hanfendi Ceren KAMAR;

    Sizden önceki yorumları okudunuz mu? Birşeyleri nasıl kestirip atabiliyorsunuz, burada kimse (hatta evrim teorisi dahil) sizin son söylediğiniz söze karşı bir tez sunmuş değil.

  • halil .b dedi ki:

    herkese slm arkdaslar ben 15 yasındayım ve söyloe düşünüorum;

    bilim adamları bilim yaparken işin içine dini koymaz.evrim teorisini dini kullanarak düşünürsek yanlış olabilir.Ama Evrim teorisi sadece bi teori, dogruda olabilir olmaya bılır. sizce dogru degıl mı?

    bir ınsanın direk kumdan,camurdan veya diger maddelerden yaratılması sizce sacama degılmıdır?(evrım teorısını yorumlayan kıslerın yazılarını okudugumda bu ınsanların bazılarının dındar oldunu dusunuyorum).Allah bize dememısmıdır düsünün dıye işte bızde dusunuoruz.:D pekı Allah nıye olagan ustu seyler yapsınki bu bizim düsüncemize engel degılmıdır.İnsanlar o kadar düşüsün sonrada karşısına olagan ustu bı olay cıksın.nese konuyu dagıtmiim peki herşeyi düsünen insan aya gidilmeden önce gidile bileceğini düsüne bilmiş mi?kesinlikle imkansız demişler ama sonunda noldu insanlar aya gitti.

    Şimdi işi biraz zorlıyalım benim dinsiz oldumu düşünceksiniz ama Allaha inaıyorum:D

    Eskiden buyana insanlar bir dine inaıyolardı ve de inadıkları dine körü körüne baglı kalıyolardı ve sonra noldu güvendiklere daglara kar yagdı sımdı bız o insanlar baktımızda o kişilerin ne kadar sacma işler yaptını dusunuoruz pekiii!!! niye bizim inadiklarımız yanlıs olmasın?işte bu noktada bılım devreye gırıo(bana göre).

    İslam dini bilime en yakın din oldunu düşünüyoruz.(bence dogru)o yüzden ben dinime inanıom.

    SONUÇ(en sonunda:D):

    Bence canlı en küçük yapı tası olan hucrenın zamanla gruplasarak gelısmesı sonucu karısık canlılar oldu ve en karısk canlı olan ınsan yaratıldı.Ve ınsanlıgın baslangıcının Adem olması sebebı bılmıorum ama su olabır.Gelisen insan bı noktadan sonra beynını cok hızlı kullanmya basladı ve bu ınsanda Ademdı.Adem beynın yuzde 15 cıvarında kullanıodu ve daha sonra teklonojının gelısmesı ıle ınsan beynı yuzde 10a dustu(alın işte buda bı evrım:D).Ama sunu bılıorum kı bılım adamları bu tıp olayların kendı kendıne olmıcanı mutlaka bı yaratıcının var oldunu belırtmektedır

    saygılar….
    halil bakıc

  • demet dedi ki:

    yazılan bütün yazıları okudum ve bn de görüşümü yazmak istedim. evrim teorisi çürütülmüş bir teori olmamasıyla birlikte kanıtlanamamış bir teoridir.Düşündügümüzde dogru birçok yanı var.Fakat şu ana kadar inandıgımız inançlarımızıda inkar edemeyiz.Biliyorum din ve bilim çok ayrı şeyler.evrim teorisi ilk canlının oluşum evrelerini de kapsıyo olması lazım.Yaniçok basitten karmaşıga giden bir yolculugu kapsıyo ve buna olasılıklar çerçevesinde sadece tesadüf denilebiliyor.şöyle düşünmekte fayda var: bu basitten karmaşıga giden yolculuk Allah kontrolünde olan bir oluşum da olabilir.Böyle düşünürsek evrimin aslında var oldugu ve dinin de bunu destekledigi gibi bir düşünce ortaya dogar.tabiki bu dediklerim de olasılıklar çerçevesinde sadece bir düşünce fakat buraya eleştiri yazanların da yazıları sadece bir düşünce degilmidir.

  • Guardian dedi ki:

    @halil b.;

    Şu yazmış olduğun satırlardan sonra 15 yaşında olduğuna hem inandım, hem de inanmadım.

    Tebrik ederim, eğer gerçekten 15 yaşındaysan ailenin ellerinden gözlerinden öperim, iyi çalışmalar…

  • HayatBazen... dedi ki:

    Yorumlardan anladıgım kadarıyla evrim teorısıne karsı yazılan goruslerın hepsı cehalet ornegı.Bunu asagılamak yada gorus ayrılıgı belirtmek için yazmadım.Gordugum sey karsıt yorumları yazanların tamamen duygusal, gerçeklerden haberı olmayan(ya da arastırma zahmetıne katlanmayan)beyınlerden çıktıgıdır.Türk insanının genel ozellıgı dıyebılırız; bilip bilmeden her konuda bırseyler soyleme gereksınımı.En azından evrım teorısının ispatlanacak yada çurutulecek bırsey olmadıgını kavrayın.Test aşamasındakı bır tahmın degıldır.Bu kavram yıllardır, bilimsel verilerle katlanarak gelişmektedir yanı yıllar oncekı teorı aynı kalmamıstır .Goruşlerınızı açıklarken aklınızı ve mantıgınızı daha verımlı sergılemelısınız.

  • HayatBazen... dedi ki:

    Bir konuyu din inançlarla ,felsefe düşüncelerle ,bilim somut, gerçek verilerle açıklar. Dolayısıyla bir konuya bu üç başlıkla kıyaslama olmaz .Yanı bır konu dındekı inançlarla açıklanmıssa sız bunu dusunce yada somut bılgılerle kıyaslayamazsınız. Kıyas için kategorılerın aynı olması gerekır.

  • didem palavaroğlu dedi ki:

    Evrimin sadece doğru olduğundan bahsetmişsiniz, çürütülmediğini sölemişsiniz ama herhangi bir bilimsel gerçeğe dayandırmamaışsınız. birazdaha bilime dayalı konuşursanız en azından daha bilgili alt yapısı olduğundan evrim teorisine inan biri olduğunuzu düşünürüm. Ama sanırım sizde evrim teorisine dogmatik olarak inanan ama nedeen inandığını bilmeyenlerdensiniz…

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Didem Hanım,

    Yazının sonunda da belirtildiği gibi bu yazıyla Evrim Teorisi’nin doğruluğunu felan savunmuyorum ayrıca bu bilimsel bir yazı da değil. Bu sadece Evrim Teorisi’ne ülkemizdeki bakış açısı hakkında yapılmış bir eleştiri yazısıdır. En sonda belirttiğim bağlantılar ile yeterince bilimsel gerçeğe ulaşabilirsiniz. Ayrıca değişik platformlarda bu konuyu bilimsel olarakta tartışmanız mümkün.

  • Emir Akın dedi ki:

    Tüm görüşleri okudum… Bana göre hem doğru hem yanlış şeyler söylenmiştir. Öncelikle evrim ve islam konusunda şunu belirtmek gerek. Evrim başlangıçta tek hücreli olan canlıların milyonlarca yıl içinde bugünkü canlı türlerine dönüştüğünü anlatır. (Yanılıyorsam düzeltin)
    Ancak işe şu yönden bakarsak: ilk canlıların nereden geldiği yani ilk evrim geçiren tek hücreli canlıların nasıl oluştuğu konusu evrimi anlatan kaynaklarda hep muğlak bırakılmıştır. Bazı kaynaklarda organik bir çözeltinin içinde hayatın kendi kendine doğduğunu anlatan şeyler de okumuştum. (Şimdi “Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.” diyen Hicr Suresi: 26 ya inanmayan insan bir çözelti içinde hayatın kendi kendine ortaya çıktığına inanıyorsa bence evrim teorisi de başlı başına bir din halini almaya başlamıştır.)

    Evet, islami kaynaklar evrimi reddeder. Çünkü islamda yaratılış inancı vardır. Yaratan Allah’ın isimlerindendir. (El-Hâlık: Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden.) Ve Allah-ü Teala’nın insanları çamurdan yarattığı Kuran-ı Kerim’de yazılıdır.

    Şimdi bunları bir sonuca bağlamadan önce iman konusunu da açıklamalı. İman kayıtsız şartsız teslimiyettir ve Allah’ın insanları ve tüm evreni yoktan var ettiğine inanmayan bir kişi Allah sözüne inanmamış olur ve kafir sayılır.

    Sonuçta islamiyete inanan bir insan evrim teorisini kabul edemez.

    Bir de kişisel olarak şunu düşünüyorum. Örnek olarak suda yaşayan bir canlının karaya çıkmasını düşünelim: Suda yaşayan bir canlı şartların zorlaması (kuraklık vs) veya kendi isteğiyle yada sebep ne olursa olsun karada yaşamayı nasıl ve neden tercih eder? Diyelim ki bu tercihi yaptı veya buna mecbur kaldı. Buna uygun olarak metabolizmasını, midesini, solunum, dolaşım ve üreme sistemlerini ne kadar bir sürede geliştirebilir? Kaldıki kuraklık gibi olaylarda süreç hızlı işler ve canlı daha ne olduğunu bile anlamadan ölebilir. Kaldıki bir de algılama ve anlama olayı var. Yani suda yaşayan bir canlı neden karada yaşamaya karar versin veya buna mecbur kaldığını nasıl anlasın ve buna uygun olarak değişmeye çalışsın? Karada yaşaması için gerekli organlar bu canlıda nasıl ve neden gelişsin? Bu canlı bunları nasıl düşünsün?

    Bunların hepsini kabul ettiğimi varsayarsam, suda yaşayan tüm canlılar aynı eğilimi gösterebilir mi? Çünkü eğer toplu bir eylem olmazsa bireysel çaba veya bireysel evrim diyelim kaç nesil yaşayacaktır. Hele bu evrimin bireysel olduğunu düşünürsek evrim geçiren canlımız üreme fırsatı bile bulamayacaktır. Bu durumda milyonlarca kez ve çok kompleks yapılarda olması gereken evrim nasıl gerçekleşecek?

    Bu ve bu gibi sebeplerden (tabiiki daha çok dini sebeplerden) dolayı Türkiye’de pek çok kişi evrime inanmıyor. Bir de bu teorinin yani doğruluğu ispatlanmamış olan bir teorinin %100 gerçekmiş gibi okullarda okutulması ise bence tam bir rezalet…

  • Muharrem ERİN dedi ki:

    Yıllardır fen-edebiyat biyoloji bölümlerinde evolüsyon dersi veriliyor. Türkiye’ de evrim ile ilgili bir bilgi açlığının veya açığının olduğunu zannetmiyorum. Tamam herkes biyoloji okumuyor ama bizler az çok bu dersi verdik. Yalnız yazıda adaptasyon ile ilgili bir kısım vardı. Evet canlılar, yaşadıkları habitata göre bir adaptasyon gösterirler ama bu evrim’in tanımı değildir. Yazarken emek göstermişsiniz takdir ediyorum ama gerçek bilimde varsayımların ve tesadüflerın tam anlamıyla yer yoktur. Teori, teori olmaktan çıkıp sonuç getirmelidir.

    Şimdi diyeceksiniz ki Big-Bang’ de bir teori. Evet Big-Bang bir teori ama evrenin genişlemesi fizik kanunlarınca kanıtlanmış bir bilimsel sonuçtur. Bu da big-bang’ in bu genişlemenin başlangıcı olabileceği sonucunu çıkarılabilir. İşte sonucu kesin olan varsayımlar bu şekilde ders ve bilimsel içerikli kitaplar içerisinde yerlerini almışlardır. Evrenin genişlemesini ilk keşfeden olmamasına rağmen bunu gün yüzüne çıkaran Stephan Hawking, 20. yy.’a kadar bu gerçeğin neden anlaşılamadığı veya insanoğluna duyurulmadığına hayret etmiştir. Şimdi din ile bağdaştırmak istemezdim ama evrenin genişlemesi Kur’an-ı Kerim’ de şu ayetle açıklanır:

    “Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz. Biz, (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi, 47)

    Gerçi burada yazım big-bang’e saptı ama bilimsel teoriler için bir açıklama yapma gereği duydum.

    Şimdi bize biyoloji bölümünde tesadüfler eseri bir canlının gelişim gösteremeyeceği, tesadüflerden ve mutasyonlardan yeni bir canlı veya üstün bir ırk oluşamayacağı öğretilirken, 3. ve 4. sınıflarda evolüsyon derslerinde de bunun aksine evrimin canlı için bir gelişim ve değişim süreci olduğu anlatıldı. İlginç.. bazen bu, bu ilmi öğrenen öğrenciler içinbile kafa karıştırıcı oluyor. Peki evinde oturan, işine gidip hayat kavgası veren insanımın kafası nasıl karışmasın! Evrimi savunan kanat ortaya attıkları tezlerini halka sempozyum veya seminerlerle arz ettiler mi? bilgilendirdiler mi? Cevap : Hayır. Ama o bedava dağıtılan kitapların görüşünü savunan kaderci kanat ülkenin çeşitli yerlerinde zamanında halka açık seminerler düzenlediler.

    Evrimci kanada göre; evrim, canlı için bir gelişim süreci. Peki bu gelişim süreci içerisinde iken gelişen yeni nesil ile eski nesil arasındaki “ara geçiş formu fosilleri”‘ nerede?

    Şimdi gelelim mutasyonlara :). Evrim savunucularının en büyük kozu; mutasyonlardır. Herhangi bir mutasyonun bir gelişim sürecini tetikleyeceğine inanmadım, inanmıyorum ve gerçekçi bir bilimsel kaynakta buna rastlamadım.

    Kişisel görüşüm; yeni nesil evrimciler fazla X-men, Heroes tarzı film ve diziler izliyorlar.

    Hatalı bir lisan kullandıysam affola.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Emir bey,

    Evrim teorisi ilk canlının nasıl ortaya çıktığıyla ilgilenmez, ilgilense bile bu daha çok biyogenez ve abiyogenez ile açıklanmaya çalışır. Evrim’e karşı çıkanların çoğu bu noktaya takılır oysa ki bilimde herşeyin bir görevi vardır. Evrimi ilk canlıyla bağdaştırmak yerine günümüze kadar gelen canlıların süreçlerini incelemek bize daha çok şey kazandıracaktır.

    Yazıyı okursanız Evrim’in bir süreç olduğundan bahsetmiştim, bu süreç 10 gün, 100 gün veya 100 yıl değil milyon hatta milyarlarca yıldır. Bunu kafanızda canlandırırsanız sorularınıza cevap verebileceğinizi düşünüyorum.

    Muharrem bey,

    Yazıda adaptasyon evrimin tanımıdır şeklinde bir kısım yok. Adaptasyon evrimin parçalarından biridir sadece. Yine yukarıda muhtemelen yazmış olduğum gibi modern bilimde artık kesinlik aranmıyor çünkü kesinliğin tanımı yapılamıyor. Çok bildiğiniz kanunlar bile çürütülebiliyor.

    Bing-Bang’i örnek vermişsiniz, Bing-Bang de tıpkı Evrim Teorisi gibi bir teoridir. Bu teorinin çıkma kaynağı evrenin genişlemesidir ve elde bu teoriyi destekleyecek başka sağlam deliller yoktur ama bunun aksini gösteren şeylerde yoktur bu yüzden kabul gören bir teoridir.

    Ben size başka bir örnek vereyim, modern fiziğin temellerinden biri Kuantum Mekaniğidir. Atom altı parçacıkları inceler ve bu atom altı dünyası, devasa gezegenler ve yıldızların muazzam düzeninin aksine tamamen belirsizdir. Kısaca herşeyin olası olabileceğini söyler. Ve bu kullanılarak günümüz teknoloji ve biliminde inanılmaz gelişmeler yaşanmıştır. Bu konuyu araştırmanızı tavsiye ederim, böylece bilimde nelerin kesin nelerin teori olduğunu daha net anlayacaksınızdır.

    İddialarınıza gelirsek, evrimci olarak tabir ettiğiniz insanların Evrim Teorisini dikta etme gibi bir misyonları yoktur bu yüzden sağda solda bedava kitap dağıtmazlar. Ama bazıları bunun aksinden çıkar sağladığı için anti-evrimci olabilir.

    Ara geçiş formları için yukarıdaki bağlantılardan araştırmaya başlayabilirsiniz.

    Mutasyonların çoğunun zararlı olduğu doğrudur ama çok uzağa gitmeden aksininde mümkün olduğunu görebilirsiniz. Herhangi bir ziraat sektöründe bu konuda araştırma yaparsanız yararlı mutasyonların hayatımızdaki yerini öğrenebilirsiniz.

  • seyda dedi ki:

    Evrim teorisinin dinle ya da baska bir seyle bir alakasi yoktur deniliyor ve insanlarin bilmeden okumadan yorum yaptiklari söyleniyor, ama bugüne kadar ne kadar cok sey okuyup ne kadar arastirdiysam da böyle bilimsel bir teoriyi kanitlayacak hicbir mantikli aciklama ile karsilasamadim. Cünki Darwin canlilarin olusumunu tesadüflere dayandirip yeryüzündeki herseyin tesadüfler sonucu ortaya ciktigini ve bunlarin da zamanla degisimlere ugrayarak yeni türlerin olustugunu öne sürür. (mutasyon ki, buna göre insanin maymundan degil maymunun insandan olusmasi gerekirdi cünkü mutasyona ugrayan hicbir canli iyi yönde farkliliklar göstermiyor tam tersine bir hilkat garibesine dönüsüyor. Eger ki canlilar zamanla cesitli degisimlere ugrayarak bugünki halini almis olsalar idi arada bir sürü hayvanin karisimi, degisik hayvan türlerinin bulunmus olmasi gerekirdi. Bunun icin yapilan bütün fosil arastirmalari da sonuc vermedi. Yüzyillar önceki bir kus türünün bugün de hala ayni özelliklerini tasidigi görüldü.

