Ana Sayfa » Bireyler ve Toplum

Bir Metro’da ve Bir Otobüs’te

15 Kasım 2009 13 Görüş Eleştİrmen: Aybike Umay

Sene; 2006

Ülke; Almanya

Mekan; Mannheim Metrosu

5 yaşındaki Yeğenim Aybike’nin benden daha iyi olan Almanca’sına güvenerek Neckrau’dan Mannheim merkeze gitmek üzere metroya biniyoruz. Sistemin farklılığı ve dilimin eksikliğinden dolayı biraz panik biraz korku zor bela biniyoruz metroya. Çok kalabalık değil, biraz olsun rahatlıyorum her nedense. Aybike’yi cam kenarına oturtuyorum, yanına da kendim oturuyorum. Karşımızda da genç bir çift var. Siyahlara bürünmüş iki tane gotik. Çocuğun elinde bir hamburger var, arada bir ısırıyor. Bir yandan da sürekli bir ritm tutturmuş dizine vuruyor. Kız ise daha sakin. Yüzünde malımsı bir ifade ile sürekli yola bakıyor. Çocuk hamburgerden bir ısırık daha alıyor, yanağına ketçap bulaşıyor. Kız dönüp uyarıyor onu. Çocuk da nazlı bir edayla anlamadığını, göstermesini söylüyor. Kız gayet ciddi ve aynı malımsı haliyle çocuğun yanağını yalamaya başlıyor. Rüyamda uçurumdan biri beni itmiş gibi titriyorum. Gözlerim faltaşı gibi açılıyor. Elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırıyorum.

Çocuk kahkaha atmaya başlıyor. Hoşuna gidiyor bu yalama yıkama işi. Sonra birden kızı kaldırıp kucağına oturtuyor. Kızda dünden razıymış zaten, hop oturuveriyor. Ve başlıyor erotizm filmi…

Sanki kendim bir halt yiyormuşum gibi, ben kızarıyorum. Yanaklarım ateş saçıyor, kulaklarım çınlıyor duyamıyorum. Saniyeler sene gibi geliyor, geçmek bilmiyorlar.

Etrafıma bakınıyorum,ben harici rahatsızlık duyan bir Allah’ın kulu yok. Herkes gayet normal. Kimi elindeki dosyaya göz atıyor, kimi yanındakiyle sohbet ediyor, kimi de yolu seyrediyor.

Artık tahammülüm kalmıyor karşımdaki canlı porno filmine. Aybike’nin de elinden tutup kaybolmayı da göze alaraktan ilk durakta iniyoruz.

Sene; 2009

Ülke; TÜRKİYE

Mekan; Bahçelievler_Eminönü otobüsü

Erken kalkmanın verdiği halsizliği ve yoğun geçen bir günün ardından duyulan yorgunlukla otobüse atıyorum kendimi. Kuruluyorum bir cam kenarına. Müzik çalarımda da sevdiğim müziklerin bir listesini yapıp yolun seyrine dalıyorum. Pek kalabalık değil otobüs. Tam derin düşüncelere dalmışken birden irkiliyorum. Otobüste bir bağırış çağırış. Hemen çıkarıyorum kulaklıklarımı. Üç sıra önümde oturan bir çifte şoförde dahil tüm otobüs veryansın ediyor. Bir teyze;

 

-Sen erkek olsan zaten yanındaki kızı böyle bir duruma sokmasın ahlaksız!

Yanımdaki genç bayan;

 

-Ayıp efendim ayıp. Çoluk çocuk var otobüste. Gidin evinizde ne yapıyorsanız yapın, lakin biz sizin bu edepsiz hallerinizi izlemek zorunda mıyız yahu?

 

Kocaman göbekli bir amca;

 

-Umuma açık yerlerde bu tarz hareketler hiç hoş değil, hiç.

