Ana Sayfa » Politika

AKP’ye Kapatma Davası

15 Mart 2008 41 Görüş Eleştİrmen: Volkan Çınar

Cuma akşamlar her zaman hareketlidir Türkiye’de. Birileri birşey yapacaksa mutlaka cuma akşamını bekler. Bunun en büyük nedeni ekonomimizin pamuk ipine bağlı olması ve en ufak şeyde yara almasıdır. Herneyse daha uzatmadan geçtiğimiz cuma günü yaşanan olaya gelelim. AKP’ye, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kapatma istemi ile dava açıldı. Daha öncede Başsavcı hükümeti sözlü olarak uyarmıştı bunun karşısında ise R.T.Erdoğan, ’sen kimsin’ tarzı bir yaklaşım sergilemişti. Birçok avrupa ülkesinde de mevcut ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden de geçmiş olan ’siyasi parti kapatma’ davaları çeşitli kesimlerce ‘demokrasiye aykırıdır’ tarzı söylemlerle karşılanıyor. Bir diğer ithamsa ‘milletin iradesine nasıl karşı geliniyor’ şeklinde. Öncelikle AKP milletin iradesi değildir, şuanki hükümet partisidir. Mecliste çoğunluğa sahip olması AKP’yi milletin iradesi yapmaz. Kaldı ki AKP, değil %47 isterse %80 oyla gelmiş olsun bu onlara ülkede kafalarına göre at koşturma yetkisi vermez.

Bugün iddianamenin tam metni internette yayınlandı ve inceleme fırsatı buldum. Metin içerisinden laikliğin tanımını ve iddianamedeki onlarca iddiadan sadece birkaçını yorumsuz olarak buraya yazmak istiyorum. İddianamenin tamamını şu adresten indirebilirsiniz.

İddianamedeki Lâiklik tanımı;

Lâiklik, ortaçağ dogmatizmini yıkarak aklın öncülüğü, bilimin aydınlığı ile gelişen özgürlük ve demokrasi anlayışının, uluslaşmanın, bağımsızlığın, ulusal egemenliğin ve insanlık idealinin temeli olan bir uygar yaşam biçimidir. Çağdaş bilim, skolâstik düşünce tarzının yıkılmasıyla doğmuş ve gelişmiştir. Lâiklik, toplumların düşünsel ve örgütsel evrimlerinin son aşaması; ulusal egemenliğe, demokrasiye, özgürlüğe ve bilime dayanan siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın çağdaş düzenleyicisidir. İnsanı kul olmaktan çıkarıp birey yapan, bireye kişiliğini geliştirmesi için özgür düşünce olanaklarını veren, bu yolla siyaset-din ve inanç ayrımını gerekli kılarak din ve vicdan özgürlüğünü sağlayan ilkedir. Dinsel düşünce ve değerlendirmelerin geçerli olduğu dine dayalı toplumlarda, siyasal örgütlenme ve düzenlemeler de dinsel niteliklidir. Lâik düzende ise din, siyasallaşmadan kurtarılır, yönetim aracı olmaktan çıkarılır, gerçek ve saygın yerinde tutularak kişilerin vicdanlarına bırakılır. Dünya işlerinin lâik hukukla, din işlerinin de (inanç ve ibadet çerçevesinde) kendi kurallarıyla yürütülmesi, çağdaş demokrasilerin dayandığı temellerden biridir. Bu bağlamda; laik devlet düzeninde kamusal düzenlemelerin kaynağı dinî kurallar olamaz ve bu düzenlemelerin dinî kurallara göre yapılması düşünülemez.

İddianamedeki onlarca maddeden sadece birkaçı;

12) a-Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın basına yansıyan geçmişteki beyanlarında:
* Fanilere kul olmayacağız, dedik. Biz sadece bir zihniyetin, bir sistemin bu ülkede iktidarı için çalışıyoruz. Bu zihniyet, bu sistem er geç bu ülkede iktidar olacak. Dolayısıyla kula kul olmayacağız, çıkara kul olmayacağız. Fanilere kul olmayacağız, sadece Allah’a kul olmanın hazzını yaşayacağız.
* Türkiye’de şu anda birilerinin şeriatı var. Ama bu şeriat tükendi. Şu anda kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendilerine kahroluyorlar.
* Ben İstanbul’un imamıyım.
* Elhamdülillah şeriatçıyım.
* Yılbaşına karşıyım.
* Ata’ ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.
* Bizim için günah dosyası hazırlamışlar. Bizim günah dosyamızda ne var, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ni fatiha ile açmak var. Bir Meclis’i fatihayla açtık. Fatiha ile Meclis’i açmak nedir? Önce bunu açıklayalım… Fatihanın manası nedir? Fatiha, karanlığı aydınlığa açmaktır.
* Yirmi yıl önce, yirmi beş yıl önce deselerdi, pop yıldızlarının çılgınlıklarını sergiledikleri Gülhane Parkı’nda bir gün gelecek, Allah’a âşık olanlar, ona sadık olanlar, muhlisler bu çınarların altını dolduracak ve buradan dünyaya nasıl ortaçağın karanlıklarından bir yeni çağ açmışlarsa, Allah’ın izniyle bir yeni çağ açılmışsa, Allah’ın izniyle yeni bir çağ, zulüm çağı kapatılacak, aydınlık bir çağ açılacaktır.
* İmamlar da nikâh kıysın.
* Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker.
* Ben tekkeye değil dergâha gittim….,

“Bu ülkenin yüzde 99′u Müslüman. Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisinin bir arada olması. Durum böyle olunca ben Müslüman’ım diyenin tekrar yanına gelip bir de aynı zamanda da laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslüman’ın yaratıcısı olan Allah kesin hakimiyet sahibidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak yalan koskoca bir yalan.”
“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!”

25) Adalet ve Kalkınma Partisi grubunda konuşan Tokat milletvekili Resul Tosun, üniversitede türbana serbestlik tanınmasını isterken hükümetin AİHM’deki duruşmada yanlış taktik izlediğini ileri sürmüş, Anayasa ve yasalarda türban yasağı bulunmadığını belirterek  ”Hükümet pasif kalabilirdi, hiç savunma yapmayabilirdi. Öyle anlaşılıyor ki, Anayasa Mahkemesi kararları ve Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın etkisinde kalınarak bu savunma yapılmış. Daha sağlıklı bir cevap verilebilirdi. Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül ‘ün bunu hükümetin görüşü olarak söylemesi de hükümeti sıkıntıya soktu, töhmet altında bıraktı. Bu savunmayı tasvip etmemiz mümkün değil”, ”Partimiz güçlü, çoğunluğumuz var. Bu konuları halletmemiz lazım, önümüzde kısa bir zaman kaldı. Bu düzenlemeleri niye yapamıyoruz?” diye sorması üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; ”Metnin tamamını okuyun, ona göre konuşun. Metnin tamamı basında yer aldığı gibi değil” şeklinde cevap vererek savunma metnini getirttikten sonra ”Bu, hükümetin savunması ve bu savunmayı bilinçli olarak yaptık. Biz AB kriterlerini koyduk ve arkasından ‘takdirlerinize bırakıyoruz’ dedik. (TBMM Genel Kurulu’nu işaret ederek) Burada ‘Egemenlik milletindir’ yazıyor. Ama bazı kurumların, bunun böyle olmadığı, egemenliğin bölüşüldüğü yönünde görüşleri var. Biz de böyle olmadığını biliyoruz. Bir karar alıyoruz, Cumhurbaşkanı’ndan dönüyor, Anayasa Mahkemesi’nden dönüyor. Hani hükümet tek başına karar veriyordu. Resul Bey sen bu gruptan birisin; ne zorluklarla bu düzenlemeleri getirdiğimizi biliyorsun. Bunlar basit şeyler değil, kolay halledilecek meseleler değil. Çok acelecisiniz, biz sorumluluk sahibiyiz. Bu işi kangren haline getirenlerin şimdi dışarıdan konuştuklarını görüyoruz, siz de onların oyununa geliyorsunuz, sabırlı olun.”  dediği,

