Ana Sayfa » Kitap ve Yazın

6 Yıl Tam Pansiyon ya da Kültürel Cinayet

19 Ekim 2008 9 Görüş Eleştİrmen: Mehmet Tamer

Birkaç hafta önce sağlam bir gribe yakalanıp evde birkaç gün geçirmek zorunda kaldım. İşin gücüm olmadığı bu dönemde televizyonun gündüz kuşağında ne kadar korkunç olabildiğini bir defa daha gördüm. İnternet nispeten daha az sıkıcıydı, sonuçta seçme özgürlüğüm vardı. Ama asıl olan her zamanki gibi kitaplarımdı… İlk iki günde Orhan Pamuk’u bitirdim, ağzımda keyifli bir edebiyat tadı kaldı.

Fakat sonra 14 yaşındaki oğlumun salonda bıraktığı kitabına gözüm takıldı ve hem sıkıntıdan hem de “bizim oğlan neler okuyor bakalım” diye kitabı aldım elime. Kitap, Tolga Gümüşay’ın yazdığı bir gençlik romanıydı: 6 yıl tam pansiyon. Olaylar kısaca bir grup öğrencinin yatılı okullarında geçirdikleri son birkaç günü anlatıyordu.

Battaniyenin altına girdim ve başladım okumaya. Sadece aklımı dağıtsın, biraz neşeleneyim diye okumaya başladığım kitap, ortasına geldiğimde beni çıldırtmak üzereydi. Çevirdiğim her sayfada kan beynime sıçrıyor, sinirlerim bozuluyordu. Zira oğlum bu kitabı okumuş ve buradaki çocukların yaptıklarına, bu çocukların ait olduğu bir kültür atmosferine ait olmak istemişti muhtemelen. Tolga Gümüşay’ın 6 yıl tam pansiyon kitabındaki karakterler ve olaylar; batı kültürünün en dejenere haline öykünüyordu. En temel tanımlamasıyla Amerikan kültürünün çöplüğüne bir bakıştı ama çöplük gibi değil de sanki değerli bir mücevhermiş gibi yansıtıyordu bunu…

6 yıl tam pansiyon’u içimdeki öfkeyle zor bela bitirdim ve üzerine oturup düşünmeye başladım. Televizyon hemen her kuşağıyla çocuklarımıza zaten, batı kültürünün tüm çirkinliğini aşılıyordu. İnternet ya da bilgisayar oyunları da bütün bir kuşağın beynine girmeye muktedirdi. Peki bizim çocuklarımızı koruyabileceğimiz hiçbir korunaklı alan olmayacak mıydı?

O ana kadar kitapların hep bu kurtarılmış alan olacağını düşünmüştüm. Oğlumu yatağında uzanmış kitap okurken gördüğümde, ona kitap okumayı özendirdiğim için kendimle gurur duyardım. Oğlum yaşıtları kadar tv ya da internet bağımlısı değildi (Hiç izlemiyor diyemeyeceğim, zira böyle bir şeyi beklemek de mümkün değil zaten).

Di’li geçmiş zaman kullanıyorum çünkü Tolga Gümüşay’ın kitabını gördüğümde tüm algılarım yıkıldı. Çocuğumun aslında edebiyattan ya da kitaplardan da zehirlenebilirdi ve 6 yıl tam pansiyon gibi bir kitap çıkıp ona gerçek dışı, ülkemizle, kültürümüzle alakası olmayan, dejenere bir dünyayı sunup, böyle bir dünyayı istemesini sağlayabilirdi.

Kitabın herhangi bir edebi üstünlüğü yoktu, kabul eli yüzü düzgün bir Türkçesi vardı ama içerik resmen bir kültürel cinayetti. Bugün Çılgın Dersane, Kavak Yelleri, O.C, Recep İvedik gibi diziler filmler neyi temsil ediyorsa; 6 yıl Tam Pansiyon da tam bunları temsil ediyordu. Yalnız bir fark vardı, insanlar okudukları şeylere izlediklerinden dinlediklerinden çok daha fazla inanma eğilimindedirler. Hele gerçekle kurgu olanı ayırt edemeyecek yaşta olan genç zihinler…

Evet belki ben kitaba ya da edebiyata karşı fazla iyi niyetli fazla nahiftim fakat böylesi bir sonuçla karşılaşabileceğim aklımın ucundan geçmemişti. Hele biraz araştırma yapıp Tolga Gümüşay’ın bu kitabının okullar tarafında resmi olarak seçilen bir eser olduğunu gördüğümde eğitim sistemimizdeki vahameti daha da iyi anladım. Tanpınar ya Bilge Karasu okumayan kuşak, 6 yıl tam pansiyon okuyordu. Biliyorum bu kitabı sevenler vardır, 10.000 basılmıştır kitap ve eleştirilmemişti pek fazla. Ama unutmayın Recep İvedik’i de 5 milyon kişi izledi ve Atilla Dorsay bile bu filmi eleştirmedi…

Mehmet Tamer

9 Görüş »

  • Gencim guzelim dedi ki:

    evet haklisiniz,goruslerimize ters kitaplari asla okumamaliyiz,okutmamaliyiz!aman aman evlerden irak.
    zaten cocugum,babasi gibi,babasinin gorusunu benimsemeli!!!