Şoför Bey;

 

-İlk durakta indiriyorum sizi, ne halt yiyorsanız gidin başka yerde yiyin. Benim otobüsümde böyle davranamazsanız. Hatta durağı da beklemiyorum, aha da burada indiriyorum sizi. İnin çabuk, bir daha da gözüm görmesin sizi. Hiç ahlak namus kalmamış yav milletle.

 

Her kafadan bir ses çıkıyor. Herkes şoför Amcanın davranışını takdir ediyor. Çift yüzlerinde büyük bir utanç ve Hande Yener’in ‘sana kırmızı çok yakışıyor’ adlı şarkısını anımsatan bir edayla apor topar iniyorlar otobüsten.

 

Yanımdaki bayana soruyorum.

-Pardon, ne oldu?

-Ahlaksızlar, öpüşmeye kalktılar. Cık cık… Hiç olur mu böyle şey yahu?

 

Yolcular birbirlerini destekleyici bir sürü laf dizini döktürmeye başlıyor. Otobüs adeta kadınların altın gününe dönüyor. Sükunet halinde kafamı ses hangi yönden gelirse oraya çeviriyorum ve büyük bir iştahla dinliyorum. Ne güzel cümleler, ne güzel duyuyorum öyle…Otobüsteki galeyan biraz dolsun diniyor, yüksek sesli konuşmalar fısıltılara bırakıyor yerini. Kulaklığımı takıp tekrar yaslıyorum kafamı cama.

 

İçimden;

-Heyy, güzel yurdumun güzel insanı. Heyy, benim ülkem, benim toprağım be. Senin kültürüne toprağına kokuna vatandaşına kurban olayım ben.

 

Dünya hızından hiç ödün vermeden dönse de, globallik temel sayılsa da, batılılaşma en büyük özentilik olsa da,a detler gelenekler görenekler gericilik olarak sayılmaya çalışılsa da, modernizm başlığı altında kendi kültürümüzden uzak tutulmaya çalışılsa da… Yok babam yok!Sen bu vatanın öz ferdine ne yaparsan yap, ne sunarsan sun sahip olduğu ve muhafaza ettiği değerlerinden asla vazgeçmeyecektir. Şartlar ve olaylar ne olursa olsun karşılık olarak verilecek tepki her daim eşseldir.

 

‘Ar damarı çatlamış bir mekanda olup son model metroya binip konforlu bir yolculuk yapmaktansa; Haya sahibi bir ortamda olup eski sistem kaloriferli otobüs ile zıplaya zıplaya yol almayı tercih ederim.’

Kim Demiş Avrupa İnsani Medeni,

Ne Edep Kalmiş Ne Haya çırılçıplak Bedeni,

Açmaksa Bedeni Olmaksa Medeni,

Desene Hayvanlar Dahada Medeni…

Necip Fazıl KISAKÜREK

13 Görüş »

  • Volkan Çınar dedi ki:

    Sayın Aybike hanım,

    Vermiş olduğunuz örneklere şahit olmadığım için yazdıklarınızın aslında yaşananların sizin gözlerinizden çıkan farklı bir yansıması mı yoksa doğrudan yazdığınız gibi mi olduğunu bilmiyorum. Fakat şunu biliyorum ki Türkiye, Almanya ve dünyadaki tüm ülkelerde kanunlar vardır bunun yanı sıra her ülkenin kendine göre ahlak kuralları vardır. Bu nedenle şunu söyleyebilirim ki “canlı porno” demeniz ağır olmuş.

    Öpüşen bir çifte “ahlaksız” demek bir kültür örneği değildir. Birilerine hakaret edip, onları aşağılamak ile gurur duymak ise son derece üzücü bir durum.