    Yasadigimiz devir de bir yüzyil öncesine kadar epey gelismis bir devir ama buna ragmen hala tesadüflerle bir hurda yigini sert esen bir rüzgarla tikir tikir calisan son derece modern bir arabaya dönüsemiyor. Canli yapisindaki dna, hücre ve moleküller gibi mükemmel bir düzende ve akillara saskinlik verecek isleyen bir mekanizmanin sadece tesadüflere dayandigina inanmak bence akil isi degildir. Cünki hangi tesadüf bir toz zerresinden bile daha kücük bir maddenin icine cesitli baska maddeler yerlestirip, onlari da milyonlarca kitabin alamiyacagi ölcüde bilgilerle donatip, bu bilgilerin ve özelliklerin akil almayacak nitaliklere sahip olmasini saglayabilir ki. Hangi tesadüf yapisina ve kurulus mantigina hayran kaldigimiz dna yi meydana getirbilir ki. Bu yüzden okumayan degil okuyan insanlar hicbir temele dayali olmayan bu teoriye bu kadar tepki gösteriyor.

  • Muharrem ERİN dedi ki:

    Benim anlamadığım şey bu ara geçiş formları neden hep çizim veya bir prototip şeklinde? Neden gerçek fotoğraflar veya fosiller yok? Neden her seferinde “işte bulundu” diyerek farklı canlıların kemikleri bir araya getirilerek farklı bir canlıymış gibi gösterildi? Yıllarca bilim kitaplarında bu gibi sahtekarlıklar gerçek bilim buluşları gibi lanse edildi? Ta ki yeni teknikler ile bu sahtekarlıklar su yüzüne çıkarılana kadar. Neden bu yola başvuruldu?!

    Ayrıca bu kitap dağıtan kişilerin çıkar sağladıklarını söylemişsiniz. Bu ne gibi bir çıkar öğrenebilir miyim? Lütfen “bilemiyorum, var işte bir çıkarları” demeyin, varsa bir durum söyleyin biz de bilgilenelim. Yanlış anlaşılmasın ben onları savunmuyorum ama en azından bildiklerini paylaşıyorlar. Sizler paylaşamıyor musunuz? Paylaşın, ama gerçekleri. İçinden çıkamadığınız döngülerle birlikte paylaşın ki yurdum insanı da ilim görsün.

    Bu durumda ben diyorum ki; evrim savunucularının kesinlikle bir çıkarı var. Tabi bu benim görüşüm. Buradaki çıkar ise benim kendi çıkardığım olan “din ve Yaratıcı’ yı inkar”. u benim görüşüm tabiki :)

    Genelde evrime inanan kimseler neden herhangi bir dine mensup değil sizce?

    Ziraat sektöründe kullanılan yararlı mutasyonların bitki birliklerine verdikleri zararlar gün gbi aşikar. ayrıca bu yararlı mutasyonları yapan güç insanoğlu değilmi? Cevap: Evet. Peki neden kendi kendine ol(a)mıyor? Bu yararlı mutasyonlar neden insanlarda yüzyıllardır ol(a)muyor?

    Bunun gibi sizin de kafanızda çooook soru işareti olduğuna eminim :)

    Ki Charles Darwin bile, The Origin of Species isimli eserinde kendinin cevaplayamadığı sorulara yer vermiştir.

    Yanlış anlaşılmasın, burada bu tartışmanın açılması çok güzel bir şey. Herkesin kafasındaki soru işaretleri bu tip tartışmalarla noktalara dönüşebilir. Tartışmak ve beyin jimnastiği güzeldir. Teşekkürler.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Muharrem bey ve Şeyda hanım,

    Dönüp dolaşıp aynı şeyleri yazmak istemiyorum lütfen önceki yorumlara bakarak bazı sorularınıza çıkarım yapınız.

    Diğer değindiğiniz noktalara gelirsek, Şeyda hanımın yazdığı gibi zararlı mutasyonlarla canlılar çirkin mahluklara dönüşmezler. Zararlı mutasyonlar kısacası yok eder. Ayrıca evrimin amacı mükemmel bir canlı oluşturmak değil yaşam koşullarına ayak uydurmaktır. Bazı hayvanlar çok güçlü olarak bunu yapar, bazıları çok küçük olarak, bazıları çeşitli uzuvlarını geliştirerek, bazıları(insan gibi) zekasını geliştirerek. Ki kendi vücudumuzu incelersek sırtımızdaki tüyler, 20 yaş dişleri, genel diş yapısı, dolaşım sistemi ve birçok nokta da evrimin izlerini görebiliriz. Ayrıca Şeyda hanımın araba örneğinden tek bir satır bile biyoloji kitabı okumadığını anlayabiliyorum. Ve tekrarlıyorum evrim bir süreçtir ve bu süreç 100 veya 500 yıl değil milyonlarca yıl sürmektedir.

    Muharrem bey,

    “Benim anlamadığım şey bu ara geçiş formları neden hep çizim veya bir prototip şeklinde? Neden gerçek fotoğraflar veya fosiller yok? Neden her seferinde “işte bulundu” diyerek farklı canlıların kemikleri bir araya getirilerek farklı bir canlıymış gibi gösterildi?”

    yazmışsınız burada kendi kendinize de cevap vermişsiniz aslında siz fosiller önünüze konsa bile kabul etmek istemiyorsunuz nedeni de yine o bedava kitap dağıtan kişilerin uydurmaları. Size şunu önereyim google veya benzeri bir arama motorunda arama yaparken “site:edu” kullanın böylece üniversite kaynaklarından araştırmış olacaksınız o zaman yeterli sayıda fosil örneği bulabilirsiniz.

    O bedava kitap dağıtan kişilerin çıkarları hakkında bir eleştiri yazısı yazabilirim. Gerçi bu şahıslar yüzünden birçok site kapatılıyor ama benim böyle bir korkum yok.

    Evrim bilimsel bir teoridir din ise insanların manevi dünyalarını zenginleştiren bir felsefedir. Din doğmatiktir, bilim ise sürekli sorgular ve ispatlanamayacak şeyler ile ilgilenmez. Bu yüzden din ile bilim bağdaşmaz. Evrim Teorisi’ni destekleyenler de dini açıdan bu konuyla ilgilenmez.

    Son olarak mutasyonlar kromozomlarda olur bunun insanla bir alakası yok canlı hücrelerle alakası vardır. Somatik ve germinal mutasyonların arasındaki farkları öğrenirseniz bir kaç mutasyon örneğini kendiniz çıkarabilirsiniz.

    Saygı çerçevesinde tartışmak her zaman yararlıdır fakat aynı yerde dönüp dolaşmak ve sabit bir fikirle kati bir şekilde düşünceyi savunmak yararsızdır. Ben burada yüzlerce bilim adamının üzerinde çalıştığı bir teoriyi iki cümleyle özetleyemem. Buraya yorum yapan insanların açıp “ciddi” bir kitaptan konu hakkında bilgi edinmesi ve bu çerçevede kafasına takılan şeyleri sorması durumunda bilgimin sınırları dahilinde cevap vermeye çalışırım aynı şekilde birileri konu hakkında çeşitli bilgiler verirse bende birşeyler öğrenmiş olurum.

  • Muharrem ERİN dedi ki:

    Nedense sorduğum soruların açık cevaplarını ne kitaplarda bulabiliyorum ne de sizden kesin bir yanıt alamadım. Neden hep “arayın bulursunuz” veya “google amcaya başvur” gibi sözler alıyorum. Daha önceki yazdıklarımda söylediğim gibi madem burada bir tartışma ortamı açıldı, insanları bilgiden mahrum bırakmayın derim ben.

    Dönüp dolaşıp aynı yerlere geliyorsun diyorsunuz, dediğim gibi net cevaplar alamadım ki yeni şeyler sorayım!

    Fosil kayıtları var, ama siz bir fosile baksanız oradaki evrimi göremezsiniz anlamında bir söz sarf etmişsiniz. Ben kendimden şüphe etmeye başladım, boşuna mı biyoloji okuyorum diye.

    Lütfen google’da ara demeyin, madem bu tip kayıtları net bir şekilde bulduğunuzu ve var olduğunu iddia ediyorsunuz bunları yazınıza iliştirirseniz sevinirim. Yazınızda vermiş olduğunuz linkler çizimden başka bir şey değil!

  • Guardian dedi ki:

    Muharrem bey, böyle bir ortam açıldı diye ispatlanmayacak birşey kalmayacak diye bir idda olmak zorunda değil ortada di mi?

    Herkes bilgisi ölçüsünde burada tartışsın, eleştirsin diye var bu ortam.

    Ayrıca istemeninde uslubu vardır, “ben bulamıyorum rica etsem gösterebilir misiniz?” demek var, “madem bu tip kayıtları net bir şekilde bulduğunuzu ve var olduğunu iddia ediyorsunuz bunları yazınıza iliştirirseniz sevinirim. Yazınızda vermiş olduğunuz linkler çizimden başka bir şey değil!” demek var sisizn gibi.

    Bu tahammülsüzlük nereden kaynaklanıyor bilmiyorum. Volkan bey size balık tutacak değil, balık tutmayı öğretmeye çalışmış yazsında, fakat merak edende biraz araştırmacı ruhu olması lazım, kusura bakmayın kimse size kanıt göstermek için saatlerini veremez.

    Bu tür çıkışlar yaparsanız, bulamadığınızı ifade etmeyipte, karşı tarafı karalamaya kalkarsanız, size gelen cevap sizi daha dibe sürükleyecektir:

    http://images.google.com.tr/images?svnum=10&um=1&hl=tr&client=firefox-a&rls=com.ubuntu%3Aen-US%3Aofficial&q=site%3Aedu+fosil&btnG=G%C3%B6rsellerde+Ara

  • Muharrem ERİN dedi ki:

    Evet istemenin bir adabı vardır. Ben de adaplı bir şekilde bilgi açlığımı bastırmak için bilgi istedim. Kendimce yazdıklarımda bir kabalık göremiyorum. Bu arada yazı ve yorum yazan arkadaşlara karşı saygısızlık yapmadım. Sorduğum sorulara net cevap alamadığım için sorumu tekrarladım. Sorunun cevabı yok ise de cevabı olmadığı şeklinde bilgilendirilseydim bu tartışma olmaz idi.

    Sadece yanlış bilgilendirme ve/veya fanteziden ibaret olan bir yazı ile insanım yanlış bilgilendirilmesin istiyorum.

    Tekrarlıyorum:
    Genetik mutasyonlar (uzunca bir süreç alan ve habitata veya diğer ortam koşullarına göre olan, rastgele olmayan mutasyonlar) ile varyasyonlar doğar, canlı bu suretle ortama adapte olabilir. Örneğin kutup ayılarının beyaz kıllı olması gibi. Bu uzun zaman almış bir “adaptasyon”dur, ama sizin bahsettiğiniz gibi evrim değildir. Ayrıca bu varyasyonlar ile genetik çeşitlenme oluşur, canlının ortam stabilitesi dengelenir, ama yeni bir canlı türü ortaya çıkmaz. Haa bu benim görüşüm, siz buna katılmayabilirsiniz. Ben, sizin görüşünüze katılmadığımı dile getirdim.

    Gönderilen linklerdeki resimleri daha doğrusu prototip ve çizimleri inceledim. Çoğunu derslerimizde gördüğümüz kitaplarda gördüm. Daha önce görmediğim tek-tük resim var. Bunların çoğu bana ya inandırıcı gelmedi yada önceki fosil kayıtlarında yapılan ara geçiş formu oyunlarından biri gibi geldi.

    Tahammülsüzlük etmiyorum, hiçbir akla hizmet için de burada tartışmıyorum, kendim ve bu yazıyı okuyan insanım için tartışıyorum. Kimsenin benim için balık tutmasına ihtiyacım yok. Amacım; madem böyle bir bildiri yazıldı ve eleştiri ortamı açıldı, ortaya atılan tezde yazı ile ilgili gerçekler ve kayıtlar gösterilsin. Aslında size bu tezinizi savunma aklı vermiş oluyorum; malumunuz ki sizin veya benim ingilizce bilmem yeterli değil. Bu yazıyı okuyan belki binlerce kişi yabancı dil bilmiyor, gösterdiğiniz linklerdeki çoğu yazının anlamını bilmiyor. En azından teziniz ile örtüşen bilgileri aktarsanız kötü mü olur?

    Ben şu sonucu çıkarıyorum: Asıl sizin bir tahammülsüzlüğünüz var ki, bu tartışma cerayan ettiğinde celalleniyorsunuz, yazımın altına “Hatalı bir lisan kullandıysam affola.” dememe rağmen…

    “Herkes bilgisi ölçüsünde burada tartışsın, eleştirsin diye var bu ortam.” demişsiniz. Tamam öyle olsun, o zaman tam anlamıyla hakim olmadığınız ve soru işraretleri barındıran bir yazı yazmayın ki veya “kesin şöyledir” anlamında yazmayın ki diğer insanlar da sizlere bilgisi ölçüsünde bir şeyler katsınlar ve sizden yeni bilgiler alabilsinler.

    Sonuçta sizin savunduğunuz tez gibi kendimin de bir tezi var. Nasıl yani savunamayacak mıyım tezimi? Sizin tartışma ortamınızda size bir şey deyince hemen saldırganlaşacak mısınız? Lütfen açık olalım.. Bilimsel geçerliliği olan bir makale yazmak istesem neden bana göre saçma olan bu görüşleri kabul etmek zorundayım ki? Kendi görüşümü savunamam mı? Bir sürü insan var yayınladıkları makalelerinde bir şekilde yaradılışı savundukları için doktora tezleri ellerine geri verilen.. Her neyse..

    Yazıyı takip edeceğim ama artık yorum yazmamak için elimden geleni yapacağım.
    Sağlıcakla kalın..

  • Muharrem ERİN dedi ki:

    Tekrar yazdım kusura bakmayın..

    Günümün nerdeyse yarısı bilgisayar karşısında kod yazmakla geçtiği için kendimi ifade etmekte biraz zorlanıyorum. Yukarıdaki yorumumda kimseyi rencide edici bir ifade kullanmamaya gayret gösterdim. Buna rağmen kırıcı bir kelam etmişsem affedin.

  • Guardian dedi ki:

    Muharrem bey;

    bu tartışma uzayacak ve hiçbiryere varamayacağız gibi gözüküyor. Sadece şunu belirteyim ki siz kendi fikrinizi savunamazsınız gibi bir ifade kullanmadım, kullanmamda, herkes fikirlerini belirtmekte özgürdür. Fakat dediğim gibi bununda bir uslubu vardır.

    Eğer bende size fazla sert çıkıp kırdıysam affedin. Ana yazı konu hakkında hayet güzel fikirler taşımakla birlikte size yıllarca işin içinden çıkılmamış bir durumu kanıtlayacak nitelikte değildir doğal olarak, buda beklenemez takdir edersiniz ki..

    Herkse fikirlerden birşeyler alır ve kendisine göre tasarlar. Önemli olan geçmişte oluşmuş fikirlerin kabullendiğimiz taraflarını alıp yeni fikirler üretmektir. fakat biz geçmişi tartışmaktan buna vakit bulamıyoruz gibi geliyor bana.

    İyi çalışmalar..

  • bengi dedi ki:

    öncelikle gerçekten çok teşekkur ederım size bu yazınızdan ötürü.leke avrupa unıversıtesınde edebiyat okuyorum ve dıl bılımı dersınde yasadıklarım sonucu hayrete düserek acaba zamanında okuduklarımı ben mı uydurdum george polıtzer,mataryalıst düşünceler, darwının görüşleri birer yalandı ben mı uydurdum diye düşünmeme sebep olan sınıf içi bir olay yasadım.belli statuye sahip unı.hocası bılımın işiginda unı.kursusunden DILLERI TANRI YARATTI,GEÇİNİZ DARWINI,AMA YANLIŞLAR OLMASA DOĞRULAR NASI BULUNURDU dıye konşma yaparak öğrencılere dogmatık vede idealistçi vede yaratılışçı bir din öğretisi gibi ders sunmaktadır.bir bilim dersınden bahsedıyoruz!!ve ne huzunludur ki darwın teoremını İNSANLAR MAYMUNDAN MI GELDI YANİ diyerek kuçumsemektedır.ben bir üni.li olarak buraların vaaz yerlerı olmadığını hatırlatmak için sürüye inat eski bılgılerımle darwının bılımsel bıgörüş olduğunu,materyalizmde madde ve deney gözlem olduğunu bunların hepsının olusumun ve evrimin bırer parçası olup bıyolojıye kaynaklık ettiğini savunsam da öyle bir zihnıyet yaratılmış kı tüm sınıf acıdır beni yuhladı.ayrıca ne komık ne yaban çelişkidir ki yine anlatılanlar,ders notlarında yerı olan öğretıler darwın gıbı bılım adamları,materyalist düşünceye sahıp kişilerin bilgileriydi!üzülerek söyluyorum ki bilimin en dorukta olması gereken yer UNIVERSITEDEYIZ.BU KADAR KUCUK DÜŞÜNCELER OLAMAZ!!sonra tabı beni bu sayfalara yoneltti yasadıklarım.bılgılerımı çoğaltıp bır kez daha pekiştirme imkanı buldum wıkıpedıa sayesınde.ayrıca tekrar tesekkur ederım kı burdan alacağım bırkaç yazıyı o hocama taktım edeceğım.umarım artık onumuzde bukadar savurganlık yapmaz.ıyı gunler

  • DARWİN dedi ki:

    yazdıklarınızın hepsini okudum bn 35 yaşındayım yazdıklarınıza şöyle cevap vermeliyim ki:evrim teorisi çok ünlü ve bilimsel verilerle kanıtlanmış bir teoridir. buna göre evrim teorisi diye bişey vardır evrim teoirisne karşı bir kanı atılmadığı sürece evrim teorisi VARDIR!!!
    Bu görüşüme katılmak isteyen de olabilir istemeynde hepsine saygı duymalıyız

  • süleyman aytemur dedi ki:

    evrim teorisinin bu kadar önyargıyla tartışıldığı başka bi ülke yok sanırım.
    bir şeyı tartışmak için tartıştığınız yada karşılaştırdığınız şeylerin aynı kulvarda olması gerekir. fakat sizler din ve bilimi karşilaştırıyorsunuz. biri metafizik diğeri somut verilere dayalı. bunları karşaılaştırmak tamamıyle boş bi uğraş, sonuçsuz. evet evrim teorisinin kanıtlanmayan bi sürü halkası olabilir oyuzden teori zaten.biraz daha geniş bakarsak veya metafizik şeylerden bağımsız düşünürsek daha sağlıklı tartışmalar yapabiliriz sanırım.teşekkurler(?)