29) 2005 yılı Haziran ayında AB büyükelçileri onuruna Başbakanlık Konutu’nda verdiği yemekte Belçika Büyükelçisi Mark Van Rysselberghe’nin Türkiye’de dini azınlıkların özgürlükleri kapsamında Fener Rum Patrikhanesi’nin statüsü ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın misyonerlik faaliyetlerine yönelik eleştirilerini anımsatması üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bu sorunu sadece azınlıktaki gayrimüslümler değil çoğunluktaki Müslüman kesim de çekiyor. Bu konu bizim için de zor” demiş, türban yasağı konusundaki rahatsızlığını da “Bu sorunu bizzat ben yaşıyorum. Eşim başörtülü. Eşim Başbakanlık Konutu’nda takabiliyor, karşıda (Cumhurbaşkanlığı’nı işaret ederek) takamıyor. Bu konularda bir toplumsal ve kurumsal mutabakat henüz sağlanmadı.” diye konuştuğu,

c- Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün laik devlet ilkesine aykırı eylem ve demeçleri
1) Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak suçundan hakkında dava açılan Fetullah GÜLEN isimli tarikat liderinin yurt dışında kurduğu okullar bir ticari şirket olarak değerlendirilip temas ve işbirliği yapılması,  Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Bakanlığın genelgesi ile Büyükelçiliklerimizden istenmiştir.

İddianamede Bülent Arınç, R.T.Erdoğan, Abdullah Gül ve daha birçok AKP’li hakkında çeşitli iddialar bulunmakta.

41 Görüş »

  • Hakkı Öcal dedi ki:

    “Bitaraf olan bertaraf olur!” sözünden hareketle, isterdim ki bu iddia-nağmeleri buraya “yorumsuz” aktarmak yerine, yorumla, görüşle veya karşı görüşle yoğurarak aktarmanızı dilerdim.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın Hakkı hocam,

    Bu iddialar hakkında yorum yapmaya gerek duymadığım için yorumsuz olarak verdim. Çünkü iddiaların yorum yapılacak bir tarafı yok, hepsi açık ve net şekilde niyetleri belli etmekte ve bu davanın temel nedenini açıklamakta.

  • Guardian dedi ki:

    %47′lik kesimin bu dava metinlerini de okumadan körü körüne kendi adına ezik duygular besleyerek, adeta AKP’yi masum sıfatına sokarak başka birgün başka bir isimle tekrar karşımıza çıkması muhtemel olsa da bu işin sonunun geldiğini umut ediyorum.

    Duygu sömürüsüyle iktidar bayrağını sallandırmaya son veren, insanların daha çok okumaya ve düşünmeye sevk edildiği günlere ulaşmak dileğiyle…

  • nedim dedi ki:

    peki bunu yazan büyüğümüze soruyorum bu davayı açanların bu ülkeyi 1950 li yılara geri sürüklediğini ve bunların hangi zihniyet içerisinde olduğunu biliyor mu?

  • bengidevrim dedi ki:

    çoktan geç kalınmış bir hareket olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.ayrıca bu umutsuz gunlerde benim halen cumhurbaskanım olan sezer’in atadıkları gerçek hukukçular tarafından da halkın en kısa zamanda buyuk bir kullanılmışlık ve karanlıktan çıkacağını ümit ederek beklıyorum.

  • aybike_umay dedi ki:

    %47 değil isterse % 80 olsun,bu AKP’yi milletin iradesi yapmaz tarzı bir şey ifade edilmiş.Kusura bakmayın ama bence %47 gayet net biçimde milletin iradesinin yansımasıdır.(malesef ki)Bu inkar edilemez!

    Parti kapatarak hiçbir çözüm olacağına inanmıyorum.Ülkemize yararından ziyade zararı daha hüküm sürecektir.Ülkemizde %47 gibi bir oran olduğu gibi,%50 gibi bir oranda AKP düşmalığı olduğuna inanıyorum.Kendimi % 50 lük kısıma tabii tutuyordum,lakin bariz bir şekilde ön planda olan yapılan haksızlıklıklar,şurda bile sırf yermek olmak amacıyla yazılan yazılar beni ve eminim ki bir çok % 50 lik kesime mensup kişiyi zorunlu olarak sempatizanlığa ittiğini düşünüyorum artık.(”Haksızlık karşısında susan bizden değildir”)Ve şuda bir var ki zaten AKP mağduriyetinin duygu sömürüsünü yapabilmekte gayet usta.Yazılan yazılarda,yapılan yorumlarda daha dikkatli olmalı gerektiğini düşünüyorum.

    Ve son olarak sayın Bengidevrim sanırım tarihi baya bir geriden takip ediyorlar.Sayın Sezer emekli olup evine kapanalı çok oldu.’benim cumhurbaşkanım’ diye yazmaktaki amaç iki türlü olabilir bence.

    1)Sayın Sezer’in atadığı ve AKP nin kapatılması için oylarına ihtiyaç duyulan hukukçular.(kısaca Siyaset)

    2)Ya da Sayın bengidevrim’in gerçekten tarihimizi gerilerden, farkında olarak veya olmayarak takip etmesi.

    Herkese iyi çalışmalar diliyorum,Saygılar…

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Diyelim ki %47′lik kesim biz şeriat istiyoruz Cumhuriyet’i yıkalım şeriat getirelim dedi. (Bu noktada RTE’nin bir sözünü hatırlatmak istiyorum, ‘Elhamdülillah şeriatçıyım.’)

    Ne yapacağız? Milletin iradesidir deyip ülkeye şeriat mı getireceğiz?

  • aybike_umay dedi ki:

    Öncelikle Sayın Volkan Beğ,Başbakana(istesekte istemesekte Türkiye Cumhuriyeti Başkanına) Recep Tayyip Erdoğan yazmayıpta RTE demek kadar tiksinti kin olması gerçekten çok vahim bir durum bence.

    Türkiye Cumhuriyeti’nde şeriatın hiç bir zaman hiç bir şart altında uygalanamayacağını hepimiz gayet iyi biliyoruz.Bu niyeti güdenler yok mudur?Vardır elbet,sonuçta insanların fikirlerini zorla değiştiremeyiz.Bu niyetle AKP’ye oy vermiş yok mudur?O da vardır belki.Ama varsa da şayet bu oran %47 değildir kesinlikle.Peki AKP’nin ya da sizin tabirinizle RTE’nın şeriat düşüncesi var mıdır?Valla bu onların Allah’la kendi aralarında olan bişeydir.Böyle bir düşünce var olsun veya olmasın,Anadoluda bi tabir vardır;”yusuf yusuf” diye…(bilmem anlatabildim mi)

    Türkiye Cumhuriyeti Devletinde şeriatçilik ve bunun gibi gericilik adına olan yönetim biçimlerini kimse uygulamaya,uygulamaya kalkmaya,yahut bunu belirtmeye cesaret edemez.Ödlerinin kapasitesi yetmez buna.

    Şuan AKP’nin oy oranın %59′a çıkıtığı söyleniyor.Noldu,birdenbire şeriatı düşünmeyenler şeriatçi olmaya mı karar verdiler de bu 47 59 oldu?Neden 59 oldu biliyor musunuz-ki şayet aslı varsa-yaptığımız eleştirilerin dozunu ayarlayamamak,RCT gibi tiksinti içerdiğini bariz belirten kısaltmalara sıkça yer vermek,var veya yok fakat varmış gibi gözüken bir mağduriyet oyununa ‘keskin sirke küpüne zarar’ misali bir hayli katkıda bulunmak bu rakamı ortaya çıkarmıştır.

    Bunlar benim şahsi düşüncelerim,saygılarımı sunuyorum…

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın aybike_umay,

    Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı, RTE olarak yazınca başbakana bir saygısızlık yaptığımı düşünmüyorum. RTE görüldüğü üzere isminin baş harflerinin kısaltması tıpkı Adalet ve Kalkınma Partisinin, AKP olarak anılması gibi birşey.