    Ahlak kişinin çevresinden aldığı bir özelliktir ve ucu oldukça açıktır. Bana göre de kişiden kişiye değişen bir olgudur, bu nedenle ahlak kavramını değerlendirirken başkalarının yaptığıyla değil kendi ahlakımızla ilgilenmeliyiz. Siz, vermiş olduğunuz örneklerdeki olayları tasvip etmiyor olabilirsiniz ve bunları yapmayarak kendi ahlakınızla örtüşürsünüz. Fakat sizin kendi ahlakınızı başkalarına empoze etme hakkına sahip olmadığınızı düşünüyorum bu nedenledir ki ilk örnekte metroda kimse bahsettiğiniz çiftle ilgilenmemiştir. İkinci örnekteki vatandaşlarımız ise kendi ahlaklarını öpüşen bir çifte dikta ettirmeye kalkmıştır. Cinselliğin bu kadar bastırılmış olduğu bir ülkede bir öpücükten bile fırtına kopartılması yine yukarda dediğim gibi üzücüdür.

    Bu yazınızın “ahlak” bilincinin okuyucularımız tarafından nasıl algılandığını görmemiz açısından iyi olacağını düşünüyorum.

  • serkan dedi ki:

    SEVGİLİ VOLKAN KARDEŞİM GÖNÜLDEN DESTEKLİYORUM SENİ ÇOK GÜZEL İZAH ETTİMİŞSİN DURUMU.

  • Erol İrdelmen dedi ki:

    Geçen hafta iş nedeniyle Ümraniye’de idim. İlk defa bu semte gidiyordum. Çarşı içinde otobüsten indim. Hava çok güzeldi. Cadde ve sokaklar insan ve öğrencilerle kaynıyordu. Öğrenciler ve gençler sürü halinde dolaşıyordu. Renkli fakat çirkin bir görüntü vardı.

    Burada “Muameleci nerde var?” dedim. Çok bozuldular. “Muameleci yok abi. Ama Trafik müşaviri arıyorsanız yardımcı olalım” dediler. Fena halde çuvalladım yani… Meğersem kırk yıllık muamelecilerin ismi “trafik müşaviri” olmuş! ! Muameleci de çok ayıp bi anlama geliyomuş ! !

    Ana cadde, bina, sokaklar -abartmıyorum” satanist yazılarla doluydu. Başka hiç bir semtte bu kadar bol satanist yazı görmedim. Simit dünyası diye bir yere girdim. İçerde bir genç kızla erkek (öğrenci) dudaktan öpüştüler kimse oralı olmadı. Kulağı küpeli oğlanlar, burna piercingli tipler de vardı. Minarelerden avaz avaz bağırtılar geliyordu. Servis laubaliydi.

    İşin en ilginç yanı çevremden bana yöneltilen bakışlardan “sen buralı değilsin. nereden geldin?” gibi bir ifade vardı.

    Sonra restoranımsı bir yerde yemek yedim. Dört kişilik masaya tek başıma oturunca millet bakmaya başladı. Derken bi de baktım kapıdan 10-15 tane türbanlı kadın kız girdi içeri sürü halinde. Kaçmaktan başka çare yoktu. Çorba ılıktı ve köfte de berbattı zaten… Kendimi dışarı zor attım.

    Haftaya Dudullu’ya gideyim diyorum. Sırf gezmek için. Ne dersiniz?

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey,

    Ne güzel demişsiniz:

    Siz, vermiş olduğunuz örneklerdeki olayları tasvip etmiyor olabilirsiniz ve bunları yapmayarak kendi ahlakınızla örtüşürsünüz. Fakat sizin kendi ahlakınızı başkalarına empoze etme hakkına sahip olmadığınızı düşünüyorum bu nedenledir ki ilk örnekte metroda kimse bahsettiğiniz çiftle ilgilenmemiştir. İkinci örnekteki vatandaşlarımız ise kendi ahlaklarını öpüşen bir çifte dikta ettirmeye kalkmıştır.