  • ali gyk dedi ki:

    Sadece evrim teorisiyle ilgili değil, günümüzde var olan bilimsel hatta sosyal alanlarda Müslümanlar maalesef bilim adamlarının zamanında söyledikleri birçok şeyi unutmuş durumda. Bu, genel olarak “İslam dünyası neden geri kaldı” sorusuyla bağlantılı olarak ele alınabilir. Doğru bilgiye ilim denilmesi zamanla yıprandı, dolayısıyla Müslümanlar genel malumatlara, kulaktan kulağa aktarılan bilgilere ilim demeye başladılar. Bu, İslam dünyasının en temel çöküş nedenlerinden biridir. Bu durum, bilimin İslam dünyasında siyasallaştırılması, bilimin İslam dünyasında siyasetin bir aracı olarak görülmesi olayıdır. Dolayısıyla, malumatların, hurafelerin İslam’da yer bulması, evrim teorisine karşı da reaksiyonu getirdi. Oysa, Müslümanlıkta ciddi bir evrim geleneği vardır. Bazı Müslüman düşünürler bugün evrim düşüncesi diyebileceğimiz ve Darwinizm ile paralellik arz ettiğini söyleyebileceğimiz görüşler ortaya atmışlardır. Kuran ayetlerine dayanarak ortaya atılan bir evrim teorisi oluşturmuşlardır. İslam dünyasında var olan evrimci diyebileceğimiz teori buradan doğmuştu: Kuran’daki yaratılışla ilgili ayetlerin daha bilimsel bir yorumundan ibarettir diyebiliriz.

    - Peki İslam’daki evrim karşıtlığı nasıl gelişti?

    İslam’da evrime karşı olmak Hıristiyanlığın ve Museviliğin etkisiyle gelişmiştir. Çünkü Evrim Teorisi, Hıristiyanlık teolojisini temelden sarsan bir teoridir. Müslümanların ise evrimden gocunacak bir yanları yok. Ama Müslümanlar, Hıristiyanların etkisinde kalarak bugün bu teoriye karşı durmaktadır. Hıristiyanlar, Tanrı’yı insan kabul ettikleri için, eğer insan maymundan türemişse; bu, dolaylı ya da doğrudan Tanrı’nın da maymundan gelmiş olabileceği görüşünü ortaya çıkaracağı için, evrime karşıdır. Bu nedenle akide olarak çok ters bir durum onlar için. İslam da bundan dolaylı etkilendi, oysa bizi sarsacak bir şeye değildir evrim.

    - Dolayısıyla maymundan geldiğimizi söyleminin İslam’la ters düşen bir yanı yok…

  • Hulki Can dedi ki:

    Bir bilimsel görüş ortaya atıldıktan sonra Kuran ayetlerini bu görüşe uydurmaya çalışmak – hele bu Darwin’in evrim kuramıysa- İslamcı kesimin sıkça başvurduğu yöntemlerden biri.
    Bu şekilde Kuran’da yazanların, ya da, İslam’ın bilimsel doğruluğuna kanıt oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak, anlaşılıyor ki hiçbiri Darwin’in eserlerini okumamış. Çünkü bakın Darwin o ünlü “İnsanın Türeyişi” adlı eserinin “Özet ve Sonuç” bölümünde neler yazmış:

    “Söz konusu ettiğim görüşlerin çoğu spekülatiftir; ve bunlardan bazılarının yanlış olduğu hiç şüphesiz ispatlanacaktır. (…) Yanlış olaylar bilimin ilerlemesi için çok zararlıdır. Çünkü çok kere uzun süre direnirler. Buna karşılık yanlış teoriler bir miktar delil ile desteklenmiş bile olsa, bir kötülüğe sebep olmaz. Bu eserde varılan bir takım sonuçların tamamen din dışı olarak nitelendirileceğini biliyorum.(…) Bu kitabın vardığı en önemli sonuç, yani insanın daha aşağı derecede organize bir yaratıktan türemiş olması birçokları için büyük bir hiddet sebebi olacaktır”. (İnsanın Türeyişi, Charles Robert Darwin, Sol Yayınları, Aralık 1968, Birinci Baskı, s: 253-257)

    Darwin zaten teorisinin büyük ölçüde “spekülatif” olduğunu ve bazı görüşlerinin “yanlış” olduğunu bizzat kendisi söylüyor Peki şimdi bu durumda Darwin’in görüşlerini Kuran ayetlerine dayandırmaya kalkışmak ne demek oluyor ? Spekülasyonlar ve yanlışlıklar ayetlerle mi doğrulanıyor ?

    Kuran, şeriat ve dinsel inançların büyük bölümünün etik dışı uygulamalar, hurafe ve mitolojik inançlardan oluştuğu açıktır: Üç Şeytan Taşlaması, çıplak huriler, bilezikli gılmanlar, zebaniler, balkonlu köşkler, divanlar, yeşil yastıklar, altın tepsiler, ipekler, süt ırmakları, bal ırmakları, şarap ırmakları…

    Yeri gelmişken bir şey daha eklemek istiyorum: Tanrı’nın varlığının herhangi bir felsefi görüş, akıl yürütme veya başka bir yöntemle doğrulanması, dinlerin, dinsel inançların ve dince kutsal sayılan kitapların doğruluğuna, ya da, bu kitapların tanrısal esinle yazıldığına bir kanıt oluşturmaz. Tanrı kavramı da bir Arap aşiretinin “Allah” ismini verdiği bir ilah seviyesine indirilemez. Bunların arasında bir bağ kurarak genellemeye gitmek bizi yanlış sonuçlara götürür.

    İnsanı ve evreni yaratan üstün zekanın, kıl, tüy, saç, giyim, kuşam gibi incir çekirdeğini doldurmayan işlerle uğraşıp tanrısallıkla bağdaşmayan cennet ve cehennem gibi ahlakdışı mekanlar yarattığına, cinsiyet ayırımı yaptığına gerçekten inanıyor muyuz?

  • Ahmet Dizioğlu dedi ki:

    Nasılsa inannçlı! arkadaşlarımız ne yapsak ne yazsak fikirlerini değiştirmeyecekler. Sadece kendimi ifade ediyorum. Hem nanoteknoloji ile ilgilenen bir biyolog hemde bilgisayar programcısı olarak bana bütün bu canlı yapıları gayet anlaşılır ve basit geliyor. Evrimin de işleyişi gayet doğal geliyor. Nasıl oluştuklarını ve çalıştıklarını anladığımı düşündüğüm için evrenin işleyişine hayranlık duymuyorum. New York’taki Doğa Tarihi Müzesini gezerken bütün ordaki canlı türlerinin nasıl birbirinden evrimleşmiş olduklarını bağlantıları ile gördüm. bence inançlıların inançları cahilliklerinin verdiği hayranlıktan geliyor. Ortada hayranlık duyulacak birşey yok, sadece çeşitli makinalar var.

  • Evrimi Anlamak dedi ki:

    Merhaba arkadaşlar,

    Tartışmaya sadece şöyle bir göz gezdirebildim ancak ilgilenebileceğinizi düşündüğüm bir site duyurusu yapmak istiyorum.

    Aşağıda duyuru metnimizi bulabilirsiniz.

    İyi günler

    evrimianlamak.org yayında!

    Evrim konusunun Türkiye’de tartışılmasını ve anlaşılmasını sağlayacak kaynak yetersizliği göz önünde bulundurularak başlatılan bir proje Temmuz 2008′de ilk meyvesini veriyor.

    Evrim Çalışkanları adlı gönüllü grubun yürüttüğü proje ABD Kaliforniya’daki Berkeley Üniversitesinin hazırlamış olduğu “Understanding Evolution” adlı sitenin Türkçe’ye çevrilmesi ve zaman içinde Türkiye’ye özgü içerik üretilmesini kapsıyor.

    Kolay ve anlaşılır bir evrim kılavuzu olmayı hedefleyen siteye evrimianlamak.org adresinden ulaşabilirsiniz.

    Evrim Çalışkanlarıyla ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız.

  • fizikci dedi ki:

    EvrimiAnlamak Bey/Hanım,

    Şahsen sosyolojik evrime inansam da biyolojik evrime inanmıyorum. Bir fizikçi olarak basit yapıların evrimleşerek kompleks yapılara dönüştüğüne inanmam mümkün değil. Abaküsün evrimleşerek bilgisayara dönüşmesi gibi..

    Bununla birlikte yaptığınız çalışmayı takdirle karşılıyorum. İnternet’deki Türkçe kaynaklara katkıda bulunmanız çok değerli bir hizmet.

    Başarılar dilerim.

  • Guardian dedi ki:

    Şahsen sosyolojik evrime inansam da biyolojik evrime inanmıyorum. Bir fizikçi olarak basit yapıların evrimleşerek kompleks yapılara dönüştüğüne inanmam mümkün değil. Abaküsün evrimleşerek bilgisayara dönüşmesi gibi..

    Her seferinde size muhalefet olmamak için yazmayacaktım fakat anlayışınıza sığınarak birşey sormak istiyorum:

    Yapmış olduğunuz fiziksel evrim tanımını şöyle ifade ettiniz;

    “basit yapıların evrimleşerek daha kompleks yapılar oluşturması”

    Buradan sanırım “evrimleşerek” sözcüğünü çıkartsak ve “gelişerek” veya “birleşerek” sözcüklerinden birini koysak o zaman sizin için daha kabullenilebilir bir ifade ortaya çıkmış oluyor. (sizin düşünceleriniz üzerinde tahmini yorumlar yaparak bu sonuca vardım)

    Halbuki ne güzel tanımlamışsınız, sorun burada bu yapıların bir yaratıcısından/yaptırıcısından bahsedilmemiş olması mıdır? Bahsedilmemiş olması bu basit yapıların kendi halinde hiçbir dış etken tarafından etkilenmeyerek davrandıklarını yada davranmadıklarını ortaya koyar mı?

    Düşüncelerinizi tahmin etmekte yanıldıysam, özür diler ve bu durumda fiziksel evrimi kabul etmemenizin sebebini bir fizikçi olarak biraz açmanızı rica ederim..

  • fikret dedi ki:

    Evrim teorisi bilim dünyası tarafından tartışma götürmez biçimde kabul edilmiş, artık çalışmalar sürecin nasıl işlediği konusuna odaklanmıştır. sizler burada evrim var mı yok mu diye tartışırken bilim çalışmalarının temeline evrim kuramını alarak akıllara durgunluk verecek mükemmelikte işler yapıyor. bundan haberiniz var mı ?

  • M.Güner dedi ki:

    21 numaralı yorumu yazan arkadaş ARA GEÇİŞ FORMUNUN FOTOĞRAFINI istemiş.

    tekrar ediyorum. ara geçiş formunun fotoğrafı.

    ben bir zaman makineme binip 500 milyon yıl öncesine gidiyorum arkadaşlar, ARA GEÇİŞ FORMU FOTOĞRAFLAYACAĞIM, kendinize iyi bakın…

  • fizikci dedi ki:

    Guardian Bey,

    Buradan sanırım “evrimleşerek” sözcüğünü çıkartsak ve “gelişerek” veya “birleşerek” sözcüklerinden birini koysak o zaman sizin için daha kabullenilebilir bir ifade ortaya çıkmış oluyor.
    demişsiniz.

    Kelimelere takılmıyorum. Gelişerek veya evrimleşerek farketmez, “kendiliğinden olan” hiç bir şeye inanmıyorum. İnancıma göre Rabbimiz müdebbirdir. Her an yaratmaya, idare (ve irade) etmeye devam etmektedir. Kudret elini bir saniye kainattan çekse herşey dağılır, yok olur gider.

    Bu söylediklerim quantum fiziğini bilmeyenlere çok fantazi gelebilir. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? :)

    Sonuç itibariyle ben Allah’a inanıyorum. Başkaları da evrime inanıyor. İnanç meselesi yani. Kimse evrimin ihtimal hesaplarını bize bilim diye satmaya kalkmasın. Bir sene istatistik fizik, ardından quantum okuduk biz üniversitede. Öyle hikayelere karnımız tok. Berkeley’in İstatistik Fizik kitabını okusanız, bu adamlar bu kitabı evrim teorsiyle dalga geçmek için mi yazmış diye düşünürsünüz. Mesela bir karikatür vardı: Adam bir hurda yığınına bomba atıyor, ikinci karede o hurda yığını son model bir arabaya dönüşüyor. Öyle değil işte. Anahtar cümle: “maksimum düzensizlik, minimum enerji” Evrim teorisi asırlardır bunun aksini ispatlamaya çalışıyor. Bu arada işe yarar bilimsel buluşlar olmuyor mu? Oluyor elbette. Buna karşı değiliz. Ama temel fikre karşıyız.

    Bir arkadaş “Evrim teorisi bilim dünyası tarafından tartışma götürmez biçimde kabul edilmiş” demiş. Akıllı tasarımcıları bilim adamından saymıyor herhalde. Allah’a inanan kahir ekseriyetli bilim adamlarını da bilim adamından saymıyor anlaşılan.

    Bir başka arkadaş Mendel’i ve gen teknolojisini de evrimin kazanımları arasına sokmuş. Gülünür buna. Çünkü DNA’nın kendisi tasarımın en muhteşem örneklerindendir.

    Tasarım deyip duruyoruz ama (haşa) Allah’ın tasarlamaya ihtiyacı yoktur. Tasarlamak insan işidir. Allah -Kuran’da ifade edildiği gibi- birşeyin olmasını dilerse ona ol der, o da hemen oluverir.

    Daha detaylı bilimsel tartışmalara burada girmenin pek bir anlamı yok. Sadece -adet olduğu üzere :)- Einstein’dan iki güzel söz aktarıp geçeceğim:

    “I would like to know God’s thoughts, the rest are details.”
    - Ben Tanrı’nın düşüncelerini bilmek isterdim, gerisi teferruattır.

    “God doesn’t play dice with the universe!”
    - Tanrı kainatla zar atmaz!

  • Guardian dedi ki:

    @fizikci;

    Sanırım beni yanlış anlamışsınız. Kelimelere takıldığınızı iddia etmiyorum.

    Evrim teorisinin bir yaratıcının var olup olmadığı ile ilgilenmediğini, sadece evrim denilen olayın nasıl gerçekleştiği ile ilgilendiğini ifade etmek istemiştim.

    Evrim bir olgudur ve canlıların uzun süreçler içerisinde değişikliklere uğraması, doğaya adaptasyon sağlaması olarak açıklanabilmektedir. Bu adaptasyon sürecini herhangi bir üstün gücün yönetip yönetmediği ise benim tecrübelerime ve düşüncelerime göre “evrim” konusunun dışında kalmaktadır.

    Sonuç olarak evrim olgusu, din ile çelişkiye girmemektedir. İllede çelkişkiye sokacağız diye davrananların çalışmaları sonucu “evrim” olgusunun mistik bir duruma sokulduğunu düşünmekteyim.

    Peki bu çelişki neden ortaya atılmaktadır? Evrimin din ile çelişmesi kime fayda sağlamaktadır? Kendimize asıl sormamız gereken soru budur.

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey,

    Evrim Teorisi hakkındaki bu yanlış düşüncelerin temeli ise sokaklarda bedava dağıtılan kitaplar veya kasti olarak açılan onlarca site./

    Zaten problem tam da orada değil mi? Evrim teorisi medyada uydurma haberlerle, bilim dünyasında sahte fosillerle desteklenirken, evrim teorisini kabul etmeyenler cüzzamlı gibi bu ortamların dışına itiliyor, sokakta dağıtılan kitap/Cd ile seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

    Anti-evrim propagandası yapan bu kaynakların asıl sorunu ise dini, bilimsel bir teori ile bağdaştırmaktır.

    Oysa asıl sorun bir kısım medya ve bilim çevrelerinin -ki bunlar çok güçlüdür- ateizm propogandasını evrim teorisi ile yapmaya çalışmasıdır. Temel felsefesi (natural selection) hiç bir şekilde isbat edilememiş, uydurulduğu zamanda beri safsatalığını korumasına rağmen ısrarla hakikatin ta kendisiymiş gibi sunulması dinle hiç alakası olmayan bilim adamlarına bile “yuh artık” dedirtmiştir. “Intelligent Design” teorisini savunan bilim adamlarını bu cümleden sayabilirsiniz.

    Yani çoğu insana evrim denince ilk olarak yaratılış ve Allah’ın varlığının inkarı geliyor. Bu yüzden hiçbir şekilde araştırma yapmadan Evrim Teorisi yoktur deniliyor.

    İnsanlara öyle gelmiyor, evrim teorisi zaten öyle diyor. Evrim teorisi canlıların ortaya çıkışını ve çeşitliliğini doğal bir süreç olarak açıklamaya çalışıyor.