    Şeriat olayına gelirsek, ben %47′lik dilim şeriatçıdır ya da öyle olacak demedim. Sizin %47 oy alan parti milletin iradesidir lafınıza istinaden milletin iradesi böyle olsa ne olurdu diye sormak istedim. Yani bu ülke bir hukuk devletimidir yoksa çoğulcu demokrasi hegemonyasının hükmettiği ve bu hüküm gücüne sahip insanların kafasına göre herşeyi yapabileceği bir yer midir?

    Eğer hukuk devletiysek şu kadar oy almış bu kadar oy almış diye bakmadan herkes hukuk kurallarına uymalıdır demeliyiz. Uymazlar ise yine oy oranına bakmadan hukuk kurallarına göre haklarında işlem yapılmalıdır ki yapılan şey tam olarak budur.

    AKP’nin olayları sömürmesinde ise hem fikiriz mazlum edebiyatıyla geçen seçimlerde oy oranını arttırdı muhakkak bu olay sonucuda bir miktar oy oranı arttırmışlardır. Ama önemli olan halkımızın gözünü açıp olan biteni görmesi.

  • bengidevrim dedi ki:

    Bu ülkede “aydın” sandığımız aymaz kişiler, bu ülkeyi içten içe yok oluşa götüren ve tarikat başkanlığına belki ama cumhurbaşkanlığına hiç de yakışmayan bir “cumhurbaşkan”ıyla içkisiz! mönüdeki laik cumhuriyetimizi yemeye devam etsinler, Atatürkçülüğünden ve çizgisinden darbeler atlatıp da vazgeçmeyen, yani satılık kalemlerden olmayan İLHAN SELÇUK, vatanından, bizlerden de asla vazgeçmedi. Biz de ondan vazgeçmiyoruz!
    Bugün irticanın başı, fettullahçıların etekçileri, yasaklı parti başkanları bile dokunmaya kıyamamacasına evde istirahat adı altında gözaltına alınırken, koca çınarımız,laik cumhuriyetin meşalesi İlhan Selçuk sabaha karşı yaka paça evinden alınıyor.Tıpkı Türkiye’nin yaka paça karanlığa, geriye doğru mollalar, softalar takımı tarafından sürüklenmesi gibi…
    Atatürk’ün böyle hokkabaz, kuklacı ve uşakları çok öncelerden görüp 1924’lerde dediği gibi: “Artık Türkiye din ve şeriat oyunlarına kukla olmaktan çok yüksektir.Bu gibi ouncular varsa kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar.”
    Siz faşist iktidar, bir İlhan Selçuk’u alırsınız, biz binleri doğururuz aramızdan. Yok olmaya mahkum olduğunuz gibi utanmayı, arlanmayı tarihten bile öğrenememişseniz bir Atatürkçü gençten öğreneceksiniz! “ilhan Selçuk çıkacak yine yazacak” sizler ise kokuşmuş sarıklarınız,cübbe ve çarşaflarınızla Dante’nin İlahi Komedyasındaki gibi cehennemin 9.katına gömüleceksiniz ki Dante, cehennem konusundaki hayal gücünü sizin gibi bağnaz softaları görüp de eserine dökmüş olmalı…
    Atatürkçü laik cumhuriyetçi bir genç kızın suratınıza şamar gibi inen bu yazısından dolayı da hadi dava açın.Yılanın başı küçükken ezilmeli ne de olsa.Çünkü bu laik devrimlerin izcisi cumhuriyetim için olacak hayattaki tüm savaşımlarım.Bu ülke bizim!

  • aybike_umay dedi ki:

    vayy vayy vayy… :)
    Serbest bıraldı ama dava açılırsa yazık olur ;)

  • Hulki Can dedi ki:

    Sn Volkan Çınar,

    Bir gariplik var. Yadırgıyorum:

    1. Hakkında kapatma davası açılan bir parti iktidar olmayı sürdüremez. Alacağı kararlar, yapacağı işler geçersizdir. Şimdi AKP parti kapatmayı yasaklayan bir yasa çıkartırsa ne olacak ? Böyle bir şey medeni dünyada olamaz.

    2. İlhan Selçuk serbest bırakılınca Başbakan’a mesaj göndermiş ve:

    “Başbakan eğer bir uzlaşı yaklaşımı içinde bu kutuplaşmaya son verici bir girişimde bulunursa, karanlık günlere doğru sürüklenmekte olan ülkenin selameti açısından olumlu bir davranış yapmış olur” demiş.

    Bonjur! Bu mesajı niye gözaltına alınmadan önce göndermedi ? İkincisi mesajı kapatılma sürecindeki bir partinin lideri yerine halka gönderse çok daha iyi olurdu. Üçüncüsü mesajın içeriğini hiç beğenmedim. Bu bir teslimiyet mesajı. Çok yazık. Yargıtay AKP’yi kapatmak üzere Anayasa Mahkemesine başvuruyor, İlhan Selçuk uzlaşıdan söz ediyor. Anlayamıyorum. Bu garip değil mi?

    3. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç şu an yurtdışında haberiniz var mı? Kanal Türk’ün dünkü haberine göre Dubai’deymiş. Hayrola ? Ne iş ? Yurtdışına gitmek için çok kötü bir zamanlama. Raportör raporunu 23 Martta tamamlamış ama Başkan ortalıkta yok. Bu durumda Anayasa Mahkemesi heyetinin ön inceleme raporunu Başkan Haşim Kılıç’ın yurtdışı gezisinden dönmesinin ardından görüşmesi bekleniyor. Yadırgıyorum. Bunlar bana ters geliyor.

    Ne dersiniz ?

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Hulki bey,

    İlhan Selçuk’un bu saatten sonra teslimiyeti kabul edeceğini zannetmiyorum. Bir süre beklemek lazım bence.

  • bengidevrim dedi ki:

    Sayın Aybike Umay,tarihi geriden takip etmenin zaten anlamsız bir cümle olduğunu söylemekle beraber, bugünü ortaçağ karanlığına götürmek isteyen zihniyetten de haberdar olduğumu belirtmek isterim.
    Zaten şıklarınızın ilkinde gayet iyi yorumlayabilmişsiniz söylediklerimi.Benim cumhurbaşkanım Sezer’dir dedim, bugün cumhurbaşkanlık makamında hiç de yakışık almayan düşünceler barındığı için…ve şimdi de Sezer tafarından atanan adalet temsilcilerinin gerçek Adaleti!sağlamasını bekliyoruz,tabi yine kişisel ve zevki yaptırımlar olmazsa,yasalarla bu kadar rahat yap boz oynanmazsa…
    Ayrıca bu ülke,darbelerle kıyımlar yasarken,sağ,en çok da sol sindirilip karanlığa giderken,gerici,irticai grubun en çok kendine yer ettiği,ağlarını ördüğü bu zaman dilimlerinde kimse kaybedilen demokrasiden ve suçluların şimdi halen yargılanması gerektiğinden bahsetmezken ne oldu da yurdum insanına bu kadar demokrasıye sarılır oldular?
    ne demokrasisi?kişilerin keyfi yaptırımlarının,ülkenın adeta bir tarla gibi görüldüğü,insanlardan sağduyu beklenirken!!baştakilerin buna en çok ihtiyacı olduğunu unutturan,terörün bölücülüğünden yok ediciliğinden bahsedilirken,bir başörtüsünü sorunmuşçasına kullanan,insanları kutuplaşmaya, bölmeye itenlerin demokrasisi mi?
    Lütfen şimdi geçiniz bu medeni, demokrasıden çok bilmişcesine bahsedimlerden,geçiniz maddi yaptırımlarla sağlanan çoğulculuk demokrasi vaazlarından.
    Nedim Bey size de şunları söylemek isterim ki,son sınıf edebiyat öğrencisi olarak,bölümüm gereği tarihin daha çok edebi yansımalarıyla ilgilenip,tarihle derinlemesine içli dislı olmamakla birlikte şunu biliyorum ki:1950 li yıllarda DP nin yine çoğunlukla!geldiğini,dini kullandığını(6-7 olayları da dahil),baskıcı yönetim olusturduğunu,aydınlanmanın merkezi köy enstitülerinin bile kapatıldığını,adb ile şimdiki gibi çıkar ilişkisi güdülüp sansürün en hat safhada olduğunu görmemiz gerekir.zaten akp de kendine refah uzantısı diyenlere,birine benzetilecekse o da dp olmalıdır diyip çoktan foyasının çıktığı rengini burda da belli etmiştir.Nedim bey dediğiniz doğrudur:ülke geriye,en karanlık dönemlere yani 50 li yıllara sürüklenmektedır.Ve açılan dava da bu yuzden haklı bir davadir,bizim için bir kurtuluştur.umarım bu da adalet yoluyla en kısa zamanda çözüme kavuşur.
    Volkan Çınar’a yazılarıyla bu sayfada var olduğu için sevgiler…