    Bu ifadenize şunları da eklemek isteyeceğinizi düşünüyorum:
    - Kendi modernite anlayışını bütün toplama dikte etmek için üniversitede türban yasaklama zorbalığı yapanlar
    - İnanç ve tercihlerini beğenmedikleri imam hatip lisesi öğrencilerinin önünü tıkamak, önemli mesleklere girişini engellemek için katsayı zulmünü uygulayanlar
    - Hemen her YAŞ toplantısından sonra “irtica” bahanesiyle bir sürü subayı ordudan ihraç edenler,
    - “Atatürk ilkelerine bağlı, çağdaş ve laik” olmak gibi tuhaf ve dogmatik kriterlere uymadığını düşündüğü eğitim elemanlarını fişleyen, yükselmelerine engel olan rektörler, yargıçlar…
    - … kısaca şu dogmatik kemalistler. Atatürkçülük maskesi altında bu milletin değerlerine, inançlarına savaş açanlar.. Her 10 senede bir yeni bir darbeyle memleketi bir 10 sene geriye götürenler…

    Neyse ki şu an hesap veriyorlar..

  • fizikci dedi ki:

    Erol Bey,

    Türbanlıları görünce neden kaçacak delik arıyorsunuz? Bu konuda bir uzmandan psikolojik destek almayı düşündünüz mü hiç?

    Çevreden size tuhaf tuhaf bakanlar vardı demek. Hem de “sen buralı değilsin” der gibi bakıyorlardı ha? Vay be.. Ben sizin için gerçekten endişelenmeye başladım. Acil bir psikoloğa görünün. Bu resmen paranoya belirtisi.

    Erol Bey, sizin gibiler; türbanlılar üzerinde zaten var olan kemalist devlet baskısına bir de bu mahalle baskısını eklerler. Bir çarşaflı ya da türbanlı gördüğünde hamam böceği görmüş gibi davranan, kaçacak delik arayan bu zihniyet, akılsızlığın, ilkelliğin, bedeviliğin en nadide örneklerini sergiler. Sanki herkes sizin gibi giyinmeli, sizin gibi düşünmeli. Tek doğru sizsiniz ve sizin yaşam tercihleriniz.

    Bir akıl hastalığı değilse nedir bu?

  • Erol İrdelmen dedi ki:

    Fizikçi Bey

    Milletin değer ve inançlarından bahsediyorsunuz da…

    Şöyle mi demeli?

    Türk milletine zorla empoze edilmiş bedevi ahlakı ve inançları… ?

    Türklerin gerçek değer ve inançları Yahudi masallarıyla harmanlanmış Arap aşiretlerinin dini değildir. Ve eski Türk töresi baldırıçıplak bedevilerin çöl ahlakından çok daha üstündü ve üstündür.

    Bu takunyacılar dönemi iyi oldu. Bunlar iyice azıttı ve ne mal oldukları ortaya çıktı. Millet bunu gördü. Şimdi yapılacak tek şey bu umacıları, bu öcüleri, böcükleri tarihe gömmektir.

    Bunu da Türk halkı seçimlerde yapacaktır.

    Ve o seçimlerden sonra zaten artık takke, türban, tarikat, takunya, ibrik ve kıytırık meslek liseleri bir daha anılmamak üzere Türkiyenin gündeminden ve tarih sayfasından silinecektir.

  • Erol İrdelmen dedi ki:

    Fizikçi bey

    Yeri gelmişken bir de şu cenneti âlâdaki cıbıldak hurileri, hurları, gılmanları, oğlanları, şarapları açıklasanız diyorum. Sonra 7 tane değişik cennet varmış. Öyle mi?

    Eski Türklerin inançlarında böyle etik dışı şeyler kesinlikle yok.

    Ne yahduilikte ne ne hristiyanlıkta böyle şeyler var ! Ne müthiş bir hayal gücü! Yoksa Binbir Gece masallarının hezeyanlarıyla harmanlanmış seksüel fantazilerin paranoyak bir bileşkesi mi? Vala bu konular pornografinin olmadığı o devre göre aslında çok ileri düşünceler olarak da görülebilir.