    Sığ düşüncenin biraz daha üzerinde olanlar ise araştırma yapıyor ama bu araştırmayı malum kaynaklardan yaptığı için sonuç aynı oluyor.

    Hımm sığ düşüncenin biraz üstünde kalan insanlara örnek olarak yurt dışından Prof. Michael Behe‘yi, yurt içinden Mustafa Akyol‘u verebiliriz sanıyorum. Bu sığ düşünceli insanlarla tanışmak isteyenler linkleri tıklasın. Aman dikkat düşüncelerinizi sığlaştırabilirler..

    Guardian Bey,

    Volkan Bey’e yazdıklarım sizin sorunuza da cevaptır. Evet, Evrim Teorisi dinle çelişir. Daha kötüsü günümüzde bir propoganda aracına dönmüş durumdadır. Bu propogandanın hedefi din ve dindarlar olduğu için onlar da haklı olarak tepki gösterirler. Din ve dindardan rahatsız olanların evrim propogandası yaptığını rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Örneğin Doğan Medya grubu irtica konusunda yalan haber üretmedeki maharetini evrim teorisi hakkında yalan haber üretmede de aynen göstermektedir. “Müftü keçi çaldı” ya da “Mini etekliye kezzap” yalanı ile “Atamız tarla faresiymiş” ya da “Kayıp halka bulundu” yalanı aynı propoganda için manşette kendine yer bulur.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Evrim teorisi varlığın nasıl oluştuğu ve hayatın anlamını açıklama gibi bir misyona sahip değildir. Sadece değişimi açıklar. Ayrıca google’a “evrim teorisi” yazınca çıkan ilk sitelerin Harun Yahya’nın siteleri olması propagandanın nasıl bir boyutta olduğunun göstergesidir. Ben kendine ateizmi yaymayı misyon edinmiş birini henüz görmedim ama din misyonerlerine gün içerisinde çokça rastlayabilirsiniz.

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey,

    Zaten “varlığın nasıl oluştuğu ve hayatın anlamı” gibi konuları hiçbir bilimsel teori açıklayamaz. O konular dinin ve felsefenin ilgi alanına girer.

    Evrim Teorisi ile ilgili problem şu: Teorinin temel noktası olan natural selection hiçbir delile dayanmaksızın mutlak gerçekmiş gibi sunuluyor. Ortada ne bir ara form fosili var, ne de bunu destekleyen başka bir şey. Mesela big-bang teorisi de sırf kainatın genişliyor olması gerçeğinden dolayı kabul ediliyor olsaydı evrim teorisiyle aynı durumda olurdu. Ama big-bang ortaya atıldığında bilim adamları “eğer öyle bir patlama olduysa bunun şu özelliklere sahip bir radyosyon kalıntısının olması gerekir” şeklinde bir hesaplama yaptılar. Sonra bunu araştırdılar. Büyük bütçeli deneyler yaptılar ve o radyasyonun gerçekten var olduğu ortaya çıktı. Bu yüzden kimse big-bang’a itiraz etmez. Somut bir delili var ortada. Ama natural selection’ın somut bir delili yok.

    Somut bir delili olmamasına rağmen medyada ateizm propogandası için yalan haberlerle desteklenmeye çalışılıyor. İşte dindarlar burada devreye giriyor ve ateistlere “durun orda bakalım, haksız kazanç sağlamaya çalışmayın” diyorlar.

    Yoksa dindarların başka hiç bir bilimsel teoriyle alıp veremediği bir şey yok. Aksine bilimin bugün geldiği noktada müslümanların çok ciddi katkıları var. Ben diyeyim trigonometri, siz deyin astronomi. Eğer İslam medeniyeti olmasaydı belki hala orta çağı yaşıyor olurduk.

    Google’a “evrim teorisi” yazdım. İlk sonuç evrim teorisini destekleyen bir site. İkincisi Harun Yahya’dan. Gerisi “bir Harun Yahya’dan bir evrimcilerden” şeklinde devam ediyor.

    —-

    Bu arada ilk yazımı yayınlamışsınız. Her ne kadar türban gibi konularda fikirleriniz Türkiye’deki antidemokratik bir ideolojiyle uyum içerisinde olsa da, siz kendi ortamınızda demokrasi dersi veriyorsunuz. Teşekkür ederim. Size de bu yakışırdı.

  • Guardian dedi ki:

    Google’a “evrim teorisi” yazdım. İlk sonuç evrim teorisini destekleyen bir site. İkincisi Harun Yahya’dan. Gerisi “bir Harun Yahya’dan bir evrimcilerden” şeklinde devam ediyor.

    Bu aslında herşeyi açıklıyor. Siz ateistlerin evrim üzerinden haksız traj yaptıklarını, Volkan bey ise Harun Yahya gibilerin İslam üzerinden traj yapmak için evrim propoganarını kullandığını belirtiyor ki bende buna katılıyorum.

    İki tarafında haklı olduğu noktalar yok değil.. Fakat belirli amaçlara yönelik evrimi veya dini sömüren insanları sorgulayarak “evrim-din” sorununa çözüm getiremeyiz.

    Evrim-din sorununu –ki ortada kişisel görüşüme göre bir sorun yok aslına– ancak kişisel, objektif ve kanıtları ile desteklenmiş yorumlar ile tartışabiliriz.

    evrimin tanımına bakalım:

    Biyolojide evrim, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanmasıdır. Evrim teorisi, modern biyolojik teorinin temel taşıdır.[1] Bu teoriye göre hayvanlar, bitkiler ve Dünya’daki diğer tüm canlıların kökeni kendilerinden önce yaşamış türlere dayanır ve ayırdedilebilir farklılıklar, başarılı nesillerde meydana gelmiş genetik değişikliklerin bir sonucudur.[1] vikipedi - evrim

    Olaya bu tanımı ile bakarsak, ki bu tanım dünyaca kabullenmiş tanımlara yakındır; Din ile çelişkili bir durumun olmadığı aşikardır.

    Evet, evrimin bireysel inançlarla bağlantısı yoktur. Fakat her konuya burnunu sokan insanoğlunun yine kendi çıkarları için yen yeni bağlantılar üretmekte üstüne yoktur..

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Öncelikle şunu açıklığa kavuşturalım. Dinler inanç sistemleridir ve doğmalara dayanır. Kutsal kitapların yazdığı şeylere “dindarlar” inanır. Bu yüzden sadece “dindar” kimliği ile evrim konusu hakkında bir şey söylenemez. Çünkü evrim bilimsel bir mevzudur. Dinlerle alakası yoktur ve dinle bağdaştırmak saçmadır.

    Tartışma sürekli dönüp dolaşıp aynı yere geldiği için ben bir süre önce buraya mesaj yazmayı bırakmıştım fakat sizin için son kez yazıyorum.

    Yukarıda da defalarca yazdığım gibi ara geçiş formlarına yüzlerce örneği google’da bulabilirsiniz. “transitional fossils” şeklinde bir aramayla ara geçiş formlarının isimlerini öğrenip daha sonra yine google’ın grafik arama motoru yardımıyla fotoğraflarına ulaşabilirsiniz. Ve şunu söylemek istiyorum evrim teorisi, bing-bang’e göre daha somut bir teoridir. Üniversitelerin evrim hakkındaki sayfalarına göz atmanızı tavsiye ederim.

  • fizikci dedi ki:

    Sevgili Volkan,

    Dinler inanç sistemleridir ve doğmalara dayanır. Kutsal kitapların yazdığı şeylere “dindarlar” inanır. Bu yüzden sadece “dindar” kimliği ile evrim konusu hakkında bir şey söylenemez. Çünkü evrim bilimsel bir mevzudur. Dinlerle alakası yoktur ve dinle bağdaştırmak saçmadır.

    demişsin.

    Evrim teorisi de “natural selection” dogmasına dayanıyor. O da bir inançtır. Bu yüzden bilimsel bir mevzu değildir.

    Yukarıda da defalarca yazdığım gibi ara geçiş formlarına yüzlerce örneği google’da bulabilirsiniz. “transitional fossils” şeklinde bir aramayla ara geçiş formlarının isimlerini öğrenip daha sonra yine google’ın grafik arama motoru yardımıyla fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.

    Bunu yaptım. Tahmin ettiğim gibi “Archaeopteryx”den başka geçiş fosili çıkmadı. Onun da sahte olduğu bilinen bir konu. Düşünebiliyor musunuz, sırf “natural selection” dogmasına delil getirebilmek için insanlar sahte fosiller yapmaya çalışıyor. Bir bilim adamı(!) niye böyle bir şey yapmaya çalışır? Çünkü inandığı şey bilim değil, sadece bir inanç. Yani Ateizm. Bunun desteğini bilimde arıyor, bulamayınca sahte deliller üretiyor. Aynı şeyi bazı akılsız dinciler de yapıyor: Ayda ezan sesi, bal peteğindeki Allah lafzı gibi saçmalıklar..

    Oysa bal peteğinde Allah lafzı aramaya ne gerek var? Balın kendisi Allah’ın varlığını ilan etmiyor mu? Arıların kendi ihtiyaçlarından çok daha fazla olarak, insan sağlığı için pek çok faydası olan balı üretmesi, yani resmen insanoğluna hizmet etmesi, “natural selection”la, kör tesadüflerle açıklanabilir mi? Arıya o görevi veren elbette arıyı da insanı da yaratan Allahtır. Bunu anlamak için bilim adamı olmaya gerek yok, dağdaki çoban bile bunu anlayabiliyor. Allah’ın varlığını, kainattaki muhteşem tasarımını anlamak için yapmamız gereken tek şey ideolojik gözlükleri çıkarmak.

    Bu arada arama sonuçlarında gelen sahte geçiş fosili “Archaeopteryx” linkine tıkladım. Açılan sayfanın başlığı şu: Capella’s Guide to Atheism. Evrim teorisi işte böyle ateizm propogandası için kullanılıyor.

  • fizikci dedi ki:

    Guardian Bey,

    O evrim tanımı tam olarak natural selection’dan (doğal seleksiyon) bahsediyor. Anahtar kısmı şu: “ayırdedilebilir farklılıklar, başarılı nesillerde meydana gelmiş genetik değişikliklerin bir sonucudur.”

    Genetik değişikliklerin yolu mutasyonlardır. Mutasyonlarsa bir çeşit arızadır. Evrimciler kabaca “bir milyon arızadan sadece biri olumlu olsa da bu yeni gen yeni nesillere aktarılıyor, arızalı olanlarsa ayıklanıyor, böylece evrim gemisi yürüyor” diyorlar.

    Halbuki mesela daha önce verdiğim örnekte bal arısının ihtiyaç fazlası bal üretmesi arıza bir durumdur. Nedense o mutasyon elenmiyor ve arılar kovanlarını fabrikaya dönüştürüp kendilerini insanoğluna bal üreten gönüllü işçiler yapıyorlar.

    Okyanuslarda milyonlarca yıldır karbondioksiti oksijene çeviren tek hücreliler bu halleriyle kendilerinden çok gezegenimizin atmosferindeki oksijen oranına ve dolayısıyla insanoğluna hizmet ediyorlar. Bunların doğal seleksiyondan haberi yok herhalde hala balinalara yem oluyorlar.

    Evrimcilerin “ilkel” sınıfına soktuğu doğal seleksiyondan nasipsiz kimi canlılarda öyle sistemler görüyoruz ki bu sistemlerin küçük mutasyon değişimleriyle ortaya çıkma ihtimali sıfır. Çünkü ortada bir sistem var, “irreducible complexity” yani küçük ve sıralı değişiklikle indirgenemeyen bir komplekslik var.

    Evrimciler, bunu anlatan bilim adamlarına direk “siz yaradılışçısınız, dogmalarla bilim olmaz” falan gibi itirazlarda bulunuyorlar. Halbuki o bilim adamları yaradılışı veya Tanrı’nın varlığını ispatlamaya çalışmıyor, sadece “elde ettiğimiz sonuçlar, canlıların doğal seleksiyon gibi raslantılarla oluşması mümkün olmayan “tasarlanmış” sistemleri olduğunu gösteriyor” diyorlar.

    İdeolojiyle kirlenmemiş berrak insan aklı kompleks bir tasarımı görünce onu tasarlayan birinin olduğuna hükmeder. Tasarlayıcının kim olduğu, insandan ne istediği bilimin konusu değildir. Felsefenin konusudur. Bilim tasarımı kimin yaptığıyla değil, tasarımın nasıl olduğuyla ilgilenir.

    Aslında bu konuda çok fazla tartışacak bir şey yok. İki taraf da bir şeye inanıyor. Evrimciler doğal seleksiyona iman etmiş, diğerleri ise üstün akıl sahibi bir tasarımcının varlığına. Bunlar dilediğine inanmakta serbesttir. Sizin de benim de rahatsız olduğumuz konu bu inançların (ateizmin yada Tanrı inanışının) yalan haber, sahte delil gibi yollarla propogandasının yapılmasıdır.

    Benim gözümde sahte fosil Archaeopteryx ile bal peteğindeki Allah lafzı aynı şeydir. İkisine de ilgi duymuyorum. Doğan Medyası’nın yalan evrim haberlerindense tiksiniyorum. Aynı grup dine saldırmak için yalan irtica haberleri ürettiğinde daha da midem bulanıyor.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Cladoselache, Tristychius, Protospinax, Canobius, Oreochima, Leptolepis, Osteolepis, Eusthenopteron, Panderichthys, Labyrinthodonts, Temnospondyls, Eryops megacephalus, Amphibamus lyelli, Vieraella, Dendrerpeton acadianum, Acanthostega, Ctenacanthus…

    http://en.wikipedia.org/
    http://images.google.com.tr/imghp?hl=tr

    Gerisini siz halledersiniz sanıyorum.

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey, yapmayın Allah aşkına.

    Nesli tükenmiş balıklar ne zamandan beri ara geçiş formu oldu? Geçiş fosiline örnek veriyorsanız mesela yarı balık, yarı sürüngen bir hayvan göstermelisiniz. Şu sahte Archaeopteryx gibi. Ya da hem yüzgeçleri hem de akciğerleri olan bir hayvan fosili koymalısınız önümüze ki o hayvancağızın karayı denize tercih edip yüzgeçlerini doğal seleksiyona kurban ettiğini anlayalım. :-)

    Düşünebiliyor musunuz, milyonlarca yıllık fosillerin hiç birine evrimleşirken (geçiş halinde) fosilleşmek nasip olmamış. Bu hayvanlar evrim teorisini gizlemeye mi çalışıyor? Hayvanlar da yaradılışçı mı yoksa, dogmalara mı iman ediyorlar? :-)

    Örnek verdiğiniz köpek balığı ve balık türleri, bugün de binlerce benzer türü olan hayvanların nesli tükenmiş olanları sadece.

    Ben size daha ilginç olanını söyleyeyim: Fosiller zaman içinde değişip gelişen türleri göstermedikleri yetmiyormuş gibi üstüne üstlük bütün türlerin aynı zaman diliminde big-bang patlaması gibi ortaya çıktıklarını gösteriyorlar. Buna Kambriyen Patlaması deniyor.

    25 milyon yıl gibi “çok kısa” süren bu Kambriyen dönemini evrimciler inkar etmez, edemez, o dönemi bütün hayvanların hızla evrimleştikleri dönem olarak görmek zorunda kalmışlardır. Komediye bakar mısınız? Yüz milyonlarca yıllık fosiller var elimizde evrimin izine rastlayamıyoruz, neymiş hepsi 25 milyon yıllık Kambriyen döneminde evrimleşmişmiş.

    Bütün bu komedinin sebebi nedir biliyor musunuz? “Allah yarattı” demenin dogma olarak kabul edilmesi. Kerameti kendinden menkul “doğal seleksiyon” yaratınca dogma olmuyor nedense. Allah yaratınca dogma oluyor.

    Intelligent Design’ı savunan bilim adamları “yahu tamam Allah demiyelim, Tanrı da demiyelim, ama sonuçta evrimleşerek oluşması mümkün olmayan komplekslikte sistemler var önümüzde. Kim olduğu önemli değil ama birinin bunu tasarlamış olması gerekiyor” diyorlar.

    Evrimcilerse nuh diyor peygamber demiyor: “İşte şu Eyfel Kulesi, 25 milyon yılda demirlerin eriyip uzayarak, evrimleşerek oluştu.. İşte şu mikroçip, eskiden sadece boncuklu bir abaküs idi, zamanla, doğal seleksiyonla boncukları elendi, silikona bulanıp işlemciye dönüştü” diyorlar. Biz de bunlara bakıp acıyoruz. İnsan aklı nasıl olur da bu kadar iflas eder, anlamak mümkün değil…

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    “Sahte fosiller”, “nesli tükenmiş balıklar” söylemleri size ait. Archaeopteryx bulunan ilk sürüngen-kuş ara geçiş formlarından biri ve bu türde bayağı ünlü bir fosildir.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Archaeopteryx

    Burada geniş bilgi edinebilirsiniz. E tabii “ben hy’ye inanıyorum” derseniz o sizin bileceğiniz iştir dünyadaki yüzlerce bilim adamı yalan atıp duruyor(!)

    Ayrıca yine verdiğim örneklerin hepsini tek tek wikipedia ya da çeşitli üniversite sayfalarından inceleyebilirsiniz. Labyrinthodonts ve Temnospondyls sizin istediğiniz balık-sürüngen ara geçiş formları için yeterli olur sanıyorum. Ayrıca ben sadece bir kaç tane örnek verdim daha yüzlercesi internette mevcut hatta insan evrimini de kanıtlarıyla birlikte bulabilirsiniz tabii ki siz onlara “sahte maymun fosilleri” diyeceksinizdir.

    Ön yargıyı yıkmadan malesef bir şeyleri tartışmak zor. Hele ki evrim gibi bir bilimsel olgunun karşısına din ve akıllı tasarım ile geliyorsanız malesef sizin için daha zor.