  • mehmet dedi ki:

    …..
    yorumları okudum ülkenin karanlığa gideceği,şeriatin geleceği,gibi korkular peki bu korkuları yaratanlar kim,kimler,ne iş yaparlar,amaçları nedir..
    Madem sn.recep tayyip erdoğan bu felaket senaryosu yazanlara göre ülkeyi söylemleri doğrultusunda karanlık bir çağa,şeriatçi bir topluma dönüştürmek,laikliği bitirmek istiyor….
    soru şu olmalı bu insan hapiste yattı neden çıkardınız siyasi yasağını neden kaldırdınız,bu ülkenin başına başbakan yaptınız.
    demekki bir yerlerde yanlışlar var.
    ve %47 gerçeği unutulmamalı,bu medyaynın uydurduğu ya diğer %50 küsür ne olacak ..
    şu unutulmamalı DTP nin doğuda inanılmaz oyu var baraja takıldığı için boşa gitmekte olan oy Mhp nin yani ülkücü kesimini BBP ile ve diğer sağ partiler sonuç…
    bu ülkede felaket senaryosunu sadece ve CHP DSP koalisyonu %20.85..
    bu kadar oy alacaksın ve bu ülkenin laiklik koruyucusu anayasa bekçisi olacaksın….
    eğer bunları yapabildiğini bu halkı inandırmış olsalardı iki sol partinin içinde eski SHP oylarını unutmayalım bu kadar oy almaz bu ülkeyi karanklık senaryoları içinede sokmazdınız..
    Ama olayın aslı bu değil işin esası ERGENEKON olayıdır.
    Deniz Baykalın dediği gibi AKP kendi derin devletini kuruyor kavgası çünki daha önceden derin devlet kurmamış insanlar derin devletin nasıl kurulacağını bilmezler.
    Ama Deniz Baykal ne diyor…….
    Derin devlet kurmak kolay değil,bu oluşum için anaysanın değişmesi,kadrolaşmaya gidilmesi gibi bir söylemde bulundu…
    Bizler şimdi ne anlamalıyız bundan ..
    ergonokun nasıl kurulduğu ergenokon kurulması için anaysanın değişmesi demekki daha önce birileri değiştirmiş değişmemiş olsa bu söylemde bulunulmazdı…
    Kadrolaşma…
    demekki daha önceleri birileri kadrolaşma yapmış…….
    bu ülkeyi karanlığa götürmek bu kadar kolay değil korkuları yaratanlar kendi çıkarları için bir takım senaryolar üretmesi ve medyanın sözde aydınların desteklemesiyle ve yine sözde kaos ortamı .
    burada bu senaryolara kendini kaptırmış olan arkadaşlara bir kaç sorum olacak..
    1:Evinizden dışarı çıkamıyormusunuz.
    2:Sizlere içtiğiniz içkiden giydiğiniz dekolteden dolayı bir baskı geliyormu.(Mahalle baskısı)
    3:Çalıştığınız iş yerinde cuma günleri namaz vakitleri illada bu ibadeti yapacaksınız baskısı geliyormu (bu şeriatin altın kuralıdır arap ülkelerinde)
    4:bu parti iktidarı sırasında kaç kere ekonomik krizden dolayı bir gecede zengin veya fakir oldunuz(91,94,99 krizleri)gibi
    ve son sözüm korkmayın aybike hanımda dediği kimsenin gücü yetmez bu ülkeyi karanlığa,gericiliğe ve şeriat düzenini getirmeye………….
    saygılar

  • müzeyyen dedi ki:

    volkan çınarın akp hakkında yazmış oldugu eleştiri tarzında ki yazının hiç bir cümlesine katılmıyorum.16 yaşında olmama ragmen neyin ne oldugunu anlıyacak yaştayım.volkan çınarın yazdıkları yazının içersinde istedikleri gibi at koşturma cümlesi yer alıyor ve bu cümle sadece akp nin üzerine olarak kalacak bi cümle degil…insanlar biraz gözlerine açarlarsa asıl hangi partilerin kafalarına göre at koşturduklarını görecekler…ve şu ana kadar akp nin üzerine haksız yere gelen partiler yanlızca türkiyenin gerilemesine katkıda bulunmuşlar..asıl o partiler kapatılmalı….

  • aslı dedi ki:

    Siz halkın oylarıyla meclise çıkmış bir partiye halkın iradesi değildir, diyemezsiniz. Halk sizin sandığınız kadar bilinçsiz değil. Ayrıca 21. yüzyılda siyasi parti kapatmak kadar çağdışı bir durum olamaz. Üstelik bu parti halkın iradesiyle hükümete getirdiği bir parti.

  • hkiblmayau dedi ki:

    Söyleyen güzel söylemiş… Sallayan güzel sallamış… Eleştiren güzel geçirmiş, eleştirilene soran olmamış…
    Şu güzelim memleket ne zaman biraz belinin doğrultsa -nedense- başına bir çoraplar örülüyor. Ne zaman doğru adım atsa, yanlış bile olsa en azından istikrarı olsa ve yürüse ileri, nedense bir karışıklık bir kaos ortamı. Ne zaman birinin canı yanıyor o da tepki veriyor.
    Ben iddianameyi okudum söyleyebileceğim tek şey, zaten bütün bu iddianame maddelerinin gazete küpürlerinden oluşturulması.
    Eğer “Hamdolsun” bizi şeriate götürecek adımsa, bu kadar kolaysa, -ki değil- çince kursları tavan yapmış biz de mi çinliler gibi 2 milyarı bulcaz, komünist cumhuriyet olcaz?
    Yapmayın arkadaşlar Türkiye burası. Neden başka ülkelerle kıyaslanalım ki? Neden belinin doğrultan Türkiye’ye çuval taşıtalım ki? Dolar’ın yükselmesinin tek nedeni siyasi istikrarsızlık ise, Bu Türkiye’yi koruduğunu iddia edenlere soruyorum Atatürk’ün Türk parasını korumak için verdiği bunca emeğe rağmen, bu ülkeyi yavaşlatıyorsunuz. Bir de Atatürk çocuğuyuz diyorsunuz. Daha laiklik kelimesinin tam karşılığını bilmeden laiklik kılıcını sallayorsunuz. Bu millet görmüyor mu sanıyorsunuz? Bilmiyor mu sanıyorsunuz? Laik Türkiyemin laik vatandaşları akıl ve mantık kılavuzunuz olsun. Görmüyormusunuz?
    asıl ben soruyorum Tehlikenin farkındamısınz? Türkiyenin çağdaş uygar bir toplum olmasına sürekli ket vuruluyor. Ve o ket vuranlar kendilerini cumhuriyetin bekçisi ilan edenler..
    Türkiye laik değil ama umarım birgün olacak!! Herkes özgürce insanca yaşayacak!