    Bazıları bunlara cinsel sapma, akıl uçukluğu falan diyor da. Siz inanıyor musunuz bunlara? Yani hurilere murilere? Mantıklı ve bilimsel bir yönünüz var da… Hani isminiz “fizikçi” de…

  • Volkan Çınar dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Yazdığınız şeylerin hepsini sizinle tartışırım daha önce de çeşitli yazıların altında görüşlerimizi bildirmiştik ama bu yazının konusundan sapmasını istemediğim için uzun uzadıya cevap vermeyeceğim, sadece şunu söyleyebilirim ki; günümüzde sizin görüşlerinizle örtüşen liberaller malesef özgürlük kavramını kendi istediği şekilde kullanmakta. Bu nedenledir ki başörtüsü, imam hatipler, ordu, kemalizm gibi kavramları tek bir köşesinden işinize geldiği gibi çekiyorsunuz. Bu şekilde de sürekli dönüp dolaşıp aynı şeyleri anlatıyorsunuz. Gerçek liberalizm ile çelişkilerim yok ama Türkiye’de kullanılan liberal söylem malesef başka ideolojilerin elinde sadece maşa görevi görmekte.

  • betül dedi ki:

    PEKİ VOLKAN BEY IYI DEMISSINIZ GUZEL DEMISSINIZ GERCETEN MAŞA OLARAK KULLANILIYOR TÜRKİYEDE DİN !FAKAT PEK ÇOGUMUZUN ANNESI ABLASI AKRABALRI TÜRBANLI BUNLARA HİÇMİ SAYGISI OLMAMALI BI INSANIN DA TURBANLILAR GIRDIGINDE KACTIM NASIL BIR IFADEDIR YA TAMAM LİBERAL CAGDAS MEDENIYET SEVIYESI YUKSEK BIRTOPLUM OLALIM FAKAT BUNU BIRBIRIMIZI KUCUK GOREREK ASAGILAYARAK YAPAMAYIZKI MADEM OZGURLUK VAR DUSUNCELERI BIR KIYAFETTE KISITLAMAYALIM …

  • Aybike Umay Tulpar (author) dedi ki:

    Düzeltme;

    1.Yazıdaki şiir Mehmet Akif ERSOY’a aittir.Öncelikle bu hata için özür dilerim.

    2.Başörtüsü ve Türban farklı kavramlardır.Bununda bilincinde olarak lütfen yorum yapalım (şahsen)

  • mert temiz dedi ki:

    okurken gülümseten bır yazı ama soyle bır soru gelıyor aklıma orda edepsizlik yapan ‘gençler’ o edepsizlige karsı cıkanlar ise ‘o genclerden oncekı kusak veya orta yaslılar’ belliki bir kuşak çaştışması var ülkemizde sn. aybike umay ” -Heyy, güzel yurdumun güzel insanı. Heyy, benim ülkem, benim toprağım be. Senin kültürüne toprağına kokuna vatandaşına kurban olayım ben. ” dediniz sizce bundan 15-20 sene sonrada bunu dıyebılecekmısınız ?

  • Kardelen78 dedi ki:

    Ben Volkan arkadasimiza sonuna kadar katiliyorum. Agzina saglik

  • Kardelen78 dedi ki:

    Betül hanim Volkan bey ne gibi bir cevap verecek bilemem ama ben sizin görüsünüze bir görüs belirtmek isterim.Elbette ailesinde basörtülü olan vardir.Dikkat ederseniz türban degil basörtüsü diye ifade ediyorum.Benim kizdigim basörtüsünü siyasete karistirarak insanlarin dinini istismar ederek Türbana cevirip kullanilmasidir.Kapatan kapatsin.Acan acsin. Herkese ne,kardesim.Toplum baskisi budur iste !!! Günahida sevabida bana; kime ne!!! ?!

Görüş belirtin!

Aşağıdaki form ile bu eleştiri hakkındaki görüşlerinizi belirtebilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Ayrıca yorumlara RSS ile abone olabilirsiniz.

Yaptığınız görüşün sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Görüş bildirirken şu etiketlerden faydalanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>