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey,

    “Archaeopteryx bulunan ilk sürüngen-kuş ara geçiş formlarından biri ve bu türde bayağı ünlü bir fosildir.”

    demişsiniz. Kaynak olarak da wikipedia’yı vermişsiniz. Ama bu kaynak bile sizin gibi kesin bir ifadeyle o kuş hakkında ara geçiş formudur demiyor. Neden siz öyle diyorsunuz ki?

    Archaeopteryx fosili 1800′lü yıllarda bulunmuş. Darwin’in evrim teorisinin henüz çok yeni olduğu bir dönemde yani. Evrimciler bu “kuş gibi tüylü” ve fakat “sürüngen gibi sivri dişli” fosili çok sevmişler. Bu fosil tek başına evrim teorisinin delili sayılmış o dönemde. Fakat sonra anlaşılmış ki; Doğa Tarihi Müzesi’ndeki bu fosilin tüyleri Richard Owen tarafından sert bir baskı kalıbı kullanılarak yapılmış.

    Bahsettiğim “sahte Archaeopteryx” bu. Gerçekten de sahte yani, şaka değil.

    1800′lerden bu yana bu kuşun onlarca farklı türüne ait fosil bulunmuş. Bugün -sizin belirttiğiniz kaynak dahil- bir çok kaynakta bu hayvanın nesli tükenmiş bir kuş türü olduğu söyleniyor. Siz neden onu ara geçiş formu yapıyorsunuz?

    Bence buna hiç gerek yok. Koskoca evrim teorisi sahte bir fosilden mi medet umuyor?

    Bu olay bu kadar açık olmasına rağmen o sahte fosili evrimciler hala savunur durur. Yanlış anlamayın, bilim adamı olan evrimcilerden bahsetmiyorum, evrime gözü kapalı iman etmiş evrimcilerden bahsediyorum.

    “E tabii “ben hy’ye inanıyorum” derseniz o sizin bileceğiniz iştir dünyadaki yüzlerce bilim adamı yalan atıp duruyor(!)”

    demişsiniz. Evrime inanmayan HY’ye inanır tezinizi pek mantıklı bulmadım. Dünyada yüzlerce bilim adamı yalan atıp durmuyor, bilakis “Archaeopteryx nesli tükenmmiş bir kuştur” diyor, doğruyu söylüyorlar. Asıl yalan atıp duranlar Archaeopteryx’in ara geçiş formu olduğuna iman etmiş olan dogmatik evrimciler bence.

    “Ön yargıyı yıkmadan malesef bir şeyleri tartışmak zor. Hele ki evrim gibi bir bilimsel olgunun karşısına din ve akıllı tasarım ile geliyorsanız malesef sizin için daha zor.”

    demişsiniz. Akıllı Tasarım Teorisi’nin bilimsel olmadığını kim söylüyor? O teoriyi geliştirenler papaz mı? Kilise de mi geliştirmişler? Aksine onlar da üniversitede profösör olan saygın bilim adamları. Neden onları adamdan saymıyorsunuz? Evrime inanmadıkları için mi? Herkes evrime iman etmeli mi sizce? Evrime iman eylemeyen kafir pardon dogmatik midir?

    Bir teorinin bilim mi inanç mı olduğu nasıl anlaşılır? “Allah yarattı” deyince inanç, “rasgele çarpışmalar yarattı, natural selection da olgunlaştırdı” deyince bilim mi oluyor?

    Volkan Bey, ikisi de inançtır. İkisi de henüz ispatlanamadı ve büyük ihtimalle asla ispatlanamayacaklar.

    Ben bir fizikçi ve bir müslüman olarak Allah’ın “Müheymin, Halık, Bari ve Musavvir” isimlerine inanıyorum. Zaten fiziğin Quantum Teorisi’de bizim Allah inancımızı fazlasıyla güçlendiriyor. İşin ilginç tarafı Quantum Teorisi Hristiyanların Allah inancını değil, müslümanların Allah inancını destekliyor. O ayrıma dahi işaret ediyor yani. O ayrım nedir derseniz konuşmaya devam ederiz. Yeterince uzattım işe dönmem lazım artık. :)

  • Nermin dedi ki:

    Merhaba,

    Ben yurt disinda yasiyorum ve burda okula gidiyorum.
    Evrim teorisi ya da Darwin teorisiher neyse sadece Türkiyede degil bir cok ülkede tepki görüyor.
    Mesela benim ögretmenim alman, biyoloji dersinde diyorki, cocuklar ben evrim teorisine inanmiyorum ama bunu size mecburen anlatmak zorundayim cünkü kitaplarda öyle yaziyor.
    Ayni sey benim diger avrupa ülkesindeki bir kac arkadasimin basinada gelmis. Yani bunun türk olmakla cahillikle, bilgisizlikle, inancli yada ateist olmakla vs. hic bir ilgisi yok. Biyoloji ögretmenim bile bu teoriyi kabul etmiyor yani.
    Birde bir arkadas Kur´an ayetini tercüme etmis, insan camur ve balciktan yaratildi diye ona birsey söylemek istiyorum.
    Arapcada 1 bucuk milyon kelime varken türkcede 5bin civari kelime var o yüzden bir ayeti incelerken tefsirini okursaniz daha iyi olur. Daha genis ve farkli bilgilere ulasirsiniz.
    Insan yaratilanlarin icinde en zeki olanidir.
    Dolayisiyla bence dini inanclari cökertmek icin böyle bir teori ortaya atilmistir. Ateistlerin cok isine yaramistir bu eminim.
    Bilimsel bir aciklama göremiyorum bu konuda.
    Yok kemikler incelenmis falan filan. Milyonlarca yil önceki kemikleri inceleyebiliyorsunuz belki ama o kemigin nasil bir deriye sahip oldugunu biliyormusunuz? Yüzünün seklini,burnunun, kulaginin seklini bilebiliyormusunuz? Maymuna benzedigini ne biliyorsunuz?
    Ben cok fazla bilgili degilim ama bu sekilde bile bu teorinin sadece bir TEORI olarak kaldigini asla gercek hayatta mümkün olmadigini bilebiliyorum cok sükür.
    Saygilar..

  • hakan dedi ki:

    şimdi canım arkadaşlarım,özellikle en sevdiği yemek kaplumbağa olan,sosyopatlıktan kaçarak galapagos adalarına kaçan uzun sakallı darwin efendinin bence saçmalaması sizce teorisine destek verenler.Şunu bilmeniz gerekir; baz çiftlerinden tutun,bunların arasındaki bağlara,lokuslardan genomixe,proteom çalışmalarından,biyokimyasal reaksiyonlara,protein yapısından ters hareketle dna’nın anlamlarına,exon bölgelerinden intron bölgelerine ve burda yazamayacağım binlerce bilimsel verilere kadar,öncelikle bunları bilmeli,öğrenmeli daha sonra evrim teorisini savunmalısınız.Ben biliyorum çünkü hem genetik hem biyokimya uzmanıyım.Sizde öğreniniz daha sonra destekleyebilirseniz bu saçmalığı destekleyiniz.Evrim teorisi materyalistlerin dinidir,geresi fasa fiso,saygılar canlarım…

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın Hakan,

    Saydığınız maddeler hakkında bilginiz var ise bunları kullanarak evrim teorisi’nin saçma olduğunu burada dalga geçer gibi değilde BİLİMSEL olarak anlatın. Özellikle lokuslar hakkında gelecek evrim karşıtı yazınızı merakla bekliyorum.

    Ayrıca uzmanı olduğunuz genetiğin neye dayandırılarak bugünlere geldiğini bilmemeniz ilginç.

  • karamelgitarist dedi ki:

    K.bkmayın ama çogu herkes inanç olarak benimsemiş bence ewrim bu adı üstünde bilimsel bi olay ve buna bilimsel bi açıklama yapılmalı herkes bişiler yazmış tabiki herkesin yazdıklarında dogruluk payı var ama inanç haline getirip herşeyi Allah yaratmış dierek buna bi çözüm veya bi buluş getiremeyiz.Ona bakılırsa o zmn ewrendeki herşeyi Allah yaratmıştır ve o zmn dier bilimsel açıklamalara da herşeyi yaratan Allah’tır deyip de bi köşeye çekilmemeliyiz.Sonuçta eger örnek verecek olursam o zaman genetik ile ilgili yapılan buluşlar veya çok konuşulan Cern Deneyi’yle ilgili de ‘atomların çarpışmasını ve evreni kuran Allah’tır.O herşeyi bilir’der ve çözüm getiririz bu sadece bize aynı yerimizde kalmayı ve bi buluş yapamamamızı saglamaktan bşka hiç bişey getirmez.Ben bi Fizi Mühendisi olucam ve inanç konusu deil bu yapılacak tek şey buna bilimsel bi açıklama getirmek ve bilimsel bi şekilde geliştirmektir.inanç konusu bunun içinde yer almamalıdır…

  • fuatogl dedi ki:

    Hem genetik hemde biyokimyacı arkadaşın (hakan) neler bildiğni merak ettim şimdi. Acaba geç mi kaldık? Hakan bey, genetiğin ne dediğinden, nelere dayanarak geliştirildiğinden haberiniz var mı sizin?

  • sserver dedi ki:

    Evrim teorisi ispatlanmamıştır? Doğru.

    Durum şudur: Evrim teorisinin doğru olabileceğine dair yüzmilyonlarca kanıt bulunmuştur. Buna karşılık yanlışlığına ait kanıt yoktur. (üstelik bunu yapmak çok kolaydır, genel örneği vereyim, prekambiryen döneme ait bir tane TAVUK kalıntısı bulan, kanıt getiren tüm evrim teorisini yer, üstüne de her sene ölene kadar Nobel alır.)

    Düşünün ki, bir maç var, kanıt sayısını ele alalım, atıyorum
    maçta durum 500.000.000′a karşı “0″

    Yani evrimciler : Beşyüz milyon (kanıt sayısı)
    Yaratılışçılar : SIFIR

    Evrimciler kazandı diyebilir miyiz? TEKNİK OLARAK HAYIR!
    Neden? Çünkü maç devam ediyor.

    Ve işin tuhafı Yaratılışçılar maçtan umutlu!!! Ne teknik direktörleri varmış be.

    Daha da ötesi, bu maçı evrimciler kazanmak için oynamıyor, onlar yapması gerekenin peşinde, kimsei ‘mors’ etmek gibi bir niyetleri yok.
    Yaradılışçılar ise ne var ne yok saldırıyor, yüzsüzlükle bile, yalan dolanla bile saldırıyorlar ama nafile ! TEK BİR GOL YOK!!!

    Polemik yapmayınız, spekülasyon kelime oyunu yapmayınız, lütfen “1″, Allah için, tek bir “kanıt” getirip koyunuz.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Evrim karşıtlarının en büyük kozu olan kayıp fosil ida gün itibariyle bilim dünyasına açıklanmıştır. Bakalım evrim karşıtları yeni argüman olarak ne sunacak.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/24968063
    http://www.guardian.co.uk/science/fossil-ida

  • fizikci dedi ki:

    Şu evrimciler gerçekten çok komik. Geçen ciddi bir yerde okudum: arkeopteriks’in bilinen en eski ve ilkel kuş olduğunu yazmışlar. Yahu hem sürüngenlerin, hem de kuşların üstün özelliklerine sahip bir hayvan niye ilkel olsun? Bilakis bugünkü kuş ve sürüngen türlerinden daha üstün olması gerekir.

    Bu no-akıl adamlar kuşların sürüngenlerden evrimleştiğini ispatlamak için nesli tükenmiş bir türü ara geçiş formu olarak pazarlamaya çalışıyorlar. Ama bu tür bugünkü kuşlardan da sürüngenlerden de daha gelişmiş görünüyor. Düşünsenize yırtıcı dişleri yanında kanatları, öldürücü pençeleriyle daha ne kadar evrimleşsin bu canlı??? :) Herhalde kuşlarda evrim geriye doğru işliyor. Zavallı kuşlar…

  • damla dedi ki:

    Bu kadar eleştiri yapanların bir antroplog ile ya da gerçekten bilimle uğraşan bireylerle bu konuda tartışıp tartışmadıklarını gerçekten merak ettim.

    Şunu söylemek isterim ki antropoloji dersi almış bir üniversite öğrencisi olarak homo sapiens sapienslerle ilgili onlarca şey okumuş biri olarak bize ders veren hocanın bile bu işin içinden çıkamadığını gördüm. Aslında hocamız bile evrim teorisinden emin değil gibi sorulan sorulare cevap verememişti. Ortaya atılan bir bilim var ancak bu bilimin müspet ilim sahibi insanlara mantıklı açıklama yapamadığı kanısındayım. En büyük mucizede insan oğlunun yaradılış mucizesinden bahsedilirken, başka kaynaklara gerek olmadığını düşünüyorum. İnsanlığın en büyük kitabını okumadan, diğer kitaplara inanmayı akıl edenleri de kınıyorum.

    Saygılar

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey Ida’yla ilgili şunu da okudunuz mu?
    http://www.ntvmsnbc.com/id/24968889/

    “Kayıp halka” efsaneleri evrimci camiada arada bir duyulur sonra “öyle olmadığı” ortaya çıkar. Alışkınız yani.

    Asıl ilginç olan nedir biliyor musunuz? Milyonlarca yıllık evrimleşme sürecinde bir tane ara geçiş formunun fosil bırakmamış olması! Evrimciler hala Ida gibi, Arkeopteriks gibi fosillerden medet umarlar. Yahu ilaç niyetine bir tane geçiş fosili olmamalı mıydı? Neden hem akciğerli hem solungaçlı bir fosil yok? Neden uçan bir sürüngen fosili yok? Demek ki evrim teorisi doğru değil. Bu kadar basit. Güneşi balçıkla sıvamaya kalkışanların hazin halidir bu işte…

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Şu bağlantıları incelerseniz sorularınıza cevap bulabilirsiniz,

    http://www.guardian.co.uk/uk/interactive/2009/may/19/fossil-ida-evolution
    http://www.youtube.com/watch?v=7EODhcbicYs

  • deniz mermerci dedi ki:

    Wvrim canli türleri için oldugu kadar, çevre, iklim ve sosyal sistemler için de geçerli ve hep gelishme egilimli degil.

    Canlilik tarihinde var olmush canlilarin yüzde 99.99999. u bugün ortadan kalkmish durumdadir. Gelecekte insan türü de ortadan kalkacak, kendi kabahati olmasa dahi, sirf teknik sebeblerden.

    Sosyal sistemlerin tarihi hep daha iyiye dogru gelishme den ibaret degil. Bu günkü dunya sisteminin de - dolar, euro, uluslararasi ticaret, enerji ekonomisi, teknoloji- çökebilecegini (inhitata ugrayabilecegi) gözönüne almak gerçekçi, bilimsel bir yaklashimdi.

  • Destek Veriyorum dedi ki:

    Bir kere yazınızda ilk olarak evrim teorisine inanmayıp bunu dine bağlayanları okumamakla ve körükörüne evrim teorisine bilgisizce cahilce yani alt yapıları olmadan karşı geldiklerini yazmışsınız. Ben okudum arkadaşım. Ama senin okuduğunla ilgili net bir fikir sahibi olamadım yazından. Doğru dürüst kaynaklar bile sunamamışsın yazında. Yani eleştirip aşağıladığın insanların durumuna yazınla sen düşmüşsün aslında.

    Darwin’in Türlerin Kökeni adlı kitabında belirtmiş olduğu Doğal Seleksiyon tamamen deli saçması. Yazınıza göre Darwin dindeki yaratılışa karşı bir teori olsun diye geliştirmemiş bunu diyorsunuz.

    Peki amacı neydi o zaman.

    Bilim mi? ha ha ha

    Peki bilim ise bilimin mmaymundan geldiğimizi ispat etmeye ve bunu kabul etmeye ayrıca insanlığa da kabul ettirmeye çalışmasının amacı nedir.

    Hemen söyleyeyim Yaratılışı inkar etmek.

    Dine yorumlayacaksın elbet.

    Niye mi?

    Kainat bir Yaratıcı tarafından yaratılmıştır.

    Herşeyi olduğu gibi bilimi de Yaratıcı yaratmıştır.

    Dolayısıyla Yaratıcı üstün akıl ve ilim sahibidir.

    Peki O Yaratıcı olan Allah bilimi niye yaratmıştır.

    Yaratılışı bulun diye.

    e ben bilimle yaratıışı bulmayacağımda maymun olduğuma mı inanacağım.

    Hz. Adem ve Peygamberimizin maymundan geldiğine mi inanacağım.

    Bilimi yaratan Allah’ın Kur’an da ben sizi topraktan yarattım
    demesine inanmayacağım maymundan geldiğime inanacağım öyle mi.

    Bir kere Allah’a inanmayan beyinler şunu bilmelidir ki

    Bilim dine dogma derken

    Din bilime ışık tutar.
    Çünkü küçüçük insan beyni, sonsuz ilim ve akıl sahibi Allah’ın teknolojisinin trilyonda birini bile kıyamete kadar anca keşfedebilir.

    Allah’ın teknolojisine bir örnek vererek yazımı bitiyorum.

    Dua: Milyarlarca insan tarafından günde onlarca defa yapılan sözlü dilekçeler.
    Bu nasıl bir teknolojidir ki
    her gün yapılan bu trilyonlarca dileçe, işleme konuluyor.
    ve kimisinin cevapları hemen, kimisinin birkaç gün, kimisinin birkaç yıl, kimisinin ise öteki tarafta cevapları veriliyor.