    Saygılarımla…

  • ADSIZ dedi ki:

    AĞZINIZA SAĞLIK

  • Hakan dedi ki:

    Bu hükümete hala güvenenlere gerçekten şaşıyorum.
    Ülke yönetimine geldikleri dönemlerde kriz geçiriyorduk. Her inişin bir de çıkışı vardır muhakkak. Devlet (ekonomi) bir anda küçüldü sonra da yavaş yavaş büyüdü. Bu büyümeye mi aldandı halkım bilmiyorum. Üstelik 2002 krizinin sebebi geçtiğimiz aylarda geçirdiğimiz krizin aynısı. Tek farkı bu defa yabancı yatırımcılar daha az pay sattılar. Oysa akıllanmayan bir ekonomi seyrimiz var. Hala ekonomiyi yabancı yatırımcılar ile şişirmeye devam ediyoruz. Bu da ekonomiyi yabancı yatırımcının eline emanet etmek demek oluyor.
    Belki de Erdoğan’ın konuşma tonu hoşlarına gidiyordur. Sonuçta mıy mıy bir hitap yerine daha gür (kimilerine göre boş boş bağıra çağıra) bir hitap şeklini tercih ediyor.
    Ya da sağlık alanında yaptığı atılımları da destekleyen vatandaşlar olabilir. Sonuçta durum eskisi kadar kötü değil hastahanelerde.
    Bir de başı örtülü bir şekilde üniversitede derse girmek isteyenler var tabi.
    Ama bu gülümsemenin bir arka yüzü var ki içler acısı… O içler acısı durumu da zaten anlatmış yazıyı yorumlayan arkadaşlar. Bunlardan birisi de aybike_umay takma adlı arkadaş. Onunla onun yazdıkları doğrultusunda hem fikir olmakla beraber kendi yazıma da bir iki dipnot düşmek istiyorum;
    -Şeriat ile yönetim, din ile yönetimdir. Burda dinden kasıt bildiğimiz üzere müslümanlık. Ben müslüman değilim. Peki şimdi beni ne yapacaksınız arkadaşım? Başka bir ülkeye mi süreceksiniz? Yoksa demokrasi kelimesini bir kez daha anlamı ile beraber hatırlayıp benim “inanc”ım olmayan bir kavram ile değil de ortak olan “hukuk” çerçevesinde mi yargılayacaksınız? Oysa hatırlasanıza dedelerimiz omuz omuza canları ile kovmuştu, özğürlüğümüzü elimizden almaya gelenleri. Şimdi birbirimizi tutsak etmek niye?

  • fizikci dedi ki:

    “İddianamedeki onlarca maddeden sadece birkaçı” başlığıyla verdiğiniz RTE beyanatında ben şahsen hiç bir problem göremedim. Bunlar normal bir demokraside düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi ve saygı duyulması gereken ifadelerdir. Bu ifadelerden rahatsız olmak ideolojik bağnazlığın göstergesidir, üzgünüm. RTE ile aynı şekilde düşünmek zorunda değilsiniz ama kendi düşüncelerinize beklediğiniz saygıyı ondan esirgememelisiniz.

    Saygıyı bir kenara bırakın, bu düşünceleri “parti kapatmak” gibi bir zorbalığa bahane yapmak asıl korkulması gereken şeydir. Çünkü bir ülkede partilerin varlığı düşünce özgürlüğünün varlığına delalet eder. Komünist partisi de, şeriat partisi de olabilmelidir. Bu partilerin düşünce ve uygulamalarında “şiddet” olmadığı sürece yasaklanmayı gerektirecek hiç bir şey olamaz.

    O beyanatın içinde tek problemli görünen ifade “minareler süngü..” şeklinde devam eden Ziya Gökalp’e ait şiir. Sözün aslı Selçuklu sultanı Alparslan’a dayanıyor. Korkulacak bir şey yok yani.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Normal dediğiniz maddelerden birkaçını tekrar yazma ihtiyacı duydum. Okuyucular yorumlayabilir.

    * Ben İstanbul’un imamıyım.
    * Elhamdülillah şeriatçıyım.
    * Ata’ ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.
    * İmamlar da nikâh kıysın.
    * Ben tekkeye değil dergâha gittim.
    * Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey,

    Bunları istediğiniz kadar yazabilirsiniz. Bu hiç bişeyi değiştirmez. Bunlar katılmak zorunda olmadığınız düşüncelerdir. Sonuncusuna ben de katılmıyorum. Zaten RTE de bunu milli görüş gömleğini çıkarmadan önce söylemiş bildiğim kadarıyla. Şimdi aksini söylüyor. Samimi bulmayabilirsiniz. Ama samimi olmasa bile şiddet içermediği sürece hiç bir düşünceyi yasaklamaya hakkınız yok.

    Şimdi bakalım neler demiş:

    * Ben İstanbul’un imamıyım.

    Yalan mı? İmam lider demektir. O da bir zamanlar İstanbulun imamıydı. Şimdi Türkiye’nin imamı.

    * Elhamdülillah şeriatçıyım.

    Şeriat İslam hukuku demektir. Hukuk fakültelerinde öğrencilere koca bir sene bunun dersi verilir. Türkiye üniversitelerinde! Şeriat dersi! Ne kadar korkunç değil mi? Aslında değil. Roma Hukuku ne kadar korkunçsa o da o kadar korkunç. :) Hukuk niye korkunç olsun?! Ama bu korkunçluğu size özenle pompalıyorlar. Siz de korkuyorsunuz. Tehlikenin farkında olmanız isteniyor. Halbuki ortada hiç bir tehlike yok.

    * Ata’ ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.

    Sizce sap gibi ayakta durmaya gerek var mı? Daha güzel, daha anlamlı şeyler yapılamaz mı? Ben de şahsen bir fatiha okumayı, sap gibi ayakta durmaya tercih ederim. Mecburen katıldığım 1 dk saygı duruşlarında hep fatiha okumuşumdur. Böylece sap gibi ayakta durmaktan bir nebze olsun kurtuluyorum.

    * İmamlar da nikâh kıysın.

    Ne sakıncası var? Papazlar kıyıyor, imamlarımızın nesi eksik? Hem böylece resmi nikahı kötü bişey zannedip sadece imam nikahıyla idare edenlerin nikahları da resmileşmiş olur. Bence süper fikir. Hemen uygulanmalı.

    * Ben tekkeye değil dergâha gittim.

    Atatürk de gençliğinde mevlevi dergahına gidiyordu. Vahdettin de. Dergahlar sivil toplum faaliyetlerdir. Bunların yasaklandığı yerde demokrasiden sözedilemez.

    * Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!

    Milli iradenin tartışmasız üstünlüğü açısından ne kadar doğru olsa da ben laikliğin tüm farklı inançlara özgürlük getirmesi açısından elden gitmemesi taraftarıyım. Tabi Türkiye’deki başörtü yasakçılığı anlamına gelen laikliklikten bahsetmiyorum. Devletin tüm dinlere eşit mesafede durması anlamındaki laiklikten söz ediyorum.

    Bakın Hakkı Bey ilk yorumda ne güzel demiş:

    “Bitaraf olan bertaraf olur!” sözünden hareketle, isterdim ki bu iddia-nağmeleri buraya “yorumsuz” aktarmak yerine, yorumla, görüşle veya karşı görüşle yoğurarak aktarmanızı dilerdim.

    Yorumsuz verdiğiniz bu iddia-nağmelerle korku tacirlerinin ekmeğine yağ sürmekten başka bir iş yapmıyorsunuz.. üzgünüm.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Çok iyimser olduğunuzu düşünmek istiyorum.

    RTE imam kelimesini sadece lider olarak kullanmak isteseydi direkt lider derdi. Eğer imam bir şeyin lideriyse bu şeriat ile ilgili bir liderliktir ve açık bir şekilde ne demek istediği anlaşılmaktadır.