  • erdinc dedi ki:

    kalkıp kitap yazarını eleştireceğinize kendi ebevynliğinizi eleştirin. yazar orta yaşlı bir insanı etkileyecek kadar iyi bir yazı çıkarıyorsa bunun kültürel bir yanılgı olması kimin umrunda? siz oğlunuzu doğru yönlendirememiş,dünya klasikleri,ödüllü kitaplar okuyacağı yerde böyle bir kitabı okutuyorsanız sorun sizde beyfendi. Tolga Gümüşay gerçekten size bu rezalet yazıyı yazdırabildiyse helal olsun en azından sizin bile düşünmenizi sağlayabilmiş… cevap yazmayın boşuna dönüp bir daha bu rezalet sayfaya gelmeyeceğim

  • tuncay kasımoğlu dedi ki:

    Bu kitabı hem olumlu hem de olumsuz anlamda bu kadar abartmaya gerek yok. Standart, öylesine bir kitap işte…

  • ben buradayım dedi ki:

    Kitabı okumadım ama yazıyla ilgili bir sorun göremiyorum ben. Mehmet Tamer, oğlunun kendi düşüncesine göre kötü bir kitap okumasına sinirlenmiş. Kitabu beğenmemiş bunu da paylaşmış. Kime ne…

  • fizikci dedi ki:

    Gencim güzelim bey/hanım,

    Okuduğumdan anladığım kadarıyla Mehmet Bey ne çocuğum benim gibi olsun diyor, ne de goruslerimize ters kitapları okumamalıyız diyor. Nerden çıkardınız ki bunları?

    Sadece oğlunun okuduğu kitabın hedonizmi allayıp pullamasından rahatsız olmuş, bunu anlatıyor. Bence de gayet haklı.

    Aslında ilginç olan şu: Türkiye’de Orhan Pamuk’u düşman belleyen, gençlerin namaz kılmak yerine bale yapmasını isteyen tuhaf bir ideoloji var. “Çağdaş Yaşam” falan diyorlar buna.

    Bu ideolojiden olup bu yazıyı okuyan insanlar yazının başında Orhan Pamuk’un övülmesinden, ilerleyen kısmında da hedonizmden rahatsızlık duyulmasından çok fena rahatsız olabilirler. Buna hiç aldırış etmeyin Mehmet Bey. :)

  • Açıkalın dedi ki:

    Bahsi geçen kitabı 4-5 yıl önce okumuş, gayet de beğenmiştim. Mehmet beyin böyle bir kitaptan bu sonuçları çıkardığına göre zor bir hayatı olmalı. Batılı yaşam biçimine cephe alıp sonra da eleştirisini “hedonizm” gibi öz türkçe sözcüklerle süsleyen fizikciye de tebrikler. Allah yurdum insanına akıl, fikir versin diyorum.

  • fizikci dedi ki:

    Açıkalın,

    Akıl fikir dileğin için teşekkür ederim. Dua kabul ediyorum. Ama bu -izmler genellikle yabacı dilden aldığımız haliyle kullanılır. Komünizm, sosyalizm, ateizm, vs vs..

    Öztürkçe meselesini fetişizm ölçüsünde kafaya takmayı doğru bulmuyorum. Nasıl memleketimizde yabancı uyruklu vatandaşlarımız varsa ve bunlar yüzyıllardır burada yaşayarak Türkleşmişlerse, bazı yabancı kelimeler de dilimize girer ve artık Türkçeleşirler. Bu tür kelimeler dilden birşey kaybettirmez aksine dile zenginlik sağlarlar. İngilizce’nin %30′unun Fransızca ve İspanyolca kelimelerden oluşması gibi Türkçe de içinde etkilendiği kültürlerden (Arapça, İngilizce) kelimeler barındırır. Asıl garabet tuhaf bir ırkçılık anlayışıyla 6-7 Eylül’de yabancı unsurları memleketimizden kovmaya çalıştığımız gibi, yabancı kelimeleri Türkçemiz’den kovmaya çalışmaktır.

    Bu başlı başına bir yazı konusu. İnşallah (arapça) daha sonra bu konuda bir yazı kaleme (arapça) alırız.

  • bilge dedi ki:

    yarım saat önce kitabı bitird,m ve yazar hakkında birkaç birşey öğrenmek ve kitaptaki bilge karkterile evlnemişmi diye merkımdan araştırma yapıyorum bu yazıyı gördüm. mehmet bey fazla abartmış kitapta u kadar abrtılacak bir ahlaksızlık yok. ergenlik dönemindeki gençlerin pskolojşk durumunu gayet iyi anlatmış. kitabı anlatan seviyeli bir şekilde birne aşık oluyor arkadaşlarıyla yaşına göre olağan bir şekilde eğleniyor abrtılacak bir durum göremiyorum. saygılarla..

  • Gizem dedi ki:

    bende 14_15 yaslarındayım bana kalırsa kitap rezalet falan değil gayet güzel bir kitap hiçte amerikan çöplüğüyle alakası yok siz bu yaslarda olmadıgınız için bilmiyor olabilirsiniz ama kitap gayet te bir yatılı lise öğrencisinin hayatını yansıtıyor 2. kez okumayı bile düsünüyorum!

Görüş belirtin!

Aşağıdaki form ile bu eleştiri hakkındaki görüşlerinizi belirtebilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Ayrıca yorumlara RSS ile abone olabilirsiniz.

Yaptığınız görüşün sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Görüş bildirirken şu etiketlerden faydalanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>