    Saygılarımızla
    Destekveriyorum Ekibi

    http://www.destekveriyorum.com/351-evrim-aldatmacasi.html

  • Hulki Can dedi ki:

    “Destek veriyorum” ekibine

    Eleştiri veya eleştiribilim herşeyden önce insanları aşağılama yöntemi değildir. Düşüncelerin ve görüşlerin enine boyuna irdelendiği, yanlış ve doğru yönlerinin tartıldığı, araştırıldığı bir yöntemdir.Yazılarınızı biraz daha ciddi, kişileri bireysel olarak suçlamadan ve kişilikleri hedef almadan yazabilirseniz bazı konuları tartışma olanağımız olabilir.

    “Evrim kuramı” adından da anlaşıldığı gibi bir kuram yani bir teoridir. Bu teorinin çok eksikleri var. Bunu Darwin bile itiraf etmiştir. Fakat bu teori ilk ortaya çıktığında dinsel çevrelerde (Kilise) büyük panik yaratmıştır. Kiliseye karşı çevrelerde ise büyük sevinç doğurmuştur. İşe duygusallık karışmıştır. Duygusallık karışınca işler çığırından çıkmıştır. Fakat tartışmalar hala süregelmektedir ve sanırım ABD’de bazı eyaletlerde bu teori hala yasaktır.

    Ancak, bu teorinin yanlış olması “yaratılış” teorisinin doğru olduğuna götürmez bizi. Uzakdoğu dinlerinde “yaratılış” düşüncesi yoktur, bu dinler, felsefeler insanı ve dünyayı sürekli bir devinimsel ruhsal dalgalanmalarla açıklamaya çalışır.

    Yani başka seçenekler de olabilir. İnsanlık ve tüm yaşam biçimleri bilinemez bir tümlüğün parçalarından da oluşmuş, doğmuş, ortaya çıkmış veya şu an için hiç bilemediğimiz bir şekilde meydana gelmiş olabilir. Tasavvuf düşüncesinde “yaratılış” yoktur. Herşey tanrısal tözün bir görüntüsü, yansımasıdır. Yaşam biçimlerini uzaylıların deneme amaçlı oluşturduğu ileri sürenler bile vardır.

    Yaratılış kuramının doğru olması nasıl ki insanların Zeus, Jüpiter veya Manitu tarafından yaratıldığına bir kanıt oluşturamazsa, aynı şekilde, “Allah” tarafından yaratıldığına da bir kanıt oluşturamaz.

    Tanrı’nın varlığının herhangi bir felsefi görüş, akıl yürütme veya başka bir yöntemle doğrulanması, dinlerin, dinsel inançların ve dince kutsal sayılan kitapların doğruluğuna, ya da, bu kitapların ilahi vahiyle yazıldığına bir kanıt oluşturmaz. Tanrı kavramı da bir Yahudi-Arap aşiretlerinin ilahları seviyesine indirilemez. Bunların arasında bir bağ kurarak genellemeye gitmek bizi yanlış sonuçlara götürür.
    Evrim teorisinin yanlış olması nasıl ki Yunan veya Roma mitolojisinin veya Tevrat ve İncil’de yazanların gerçek olduğuna bir kanıt teşkil etmezse aynı şekilde Kuran’ın da doğru olduğuna bir kanıt oluşturmaz. Şunu demek istiyorum dinsel çevreler burada farkına varmadan veya bile bile bir dedüktif mantık hatası yapıyorlar. Evrim teorisi yanlış diye sevinmeyin.

    Darwin maymunun insan şekline dönüştüğünü ileri sürmez, ama Kuran insanın maymun şekline dönüştüğünden söz eder, hatta domuz şekline sokulanlar bile vardır. Yani evrimin tamamen tersi bir durum (devolution) söz konusudur. Kuran’a göre bu ceza Yahudilere ve bazı sapkın milletlere verilmiştir:

    “Bakara 65- Bilirsiniz elbet, içinizde cumartesi gününe hürmet etmeyip emirden çıkanlara aşağılık maymun olun demiştik. 66- O zaman bunu görenlerle sonradan gelenlere ibret, sakınanlara da bir öğüt olmak üzere onları maymun şekline sokmuştuk.”

    “Maide 60- De ki: Bundan daha fena olanları, Allah’ın cezasına uğramış bulunanları haber vereyim mi size? Allah’ın lânet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden bir kısmını maymun ve domuz şekline soktuğu kişiler ve Şeytan’a tapanlar. İşte bunlardır yeri daha kötü olanlar, doğru yoldan daha fazla sapmış bulunanlar.” (Çeviri A. Gölpınarlı)

    Bazı yorumcular bu değişim ya da “transformasyonun” simgesel bir anlatım, bazıları da gerçek bir anlatım olduğunu olduğunu ileri sürer. Simgesel bir anlatım olduğunu sanmıyorum çünkü “onları maymun şekline sokmuştuk” ve “maymun ve domuz şekline soktuğu kişiler” diyor. Peki bu maymun ya da domuz olanların soyu sürdü mü? Bunlar tekrar insan oldu mu?

    Yunan mitolojisinde de tanrılar hayvana dönüşür, çeşitli hayvanların kılığına girer (kuğu, kuş, boğa, at, yılan vs), hatta bazı hayvanlar ilah haline getirilir. Bu mitolojik/totemistik kökenli bir inançtır. Sizin ekibin yorumu ne bu konuda?

  • Destek Veriyorum dedi ki:

    Hulki Can’a

    İnsan sorgulayıcı bir varlıktır. Hatta insan sorgulayabildiği kadar insandır. Yani yemek, içmek, uyumak, tuvalete gitmek vs. ihtiyaçları karşılamak bizi insan yapmaz. Onları hayvanlar ve bir kısmını da bitkiler de yapıyor.

    Bizi onlardan ayıran düşünmektir. Dolayısıyla sorgulamaktır. İnsan yaratılış gerçeğini Kur’an yazdı diye kabullenirse dogma olur. Körükörüne bir bağlanış olur. Fakat Kur’an ın yazdığını düşünür, sorgular ve elle tutulur delillerle ispat ederse o zamanda bilim olur. Şu ana kadar 1400 yılda Kur’an bilimle hiçbir konuda ters düşmemiştir. Çünkü Kur’an bir dogmanın ürünü değildir. Bilimsel bir kaynaktır.

    Kur’an sadece inananların günlük vazifelerini emreden bir kitap değildir. Aynı zamanda inanan insanların neye inandıklarını, niye inandıklarını ve neden inanması gerektiklerini de anlatan bir kitaptır. O kadar mükemmel açıklamıştır ki şüphe götürür bir tarafı yoktur.

    Örnekler:

    Allah ben sizi topraktan yarattım der. Şu an ki bilim toprakta bulunan bütün minerallerin insan vücudunda olduğunu ispatlamıştır.

    Allah baktığınız her yerde işaretler vardır der. Ay’a, Güneş’e, Yıldızlara bakın der. Yani uzayı kasteder. Uzaydaki mükemmel uyumdan bahseder. Bilim bu uyumu keşfettikçe bir Yaratıcının varlığını kabul etmek zorunda kalmaktadır.

    Çünkü en yakın yıldız bize 5.000.000.000.000 km uzaklıktadır ve Samanyolu Galaksisinin içinde bunlardan 250.000.000.000 tane vardır.
    ve “düşünün” biz o yıldızların birçoğunu görebiliyoruz. Büyüklüğünü artık siz düşünün.

    Allah Kur’an da der ki geceye ve gündüze bakın. Neyi kasteder. Bir günü. Bir gün nasıl oluşur. Dünyanın kendi etrafında dönmesiyle.

    Allah der ki: havada eğik ve asılı bıraktık. Dünya sonsuz uzayda, havada ve eksen eğikliği ile kendi etrafında ayrıca Güneş etrafında hiç şaşmadan büyük bir hassayetle döner.

    Daha örnekler vereceğim ama çok uzayacak.
    Yalnız şunu belirtmek istiyorum. Elbette Kur’an da bu bilimsel gerçekler çok ayrıntılı anlatılmıyor, Niye acaba “işte yarattığı beyinler biraz çalışsın diye.”

    Şimdi bir düşüncede çıkış yolu çok önemlidir. Siz birşeyin yokluğunu ispat için yola çıkarsanız. Her zaman yokluk ile ilgili materyallere ulaşma arzzusu içinde olursunuz. Bulduğunuz materyallerde hep sizi yokluğa götürmeye çalışır. Varlığını ispata çalışırsanızda varlığına götürmeye çalışır.

    Bir tekerlek aynı zamanda hem ileri hem geri gidemez. Tekeri hareket ettiren güçtür. Güçte düşüncedir. Düşünce ise pozitiften yola çıkmalıdır. Siz tekerleğe geri emrini veriyorsanız ve zaten bu tekerlek ileri gitmez diyorsanız. Aslında o tekerlek ileri gidemiyor değildir. İleri gidememesi sadece sizin düşüncenizdir.

  • Hulki Can dedi ki:

    Yanıtınıza teşekkür ederim.

    KURAN’IN BİLİME UYGUN OLUP OLMADIĞI
    Zariyat Suresi 49 da her canlının ibret için çift yaratıldığı, hem erkek hem dişi olarak yaratıldığı yazar. Çeşitli çevirilerden örnekler:

    “Ve anar, ibret alırsınız diye her şeyi çift yarattık.” (Abdülbaki Gölpınarlı)
    “Herşeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz” (Yaşar Nuri Öztürk)
    “Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz. (Elmalılı)
    “Her şeyden iki çift (erkek-dişi) yarattık ki düşünüp öğüt alasınız. (Süleyman Ateş)
    “Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.( Diyanet İşleri)

    Oysa bugün artık biliyoruz ki bir çok bitki ve canlı türü çift yaratılmamıştır. Yani bazı türler çift değil tektir. Ayrı ayrı erkek ve dişi yoktur, yaratık hem erkek hem dişidir. Üreme organları aynı varlıktadır. Hermafrodit (erdişi) denilen bu canlılar arasında solucanlar, yosun hayvancıkları, kabuklular, karındanbacaklı yumuşakçalar ve gömleklileri sayabiliriz.

    İkinci bir husus bazı bitki ve canlılar tek cinsiyetlidir, sadece dişidir, erkeği yoktur ve erkek hücre olmadan, döllenmeden ürerler. Dişi hücrenin erkek hücre olmadan, yani döllenme olmadan, mitoz bölünmeyle doğumun oluşmasına “partenogenez” (parthenos: bakire, genesis: doğum) deniyor.

    Doğada görülen bu üreme/çoğalma şekli arılarda, su pirelerinde, karıncalarda, bazı kelebek, balık ve kertenkele türlerinde var.

    Genetik bilimi ve tıp bu gerçekleri 20.ci yüzyılda keşfetmiştir. Bunlar Muhammet’in devrinde bilinemediğinden ayet o devrin bilgisine göre söylenmiştir.

    Bu Kuran’ın değerini azaltmaz. Tevrat, Zebur, İncil, Kuran, destanlar, efsaneler ve diğer kutsal kitaplar insanlık kültür ve mirasının değerli kitaplarıdır. Kitapları insanlar yazar. Kalemi tutan eldir. Bunlara “tanrısallık” atfetmek, bunları bilim ile doğrulamaya çalışmak gereksizdir. Bu kitaplar bilim kitapları değildir.

    KURAN ÇEVİRİLERİ HK
    Değişik tarihlerde yapılmış olan Türkçe Kuran çevirileri, tefsirleri, yorumları karşılaştırıldığında, yeni yapılmış çeviri ve yorumlarda eskilerine oranla daha fazla pozitif bilimlere yer vermeye başlanıldığı, çevirmen ve müfessirlerin daha akılcı yorumlara geçtikleri, eskilerin bazı gayri ciddi yorumlarını bıraktıkları, yeni bilimsel keşiflere uyan sözler aradıkları, hatta bazı çevirmenlerin işi iyice abartarak, metnin gerçek anlamını değiştirerek, ayetleri de bu yeni keşiflere uyumlu hale getirmeye çalıştıklarını gözlemliyoruz.

    Akılcı, rasyonel yorumlara bir şey dediğimiz yok, fakat Kuran’ı bilimsel buluşlara uydurmak gerekçesiyle Türkçe meal veya çevirilerde yapılan modernizasyon, değiştirme, tadilat ve deformasyonlar kabul edilemez. Bu etik dışıdır. Bu tür çeviriler her çevirmenin kendi kafasına göre mealen yaptığı muharref-yorum çeviriler kategorisine girer ve bu tür çevirilerin tarihsel ve bilimsel hiçbir değeri olamaz.

    Bu modernizasyon tahrifatına ya da taraflı çevirilere bir örnek vermek gerekirse, “evrenin genişlediği” kuramını daha yeni öğrenen bazı İslam ilahiyatçıları çala kalem kendi kafalarına göre “muharref meal/tercüme/çeviri” oluşturma gayretlerine girişmişlerdir. Bunu yapmaktan, ve güya inandıkları Allah’ın sözünü değiştirmekten çekinmemişlerdir, çünkü “nasıl olsa aslı değil mealdir” diye düşünmüş olsalar gerek. Zariyat Suresi 47. ayetinin eski çevirileri şöyle:

    “Ve biz, gökleri kurduk kudretle, onlardan daha üstününü, daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter.” (Abdülbaki Gölpınarlı, 1955)
    “Göğü gücümüzle biz kurduk, şüphesiz biz geniş kudret sahibiyiz” (Diyanet İşleri, Dr Hüseyin Atay-Dr Yaşar Kutluay, 1967)
    “Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz çok genişlik ve kudret sahibiyiz” (Elmalılı M. Hamdi Yazır, 1938)
    “Biz gökleri zeka ile şekillendirdik; onların muazzam kubbesini biz yaydık.” (“Nous avons formé les cieux avec intelligence; nous avons étendu leur voute immense” (Le Koran, Savary, 1786, 1960 baskısı)

    Oysa yeni yapılan “tadil edilmiş” muharref çeviriler bakın ne kadar farklı:

    “Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz)” (Prof. S. Ateş , 1975)
    “Biz göğü büyük kudretle bina ettik ve şüphesiz biz (onu) genişleticiyiz.” (Ali Bulaç, 1985)
    “Göğe gelince biz onu ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz biz genişleticileriz.” (Prof. Y.N. Öztürk 1994)
    “Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.” (Diyanet 2005)

    Diyanet İşleri son çevirisine şöyle bir de dipnot eklemiş:

    “Âyet, “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu bakış açısı, modern astrofizikte gündemde bulunan, evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir.”

    İmdi, evrenin sürekli genişlediği bir bilimsel teoridir. Bunun dayandığı nokta nebula, gökadalar ve gökada gruplarının gittikçe birbirlerinden uzaklaştığıdır. Ama ne güneş sistemi, ne de samanyolu genişlemez. Bu sistemler kütle çekimi etkisinin altında oluşmuş ve birbirlerinden uzaklaşmayı bırakmışlardır.

    Öte yandan, örneğin denizde salınım halinde iki geminin birbirinden akıntı veya rüzgarla gittikçe uzaklaşması denizlerin genişlediğine bir kanıt olabilir mi? Olamaz değil mi? Denizlerdeki gelgit de denizlerin genişlediğini göstermez. Nitekim bu büyük patlama ve evrenin genişlediği teorisine bir çok karşı teori ileri sürülmüştür.

    Bu teorinin günün birinde yanlış olduğu kanıtlanır veya daha doğru teoriler ortaya atılırsa o zaman ne olacak ey ulema? Bilime uyduracağız, Einstein’a yaranacağız diye ayetlerin gerçek anlamının bu kadar değiştirilmesine nasıl cüret edebiliyorsunuz?

    Bu konularda ekibinizin yorumu ne?

  • Destek Veriyorum dedi ki:

    Hulki Can’a

    Yaratıcıya inanmak, sadece inanıyorum demekle olmaz. Kuralları ve şartları vardır. İslam dinine göre müslüman olmak için bu kuralların ve şartların tümünü kayıtsız ve şartsız kabul etmek gerekir.

    Bu kuralların ve şartların büyük bir kısmını, küçük bir kısmını veya bir bölümünü kabul etmek insanı müslüman yapmaz. İnsanlar ben müslümanım diyebilir ama müslüman olmuş olmaz. Örneğin: Ben müslümanım ama dinimizde başörtüsü yoktur diyemez.

    Şimdi bu girişten sonra sizin düşüncenizin temelinden yola çıkalım.

    Diyelim ki yaratıcı yok. Bize inandırmaya çalıştıkları herşey bir kurgu, yalan ve safsata.

    Dindeki herşey dogma ve bilimsel değil.

    Bu noktada bir Yaratıcıya inananı ve inanmamyanı örnekleyelim.

    İnanan bir insan, inandığı dinin kurallarını ve şartlarını eksiksiz kabul ediyor. Dünya hayatı boyunca da bu kuralları ve şartları elinden geldiğince ve imkanlar ölçüsünde uygulamaya çalışıyor. İnandığı dinin gerektirdiği ibadetleri yapmaya çalışıyor. Sonra bu insan herkes gibi ölüyor.

    İnanmayan insan ise, yaratıcıya inanmadığı için kendisinin veya başkalarının koyduğu kurallara ve şartlara göre yaşamını sürdürüyor. Nasıl olsa ahiret hayatı ve hesap günü gibi kaygıları yok. O yüzden bu amaç doğrultusunda olmayan bir hayat sürüyor. Fakat inanan insan gibi o da ölüyor.

    Allah Kur’an da kısacık dünya hayatı için ebedi ahiret hayatı. ne güzel bir alışveriştir bu demiştir.

    Şimdi bu iki insanda herkes gibi kısacık ve geçici dünya hayatını yaşadı ve öldü.

    Peki ölünce ya gerçekten ahiret hayatı varsa o zaman ne olacak.
    Kabir azabı ne olacak.
    Hesap günü ne olacak.
    Sorulan sorulara cevaplar nasıl verilecek.
    Cehennem azabı ne olacak.