    Şeriatın ne demek olduğunu biliyorum ama siz sanırım devrim yasalarının İslam hukukuna karşı yapıldığının farkında değilsiniz. İslam hukuku ile getirilen İlahi kurallar meclise indirgenmiştir. Lâikliğin temelide buna dayanır. Ayrıca ilköğretim 7-8. sınıflarda karanlık çağlar da anlatılıyor bunların anlatılması ülkenin rejiminin değişmesini ya da birilerinin çıkıp ben mağara adamıyım demesini gerektirmiyor.

    Adı üstünde saygı duruşudur. Tüm dünyada birilerine saygı gösterilirken bazı şeyler uygulanır bunlardan biride ayakta o kişiyi anmaktır. Siz fatiha’nızı ayrı bir yerde okuyabilirsiniz ama bir yerde anma yapılıyorsa en azından bu kişinin yaptıklarına hürmeten bir saygı göstermelisiniz. Ha bu birilerine batıyorsa bilemem.

    Ülkemiz şeriatla yönetilmediği için ve de dini kuralların geçerliliği olmadığı için (bakınız İslam hukuku) imamlar bu ülkede nikah kıyamaz.

    Tekke ya da dergahlar tarikatların eğitim kurumlarıdır. Ben buralara gidiyorum demek direkt zaten ben tarikatçıyım demektir. Şimdi siz çıkar “ne var ne güzel tarikatçıymış” gibi birşeyle itiraz edersiniz.

    Öncelikle lâiklik dinlere eşit bir şekilde yaklaşım ya da benzer birşey değildir. Lâiklik dinleri ve doğmatik düşünceyi devletten arındırmaktır. Bu nedenle lâiklik dinlere özgürlük getirmez sadece devletinde şer-i yönetime girmesini engelleyerek bireylerin dinleri kendi içinde hür bir şekilde yaşamasını sağlar. Eğer lâiklik elden giderse bununla birlikte yapılı tüm düzenlerde yıkılır. En önemlisi Cumhuriyet olmak üzere. Buna örnek olarak İran civarına bakabilirsiniz.

    Ben bunları buraya yazarak kimseyi korkutmaya çalışmıyorum ama bu yazanların sonuçlarının korkutucu olması da benim suçum değil.

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey,

    Bakın ne güzel siz de kendi düşüncelerinizi yazmışsınız. Düşüncelerinizde itiraz edeceğim kısımlar olsa da asıl mesele o değil. Asıl mesele sizin düşüncelerinizle özgür olmanız. Mesela o ve benzeri düşüncelerle bir parti kursanız, bir takım kurumlar sizin düşüncelerinizi beğenmeyip partinizi kapatmaya kalksa ne büyük haksızlık olurdu değil mi?

    O yüzden lütfen, eğer kendi düşüncelerinize saygınız varsa, parti kapatmalara karşı durun, düşünce özgürlüğünden yana olun.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Benim düşüncelerim, lâik Türkiye Cumhuriyet’i kanunlarına ve devrimlerine aykırı şeyler içeriyorsa bunları ifade etme özgürlüğüne sahip değilimdir. Eğer ifade eder hatta eyleme dökersem suç işlemiş olurum ve sonucunda suçun cezası neyse onu çekmek zorunda kalırım. Bunu sadece ben demiyorum daha öncede yine AKP’ye açılan davaya benzer şekillerde partiler kapatıldı ve bu partiler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdular ve hepsi geri çevrildi.

    Şuanda bireysel özgürlüklerin en büyük savunucularından birisi olan AİHM böyle bir karar veriyorsa bunun üzerine konuşmak yersiz olur.

    Asıl sorun şu ki sizin düşünce yapınıza sahip olan ve AKP’yi destekleyenler için yukarıdaki maddeler bir anlam ifade etmiyor ama ben bakınca İran’ı görüyorum.

  • Guardian dedi ki:

    felaket haberciliği yapmayı hiç sevmem ama:

  • fizikci dedi ki:

    Volkan Bey,

    Benim düşüncelerim, lâik Türkiye Cumhuriyet’i kanunlarına ve devrimlerine aykırı şeyler içeriyorsa bunları ifade etme özgürlüğüne sahip değilimdir.

    demişsiniz.

    İfade özgürlüğünün dünyanın hiç bir yerinde laiklik, kanunlar ve devrimler gibi sınırları olamaz. “Şiddet içermediği sürece” hiçbir düşüncenin, hiçbir ifadenin özgürlüğü kısıtlanamaz. Bu neredeyse bütün dünyanın kabul ettiği evrensel hukuk ilkelerinden biridir. İnsan hakları sözleşmesinin bir maddesidir.

    Bunun doğruluğunu anlamak için hukukçu olmaya da gerek yok. Kanunlarını, devrimlerini benimsemediğiniz bir ülkede yaşadığınızı düşünün. En azından o kanunlar ve devrimler hakkında -kimsenin katılmak zorunda olmadığı- düşüncelerinizi ifade edebilmek istemez miydiniz? Bunun kime ne zararı olabilir ki? İsteyen dinler, istemeyen dinlemez.

    Tartışmaktan korkan, muhalif düşünceleri yasaklamaya çalışan bir ideoloji zaten baştan kaybetmeye mahkumdur.

    Asıl sorun şu ki sizin düşünce yapınıza sahip olan ve AKP’yi destekleyenler için yukarıdaki maddeler bir anlam ifade etmiyor ama ben bakınca İran’ı görüyorum.

    Yani birinin karşınızda konuşurken yanlışlıkla çenesini ya da partisini kapatmasını gerektirecek bir suç işlememesi için size neyin İran’ı hatırlattığını bilmesi mi gerekiyor? Sizin İran tasavvurunuz mudur yasakların gerekçesi?

    Bir gün düşüncelerinizi suç sayan bir rejimin yönetiminde kalsanız neyle savunacaksınız kendinizi? Sakın düşünce ve ifade özgürlüğü demeyin, ona inanmıyorsunuz çünkü. Empati yapmak bu kadar mı zor?

  • fizikci dedi ki:

    Bu arada Volkan Bey,

    Benim düşüncelerim, lâik Türkiye Cumhuriyet’i kanunlarına ve devrimlerine aykırı şeyler içeriyorsa bunları ifade etme özgürlüğüne sahip değilimdir.

    demiştiniz ya, aklıma geldi:

    Aslında laiklik hangi din veya ideolojiden olursanız olun düşüncelerinizi özgürce ifade etmenizin teminatıdır. Bu yüzden de çok gereklidir.

    Laik bir devlet hiç bir din veya din kılıklı ideolojinin yanında olmaz. Aksine hepsine eşit mesafede durur. Ne yazık ki Türkiye’de hakim bürokratların söz ve uygulamalarını dikkate alırsak laiklik yoktur. Aksine devlet, kemalizm denilen bir dinin yanındadır.

    Eskiden bu tam olarak böyleydi. Ama artık değişiyor. Türkiye’nin gerçekten laik, gerçekten demokratik bir devlet olacağı günlerin baharını yaşıyoruz.

    Guardian Bey,

    Sitenize baktım. “Imagination is more important than knowledge” yazmışsınız. Sakın o bahsettiğiniz “tehlike” de bir imagination olmasın? Knowledge olmadığı besbelli. Eh zaten sizin için hayal bilgiden daha önemliymiş. Sorun yok.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Sayın fizikci,

    Çok güzel demagoji yapıyorsunuz tıpkı desteklediğiniz partinin liderleri ve yine onları destekleyen sizinle aynı düşünce yapısındaki insanlar gibi.

    Burada sorun ben, siz ya da başka sıradan bir vatandaşın ne dediği değil. Siz “ben şeriat istiyorum” diyebilirsiniz benim umrumda da olmaz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı böyle bir şey söyleyemez bu direkt mevcut rejimi tehdit etmektir ve lâik Türkiye Cumhuriyeti devleti kanunlarına göre bu bir suçtur.

