[31 Tem 2009 | 8 Görüş | Eleştiren: Volkan Çınar ]
Tüketim Toplumu Olmak

Sanayi devrimi ile birlikte dünya endüstrisi hızla gelişti. Tüm insanlık tarihinden fazla üretim yapıldı son 100 yılda. Bir şeyler üretilince doğal olarak tüketilmesi de gerekiyordu ve aynı hızda tüketim çılgınlığı baş gösterdi. Bunun yanına teknolojik gelişmelerde eklenince özellikle son 20 yıl dünya koca bir alışveriş merkezine dönüştü. Bu gelişmeler doğal olarak Türkiye’yi de etkiledi ama bir farkla; Türkiye tüketiyor fakat üretmiyordu! Sonuç olarak Türkiye bir tüketim toplumu haline dönüştü.
Bunun için kısa bir araştırma yaptım ilk olarak avrupayı baz alarak işsizlik oranlarını inceledim, tahmin edebileceğiniz üzere avrupanın en yüksek işsizlik oranına …

Okumaya devam edin »

Genel Konular »

[17 May 2011 | Görük Yok | Eleştiren: sadece ses ]

“Modernizm”e göre evet, değişmeyen tek şey değişimin ta kendisi… Günümüz “modern” insanı ise kesinlikle buna tabi olmalı bu görüşe göre… Çağın gerisinde kalmamak lazım ne de olsa…
Değişim… Günümüz insanının hâkimi, azadesi, malı, mülkü, değeri, esiri, amiri, yüreği, saygısı, sevgisi… En kısası her şeyi… Gönüllü esaret bu… Değişimin o bitmek bilmez hükümlerine amade olmak…
 
Değişmek zorundayız, değişime ayak uydurmak, boyun eğmek zorundayız. Vücudumuzu, ruhumuzu, kendimizi şekilden şekile sokmak zorundayız. Her ne kadar görmezden gelsek de o, karşımıza çıkacak, yolumuzu kesecek ve biz “modern” olduğumuz için değişeceğiz kendimizden bin bir parçayı yok …

Bireyler ve Toplum, Genel Konular »

[17 May 2011 | Görük Yok | Eleştiren: sadece ses ]

Bu ülkenin tamamı, tarihi ve bugünü düşünüldüğünde bir dizi sorun kendini gösterir. Sayfalar, kelimeler yetmez belki bu sorunları anlatmaya, irdelemeye, çözümlemeye… Soru işaretleri gözümüzde iyice büyür ve “Bizden adam olmaz” a kadar gider…

Son zamanlarda benim gözüme gözüme batan, rahat ettirmeyen, kafamda bir yığın soru işaretiyle karşı karşıya bırakan diğerlerine nazaran bana göre daha büyük bir sorun var ve bu sorun, öyle üzeri kapatılacak cinsten de değil… Siz üzerine toprağı attıkça çemberinizin daraldığını, çevrenizin dağlarla kapandığını fark edersiniz. Ve son çıkış yolu da kapandığında işler sarpa sarar… Bu sorun için de …

Kitap ve Yazın »

[3 Eyl 2010 | Görük Yok | Eleştiren: fatma kahraman ]

Nazım Hikmet’in “Saman Sarısı” şiiri 1961 yılında uzun bir tren seyri sırasında yazılmıştır. Tematik olarak tren yolculuğu ve aynı anda şairin yaşadığı zihinsel yolculuğun anlatıldığı şiirde konu kadar konuyu yansıtmada seçilen sözcükler ve yarattıkları çağrışımlar da tek tek önem kazanır. Özellikle “ ….bu kitabı dükkânında satanlar para verip / alanlar alıp da seyredenler …” dizelerinde geçen “seyretmek” sözcüğü izlemek anlamına gelebileceği gibi şiirle ilintili birden çok anlamda da kullanılmış olabilir. Bu bağlamda, “seyretmek” sözcüğünün seçilmesinin nedeni bu sözcüğün okurda yarattığı farklı çağrışımlardır.

Tüm …

Sinema ve TV »

[21 Tem 2010 | Görük Yok | Eleştiren: osmantatli ]

DERS BİTTİ, HAYATA DEVAM

Çocukluk gözüyle hayatı ve büyüklerin dünyasını tanımlamak ve anlamak yetersiz olsa da büyüklerin bakış açısına göre daha doğal ve objektif olabilmektedir. Çocukluk da kendi içinde öznel tutumlar içermektedir. Dolaysıyla çocukluk dönemi, tamamen masumiyet taşımasa da büyüklerin dünyasıyla karşılaştırıldığında daha doğal durmaktadır.

Çocukluk demek büyüklere ve koşullara tabii olmak demektir. Büyükler için çocuk olmak bir şey bilmemek, anlamamak ve becerisizlik demektir. Çocuğun kendini ortaya koyma yetersizliği, büyüklerin bilmişliği kararların çoğu kere yanlış verilmesi demektir. Büyükler hayatın acımasızlığını görmüş ve yaşamaya devam eden taraftır. Çocukluk ise hayatın masum tarafındadır ve …

Bireyler ve Toplum »

[16 Haz 2010 | Görük Yok | Eleştiren: Anıl Arpat ]

Kalemi ve kitabı bırakıyorum elimden ve duruyorum, amaçsız, sanki fısıltıyla konuşan birini dinlermişim gibi, ama geçirdiğim koca bir sene kadar işe yaramaz, bağırmak istiyorum sonra ama avazım çıktığı kadar değil sanki birine seslenir gibi bağırmak, istemiyorum demek, başkalarına hizmet ederek kendi hayatımı kazanmak ve öyle olabilmek için böyle debelenmek istemiyorum. Seslendiğim hayale “anladın mı?” diye soruyorum, tam anlatmaya devam edecekken sanki söyleyeceklerimin imkansızlığını ve söylenmemesi, düşünülmemesi şeyler olduğunu hatırlatırcasına soğuğunu üstüme vuruyor klima ve hapşırıyorum iki kez.
Birileri daha çok para kazansın diye gecesini gündüzüne katan, zamanının emeğinin çoğunu aynı birileri …