    İnanmayan insan, pişman olup, dur ben geri döneyim de yanlış yaptıklarımı düzelteyim de geleyim mi diyecek.

    Eğer ahiret hayatı yoksa ibadet ve güzel ahlakla yaşamış olan inanana ne olacak.

    Hiçbir şey.

    Zaten öteki taraf yokki. Canlılık yokki.

    Pişman olsun. Tüh! Gönlümce yaşayamadım desin. Ömrümü boşu boşuna ibadetle geçirdim desin.

    Bu olayı bir de dünyevi bir örnekle açıklayalım.

    Arabınızla uzun bir yola gidiyorsunuz. Ne yaparsınız. Yanınıza yiyecek içeçek bişeyler alırsınız. Sonra araba için stepne, çekme halatı, takoz, ilk yardım çantası, yangın söndürücü, benzin bidonu vs. şeyler alırsınız. Kısaca kendiniz ve arabanız için tedbir alırsınız.

    Niye?

    Kaza yapacağım veya yolda kalacağım diye mi?

    Yoksa

    Kaza yapabilirim veya yolda kalabilirim diye mi?

    Yani insanın tedbir alması bir olay gerçekleşeceği için olmaz. Gerçekleşme ihtimali olduğu için olur.

    Bu normal dünyevi bir olayda insanın aldığı küçüçük bir tedbirdir.

    İnananlara göre, dünya hayatında yaptıkları, kesin olduğunu bildiği ahiret hayatı için alınan bir tedbirdir .

    Bence uzun yola çıkan bir inanmayan bu tedbirleri alıyorsa, ahiret hayatı içinde bir tedbir alma yoluna bakmalıdır.

    Sonuç olarak, bu dünyanın her türlü zevkini tadan da, tatmayan da ölecektir. Ölüm gerçeğinin olmadığını söyleyen bir hödük henüz görmedim.

    Ölüm bir gerçekse ve herşey de geçici ise inanmayanlar, kendini ölçüp tartmalıdır.

    Konuyu şu sözümle bağlıyorum.

    Bilim bilim diye bilime tapanlar, bilimsel olmak için herşeye şüphe ile bakmak lazım ki bilim gelişsin derler. Yahu Allah’ın olup olmadığına da şüphe ile baksalar ya. Bilim için herşeyden şüphe duyarken neden Allah’ın yokluğunda sabit fikirlidirler. Fikirler hiç yerinden kımıldamaz. Çakılıp kalmış ta beyinlerinin orta yerine.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın Destek Veriyorum,

    Bu yazı tamamen Evrim Teorisi ile alakalıyken neden dinleri tartışıyorsunuz anlamak mümkün değil. Dinler adı üzerinde doğmadır, inançtır. Siz bir dine inanmak için kanıt beklemezsiniz inanırsınız. Fakat inanmayan insanlar için bu bir yazı tura değildir, kendilerine göre yaptığı araştırmalar sonucu bu kanıya varmışlardır. Bunu bilimsel temelde yaparlar ve kendilerine göre doğru olanı söylerler. İnanmayan birine müslüman, hıristiyan, budist ya da herhangi bir inancı aşılamak istiyorsanız o kişiye kendi doğrularından yola çıkarak yaklaşmalısınız. Bu durumda kendi gözlemlerime göre gerçekten bir kişi kafasında inançları yeterince tartmış ve sonunda inancını kaybetmişse bunun geri dönüşü yoktur. Nedeni ise bunu tamamen mantık çerçevesinde bilimsel olarak yapmıştır ve tamamen doğma olan birşeyi böyle birine tekrar aşılamak mümkün değildir.

    Tüm bu nedenlerden dolayı aylarca uzun uzun karşılıklı mesajlarda yazsanız birşey değişmeyecek ki zaten yazılanların konuyla da alakası yok.

    Şimdi ilk mesajda bana hitaben yazdıklarınıza yanıt verecek olursam,

    Peki bilim ise bilimin mmaymundan geldiğimizi ispat etmeye ve bunu kabul etmeye ayrıca insanlığa da kabul ettirmeye çalışmasının amacı nedir.

    Demişsiniz ve bir kaç satır yukarıda evrim teorisini incelediğinizi söylemişsiniz. Malesef bu iki cümleniz birbiriyle çelişiyor eğer incelemiş olsaydınız evrim teorisinin şuanki yaşamımızda nerelerde kullanıldığını görmüş olurdunuz ve bunu gidip anlamsızca dine bağlama gereği duymazdınız.

    Daha önce de dediğim gibi dinler doğmadır, siz buna inanabilirsiniz inandığınız için de size herhangi bir şey söyleme hakkına sahip değilim. Ama bu dinlerin sadece inandığınız için inandığınız gerçeğini değiştirmez. Böyle bir konumda dinleri bilimle kıyaslamak abestir. Çünkü bilim tamamen gözlem, deney ve ispata dayalıdır, bilimde bir şey söyleniyorsa bu birinin öyle söylediği için değil araştırılıp sonuçlar elde etmesiyle söylenmiştir. Nitekim o sonuçların neler doğuracağını kestirmek zordur. Misal evrim teorisi güzel şeyler doğurmuştur bugün ziraatten, biyolojiye ve genetik bilimine çok büyük katkıları olmuştur. Benzer şekilde gerçekleşen bilimsel gelişmeler de bugün geldiğimiz noktada insanlığın refah düzeyini arttırmakta, hastalıklara çare bulmakta ve yaşadığımız evreni daha iyi anlamamızı sağlamaktadır.

    Bu yüzden bilimi küçümsemeden önce lütfen bilimsel yöntem nedir ne değildir diye araştırma yapın.

  • Tevfik Özden dedi ki:

    Evrim,ispatlanmış bir teoridir

    Biyolojide evrim, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanması.

    Bir örnek ;
    - Balina ‘ların karada yürüyen ve avlanan canlı bir varlıktan,
    - denizde yüzen ve avlanan bir başka canlı varlığa evrim geçirdiği,
    - bilimsel olarak kanıtlandı.
    - balinalar,türü devam eden,
    - içlerinde ara-geçiş özelliklerinin barındığı,
    - yaşayan fosillerdir.

  • Scofield dedi ki:

    Hulki Can’a

    Tam da iyi gidiyor diyordum; ama devamında bozdun.

    “Genetik bilimi ve tıp bu gerçekleri 20.ci yüzyılda keşfetmiştir. Bunlar Muhammet’in devrinde bilinemediğinden ayet o devrin bilgisine göre söylenmiştir.”

    Yanlış. Hz. Muhammed döneminde hiçbir bilimsel çalışmanın varlığından söz edilemez. Yani o dönemin insanları bilim adına hiçbir şey bilmiyordu. Yani eğer Kur’an diye bir kitap gönderildiyse gökten ve bu kitaptaki bilgiler dönemin insanlarının bilgileriyle sınırlı olsaydı kitapta yazanlar dinin gereklerinden, yani insanların ne yapmaları gerektiğinden öteye gitmezdi. Fakat Destek Veriyorum rumuzlu arkadaşın Kur’an’dan verdiği örneklere bakacak olursak;

    ~~~~~~~~~

    Allah ben sizi topraktan yarattım der. Şu an ki bilim toprakta bulunan bütün minerallerin insan vücudunda olduğunu ispatlamıştır.

    Allah baktığınız her yerde işaretler vardır der. Ay’a, Güneş’e, Yıldızlara bakın der. Yani uzayı kasteder. Uzaydaki mükemmel uyumdan bahseder. Bilim bu uyumu keşfettikçe bir Yaratıcının varlığını kabul etmek zorunda kalmaktadır.

    Çünkü en yakın yıldız bize 5.000.000.000.000 km uzaklıktadır ve Samanyolu Galaksisinin içinde bunlardan 250.000.000.000 tane vardır.
    ve “düşünün” biz o yıldızların birçoğunu görebiliyoruz. Büyüklüğünü artık siz düşünün.

    Allah Kur’an da der ki geceye ve gündüze bakın. Neyi kasteder. Bir günü. Bir gün nasıl oluşur. Dünyanın kendi etrafında dönmesiyle.

    Allah der ki: havada eğik ve asılı bıraktık. Dünya sonsuz uzayda, havada ve eksen eğikliği ile kendi etrafında ayrıca Güneş etrafında hiç şaşmadan büyük bir hassayetle döner.

    ~~~~~~~~~

    Bu bilgilerin hiçbiri o dönemin insanlarınca bilinmiyordu; ama Kur’an’da yer alıyor. Yani “o dönemde insanlar bilmiyordu bu yüzden Kur’an’da da yazmamışlar” gibi bir yorumda bulunulamaz.

    Farklı bir örnek de ben vermek istiyorum. Kur’an’da domuz etinin haram olduğu yazar. Bunun nedeni o dönemde bu hayvanların son derece pis ortamlarda yaşamalarıdır. Ancak bugün domuz eti yenen ülkelerde - yani müslüman olmayan ülkeler - domuzlar steril ortamlarda yetiştirilerek yine temiz bir şekilde kesilip pişirilir ve yemeye hazır hale getirilir. Yemek temiz olduğundan da ortada haram olmasını gerektirecek bir durum yoktur, yani yenebilir. Ancak şimdi Kur’an’da yemeyin yazıyor diye yiyemeyecek miyiz? Koşullar değişti, artık yenebilir halde domuz eti, e n’olacak şimdi?

    “Yeni bir ayet indirin o zaman kardeşim, ben domuz eti yemek istiyorum. Şimdi yedik diye de cehenneme gitmeyelim? Yeni ayet istiyoruz !!”

    demek geliyor insanın içinden; ancak yeni bir ayet inemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Halbuki Kur’an tüm insanlara hitap eden bir kitap değil mi ? Sadece Hz. Muhammed dönemindeki insanlara mı sesleniyor ? O zaman biz neden Kur’an’da yazanlara uyuyoruz ? Ya da eğer bize de hitap ediyorsa neden bizim dönemimize de uyacak şekilde yazılmamış ? O dönemde domuzlar pis diye şimdi ben temiz olduğu halde yiyemiyorum. Haksızlık değil mi bu ?

    Ben evrim teorisini destekliyorum. Ancak henüz bir yaratıcının varlığını inkar edecek bilgi birikimine sahip değilim. Henüz gencim, önümdeki zaman sürecinde bu konuda daha derin araştırmalar yapacağım. Şu an kafam allak bullak. Ben lise 3 öğrencisiyim, Fen Lisesi’nde okuyorum. Durumumun rezilliğini açıklayayım size;

    Biyoloji dersine giriyoruz, konu canlılığın ortaya çıkışı. Hoca başlıyor anlatmaya. İşte panspermia hipotezi, biyogenez-abiyogenez hipotezleri, ototrof-heterotrof hipotezleri vs. Şuan bilim dünyasında kabul gören hipotez abiyogenez hipotezidir bu hipotez canlılığın cansız varlıklardan meydana geldiğini ileri sürer falan filan. Tamam, eyvallah, zil çalıyor sonra dersten çıkıyoruz. Teneffüs bitiyor sınıfa giriyoruz, ders Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi. Hoca başlıyor anlatmaya; “Herşeyi yaratan Allah’tır. Bu evreni, gezegenleri, insanları, kısaca tüm kainatı Allah yoktan var etmiştir.”

    Hoppalaaaa… E bi saat önce diğeri ne diyordu şimdi sen ne diyorsun ? İster istemez öğrencinin kafası allak bullak oluyor. Ben şuan o vaziyetteyim neye inanacağımı şaşırdım. Ancak bir Fen Lisesi öğrencisi olarak bir şeyleri sorgulama yetisini ister istemez barındırıyorum ve bu açıdan kendimi bilime, somut verilere ve kanıtlara daha yakın buluyorum. Sayın Volkan Çınarın sözlerine de katılıyorum. İnanç insanın doğasında vardır. Herhangi bir kanıt aramaksızın inanırsın, sorgulamazsın. İnanç soyut bir kavramdır, kanıt gözetmez. Ancak bilimin temeli somut kanıtlara dayalıdır. Ben kendi adıma soyut kavramlara, gerçekliği belirsiz düşüncelere bağlanmaktansa somut verilere inanmayı yeğeliyorum. Yani bir benzetmeyle örnekleyeyim. İnanç ve bilimi iki ayrı yol olarak düşünelim. Bir taraf karanlık, diğer tarafta ise ışık var. Hangisini seçersiniz ? Ben şahsen karanlıktan korkarım, nikotofobi var bende.

    Bence yaratılışçı arkadaşlar düşüncelerini başkalarına anlatırken ve onları inandırmaya çalışırken farklı stratejiler uygulamalılar. Yani bu iş Darwin’i karalamakla olacak iş değil. Kaldı ki Darwin’i çürüterek kendi teorini kabul ettirmiş de olmuyorsun. Bir de hep derler ki “Darwinizme göre canlılar tesadüf sonucu oluşmuşlardır. Olurmu efendim öyle şey ?! Bir yap bozun parçaları kendiliğinden yanyana gelip yap bozu tamamlamıyorsa moleküller de bir araya gelip canlı organizmaları oluşturamaz. Darwini çürüttüm işte heyoooo!”

    Al çürüttün, nereye çürüttün. Darwin demiyorki sana canlılar tesadüfen oluşmuştur diye, nerenden uydurdun bunu ? Bir yandan inançlıyım, elhamdülillah müslümanım, Allah birdir diyorsun, diğer yandan diğer teoriyi çürütmek için yalana başvuruyorsun. Bu nasıl müslümanlık ?

    Kaldı ki canlılığın ortaya çıkışının evrim teorisinin e’siyle uzaktan yakından bir alakası yok. Git abiyogenezi, biyogenezi, ototrof, heterotrof, panspermiayı kim ortaya attıysa onlara sataş. Bırak şu Darwin’in yakasını artık yazık adamcağıza.

    Bana çocuk deyin, kaileye almayın düşüncelerimi. Ancak bu kendimi doğruluğu belirsiz, kanıtlanamayan ve hiçbir zaman kanıtlanamayacak olan görüşlere bağlamayacak kadar akıllı olduğum gerçeğini değiştirmez.

    Saygılarımla…

  • Hulki Can dedi ki:

    Scofield kaç yaşındasın bilmiyorum ama senin geçtiğin evreleden biz de geçtik. Dediğin gibi “kafamız allak bullak” oldu, şaşırdık, afalladık. Araştırdık, eşeledik, deşeledik, irdeledik…

    Her zaman rehberin akıl, bilim ve mantık olsun. Tabi sezgilerini de sakın küçümseme.

  • beberuhi dedi ki:

    Evrim var.

  • tuzruhi dedi ki:

    beberuhi var diyorsa vardır.

  • beberuhi dedi ki:

    Eyvallah kardeşim :)

  • mehmetyavuz dedi ki:

    arkadaşlar işte bu da bugün yaratılışcılardan gelen bir mesaj, mailime düştü, nereden düştüğü bilinmez, bunun üzerinde durmak gerek…

    Mutasyonların uyumlu olarak organlar meydana getirme zorunluluğu

    • Darwinistlerin iddiasına göre, mutasyon, vücudun her yerinde orantılı ve birbirine uyumlu değişiklikler yapmak zorundadır.
    • Örneğin evrimcilerin iddiasına göre rastgele mutasyonlarla sağ tarafta iddia ettikleri şekilde kulak oluştuysa, sol tarafta da rastgele mutasyonların aynı simetride aynı şekilde duyan, aynı özelliklere sahip ikinci bir kulağın oluşturması gerekiyor. Örs, çekiç, üzengi her birinin aynı şekilde mükemmel olarak eşit şekilde meydana gelmesi gerekiyor.
    • Rastgele mutasyonların kalp kapakçıklarını iki tarafta da aynı şekilde oluşturması gerekir. Darwinistlerin iddiasına göre mutlaka mutasyonların bütün kapakçıkları, kulakçıkları eşit uyumda, hatasız, tam yerli yerinde ve aynı anda meydana getirmesi gerekir. Vücudun her bir organında bunun bu şekilde olması gerekir.
    • Yoksa büyük çelişkiler olur, bir kulağı ters, bir dişi farklı, tek gözü alnında tek gözü burunda garip yapıların meydana gelmesi gerekir. Mutasyonların her şeyi simetrik ve uyumlu şekilde meydana getirmesi gerekir.
    • % 99’u zararlı, %1’i etkisiz mutasyonların faydalı olması; akılcı, uyumlu, simetrik, organları aynı anda meydana getirebilmeleri ise imkansızdır.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın mehmetyavuz,

    Verdiğiniz maddeleri kim yazmış bilmiyorum ama denildiği gibi evrimcilerin simetri tutkusu diye bir şey söz konusu değildir. Nitekim mutasyonlar dna düzeyinde gerçekleşen olaylardır. Zararlı, yararlı ya da etkisiz olabilirler.

    http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:Mutasyonlar

    Şuradan detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Ayrıca anlaşılması gereken bir şeyde evrim mükemmel canlıyı oluşturmaya çalışan bir şey değildir. Evrim ile birlikte o canlı yaşam koşullarına en iyi şekilde adapte olur bu nedenle bir canlının evrimle çirkinleşip güzelleşmesi diye bir şey yoktur.

  • fizikci dedi ki:

    Termodinamiğin II. Yasası (entropi), Quantum Fiziği, İstatistik Fizik gibi bilimlerden biraz haberi olan herkes evrim teorisine iman edenlere (tabi bilhassa bunların abiyogeneze iman etmiş olanlarına) acıyla karışık bir tebesümle bakar. 200 yıldır yaşanan evrim teorisi komedisi eninde sonunda tarihin çöplüğündeki yerine alacak. Sadece an meselesi…

  • freeman dedi ki:

    fizikçi….