    Sanıyorum bu yazının altında defalarca lâikliğin tanımını yazmıştım ama siz hala kendi kafanızdan “dinlere eşit yaklaşan devlet” gibi bir tanım uyduruyorsunuz. Lâikliğin tanımı çok nettir, insan doğmalarını devlet işlerine karıştırmayarak devletin sadece akıl ile yönetilmesini sağlar. Dinlerin devlet işlerinden arınmasıyla da bireylere indirgenip insan içinde özgürce yaşanması sağlanır. Sen istiyorsan hindu dinlerinden birine inan ama bunu devlete karıştırma kendi içinde yaşa.

  • dilencikahin dedi ki:

    @fizikci
    Size söylenmesi gerekenlerden kibar olanları zaten Sayın Volkan Çınar söylemiş.Fakat gericiliği savunan, laikliğin ne oldugunu anlayamacak biri olarak zaten anlayabileceğinizi düşünmüyorum.Ayrıca Guardian’nın sitesini boşuna incelemişsiniz sizin kapasitenizin çok üstünde makaleler bulunuyor orada.Hayal etmek bilgiden daha önemlidir.Siz hayal etmenin ne oldugunu bilemezsiniz.Varlığınızdan itibaren sizlere dayatılanı, ezberletileni söylemişsiniz bu sebeple bunu anlamak için de uğraşmayın yani hakikaten boşverin oturun evinizde kendi kendinizle tartışın belki bir yere varırsınız.

  • Guardian dedi ki:

    @fizikçi;

    Guardian Bey,

    Sitenize baktım. “Imagination is more important than knowledge” yazmışsınız. Sakın o bahsettiğiniz “tehlike” de bir imagination olmasın? Knowledge olmadığı besbelli. Eh zaten sizin için hayal bilgiden daha önemliymiş. Sorun yok.

    Konu ile alakasını zorlukla kurduğum bu iletinize en güzel cevabı bir ileti öncesinde Volkan bey çok güzel bir dille vermiş.

    Lütfen yılmadan tekrar tekrar okuyunuz. Eminim yakalayacaksınız..

    Not: “Imagination is more important than knowledge” sözü Albert Einstein’a ait bir sözdür ve konuyla aslında gerçek anlamda alakası olmamakla birlikte, anlamak için düz mantık düşüncesinden sıyrılmak gereklidir.

  • fizikci dedi ki:

    Bin defa da söylense anlamayacak, anlamak istemeyeceksiniz ama ben gene de söyleyeyim:

    Başkalarının düşüncelerinden dolayı mahkum edilmesi (veya kapatılması) şimdi hoşunuza gidiyor olabilir. Ama düşünce özgürlüğü size de lazım. Bir gün düşüncelerinizden ötürü sizi mahkum etmek (ya da kapatmak) isteyen birileri çıkarsa nasıl savunacaksınız kendinizi?

    Guardian Bey, hayal aleminizde -İlhan Selçuk gibi- büyük bir tehlike içinde yaşadığınızı vehmediyor olabilirsiniz. Ama gerçekte öyle bir tehlike yok. Dahası bu evhamlarınızdan dolayı kimsenin partisini kapatmaya veya düşüncesini yasaklamaya hakkınız yok.

    Volkan Bey, başbakan da olsa kimsenin düşünme ve ifade etme özgürlüğünü kısıtlayamazsınız. Demokrasi neden var, partiler neden var? Komünist parti de olabilir, olmalıdır, şeriat partisi de. Şiddet içermediği sürece her tür düşünce özgürdür. Dünya bu anlayış seviyesine artık ulaştı. Sizin gibi -üzgünüm- neofaşistler bunu değiştiremez.

    Dilencikahin, “anlayamacak biri olarak”, “zaten anlayabileceğinizi düşünmüyorum”, “sizin kapasitenizin çok üstünde” gibi inciler saçmışsınız. Doğrudur. Anlayışımın kıtlığı göbeğini kaşıyan, bidon kafa hasso ve memolardan biri olmamdan kaynaklanıyor olabilir. Ama -siz de takdir edersiniz- artık onların zamanı. Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada kendi doğrularını sonsuza kadar değişmeyecek temel ilkeler gibi, halkı da bu doğruları kabul etmek zorunda olan sürüler gibi görenlerin devri kapandı, kapanıyor. Üçüncü dünya ülkelerinde bile demokrasi ve liberalizm rüzgarları esiyor. Bizim de bu rüzgardan payımıza birşeyler düşüyor. Sizinkilerin çıldırması, tehlike çanları çalması o yüzden.

    Yazık ki biz-siz olduk, bizimkilerden-sizinkilerden bahsediyoruz. Bölücüler bir ölçüde amacına ulaştı. Oysa hep birlikte birbirimizin özgürlüğünü savunmalıydık. Biz sizin özgürlüğünüzü savunuyoruz. Sizse türbanı yasaklamak, partiyi kapatmakla meşgulsünüz. Hangisi doğru?

  • fizikci dedi ki:

    Bu arada Guardian Bey, “imagination is more important than knowledge”in Einstein’a ait olduğunu biliyorum. O söylediğinde çok güzel bir söz.

    Ama aynı söz, yorum alanına “felaket haberciliği yapmayı hiç sevmem ama” deyip Cumhuriyet’in cumhurbaşkanlığı sürecindeki çirkin propogandasını yapıştıran birinin sitesine hiç yakışmıyor. İğreti duruyor.

    Bence siz onu şöyle değiştirin:
    “Hallucination is more important than knowledge!”

    Çünkü tehlike algınız sadece halüsinasyondan ibaret…

  • fizikci dedi ki:

    Dilencikahin,

    Guardian’ın makalelerini anlayacak seviyede bile olmadığıma dair önyargınızı kırmak için söyleyeyim dedim: Aslında ben de Guardian gibi bilişim üzerine makaleler yazıyorum.

    Bir tanesine link vereyim. Yalnız bağımlılık yapabilir, uyarmadı demeyin. :P Aynı sayfadan diğer makalelerime de ulaşabilirsiniz.

    Sahi Einstein’in önyargıları yıkmak ve atomu parçalamakla ilgili bir sözü de vardı di mi? :)

  • Guardian dedi ki:

    @fizikci;

    Einstein’ın ilgili söznü benim gibi düşüncelerinize aykırı insanların kullanmasını iğreti bulabilirsiniz. Benim için sorun yok, açık olduğunuz için teşekkür ederim. Saygı duyuyorum. Her ne kadar biz-siz olduk diye yakınan siz olsanızda ben sizin yine bizden olduğunuzu kabul ederek saygı gösteriyorum.

    doğru söylemişsiniz, benim kimsenin partisini kapatmaya hakkım yok, zaten bunuda idda etmiyorum. Laik Cumhuriyette bu yetki ancak yetkili merci olan Anayasa Mahkemesinindir. Onun kararına saygı duymak gerekir. Nacizane fikrim ise, AKP’ye sıcak bakmadığımdır. Herkes sıcak bakmak zorunda değil diğil mi? Hatta samimide bulmuyorum kendilerini. Öyle hissetmeme engel olabilir misiniz? Neden bu kadar kan kusuyorsunuz? Neden anlayışsızsınız? Halbuki sizin benim görüşlerimi kabul etmeyebileceğiniz gibi ben de sizin görüşlerinizi kabul etmeyebileceğim kadar basit olan bir konuyu neden bu kadar çocukça uzatıyorsunuz anlayamıyorum.

    Bu arada, bahsettiğiniz bilişim hakkındaki makalelerinizin devamını dilerim. Zihin açar..

  • fizikci dedi ki:

    Guardian Bey,

    Einstein’ın ilgili söznü benim gibi düşüncelerinize aykırı insanların kullanmasını iğreti bulabilirsiniz. Benim için sorun yok, açık olduğunuz için teşekkür ederim. Saygı duyuyorum.

    İğreti kelimesini bold yapmışsınız. O kelimeyi “iğrenç” falan mı zannettiniz, anlamadım. İğreti, eğreti kelimesinin halk arasında kullanılan şekli. Uygun değil, yersiz, namünasip demek.