    Hem 200 yıldır yaşanan evrim teorisi azmışsın hem de bitmesi an meselesi gibilerden yazmışsın.
    Önce bir tutarlı olmayı öğrensen. Ben sana özel olarak görüşlerini yazabileceğin bir web sitesi yapacağım, söz. Yeterki önce tutarlı olmayı öğren.

    Olaylara bir de başkalarının baış açısından bakmayı öğrensen, en azından farklı yorumlara karşı bakış açını değiştirsen.
    Görüşün ne yaradışıl görüşü. Madem o kadar haklısın. Madem Tanrının gücü herşeye yetiyor, 700lü yıllardan beridir kendi varlığını kesin olarak tüm insanlara ispatlayamazmıydı? Tanrı bu kadar acizmi? Tanrı neden tüm insanlara kendisine ulaşmaları için eşit fırsatlar sunmamış (yazık değilmi Latin Amerikadakilere yada Kutuplarakilere, yoksa Tanrı onlara peygamber göndermeyi unutmuş mu? Sakın ola Latin Amerikadakiler de müslümanlıktan aynı zamanda haberdar olabilir deme. O zamanlarda Latin Amerika’da internet yokki, oradaki insanlara vahiyler mail yoluyla ulaşsın. Yoksa eminimki Arap Yarım adasındaki (ne tesadüf hepsi orada ortaya çıkmış) peygamberler msnden vahiyleri onlara iletirlerdi.

    Din nedir biliyor musun? Sofuzmdir. Yani körü körüne, ispatlayamadığın şeye-şeylere, bazen korkudan bazen iç dünyanı rahatlatmak için inandığını zannetmektir.

  • fizikci dedi ki:

    Freeman, sorularının öğrenme isteğinden kaynaklandığını farzederek cevap veriyorum.

    1. Madem Tanrının gücü herşeye yetiyor, 700lü yıllardan beridir kendi varlığını kesin olarak tüm insanlara ispatlayamaz mıydı?

    Allah insanları dünyaya gönderdiği ilk günden beri, kendisini unutan insanlara peygamberler göndererek varlığını tekrar tekrar ispatladı. Ama O’na inanmak istemeyenler kulaklarını tıkadılar sadece. Kendilerine gönderilen peygamberlere yalancı dediler, sihirbaz dediler, inanmamakta direttiler.

    Bununla birlikte eğer Allah dileseydi, gökyüzüne yıldızlardan kendi adını yazabilirdi veya ağaçlara emrederdi de kıyamete kadar bize Allah’ın varlığını ve birliğini söyler dururlardı. Ama bu Allah’ın kainatı ve içinde insanları yaratma hikmetine uygun olmazdı. Çünkü bizi bu dünyaya imtihan için gönderdi. Bakalım insanoğlu varlığına dair gözünün içine sokulan delillere rağmen Allah’ı inkar mı edecek, yoksa iman mı edecek?

    2. …Tanrı bu kadar aciz mi?

    Haşa. Allah mahşer günü bütün kullarını yapıp/yapmadıklarından hesaba çekecek. Bu gördüğümüz alemi kaldırıp yerine Cennet, Cehennem, Araf, Haşir Meydanı, Sırat gibi yerlere sahip bir alem yaratacak. O zaman Allah varlığını - artık zerrece şüpheye yer kalmayacak şekilde - göstermiş olacak. Ama inanmayanlar (daha doğrusu inkarcılar) için iş işten geçmiş olacak.

    3. Tanrı neden tüm insanlara kendisine ulaşmaları için eşit fırsatlar sunmamış (yazık değilmi Latin Amerikadakilere yada Kutuplarakilere, yoksa Tanrı onlara peygamber göndermeyi unutmuş mu?

    Bir kere kendisine peygamber gönderilmemiş toplumlara yazık olmaz. Allah mutlak adaletlidir. Onları cezalandırmaz. Eğer Allah’ın, kutupta yaşayan ve Hz. Muhammed adını hiç duymamış birini cehenneme atacağını düşünüyorsanız Allah inancınız çok yanlış. Bizim inandığımız Allah’ın sizin o hayalinizde yarattığınız zalim tanrı ile bir ilgisi yok.

    Bu yanlış inancınızın farkında olmadığınız yetmezmiş gibi bir de İnternet, MSN komiklikleri yapmaya yeltenmişsiniz. Sizi; hiç kimsenin hiç kimseye fayda sağlayamayacağı, onca cahilliğine acizliğine rağmen, kibirlenerek Allah’a kafa tutup, küfürde ısrar edenlere “şimdi tadın bakalım cehennem azabını” denildiği günle uyarırım. O gün gelecek şüphe yok. Buna binlerce peygamber, binlerce veli, Yunuslar, Mevlanalar ve daha niceleri şahit. Hiç olmazsa “bilmiyorum” deme alçakgönüllüğünü gösterin. Alçakgönüllük affınıza sebep olabilir. Ama inkar ve kibir bir araya gelince Kuran’ın en çok yerdiği, hatta lanet ettiği insan türüne dönüşüyorsunuz. (Allah hepimizi o hale düşmekten korusun. amin)

    4. …Arap Yarım adasındaki (ne tesadüf hepsi orada ortaya çıkmış) peygamberler…

    Hadislerde 124 bin peygamberden sözediliyor. Sizin “hepsi” dediğiniz herhalde Kuran’da bahsi geçen 28 tanesi. Bunların da hepsinin Arap yarımadasıyla bir ilgisi yok, kimi Mısır’da, kimi Urfa’da, kimi Hindistan’da Serendip’te. Allah’ın kutuplardan amazonlara, kızılderililerden, Çinlilere kadar peygamber göndermediği hiç bir topluluk yoktur. Yeryüzünde gördüğümüz İslam dışındaki ilkel veya gelişmiş dinlerin tamamı Allah tarafından bir peygambere indirilmiş, daha sonra insanlar tarafından tahrif edilmiştir. En son Hz. İsa’ya İncil indirilmiş, o da tahrif edilince, Efendimiz’e Kuran indirilerek peygamberliğe nokta konmuştur. Bundan sonra peygamber gelmeyecek, artık insanlığı kıyamet bekliyor.

    5. Din nedir biliyor musun? Sofuzmdir. Yani körü körüne, ispatlayamadığın şeye-şeylere, bazen korkudan bazen iç dünyanı rahatlatmak için inandığını zannetmektir.

    Dini ve Allah’ı inkar nedir biliyor musun? Heveslerine uymadığı için Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmek ve bunun sonucunda oluşan Allah korkusunu, Allah’ı inkar ile bastırmaya çalışmak, iç dünyanı rahatlatmak için gerçekten var olmadığını zannetmektir.

    Halbuki Allah varlığını; atomdan hücreye, hücreden insana, insandan yıldızlara, yıldızlardan galaksilere varan müthiş bir düzen, harikulade bir güzellik ile insanın gözünün içine sokar. Sokar da gene insan gözleri tamamen körmüşçesine, “bütün bunlar bir tesadüf ya da kendiliğinden oluşmuş şeyler” diyerek kendini inkarla gelen yalancı huzurun, nefsani-şehevani rahatlığın kollarına teslim eder.

    Bak kardeşim, şu kainatta bir düzen ve bir sanat var ise bunun bir sanatkarı olmalıdır. Eğer o sanatkar insanları mükemmelen yaratmış ve onlara akıl ve anlama özellikleri vermişse onlarla konuşması ve onlardan ne istediğini anlatması icap eder. Evet bu sanatkar Allah’tır. Konuşması ise İncildir, Kurandır. Elçileri ile bize emir ve yasaklarını bildirmiştir. Bizi neden yarattığını bize haber vermiştir.

    Bütün bunlar inkar edilemeyecek apaçık gerçeklerdir. Eğer bunlara gözünü yumar, kibirlenip Kuran’a sırtını dönersen vay haline. Yok eğer bütün bu güzelliklerin yaratıcısına sevgi ve muhabbetle yönelirsen ne mutlu sana. O zaman Allah senin kalbini bütün korku ve endişelerden arındıracak, seni hem dünyada hem de ahirette lütuf ve keremiyle çepeçevre kuşatacaktır.

    Allah hepimize doğru yolu göstersin, hepimizi sevdiği ve razı olduğu kullarından eylesin. Bizi kibirden, sapmaktan korusun. Amin.

  • cran_s dedi ki:

    Scofield arkadaşım güzel bir yazı yazmışsın bi çok kısmına katılıyorum. Bir yaratıcının inkar edilemeyeceği gibi ,evrimde inkar edilemez. Zaten yaratıcıda “Kainatı evre evre yarattık” diye buyurmuştur. ancak katılmadığım bir domuz eti vakası var. Domuz etinin günümüzde steril olduğu idda edilemez,kendi pisliğini yediği aşikar çok kısa sürede kurtlandığı zaten biliniyo, yapılan araştırmalar insan teninin kokusunu değiştirdiğinide ortaya çıkarmak üzere.
    Malesefki toplumda alim sıfatıyla gezen insanlar, insanların kucağına el bombası atıyor. İslam mantık dinidir diye birşey uydurmuşlar. Hayır efendim İslam gayıba inanmaktır, sonra adam islamda mantık arıyor bulamıyor, yıılardır inandıkları bir bir saçma geliyor ama vazgeçemiyorda inanmakla inanmamak arasında sürükleniyor. İslamın kendine göre mantığı vardır elbette, ancak mantık dini değildir ,hiç bir din değildir. Kanımca henüz bilimde yaratıcıyı inkar edicek seviyede değil, önümüzdeki yüzlerce yıl olamazda

  • voila dedi ki:

    biz bi bilgisayar oyunuyuz tanrı var mı ki onlarda oyunu oynayan nden sürekli ayetlerde biz yazıor tanrı yalnız degil mi baska tanrılarda mı var hiç kafanızı yormayın oyun biticek biz yok olucaz hiç bişey yokkkkkkkk GAME OVER

  • cran_s dedi ki:

    voila game over olan oyunun sonunda bile bir puan ,derece vb bişeler topluyosun
    kulak denen şeyin duyabilmesini .burunun koku alabilmesini küçümsememelisin
    seni anlayabilirim aklında bazı sorulara cevap bulamamışsın o zor soruları sormak hiç düşünmeden inanmaktan iyidir
    hiç düşünmeden inanmayanlardansan zaten gözün görmez kulağın duyamz burnun koklamaz beynin hiçbirini algılamaz

  • serkan dedi ki:

    bir iki cümle yazmak istiyorum. evrim teorisine inana da inanmayanada saygım sonsuz fakat yazıda bi ifade yanlışlığı var biz insanların YARATILIŞI DEİL YASAMI TESADÜFTÜR ki bunu TÜRKİYE sınırları içerisinde yasayanlar en iyi kanıtı oluşturmaktadır :D:D

  • ismet dedi ki:

    Arkadaşlar, ilk önce şunu belirtmeliyim ki; insan mantığı arayan bir varlıktır. Gerek dini, gerek bilimsel olarak inandığı (dinsel anlamda değil) tüm varsayı, olgu ve sezilerinin birbiriyle tutarlı olmasını ister. Aksi halde insan, bir karamsarlığa doğru yol alır. Örneğin bir öğrenci, matematik dersinde gördüğü bir formül ile çelişen bir formülü geometri dersinde öğrenmek istemez.

    “Din neden bir vicdan özgürlüğüdür?” sorusunu kendimize sorarsak “felsefi bir görüşü savunur” cevabını bulabiliriz. Felsefe bir düşünme şeklidir, herkes farklı düşünebilir. Bilim neden evrenseldir’i düşünürsek:

    “Çünkü bilim tartışılamaz” olgusuna ulaşırız. Bu durumda da “Bir şey ne kadar tartışılabilinirse o kadar bilimden uzaktır” gibi tam da bu konunun en hassas noktasını bulmuş oluruz. Bu konu da bu yüzden tam olarak bilim değildir. Çünkü dediğiniz gibi gelişen bir ‘teori’ dir. Teori de, felsefe de çürütülebilir. O yüzden bu konu tartışılabilir demekteyim.

  • Hüdai ÇAKMAK dedi ki:

    …..non-lineer dinamik yapılar….stokastik süreçler..kendi kendine organize eden yapılar…sonuç evrim.
    Zamansa her birimizden bir şeyler koparıyor; yıpranıyor ve devamlı bir şeylerimizi kaybediyoruz. Kazandığımız bir şeyse yok.
    Her güzel çirkinleşecek, her yeni eskiyecektir. Bu bir doğa kanunudur. İşte tersinim budur.
    Ömrümüz varsa ihtiyarlamak kaçınılmaz akibetimiz.
    Ölümden ise kaçan var mı?
    …………………………….
    Tersinim mi? Evrim mi? Artık bir karar verin.
    Önümüzde güneş misali duran mı? Yoksa kaf dağı ardında olan mı?
    Gökte yıldız ararken önündeki çukuru görmeyen aptal alim misali… Bu mesel kulağımıza küpe olsun.
    Hüdai ÇAKMAK

  • Emre dedi ki:

    Bu kadar yavaş işleyen bir evrim sürecinde insan formunun oluşması için 470 milyar yıl değil 4.000 trilyon yıl geçmesi gerekiyor denildiğinde kambriyen sıçramasından bahsediliyor.

    nedir bu kambriyen neden bir kere oldu oha dedirten bu değişiklerin sebebi nedir?

  • hami dedi ki:

    “Gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan daha büyük bir iştir, ama insanların çoğu gerçeği bilmezler.” MU’MİN - 57

  • Elmar dedi ki:

    Eger Evrim teorisine göre bir canlı önce yaranmış bir canlıdan yaranmışdır bu mutasyondur. Evrimin baş vermesi için 1000 000 yıldan artık zaman lazım hiç bir insan 1000 000 yıl yaşamıyor. Amma bakteriler, evet bakteriler. Bakteriler 20-30 dakikada artıyorlar yani yenileri doğuluyor ve çabuk da ölüyorlar o zaman tüm prossesler bakterilerde suratli gidiyor. Demek ki, bakteriler de evrim görülmelidir ama bakterilerde evrimin izleri bile yok. Bizim hücrelerimiz de bakteriler gibi küçükdür onlar da çabuk artıyor demek ki biz de bir kaç saate yada güne başka bir canlıya dönüşmeliydik.

  • ecmain dedi ki:

    Evrimin her canlida farklı etkisi olduğunu yazmış bi arkadaş.binlerce canlı ucabiliyor milyonlarcasi yüzüyor yüzlercesi sürünüyorken neden sadece insan dusunur, muhakeme yapar, tartışır, icat yapar, bizim diğer bütün canlilardan dahami fazla ihtiyacımız varki bizler böyle evrimleşmişiz. Mesela leyleklerden dahami çok pusulaya,balıkla beslenen kutup ayisindan dahami çok dalış tüpüne,çitadan kaçan ceylandan dahami çok spor ayakkabıya ihtiyacımız var.neden bir etobur canlı tüfek benzeri bişey icat etmemişte milyonlarca yıldır koşuyor.neden inekler tarım işine başlamamış. Yanlızca bilimsel terimler kullanmak teorileri gerçek yapmaz, birazda akla uygun olması gerekir. Mutlaka bi sonraki msj.da biri cikip biyolojiden anlamadığımı yazacak merak etmesin ondanda anlarımda, bu yazdıklarım meselenin bu boyutunuda düşünmeniz için.

  • hotking dedi ki:

    Merhabalar, ecmain arkadaşa katılıyorum, bu teoriye (sözde!) farklı açıdan bakmamız gerekir çünkü ortaya atılan teori normal bir teori değildir. Normal olmayan bu teorideki enstrumanlara normal olmayan metodlar ile yaklaşmak gerekir. Bizler bilimi açıklamaya çalışırken bilimi bir tür laboratuar gibi kullanıyorken bir kaynak bir cevher bir bilgi kazanı gibi kullanıyorken kimse kusura bakmasın ki bilimin ne haddine ki bilim bir gün karşımıza çıkarak; arkadaş dur bakalım sen beni araştırıyorsun ama sende benim içimden yani bilimin bir parçası olarak şuradan buradan maymundan solucandan falandan geldin!! Sen kimsin ki içinden çıktığın şeyi araştırıyorsun. Araştıramazsın arkadaş hiçbirşey sunmam sana beni ancak benden çıkmayan bana bağımlı olmayan benide içine alan benim onu değil onun beni kapsadığı biri araştırabilir ki o benden daha üstündür. ki buda biliminde iliminde tek Sahibi olan Allah (c.c.) ta kendisidir. sıkıntı buradadır.. Herkes haddini bilecek bizim bilimden aldıklarımız Allahın bilim aracılığı ile bize verdikleri kadardır 7. ci duyu organımız olmadan ona hitap eden bir varlığı algılayabilir miyiz? hayır ancak ve ancak 5 duyu organımıza hitap eden varlıkları algılayabiliriz belkide 7.ci hatta milyonuncu duyu organı ve ona hitap eden varlıklar var o zaman bilim bize ne sunacak? veya sunmaya çalışsa bile biz bunu nasıl alacağız? Hani mevlananın dediği gibi söylediklerin karşındakilerin anlayacağı kadardır.

    Diğer yandan hiçbir sistem canlı ne derseniz yavaş yavaş gelişerek oluşamaz çünkü bir bütün olarak birden var olması yaratılması gerekir çünkü sistemin bir anda bütünüyle var olmaması kendine zarar vermesi anlamına gelir örnek mide zarı olmadan mğidenin olması gibi ilk yemek yemesinde insanın asitden veya acıdan kıvranarak ölmesi gibi.

    Oturun Allah a dua edin ki o size merhamet etsin.. kucaklasın bağışlasın.. Yarattığı için sizinle övünsün.

Görüş belirtin!

Aşağıdaki form ile bu eleştiri hakkındaki görüşlerinizi belirtebilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Ayrıca yorumlara RSS ile abone olabilirsiniz.

Yaptığınız görüşün sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Görüş bildirirken şu etiketlerden faydalanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>