    Her ne kadar biz-siz olduk diye yakınan siz olsanızda ben sizin yine bizden olduğunuzu kabul ederek saygı gösteriyorum.

    Bizi siz-biz diye bölenler, Ergenekon namıyla derinlerde yapılanan iç düşmanlarımız. Malum Türk’ün Türk’ten başka düşmanı yok. Bu çetelerin sivil kanadı AKP iktidar olduğundan beridir çeşitli kesimleri ulusalcılık (sözde) ideolojisi etrafında toplamaya, nefret üretip bizi birbirimize düşürmeye çalıştılar. “Tehlikenin farkında mısınız” propagandası da bu icraatın bir parçasıdır.

    doğru söylemişsiniz, benim kimsenin partisini kapatmaya hakkım yok, zaten bunuda idda etmiyorum. Laik Cumhuriyette bu yetki ancak yetkili merci olan Anayasa Mahkemesinindir. Onun kararına saygı duymak gerekir.

    Hadi demogoji yapalım diyorsunuz yani. Iıh, ben sevmem demogoji yapmayı. Sizin parti kapatma yetkiniz olmadığını biliyoruz. Asıl mesele AKP’nin kapatılmasını destekleyen bir yazının altında yorum olarak o temcit pilavı propagandayı tekrar etmiş olmanızdır. Partiyi siz kapatmıyorsunuz ama bu halinizle partinin kapatılmasını destekliyorsunuz. Ben de neden bunun yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorum. O beğenmediğiniz düşünce özgürlüğü size de lazım falan diyorum. Komünist Partisi de, Şeriat Partisi de hatta Homoseksüeller Partisi de olabilmelidir, olmalıdır, demokrasi budur diyorum.

    Nacizane fikrim ise, AKP’ye sıcak bakmadığımdır. Herkes sıcak bakmak zorunda değil diğil mi? Hatta samimide bulmuyorum kendilerini. Öyle hissetmeme engel olabilir misiniz?

    Bu düşüncelerinize saygı duyarım. Ama sizden de farklı düşüncelere saygı duymanızı beklerim.

    Neden bu kadar kan kusuyorsunuz? Neden anlayışsızsınız?

    Pardon? Nerde kan kusmuşum? Anlayışsız mıyım? Anlattınız da ben mi anlamadım? Henüz hiçbirinizden bir fikir kırıntısı dahi görebilmiş değilim, üzgünüm. Habire meçhul bir tehlikeden bahsedip duruyor, bununla parti kapatmayı destekliyorsunuz. Müsade edin de fikrimi söyleyeyim, bu yorum aparatı burada süs olsun diye durmuyor di mi?

    Halbuki sizin benim görüşlerimi kabul etmeyebileceğiniz gibi ben de sizin görüşlerinizi kabul etmeyebileceğim kadar basit olan bir konuyu neden bu kadar çocukça uzatıyorsunuz anlayamıyorum.

    : ) Bişey uzattığım falan yok. Tartışıyoruz. Sıkıldıysanız cevap vermezsiniz olur biter.

    Bu arada, bahsettiğiniz bilişim hakkındaki makalelerinizin devamını dilerim. Zihin açar..

    Eyvallah.

  • Guardian dedi ki:

    Bizi siz-biz diye bölenler, Ergenekon namıyla derinlerde yapılanan iç düşmanlarımız. Malum Türk’ün Türk’ten başka düşmanı yok. Bu çetelerin sivil kanadı AKP iktidar olduğundan beridir çeşitli kesimleri ulusalcılık (sözde) ideolojisi etrafında toplamaya, nefret üretip bizi birbirimize düşürmeye çalıştılar. “Tehlikenin farkında mısınız” propagandası da bu icraatın bir parçasıdır.

    Buna siz değil, yetkili merci karar verir. Siz ortada daha iddaname bile yokken insanları ve ekipmanlarını esir tutan zihniyeti bunu göremeyecek kadar benimsemişseniz, diyecek birşeyim yok size.

    Sanırım ancak başınıza geldiğinde anlayabilirsiniz önyargılarınızdan kurtulmayı. Sizinde bu konuda kesin yargılarda bulunmanız hukuku hiçe saymanız anlamına gelmektedir. Bunu artık kasti yaptığınızı düşünmeye başlıyorum ister istemez. Hukuk, fikirlere göre değil demokrasiye göre işlemelidir.

    Pardon? Nerde kan kusmuşum? Anlayışsız mıyım? Anlattınız da ben mi anlamadım? Henüz hiçbirinizden bir fikir kırıntısı dahi görebilmiş değilim, üzgünüm. Habire meçhul bir tehlikeden bahsedip duruyor, bununla parti kapatmayı destekliyorsunuz. Müsade edin de fikrimi söyleyeyim, bu yorum aparatı burada süs olsun diye durmuyor di mi?

    Parti kapatmayı desteklemiyorum. Fakat ortada bir iddia varsa ve kanıtlanırsa, gereken ne ise o yapılmalıdır ve herkes saygı duymalıdır. Evet, işte bu konuda anlayışsızsınız.

    Bu hukuk süreci esnasında insanlar kesin yargılardan kaçınmalıdır.

    Sanırım, önceki mesajımın biraz agresifçe yazıldığını düşündünüz, aksine gayet sakin bir ruh halim vardı fakat sanırım acele nedeniyle yazıya dökememişim. Basitçe söylemem gerekeni söyleyip bırakmışım.

    Tabikide tartışıyoruz. Fikrini söylemek herkesin hakkıdır. Fakat kesin yargılardan uzaklaşmak gerektiğini düşünmüyorda değilim. Özellikle konu hakkında önyargıya herhangi bir neden bulunamıyorsa. (?)

    İyi çalışmalar dilerim.

  • Volkan Çınar (author) dedi ki:

    Ve dava sonuçlandı. Az önce Anayasa Makmekesi başkanı tarafından AKP’nin kapatılmaması kararı çıktığı ve sadece yarıyarıya hazine yardımının kesileceği bildirildi.

    6 kişi kapatılsın yönünde, 4 kişi hazine yardımının kesilmesi yönünde, 1 kişi ise ret yönünde oy vermiş. Yani 11 savcının 10′u bu partinin lâiklik suçu işlediği yönünde görüş bildirmiştir.

    Umarım ülkemiz için hayırlısı olur.

  • MUSTAFA GÜLTEKİN dedi ki:

    yani akp kapatılsın .. bu öneri ancak erdoğandan daha akpli birisine ait olabilir. birisi çıksın ve akp kapatılsın desin.. neden mi? çünkü akp şeriatçı-dinci şöyle böyle ..! e bunların önüne nasıl geçebilriz sorusuna kapatalım cevabı!! bırakın kardeşim yıllardır oynadınız. bu halka bu kadar düşmanlık besleyecek ne var ortada. akp yi kapatacaksınız erdoğanı maltaya süreceksiniz ( resmen halkın gözünde akp yi meşrulaştırmaktır bu) akp nin ardından kurulacak partiye erdoğanın tek cümle ile desteğini açıklaması gerisi kıyamet senaryosu gibi.. e ben şimdi komplo üretiyorum kesin :D)

  • melankolik dedi ki:

    b konuda kesinlikle mstafa gültekine katılıyorum bu düşünce akp yi ancak ak(?)lamak için ortaya atılmıştır. erdoğanın geçmişini de biliriz o ki mitintlerde basbas avrupa topluluğu bir hristiyan topluluğudur biz onlardan olmadan asla bizi almazlar diye bağırıyordu ne oldu da şimdi tek çare avrupa birliğidir diye bağırıyor. evet yaptığı sadece konşmak olan b adamın şimdiki kozu kapatılma davasıdır e-muhtıra hikayesi gibi…..

Görüş belirtin!

Aşağıdaki form ile bu eleştiri hakkındaki görüşlerinizi belirtebilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Ayrıca yorumlara RSS ile abone olabilirsiniz.

Yaptığınız görüşün sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Görüş bildirirken şu etiketlerden faydalanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>